rss
twitter

    31 Ağustos 2009 Pazartesi

    TSL 4.Hafta || Beşiktaş - Gaziantepspor

    Tekrar merhaba,
    Öncelikle yazıya başlarken Beşiktaş'ımızın bu hafta nasıl galip geldiğimi anlatmak isterdim. Ne yazık ki neden berabere kaldığımız anlatmak zorundayız.
    Bunlardan birinci etken şans faktörü. Tarihde görülmemiş şekilde oldukça şanssız başladı sayın Denizli. Çok değil sadece Cuma ve Pazar akşamı 90+3 ncü dakikadaki kareler tam tersi sonuçlansa, yani Ekrem'in vuruşu gol Alex'in kafası direkten aut olsa puan farkı şuan 6 olmayacak sadece 2 olacaktı. İşte futbol böyle bir oyun.
    Maçın içine girersek, geçen yazımda da bahsettiğim gibi Serdar Özkan bu takıma girecektir ve sonunda da girdi de. Aslında Ernst ile beraber sahanın en iyisiydi. Hatta Cuma gecesindeki performansı Ernst'den bile iyiydi.
    Peki neden kazanamadık ? Çünkü Nihat ve Holosko'yu kazanmaya çalıştık maç boyunca. Peki ne yaptılar ? Hiçbirşey. Cuma akşamı 4-3-3 gibi gözüken aslında 4-2-3-1 gibi oynadığımız oyunda üç temel nokta vardı. Birincisi merkezdeki santrafor ikincisi orta alanın organizasyonunu yapan kişi ve kenarda oynayan forvetler ve onların yapacakları çapraz koşular.
    Nihat, Antalyaspor maçının ardından inişe geçti tekrar. Panik halinde oynuyor ve en kötüsü de takımın oyununu bozuyor. Gereksiz yan koşular yapıyor ve diğer arkadaşlarının işlerini zorlaştırıyor.

    Tello ise bu sezonun en kötü oyunlarından birini oynadı G.Antepspor karşısında. Umarım bu son olur çünkü bu kadar sakat oyuncunun yokluğunda bir de onun formsuzluğu gerçekten keyifleri kaçırıyor. Şu bir gerçek ki sistemin işlemesi için o ve onun bölgesinde oynayacak olan oyuncuların oldukça üretken olması gerekli.
    Serdar Özkan ise vasatın üstünde bir akşam oynamasına rağmen hücumdaki o özellikle Nihat'ın yol açtığı belirsiz ve panik hücum şekli yüzünden başlattığı ataklar saman alevi gibiydi.
    Holosko ise 90 dakika boyunca tamamen kayıptı. Bence kendisine gelmeli. Çünkü bu takımın ona ihtiyacı var.
    Bir 90 dakika da böyle geçti, iyi şeyler yok mu ? Elbette var. Takım savunması var, orta saha daki direnç ve tempolu oyun var fakat artık biz de taraftarlar da skor görmek istiyoruz.
    5 atana da 3 puan veriyorlar 1 atana da.
    Sayın Denizli her ne yapacaksa bir an önce yapmalıdır. Çünkü Super Lig de öncelik atmaktır yemek değil.
    Ne yazık ki tren de kaçmak üzere.

    Tabata Sonrası Sistem Oluşumları


    Tabata transferi ve ödenen bonservis ucreti yavas yavas bu işlerden soğumama neden olsada Tabata'nın sistem içerisinde ki getirilerini de göz ardı etmemek lazım. Bence Tabata transferi ile sistemin değişeceğini dusunuyorum. Cunku bu sistem tutmadı. Ozellikle Bobo olmadıgı donemde Nobre'nin zaten bu sistemde hiçbir varyasyonu yokken Bobo olmadıgında Nihat'ın da sırtı donuk oynayamadıgı için ve yanında da partner olmadıgı için gol sıkıntımız iyice boy gosteriyor.

    Ozellikle son Antep maçında nasıl hucum ettiğimizi merak edip hucum setlerini tek tek ala almak istedim.

    Ama ne yazık ki bekler oyuna girmediği zaman hucum setlerimizin birçoğu aksıyor. Benim farkedebildiğim 4 ayrı hucum setimiz vardı. Bunların ikisi sol ve sağ dışda oyuncular endeksli biri beklerin gerceklestirdiği kanat organizasyonları bir diğeri ise Fink ve Ernst endeksli uzaktan sut olusumları.

    Tabata transferi ile artık Bobo'nun veya ileride en onde oynayacak oyuncunun arkasında bir tane tamamlayıcı olacagını dusunuyorum.

    Mesela 2 farklı varyasyonu ele aldığımızda;


    ****Fink*************Ernst******

    ****Tabata*************Tello****

    *************Nihat**************

    *************Bobo***************


    Yukarıda ki gibi bir sistem değişikliğine gidileceği dusuncesindeyim. Mustafa Hoca'nın dogru nun sadece tek oldugunu cok iyi bilir. Nasıl 4-3-3 de Nobre'nin hiçbir rolu yoksa Tabata geldiğinde de aynı şekilde ayakta cok top tutarız ama yine topu yine 3.bolgelere yayarken kapanan takımları acmak da cok gucluk cekeriz.

    Bu sistemi ele aldıgımızda; malum beklerimiz de bu kadar aktif iken soldan; Ismail*Ersnt*Tello uclusu ile sağdan ise; Ekrem*Fink*Tabata uclusu hem kanat organizasyonlarında hem Nihat'ı dışarıda ki oyunda daha aktif hal almasını sağlayacaktır.

    Ikinci olarak dusundugum sistem değişikliği ise;

    Lig de tek on liberolu sistem;

    *******Tello********Ernst******

    *******Tabata*******Ekrem******

    *************Nihat*************

    *************Bobo***************

    Bu sistem ise benim şahsi kanaatimce ozellikle tabata transferi ile beraber ligde 3 buyukler dışında oynamamız gereken sistem oldugunu dusunyorum. Bekler oyuna girerken her kosulda Ekrem-Ismail gibi sol koridor ve onların boşlugu kapatacak Ernst diğer kanat da ise Tabata ve Tello gibi oyuncuların eksikliği ise anca Ibrahim Kas gibi veya Toraman gibi savunma gucu yuksek bir oyuncu oynaması ile sağ ve sol koridorda hucumda önemli katkıların yanında Nobre'nin de bu sistemde verimli olabilecektir. Hem sistem oyunun gidişatına göre oyuncular değiştirmeden direk 4-4-2 sistemine dönülebilecek ve oyun yapısında cok farklı varyasyonlara gidilebilir.


    27 Ağustos 2009 Perşembe

    "Şampiyonların" Liginde Kuralar Çekildi.


    Beşiktaş'ın rakipleri belli oldu

    Şampiyonlar Ligi'nde 2009-10 sezonunun kura çekimi Monaco'da yapıldı. Kuraya 3. torbadan giren Beşiktaş, B Grubu'nda İngiltere'nin Manchester United, Rusya'nın CSKA Moskova ve Almanya'nın Wolfsburg takımları ile eşleşti.
    Şampiyonlar Ligi'nde grup maçları 15-16 Eylül tarihlerinde oynanacak. Gruplarda mücadele 9 Aralık'ta sona erecek.

    Grubun ne kolay ne de çok zor olduğunu düşünüyorum. Grubun birincisi zaten belli. Fakat ikincilik için çekişen 3 tane takım var fakat bu 3 takımında birbirlerine denk takımlar olması her 3ünün de şanslı olduğunu gösteriyor. Her takımın bazı artıları ve eksileri mevcut durumda biz kısaca rakiplerimizi değerlendirelim.
    Manchester United : Geçen sezonu Premiere Lig şampiyonluğu ve Şampiyonlar Ligi finalisti olarak kapayan kırmızı şeytanlar, transfer döneminde Tevez'i şehrin diğer yakasına kaptırırken takımın en büyük kozu ve yıldızı Cristiano Ronaldo'yu Real Madrid'e satmak zorunda kaldı. Bir futbolcuya ödenen gelmiş geçmiş en yüksek bonservis bedeli ile tarihi bir rekora imza atan İngiliz ekibi hem kasasını rahatlattı hemde oyuncu transferleri için yüklü bir sermayeye sahip oldu. Fakat çok da spektaküler oyuncular aldılar diyemeyiz. En popüler transferleri eski Liverpool'lu M.Owen ve Wigan Athletic'li Valencia'yı kadrosuna katan Manu, Premiere Ligin ilk haftalarında Burnley deplasmanında aldığı şok mağlubiyetin acısını geçen hafta Wigan deplasmanından çıkardı.
    Takım oyununu seven ada ekibi Ronaldo'nun gidişine rağmen alternatifli kadrosu ile yinede bu grubun ve bu ligin en iddaalı takımlarından biri.
    CSKA Moskova : Saman alevi gibi dönem dönem Avrupada başarılı sezonlar çıkaran ve bunun sonucunda ülkesine UEFA kupasını da getiren Rus ekibi son dönemde sattıkları oyuncuların yerini doldurmakta sıkıntı çektiği gözüküyor. Öyle ki 19 haftası geride kalan Rusya Ligi'nde 33 puanla, lider Rubin Kazan'ın 7 puan gerisinde 3. sırada yer alıyor. Takımın en büyük yıldızı Zhirkov'uda Londra ekibi Chelsea'ya kaptıran Rus ekibinin şuan için en büyük kozu ise tecrübesi.
    İkincilik için kıyasıya bir yarışa gireceğimiz rakiplerimizden biri olan CSKA kesinlikle yenilmeyecek bir takım değil.
    VfL Wolfsburg : Geçen sezon büyük bir süpriz yaparak, Bayern Münih, Hamburg, Werder Bremen, Schalke gibi takımların arasından sıyrılıp Bundesliga'yı kazanan Alman ekibi kadrosunu korumayı başardıktan sonra Obafemi Martins, Karim Ziani ve Thomas Kahlenberg'ı kadrosuna katarak oldukça kaliteli bir ekip yarattı. Fakat geçen sezon bu takımı bir araya getiren teknik direktörleri Felix Magath'ı Schalke'ye kaptıran Wolfsburg'u, yeni sezonda Armin Veh çalıştıracak.
    En büyük handikabı bu ligdeki tecrübesizliği gibi gözüken Alman ekibini oldukça zorlu maçlar bekliyor.


    10.5 Numaralı Forması Ile ....


    Sözleşmesi yılan hikayesine dönen Matias Delgado'nun bazı basın yayın organlarına göre sözleşmesinin dondurulduğu ifade edildi. Simdi sıra yeni gelecek oyuncuda herkesinde tek temennisi paraya kıyılıp bir yıldız özleminin giderilmesidir. Cunku bu sezon cıta cok yukseldi. Beklenen temenni ise;

    Rafael Van Der Vaart #1

    Eurobasket 2009'a Doğru || Efes Pilsen World Cup Game #1


    Yine büyük bir şampiyona ve yine şampiyona öncesi Efes Pilsen World Cup turnuvası ile karşı karşıya idik. Kadromuza geri dönmek istemiyorum ama Kerem Gonlum'un cezası belkide madalya şansımızı azaltacak düzeyde. Cunku dun belki de Avrupa Basketbol Şampiyonasının en iddialı takımlarından biri ile ciddi bir hazırlık maçı oynadık. Ve göze çarpan ilk eksiklik ikili oyunlarda 4 numarada oynayan oyuncular rakipleri için dışarı çıkarken rakip ikili oyun sırasında uzun dan kısaya pas alışverişinde uzunumuz çoğu kez kısa oyuncuya yardıma gitmeyerek Ukic ve Popovic den cok ekstra dış şut yedik.

    Maçın başında Ukic'in hızını durdurmak için Sinan Guler ile başladık. Ama bu hamle ne yazik ki ters tepince hem Ukic ilk periyot da maç genelinde ki en iyi performansını sergiledi hem de guardsız oynadıgımız için maçın başında bir türlü oyuna giremedik.

    Oyun içerisinde dikkatimi çeken bir başka konu ise oyunun son 4-5 dakikalarında her zaman tempoyu yukarı çıkarıyoruz. Ama bunu oyun geneline yaymalıyız diye dusunuyorum. Ozellikle Hidayet Türkoglu inanılmaz bir liderlik performansı sergiliyor. Gercekten boyle bir oyuncuya sahip oldugumuz için kendimizi şanslı hissetmeliyiz.

    Avrupa Basketbol Şampiyonasından çok umutluydum ama Kerem Gonlum'un eksikliği şu sıralar bence sıkca acaba dedirtiyor. Takımı izlerken de takımda tek 4 numara oynayabilecek oyuncu bence Ersan Ilyasova'dır. Bu takımda en az Hidayet Türkoglu kadar yetenekli bir oyuncu. Ozellikle Barcelona da oyununu cok geliştirmiş. Hatta bir aralar sırtı donuk top aldı içerde ve Vujcic'e karşı sırtı donuk oynadı. Ersan Ilyasova'yı hucumda cok daha aktif kullanmalıyız. Cunku geçmiş donemlerde kadromuzda Harun Erdenay'dan gelen Ibrahim Kutluay ile devam eden ve son jenerasyon da Serkan Erdoğan'ın ustlendiği sutor rolunu benimseyecek oyuncumuz bu sene ki kadromuzda yok. Aslında Bekir var ama o da topu elinden cok gec cıkaran sutorlerden oldugu için ve el ustunden sut yetenegi de olmadıgı için ona hazır setler hazırlamak da hucum rotasyonun da pek kullanılmaması bu rolun diger oyunculara kaydırılmasına sebep oluyor. Bu nedenle Ersan'ı muhakkak hucumda cok daha fazla kullanmalıyız.
    Son olarak da Engin Atsur'un performansına değinmek istiyorum. Ilk yarı boyunca hiç sure almayıp ikinci yarı da oynayan Engin gösterdiği performans ile son Dunya Sampiyonasının son macları ve Avrupa Şampiyonasında oldugu gibi yine bu takımın birinci guardı benim diyor. Tanjevic ile çok iyi bir uyum sağladılar. Tam istediği oyunu Engin Atsur ile cok rahat oynatabiliyor. Engin Atsur'un ozellikle kritik anlarda ki oyunun kontrolunu eline alması ve oyun gorusu ile Avrupa Basketbol Şampiyonasında kariyerinin zirvesine cıkacagını dusunuyorum.

    26 Ağustos 2009 Çarşamba

    Basketbol Gündemi


    Son 2-3 gün içerisinde Basketbol da yaşanan olayları toparlamak istedim;

    - Fenerbahce Ulker'de bu hafta önemli gelişmeler yaşandı. Oncelikle Türkiye'de çok iyi bir sezon geçirip Nba'ye tranfer olan Tarance Kinsey, Fenerbahce Ulker'e geri döndü. Hiç şuphesiz Fenerbahce Ulker adına çok önemli bir transfer hamlesi. Kinsey hem savunmada hem de hucumda takıma direk katkı sağlayabilen ve Euroleague'de önemli maçlarda takımın direncini direk yukarıya taşıyabilecek seviyede bir oyuncu. Kinsey transferi ile beraber Fenerbahce Ulker inanılmaz bir dış rotasyona sahip oldu; Kinsey - Greer - Preldzic -Giricek - Omer - Mrsic. Gecen sezon sakatlıklardan oturu bir turlu istenilen katkıyı veremeyen Giricek'in akıbeti ise Kinsey ve Greer transferi ile daha bir merak konusu oldu.

    - Gündemin yoğun takımı Fenerbahce Ulker'de bu hafta içerisinde basketbol da kariyerinin son yılını yaşayacak olan Damir Mrsic ile kontratını 1 sene daha uzattı. Yeni transfer Lynn Greer ise Acıbadem Hastanesinde kontrolden gecti. Greer, genel cerrahi, iç hastalıkları, ağız-diş sağlığı, göz, kulak burun boğaz ve efor testi gibi bir dizi testlerden gecti.

    - Onceden bahsettiğimiz gibi Kepez Belediyespor'da Halil Uner'den boşalan koçluk görevine getirilmesi düşünülen Çetin Yılmaz, Kepez Belediyespor'un teklifini kabul etmediğini açıklamış.

    - Daha önce Beşiktas Cola Turka ile idmanlara çıkan Cem Coskun Besiktas ile sozlesme imzaladı.

    - Besiktas altyapısından yetişen ancak A takım seviyesinde hiç forma şansı bulamayan Oyak Reno da geçirdiği başarılı sezonların ardından adını sıkca duydugumuz Özgür Bıyık Anıl'ın haberine göre basketbolu bırakmak zorunda. Aort damarının genişliğinin normalden 2 kat fazla olması neticesinde bu kararı almak zorunda kalmış. Buradan geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz. Yanılıyor da olabilirim ama sanırım aynı hastalığa Turiaf'da yakalanmıştı.

    Şampiyonlar Ligi Serüveni || Volume 1


    Işte merakla beklenen Şampiyonlar Ligi heyecanımız yarın ki kura çekimi ile başlıyor. Torbalar'da ki takımları vermeden önce tahminimizi de yapalım;


    Chelsea
    Az
    Besiktas
    Kopenhag

    1. Torba

    fc barcelona
    chelsea
    liverpool
    manchester united
    ac milan
    arsenal
    sevilla
    bayern münchen
    2. Torba

    olympique lyon
    inter milan
    real madrid
    cska moscow
    fc porto
    az alkmaar
    juventus
    glasgow rangers

    3. Torba

    olympiakos
    olympique marseille
    dinamo kiev
    vfb stuttgart
    fiorentina
    atlético madrid
    girondins bordeaux
    BEŞİKTAŞ

    4. Torba
    vfl wolfsburg
    standard liège
    rubin kazan
    unirea urziceni
    maccabi haifa
    zürih
    debrecen
    kophenag

    25 Ağustos 2009 Salı

    Yılın Golü || Elano




    Biraz erken olabilir ama Galatasaray bu kadrosu ile Besiktas ve Fenerbahce macı dısında ki butun macları kazanır. Hatta lig de gol rekoru da kırar. Elano'da bu senenin yıldızı olur. Elano-Baros-Keita-Arda-Kewell olm kacın lan :)

    TSL 3.Hafta || Gençlerbirliği - Beşiktaş


    Cumartesi akşamı oynanan oyunun tanımı nedir diye sorsak hemen hemen herkes fiyasko der sanırım. Gerçekten de fiyasko.

    Mustafa Hoca yı eleştirmek istemiyorum aslında gerçekten ama olacak iş değil yaptıkları. Geçen hafta Bobo-Nobre-Nihat ile başlayan Denizli bu hafta Bobo'nun sakat olmasıyla doğal olarak Nobre ile başlar sanıyorduk. Her zaman ki gibi bizi ters köşeye yatırdı.

    Sonucunda bomboş bir 45 dakika geçirdik. Şunu açıkça ortaya koyalım, illaki zorunluluk Bobo yada Nobre değil aslında. Ama mevcut oyun düzeni buna zorluyor maalesef. Geriden gelişi güzel yollanan toplar, çizgiye inemeyen ataklar sonucu böyle bir gereksinim oluyor doğal olarak.
    Yoksa ben herzaman savunduğum gibi Nihat da en önde oynar. Yani taktiğe göre değişir bu aslında.

    Maça baktığımızda ise tamam Denizli hatalı kadro ile başladı fakat, bir takımın bu kadar kötü oynamaya hakkı yoktur bence. Rakip ne kadar savunma yapsa sert oynasa da bu değişmez. Sonuçta arada bir güç ve kalite farkı var. Bazı oyuncuların bunu idrak etmeleri lazım artık. Erhan için fizik kondisyon iyi diyoruz ataklara katılması iyi diyoruz fakat sonuç yok. Bal yapmayan arı gibi. Rıdvan'ı 45 dakika izledim Erhan'ıda 45 dakika izledim. Eğer Erhan ben bu kadarlık oyuncuyum diyorsa bence forma Rıdvan'ındır. Sezon başlamadan öncede söyledim en çok Rıdvan'a güvendiğimi yazdım sezon başı değerlendirmesinde. Gerçekten güveniyor ve inanıyorum ona bence bu ligde 11 oynayacak fiziğe de sahip. Sonuçta bir bek oyuncusunda ne kadar fizikli olmasını bekleyebilirsiniz ki ?
    Beşiktaşın gerçekten kadrosu kötü değil. Hatta sakatlarda döndüğünde oldukça alternatifli bir kadrosu var. Ama bu oyuncuların oynaması gerek. Rıdvan, İsmail, Fink başta olmak üzere bazı oyuncuları 10 dakika 45 dakika oynatarak hem takımına hemde oyunculara zarar verirsiniz.
    Fink 45 dakika sonunda oyundan alınıyor neden ? Uğur İnceman iyi bir önlibero bence ikisinden birini tercih etmesini anlarım hocadan fakat 3 ünü birden sahaya çıkarmak ne oluyor ? Aslında Uğur'u Delgado'nun pozisyonunda oynatmak istedi mesele de bu zaten. Oyuncu tercihlerinde sıkıntı var.

    Şimdi bir gerçek var ki, Cisse bu sistemde Fink'den daha yararlıydı bence. Kötü döneminde bile Cisse'nin iyi bir oyuncu olduğunu savunmuştum. Nitekim Ernst geldikten sonra ne kadar tecrübeli bir oyuncu olduğunu göstermişti herkese.
    Fakat madem elinde Fink var ona göre oynarsın, Fink-Ernst ikilisi ile 4-4-2 bile oynarsınız. Denemelisiniz bunu, kanatlarda Holosko ve Tello hatta Serdar Özkan bile oynayabilir. Böylece 10 yada 10.5 numaraya gereksinim de duymassınız. En azından Delgado dönene kadar bu düşünülebilir.

    Son olarak belirtmek istediğim birşey var. Eğer Denizli bu sistemi işletecekse ya mantalitesi değişecek yada Delgado bir an önce sahalara dönecek.
    Ama ne olursa olsun bir takımın bu kadar kötü oynamaya hakkı yoktur bana göre...

    24 Ağustos 2009 Pazartesi

    Lost'da 2 Yeni Karakter !



    Merakla beklenen Lost'da yeni sezon da 2 yeni karakter bizlerle beraber olacak.

    1) John Hawkes, Dizi de "Lennon" adlı bir karakteri canlandıracak.

    Lennon, sinirli ve pasaklı biri olacakmış ve bir yabancı şirketin sözcüsü ve şirketin başkanı için tercümanlık yapacak.

    2)Hiroyuki Shimosawa daha önce Son Samuray ve Bitirim Ikili 3 filmlerinde rol almıştı. Söylenenlere göre; dizide hafızasını kaybetmiş olan John Locke'a onun kaderinin adanın koruyucusu olmak olduğunu hatırlatacak ve ona rehberlik yapacak.

    Beklenen Son; Halil Uner Istifa Etti !


    Sezona çok iyi bir kadro kurarak giren Kepez Belediyesin'de son 2-3 hafta içerisinde ilginç gelişmeler yaşanmıştı. Once Halil Uner'in herkesi hayrete dusuren cezası ve daha sonra da Halil Uner'in yerine Cetin Yılmaz isminin konuşulması ile, Halil Uner döndüğünde ne gibi gelişmeler yaşanacagı merak konusuydu. Ve beklenen gerceklesti Halil Uner yazılı bir açıklama ile istifa ettiğini açıkladı;


    "Geçtiğimiz sezon ligin 10’uncu haftasında galibiyeti yokken aldığım ve yüzde yüz küme düşer denilen takımı kümede tutmakla beraber Kepez İlçesini basketbol merkezi haline getirmek için yaptığım çalışmaların sonuç vereceğini görüp mutlu oldum. Sayın Belediye Başkanı Hakan Tütüncü’nün vizyonu benimle aynı olması sonucunda Kepez ilçesinde gençleri kötü alışkanlıklardan koruma düşüncesiyle basketbolu lokomotif yaptık. Bu amaçla ligde en az ilk 4’e girecek belki de daha yukarıyı hayal edecek bir takım kurduk.

    Bu arada bir imza yetkisi nedeniyle girdiğim sıkıntı sürecinde özellikle meslektaşlarımın hiçbir ahlaka sığmayan ve benim yanımda olmaları gerekirken akbaba gibi daha ilk günden menfaat sağlama çabaları beni derinden etkiledi. Bu dönemde basketbol camiasında ve dost çevremde ne kadar sevildiğimi görmek beni ayrıca mutlu etti. Başta Federasyon Başkanı Turgay Demirel olmak üzere sıkıntı çektiğim dönemlerde bana destek olan gerçek dostlarıma teşekkür ederim.

    Ben basketbol antrenörlüğünü gönülden yapmaktayım. Çok yaralandığım bu dönemden dolayı bir süre kendime vakit ayırmam gerektiğinden kulübün başında faydalı olmayacağıma inanmaktayım. Kepez halkının basketbol çerçevesinde mutluluğu hak ettiğini düşünüyorum. Orada bulunduğum sürece bana sevgi ve destek veren bütün basketbol sevenlere teşekkür eder, başarılı bir sezon dilerim."

    Sir Mustafa Denizli


    Spor camiası içerisinde krizi bu kadar iyi yönetebilen başka bir insan görmedim. Genclerbirliği maçı sonra Mustafa Denizli'nin açıklamaları;


    Gençlerbirliği karşılaşması sonrası yapılan eleştirilerle ilgili bir soru üzerine Denizli, ``Bu eleştirileri yapanların bildiği kadar, benim unutmuşluğum var. Kargalar bana kılavuzluk yapamaz. O zaman burnumuz kötü yerlere gider. Kargaların çeşitleri vardır; leş kargaları vardır, kılavuz kargalar vardır. İkisinden de hayır gelmez`` diye konuştu.


    -``7 PUAN ALSAK KİMSE ULEMALIK TASLAMAYACAKTI``-


    ``Şimdi 7 puanda olsaydık, kimse ulemalık taslamayacaktı`` diyen Denizli, Beşiktaş`ın hiç yokmuş, sıfırmış gibi gösterilmek istendiğini kaydederek, şunları söyledi:

    ``Bu doğru değil. Ben takımımdan çok memnunum demiyorum. Şu an istediğimiz çizgide değiliz. Bu sürece en az zararla atlatmak istiyoruz. Büyük takımları 3 hafta içinde yok etme durumuna getiremezsiniz. Biz bu yollardan yıllarca geçtik. Ben bu takıma olağanüstü güveniyorum. 1-2 haftada aldığımız sonuçları hiç umursamıyorum. Taraftarlarımız da takımın ne yapacağını biliyorlar ve görecekler de.``


    -``BİZİ KÜME DÜŞÜRENLERİN GALATASARAY`I ŞAMPİYON İLAN ETMESİ...``-


    Denizli, basın mensuplarının ilk 3 hafta sonunda Galatasaray`ın şampiyon olacağı yönünde yorumlar yapılmaya başlandığını belirtmeleri üzerine, ``Bizi küme düşürenlerin Galatasaray`ı şampiyon yapması doğaldır`` dedi.

    Galatasaray ve Fenerbahçe`nin lige iyi başladıklarını ve iyi kadrolar kurduklarını ifade eden Denizli, ``Şampiyonluk yarışı bu sezon çok keyifli geçecek. Galatasaray şampiyonluğun adaylarından birisi ama dünyanın hiçbir yerinde 3 haftada şampiyon ilan edilmez. Galatasaray`ın Avrupa`da aldığı başarılı sonuçlar ve attığı goller beni mutlu ediyor`` şeklinde konuştu.


    -``TAKIMIN BAŞARISI İÇİN ÇALIŞIYORUM``-


    Beşiktaş`a geldiği günden bu yana kulübün başarısı için çalıştığını ifade eden deneyimli teknik adam, sezonun bu döneminde kendilerini olumsuz etkileyen hadiselerin oluştuğunu söyledi.

    Geçen sezonu iki kupayla kapadıklarını anlatan Denizli, şöyle devam etti:

    ``Takımda kalanların 2 kupa başarısını devam ettirme arzusu, ayrıca yeni gelen arkadaşların da 2 kupa sahibi takımda uyum sağlama ve başarılı olma istekleri var. Bu dönem böyle sıkıntılar yaşanır. Bugün kimse çıkıp da bizden fazla Beşiktaş`ı sevdiğini, düşündüğünü söylemesin. Bu söz konusu dahi olamaz.``


    -``ÇEŞİTLİ SENARYOLARA GEREK YOK``-


    Mustafa Denizli, ligin 3. maçının geride kaldığını ve takımın henüz düşündükleri çizgide olmadığını ifade etti.

    Bunun gayet doğal olduğunu belirten Denizli, ``Bu sürpriz değildir. Uzun soluklu yarışta Beşiktaş kendisini şampiyonluktan alıkoymayacak kadar puan kaybeder. Çeşitli senaryolara hiç gerek yok`` diye konuştu.


    -BAŞKAN DEMİRÖREN`İN KENDİSİNİ ARAMASI-


    Denizli, karşılaşma sonrası Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören`in kendisini aradığı haberleriyle ilgili olarak da, şöyle konuştu

    ``Maçtan sonra başkan beni aramış, şöyle olmuş, böyle olmuş. Burada ne camianın ne de taraftarın kafasını karıştırmaya gerek yok. Yıldırım Demirören, geldiğim günden bu yana her maçtan sonra beni aramıştır. Her zaman söylediği sadece 2 şey vardı. Ya (Tebrikler), ya da (Geçmiş olsun, üzülmeyin) demiştir. Bunun dışında bir kelime yoktur. Bu tip haberler ne gerçektir ne de hoştur.``


    -SON 5 SEZONUN KIYASLANMASI-


    Deneyimli teknik adam son 5 sezonun en başarısız başlangıcını yapmaları ile ilgili olarak da, ``Son 5 sezonda çok iyi başlangıç yapılmış da ne olmuş? 2 puanın ne önemi var. Bu takımın ne olduğunu ben de biliyorum futbolcularım da. Ayrıca bu takımın gidebileceği yeri de çok iyi biliyoruz`` dedi.


    -``GÖKHAN ZAN`IN GİDİŞİ TRANSFER STRATEJİMİZİ DEĞİŞTİRDİ``-


    Denizli, Galatasaray`a transfer olan Gökhan Zan`ın gidişinin tüm transfer stratejilerini değiştirdiğini kaydetti.

    ``O bölgeye değil, değişik bölgelere transfer yapabilirdik`` diyen Denizli, geçen sene savunmada oynayan 4 oyuncularından 2`sinin sezona ameliyatla başladığını, düşünmedikleri sakatlıklar yaşandığını ifade etti.

    İbrahim Toraman, Ekrem ve Delgado`nun uzun süreli sakatlıklarının bulunduğunu anlatan Denizli, ``Bunlara Yusuf eklendi. Nobre sezona çok sağlıklı başlayamadı. Daha sonra Bobo dizinden sakatlandı. Bütün bunları değerlendirdiğinizde 3 hafta içinde yaşananların çok büyük bir kayıp olmadığını düşünüyorum`` ifadelerini kullandı.


    -``NİHAT, EN MEMNUN OLDUĞUM FUTBOLCU``-


    Denizli, formsuzluğu nedeniyle eleştirilen Nihat Kahveci`nin en memnun olduğu oyuncusu olduğunu söyledi.

    Nihat`ın hangi şartlarda mücadele ettiğini çok iyi bildiğini belirten Denizli, ``Nihat biyonik bir adam değil ki. Çalışmalara arkadaşlarından 1-1.5 ay geç başladı. Nihat buna rağmen iyi mücadele ediyor ve en önemli silahlarımızdan birisi. Nihat beklemeyecek ve oynamaya devam edecek. Kafamızdaki Nihat olana kadar oynayacak. Bugün futbolcumun yanında olmazsam ne zaman olacağım?``



    -``TRANSFER İÇİN SİHİR ÜRETMELİYİZ``-


    Takıma yeni bir transfer yapılıp yapılmayacağı sorusunu Denizli gülerek, ``Transfer için sihir üretmeliyiz. Bir futbolcunun kontratını yok etmemiz gerekir`` diye espri yaptı.


    -``KİMSE BİZE AKIL VERMEYE ÇALIŞMASIN``-


    Denizli, bir basın mensubunun kendisinin takımda yalnız kaldığı yorumlarının yapıldığını belirtip, bir sportif direktör düşünüp düşünmediklerini sorması üzerine, ``Her şeyi değerlendiririz. Hayatımız boyu her fikre açık olduk. Kimse bize akıl vermeye, yol göstermeye çalışmasın`` diyerek sözlerini tamamladı.

    20 Ağustos 2009 Perşembe

    TSL 2.Hafta || Beşiktaş - Antalyaspor

    Sezonun ilk puan kayıplarını geçen hafta Büyükşehir Belediye maçıyla yaşayan Beşiktaş için kazanılması gereken bir karşılaşmaydı. Geçen hafta neredeyse boş tribünlere karşı oynanan maçta puan bırakan Beşiktaş, İnönü'deki sessiz gecede özellikle ikinci yarıda sonuca gitti. Maçın teknik analizine girmeden önce belirtmeliyim ki, sezonun ilk iki maçında da seyirci atmosferinin dışında kalmak bir futbol takımı için büyük şanssızlıktır.
    Maça yine klasik 4-3-3 gibi başlayan Beşiktaş özellikle kanatlarda Nihat ve Bobo ile etkisiz kaldı.
    Maça 3 forvetle başlayarak kestirmeden hemen maçı kazanmak istiyoruz sanıyorum. Beşiktaş Bobo'nun solda oynadığı maçları iddaa ediyorum kazanamaz. Zaten attığımız gole bakıldığında oyuncu değişikliklerinden sonra o bölgeye Nihat'ın geçmesiyle birlikte forvet üçlüsü Nihat-Bobo-Holosko düzenine dönünce gerçekleştiğini görebiliyoruz. Zaman zaman pas ve tempoyu iyi ayarladığımızı söyleyebilirim. Hatta arada ver-kaçlar, hızlı ve dikine oynama isteği de fena değildi. Fakat öndeki düzeni tam oturtamadığımız için bunu sonuca zor yansıtıyoruz. En azından şimdilik bu böyle.
    Takım savunmamız fena değildi. Birkaç kritik hücumda da Sivok ve Ferrari hata yapmadı. İbrahim Üzülmez'in ilk 11 başlaması herkes gibi beni de şaşırttı açıkçası. Sanırım sol forvet oynatmaya çalıştığımız Bobo'nun o kanadı etkisiz kılmasının ihalesi İsmail'e çıkmış gibi gözüküyor. Neyse en azından Mustafa Denizli'nin maç sonrası " Memnun değilim. Bazı futbolcularımız çok istemediği pozisyonlarda görev yapabilirler. Ben Bobo'ya güvendiğim için o görevi veriyorum. Onu önümüzdeki haftalara hazır hale getirmek istiyorum. Futbolcularımın neler yapabileceğini biliyorum. Biraz riskli de olsa onlara güvendiğimi gösteriyorum'' demecinden de anlaşıldığı gibi olanın bitenin farkında olduğununu biliyoruz. Nobre'nin işini Bobo üstlendikten sonra kanatlarda ve özellikle Uğur İnceman'ın oyuna girmesiyle de Tello'nun forvete yakın oynamaya başlamasıyla son 25 dakika çok güzel bir maç izledik. Uğur İnceman'ı gerçekten takdir ediyorum. Birkaç maç dışında hiç ilk 11 başlamadı fakat oyuna sonradan girdiği hiçbir maçda da sırıtmadı.

    Sizde takdir edersiniz ki bu haftanın yıldızı Rodrigo Tello idi. Şilili yıldız gününde olduğu zaman tam bir orta saha gibi oynuyor. Ayrıca Nihat'ı da beğendim, diğer maçlarına göre oldukça pozitif gibiydi.
    Son olarak Nihat'ın yerine oyuna giren Serdar Özkan kısa sürede iyi göründü. İdmanlarda da çok çalıştığı söyleniyor. Ben diyorum ki sol forvet olarak yakın
    zamanda formayı alabilir.

    Mesela bu haftadan başlayarak...

    Futbol Dünyası'nın Gregory House'ı (House M.D.)

    video

    19 Ağustos 2009 Çarşamba

    Rafael Van Der Vaart In Bobo Out (Mu) !


    Geçen hafta Van Der Vaart ile alakalı bazı yerlerden gorusuldugune dair bilgiler paylasıldıgı için post atmıştık. Ama 1 hafta boyunca basından bile ses cıkmayınca anlaşılan Van Der Vaart'ın da Deco gibi gelmek istemediği düşüncesine kapıldık.

    Ancak bugün sabah saatlerinde gördüğüm Şansal Büyüka'nın ; "Bu arada Yıldırım Demirören’in Real Madridli bir oyuncuyu alacağı söylendi. " Sözü ve öğle arası Beşiktas'ın ilk defa karşılaştığımız Bobo için yaptığı resmi açıklama ile beraber son olarak da akşam saatlerinde Ertem Şener'in Başkan Yıldırım Demirören'in Ispanya'ya gittiğini söylemesi, bize "yoksa" dedirttirmeyi basardı. Aslında gündem içerisinde ki hareketlilik önemli bir transfer umutlarını kat ve kat arttırmış durumda. Böyle bir transfer demek prestij,popularite hepsi bir kenara en az 1 milyon forma satarsın ki (bu kadar yıldız ozlemi ile yanan ve beklentisi bu kadar yuksek taraftar varken) 1 milyon forma da 80 liradan 80 milyon eder. Yüzde 40 ını bile kazansan direk oyuncunun butun maliyetini karsılarsın.

    Takımda en son gitmesini istediğim oyuncuların başında gelir Bobo ama eğer Vaart ve onun kalitesinde oyuncu alınacaksa da Bobo'nun yollanmasına bile razıyım.

    Eurovision 2010 Temsilcimiz; Tarkan


    Çıkan haberlere göre; 2010 Eurovision için perşembe günü TRT yetkilileri ile prensipte anlaştığı belirtilen Tarkan, Eurovision'un yanı sıra TRT ile sıkı bir iş alışverişine girdi. Norveç'te 2010 Mayıs ayında yapılacak Eurovision yarışmasında ülkemizi temsil edecek olan Tarkan, TRT ile önümüzdeki hafta el sıkışarak anlaşmalarını duyuracaklarını belirtti. Ünlü sanatçı ile TRT yetkilileri arasında ayrıca Eurovision'un dışında kurumun önümüzdeki günlerde açılacak müzik kanalı için de program anlaşması sağlandı. Tarkan'ın ortak olduğu Hitt Prodüksiyon TRT müzik kanalı için program hazırlayacak.




    TBL'de 2009/2010 Sezonu Fikstürü Cekildi


    Fenerbahçe Ulker'in aldığı 5 maçlık cezadan ötürü fikstür de ilk olarak bu cezanın hangi maçlara yansayacagı merakla bekleniyordu ve çekilen fikstür sonucunda; 1 . haftadaki Kepez Belediye, 3. haftadaki Banvit, 6. haftadaki Pınar Karşıyaka, 8. haftadaki Darüşşafaka Cooper Tires ve 10. haftadaki Mersin maçlarını seyircisiz oynayacak. Ilginç olansa Fenerbahçe Ulker ilk seyircili maçını 12.hafta Beşiktaş Cola Turka ile Abdi Ipekci de oynayacak.

    Son şampiyon Efes Pilsen ise sırası ile 3.Hafa Türk Telekom 4.Hafta Fenerbahçe Ülker 5.Hafta'da Beşiktaş Cola Turka ve 6.Hafta'da Galatasaray Cafe Crown ile oynayacak. Son yılların belki de en şansız kurası diyebiliriz.

    Bütün takımlara hayırlı bir sezon diliyorum.

    Eurobasket 2009'a Doğru #2 || Litvanya Analizi


    Grubumuzun en iddialı takımı olan Litvanya'da bir türlü eskisi gibi takımın yıldızlarını Milli Takım'da toplayamıyorlar. 2009 Avrupa Şampiyonası için düzenlenen son 13 kişilik kadro ise;


    Oyuncu
    Boy
    Pozisyon
    D.T
    Kulübü
    Darjus Lavrinovic
    212
    Pivot
    1979
    Real Madrid
    Robertas Javtokas
    211
    Pivot
    1980
    Dinamo Moskova
    Ksistof Lavrinovic
    210
    Pivot
    1979
    Montepaschi Siena
    Marijonas Petravicius
    208
    Forvet
    1979
    Armani Jeans Milano
    Paulius Jankunas
    203
    Forvet
    1984
    Zalgiris Kaunas
    Linas Kleiza
    203
    Forvet
    1985
    Denver Nuggets
    Simas Jasaitis
    202
    Forvet
    1982
    Galatasaray C.C
    Arturas Jomantas
    2.00
    Guard/Forvet
    1985
    Lietuvos Rytas
    Jonas Maciulis
    198
    Guard
    1985
    Armani Jeans Milano
    Mindaugas Lukauskis
    198
    Guard
    1979
    Lietuvos Rytas
    Tomas Delininkaitis
    192
    Guard
    1982
    Budivelnyk Kyiv
    Mantas Kalnietis
    195
    Guard
    1986
    Zalgiris Kaunas
    Andrius Mazutis
    180
    Guard
    1981
    ASK Riga


    Kadroya şoyle bir göz attığımızda; Avrupa basketbolunun en önemli oyuncuları Siskauskas ve Jasikevicius'un kadroda olmadıgını goruyoruz. Litvanya başarılarında çoğu zaman Jasikevicius-Siskauskas veya Macijauskas gibi önemli oyuncular yer alıyordu. Bu sezon önemli eksikler gözukse de Litvanya'nın da bir basketbol ülkesi olduğunu da unutmamak gerek. Ama oyuncuların form durumları ele aldığımızda kazanmamamız için hiçbir neden yok.

    Litvanya yaptığı son hazırlık maçında Letonya karşısında uzatmalarda 77-75 kazandı. Galibiyet de en büyük katkıyı Kleiza ve Lavrinovic kardeşler verdi. Önemli yıldızların kadroda bulunmamasına rağmen takım oyununu çok iyi başaran Litvanya'da bence en buyuk eksik oyun sıkıştığında öne cıkabilecek oyuncunun olmaması. Ne Jasikevicius, ne Siskauskas ne de Songalia kadroda olmaması Litvanya'nın önemli rakipler kaşısında direnclerinin kaybettiği anlarda hucum da istenilen performansı verebileceğini sanmıyorum. Hucum anlamında ne Jasaitis ne de Maciulis bu liderliği alabiliecek oyuncular değil. Ust duzey oyuncuların (Kleiza-Lavrinovic Kardesler - Jankunas- Javtokas uzun rotasyonu) genellikle aynı pozisyonları paylaşması da oyun içerisinde istikrarın da zor yakalanacagı aşikar.

    Bir diğer en buyuk eksik ise Kaukenas. Bugune kadar büyük turnuvalarda Jasikevicius ile beraber takımın organizasyonunda çok büyük katkılarda bulunana Kaukenas'ın da eksikliğini Kalnietis ile doldurmaya çalışan Litvanya için bu turnuva buyuk bir hayal kırıklığı da olabilir. Litvanya karşısında Milli Takımımız'da belki de en büyük eksiğimiz Kerem Gonlum olacagını dusunuyorum. Kerem Gonlum'un doping cezası Milli Takım'ın en çok ihtiyacı oldugu zamana denk gelmesi de çok buyuk şansızlık oldu. Cunku Litvanya'nın en önemli oyuncuları 4 numara pozisyonunda oldugu için savunmada şu an ki kadromuzda hiçbir oyuncu Kerem Gonlum seviyesinde olduğunu dusunmuyorum. Omer Asık olsun Semih Erden olsun her ikisi de uzun oyuncuları takip etme alışkanlıkları yok ve ayakları da Kerem Gonlum kadar hızlı degil. Yapılabilecek tek olasılık Ersan Ilyasova'yı 4 numara cekmek olacaktır.

    Eurobasket 2009'a Doğru #1 || Eşleşme Analizi


    2009 Avrupa Basketbol Şampiyonası yaklaşırken ve hazırlık maçları da sürerken artık yavaş yavaş grubumuzda ki rakipleri tek tek analiz edebiliriz. Öncelikle Polonya'da düzenlenecek Avupa Şampiyonasında grubumuz da ev sahibi Polonya, Bulgaristan ve Avrupa Basketbol'un da önemli söz sahibi olan Litvanya ile eşleştik.

    Diğer grupları ele aldığımız da çok avantajlı bir gruba duştuk. Dunya Şampiyonasında 2 kez yendiğimiz Litvanya ile grupta namağlup liderlik için mücadele edeceğimizi dusunuyorum.


    Gruptan ilk 3 takım C grubunun ilk 3 sırasında ki takımları ile birleşerek 2.turda yeni bir grup oluşturulacak. C grubuna bakacak olursak da, turnuvanın en zor grubu diyebiliriz; Ispanya-Sırbistan ve Slovenya. Eğer ki ilk turda namağlup çıkabilirsek Ispanya'nın ardından iyi bir avantaj yakalayabiliriz ama Litvanya grup liderliğini namağlup olarak cıkarsa ilk 4 için muhakkak Sırbistan - Slovenya - Ispanya uclusunden en az 2 galibiyet almamız gerekecek. Cunku 2. turdan 4. çıkmak bizim için hayal kırıklığı olabilir.

    Borsa'da Spor Kluplerinin Yeri


    Bugun Referans Gazetesinde ilginc bir habere rastladım;

    Giderleri dışarıda bırakan şirket modeliyle halka açılan Fenerbahçe ve Galatasaray'da halka arzın astarı yüzünden pahalı hale geldi

    Giderleri dışarıda bırakan şirket modeliyle gerçekleştirdiği halka arzdan 39 milyon TL gelir sağlayan Fenerbahçe'nin ödediği temettü 38.6 milyon TL'ye ulaştı. Halka arz gelirinin iki katı temettü ödeyen Galatasaray'ın bu modelden dönme çabası ise sürüyor.

    Giderleri dışarıda bırakan şirket modeliyle halka açılan Fenerbahçe ve Galatasaray'da halka arzın astarı yüzünden pahalı hale geldi. Şubat 2004'te sermayesinin yüzde 15'ini temsil eden hisse senetlerini halka arz ederek 39 milyon 375 bin lira tutarında gelir elde edilen Fenerbahçe Sportif Hizmetler'in altı yılda dağıttığı temettü (kâr payı), halka arzdan elde edilen geliri geçti. Şubat 2002'te sermayesinin yüzde 16'sını halka arz ederek 28.3 milyon TL gelir el eden Galatasaray ise 2001-2006 yılları arasında halka arz gelirinin iki katı kadar temekkü ödedi.

    Beşiktaş'tan farklı olarak giderleri içinde barındırmayan ve kulübün elde ettiği gelirden pay alan şirket modeliyle halka açılan Fenerbahçe'de, bundan sonra yapılacak her temettü ödemesi adeta "cepten" çıkacak. Fenerbahçe Sportif Hizmetler'in 2003-2008 yılları arasında dağıttığı toplam temettü tutarı 257 milyon 572 bin liraya ulaştı. Söz konusu temettünün 218 milyon 936 bin lirası şirketin yüzde 85'ine sahip olan Fenerbahçe Kulübü'ne verilirken, halka açık olan yüzde 15'lik kısma ise 38 milyon 635 bin liralık temettü ödemesi yapıldı. Fenerbahçe'nin halka açık kısmının da yaklaşık yüzde 90'ını yabancı yatırımcıların elinde bulunuyor.

    Cimbom dönme çabasında

    Fenerbahçe ile aynı modelle halka açılan Galatasaray Sportif A.Ş., borsadaki ortaklara yapılan yüksek temettü ödemelerinden kurtulabilmek için, ana ortağı olan Futbol A.Ş. ile birleşme kararı almıştı. Bu birleşmenin tamamlanabilmesi ve Galatasaray'ın da tıpkı Beşiktaş gibi tüm gelir ve giderleriyle halka açık hale gelebilmesi için borsadaki ortaklara yapılacak olan yaklaşık 80 milyon dolar civarındaki çağrının finansman arayışları devam ediyor. Şubat 2002'te sermayesinin yüzde 16'sını halka arz ederek 28.3 milyon TL gelir el eden Galatasaray, 2001-2006 yılları arasında dağıttığı 169.8 milyon TL'lik temettünün, 62 milyon TL'sini kulüp dışına ödedi. Galatasaray Sportif A.Ş.'nin AIG'ye ait olan yüzde 21 hissesi, 2004'ten sonra Ünal Aysan tarafından satın alınıp daha sonra borsada satılmıştı. Bu satışın ardından şirketin halka açıklık oranı yüzde 37'ye çıktı.

    Galatasaray Kulüp Başkanı Adnan Polat, Ekim 2008'deki Galatasaray Olağanüstü Genel Kurul toplantısında, sağlanacak finansman ile şirket birleşmesinin gerçekleştirileciğini belirterek, "Kuruluş amacından farklı noktalara gelmiş olan Sportif A.Ş. ve Futbol A.Ş'nin bugünkü mevcudiyeti sürdürülebilir değildir. Galatasaray'ın bundan kurtulması lazım" demişti.

    Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor, hisse senetlerinin cazibesini artırmak için giderleri içinde bulundurmayan şirket modeliyle halka açılmıştı. Bu model başlangıçta cazip gibi görünse de uzun vadede kulüp dışına ödenen temettüler nedeniyle sıkıntıya neden oluyor. Beşiktaş ise tüm gelir ve giderleriyle halka açılırken, bu durum hisse senetlerinin yabancılar tarafından tercih edilmemesine neden oldu. Kulüp dışına nakit çıkışını önleyen bu model, futbol takımının sahadaki performansından doğrudan etkileniyor.

    183 milyon dolar dağıttı

    Fenerbahçe Sportif Yönetim Kurulu, dün yaptığı toplantıda 2008 yılı kârından brüt 58 milyon 148 bin, net 49 milyon 425 bin lira temettü dağıtılmasına karar verdi. Karar gereği 1 TL nominal değerli hisseye brüt 2,32, net 1,97 TL temettü dağıtılacak. Temettünün 31 Ekim 2009 tarihinde dağıtılması planlanıyor. Fenerbahçe Sportif 2008 yılını 63.8 milyon TL net kârla tamamlamıştı. Fenerbahçe Sportif 2003-2008 yılları arasında 293.3 milyon TL tutarında net kâr elde etti. Fenerbahçe 2008 temettüsünün 8 milyon 722 bin lirasını halka açık kısım için ödeyecek. Şirket borsadaki yatırımcılara 2007'de 7 milyon 859 bin TL, 2006'da 6 milyon 869 bin TL, 2005'te 6.7 milyon TL, 2004'te 6.8 milyon TL, 2003'te ise 1.7 milyon TL temettü ödemişti. Fenerbahçe Sportif son 6 yılda dolar bazında ise toplam 183 milyon dolar temettü ödedi. Bu tutarın 155 milyon doları Fenerbahçe Kulübü'ne, 28 milyon doları borsadaki ortaklara ödendi.

    - Oktay Özdabakoğlu - Referans -



    http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=127945



    Borsaya açıldıgımız zamanlar da herkes neden hem gelir hem de giderlerin borsaya acıldıgını sadece gelirleri bildirmenin daha cazip oldugunu soylerken, uzun vadede odenen temettuleri gorunce doğru bir yol izlediğimiz anlaşıldı. Buradan Husnu Gureli ve Serdar Bilgili'yi tebrik etmek istiyorum. Çünkü ilk hisseler halka arz edildiği donemde yapılan basın toplantısında bugünleri işaret ediyorlardı;

    http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/131595.asp

    18 Ağustos 2009 Salı

    Nobre'nin 4-3-3 Sisteminde Olumsuz Getirileri





    Bugün de gördük ki sistem içerisinde Nobre ile oynadığımız dönemde belirli bir momentumu yakalayamıyoruz. Bunların nedenleri de oyun içerisinde rahatlıkla gözükmekte;


    - Öncellikle Nobre'nin sonucta adam geçen bir oyuncu olduğu için direk stoperler yardımlasarak nobreyi kilitleyebiliyorlar ve kenar hucum oyuncularını ise rakibin bekleri rahatca kontrol edebiliyor.

    - Gecen sezon dan artı 1 olarak bir dafansif agırlıklı bir oyuncumuz daha vardı kadroda. Cisse cogu zaman yedek bekleyip onun yerine daha ofansif oyuncu kadroda oluyordu ve orta alanda bir nebze olsun ileriye top tasıyabilyorduk ama şimdi top 2. bolgeden degil anca 3.bolgeden hucum daglımı olusması lazım. Cunku ne Ernst ne de Fink ileriye direk ayaga pas yaparak top taşıyan degil daha cok ileride topun kontrolunu saglayan oyuncular.

    - Sartlar da bu sekilde de olusunca ileride Nobre'nin olması demek hucum varyasyonlarımız da sadece bekler cıktıgında anca işe yaraması demek. Zaten bu yuzden beklerimiz sık sık ileriye cıkıyor cunku baska alternatifimiz yok anca 3. bolge de yani en onde topun kontrolunu saglayabiliyoruz.
    - Bu nedenle sistemimiz 4-3-3 ise en onde kesinlikle Bobo olmalıdır yoksa hucüm anlamında ileri de daha cok sıkıntılar cekeriz. Nobre'nin sistem içerisinde ki verimsiz oyunu, saha içerisinde ara ara takıma da yansıyabiliyor. Bu da pas yüzdesi yüksek takımalara karşı saha içi direncimizin erken düşmesine neden olabilir.

    - Son olarak da gecen sezon ki şampiyonluk da en kilit nokta bana göre Nobre ve Delgado'nun sakatlıgıdır. Gecen sezon ilginctir ki Müfettiş Clouseau misali yaptığımız her yanlışla sonuçlanan hareket (en son Mehmet Topuz transferi gibi) veya oluşan her negatif durum bize hep olumlu yansıdı. Ama bu sene hem rakipler çok güçlü hemde Şampiyonlar Ligi'ni de unutmamak lazım.

    - Sonuçta sistem içerisinde doğrular basarıları getirir. Bu sistemin de tek dogrusu vardı onu da bugun gorduk; Nihat-Holosko-Bobo. Nobre sevdiğim bir oyuncu umarım jubilesini de Besiktas forması ile yapar ama bu sistemde ne yazık ki rolu oyunun sıkıştığı anlarda oyuna girerek rakip savunmanın daha fazla içeriye gömülmesini sağlamaktır.

    17 Ağustos 2009 Pazartesi

    Blog Dünyasından Sezon Öncesi Tahminler


    Gecen hafta blog dünyasında sıklıkla takip ettiğim bloglara sezon öncesi tahminlerini sormuştum. Ve bazı arkadaşlar tahminleri ile geri döndüler. Öncelikle sorularımızı paylasmak gerekirse;

    Sezon Oncesi TSL Futbol Tahminleri

    - Ilk Hangi Teknik Direktor Gorevinden Ayrılır
    - Gol Kralı Kim Olur
    - Sezonun Yıldızı Kim Olur
    - Sezonun Hayal Kırıklığı
    - Sezonun Surprizi
    - Hangi Takımlar Düşer
    - Hangi Takım Şampiyon Olur


    Sezon Oncesi TBL Basketbol Tahminleri

    - Hangi Takımlar Finali Oynar
    - Hangi Takım Sampiyon Kim Olur
    - Sezonun Yıldızı Kim Olur
    - Sezonun En Iyi Genc Oyuncusu Kim Olur
    - Hangi Takım Kume Duser
    - Kepez Belediyesi Ligi Nerede Bitirir
    - Sezonun Hayal Kırıklığı



    * Ilk tahminini bizle paylasan blog ise " Dar Alanda Uzun Paslar" blogu idi. Öncelikle teşekkür ederim. Bana göre blog içerisinde ki genç oyuncu analizleri ve mac analizlerini çok iyi yapıldığını düşündüğüm bir blogdur. Tahminlerine geçecek olursak da;

    Sezon Oncesi TSL Futbol Tahminleri

    - Ilk Hangi Teknik Direktor Gorevinden Ayrılır; Kasımpaşa'nın teknik direktörü Besim Durmuş
    - Gol Kralı Kim Olur; Daniel Guiza
    - Sezonun Yıldızı Kim Olur; Arda Turan
    - Sezonun Hayal Kırıklığı; Sivasspor
    - Sezonun Surprizi; Bursaspor
    - Hangi Takımlar Düşer; Düşme konusu çok çetrefilli olsa da Gençlerbirliği ilk sıradaki adayım.
    - Hangi Takım Şampiyon Olur; Şampiyonluğu şimdiden kestirebilmek çok zor.


    * Bizlere tahminlerini yollayan bir diğer blog ise; Ortaya Karışık adlı blogdur. Ortaya Karışık blogunun tahminleri ise;

    - Ilk Hangi Teknik Direktor Gorevinden Ayrılır: Erhan Altin, Denizlispor
    - Gol Kralı Kim Olur: Daniel Guiza veya Milan Baros
    - Sezonun Yıldızı Kim Olur: -
    - Sezonun Hayal Kırıklığı: Beşiktaş
    - Sezonun Surprizi: Diyarbakirspor
    - Hangi Takımlar Düşer: Kasimpasa, Antalyaspor, ücüncüyü kestiremiyorum.
    - Hangi Takım Şampiyon Olur: Fenerbahce

    => Siz blog yazarları da tahminlerinizi bizlerle paylasmak isterseniz mail yolu ile bizlere ulaşabilirsiniz.


    Dipnot; Bizlere tahminlerini yollayan arkadaşlar bir iki hafta içerisinde sol ust kosede bulunacak linkte ki direk tablo da kendi tahminlerini görebilirler.

    Pleasure Of Sports || #4


    Pleasure Of Sports || # 1
    Pleasure Of Sports || # 2
    Pleasure Of Sports || #3


    Real Madrid futboldan sonra basketbol piyasasının da Barcelona ile yine mücadele etmeye devam ediyorlar. Avrupa'da Olympiakos Nba'den oyuncuları toplarken Ispanya'da Real Madrid daha mantıklı bir yol izleyerek Avrupa'nın en iyileri takıma katmaya başladı. Önce takımın başına Cska Moskova efsanesini yaratan ve kuşkusuz Avrupa'nın en iyi koçu olan Messina'yı takımın başına getirildi. Akabinde bir diğer Ispanyol devi ve son şampiyon Barcelona ise ileride Avrupa'nın en iyi guardı olması beklenen ve ilk kez 14 yaşında Ispanya liginde forma giyerek bir rekora imza atan Riky Rubio'yu takımlarına kattılar. Rubio bilindiği üzere Nba Draftında kendi açısında hayal kırıklığına uğrayarak Minnesota Timberwolves takımı tarafından draft edilmişti. Ama Nba şansını hem yuklu bonservisi hem de daha cok genc oldugu için gelecek senelere ertelemişti.

    Barcelona'nın Rubio atağından sonra da 4 numara poziyonuna Axel Hervelle'nin yerine Ispanya'nın en iyi dış şutoru olan Jorge Garbajosa ile de 2 yıllık sozleşme imzaladılar. Anlaşılan bu sezon Euroleague çok seviyede gececek gibi. Efes Pilsen Final Four için yüksek bütçeli iyi bir takım kursada final four hedeflerine ulaşması şu an için çok zor gözüküyor.

    Insanlığın Geldiği Son Nokta




    14 Ağustos 2009 Cuma

    Denizli'nin 10,5 luk transferi sizce kim olmalıdır ?

    Mustafa Denizli 10,5 luk orta saha diyerek futbol litaratürüne yeni bir kelimeyi dahil etti. Aslında bu bir gereksinimden doğdu. Yani mevcut sistem göz önüne alındığında o bölgeye öyle biri alınmalıydı ki hem orta sahamızı güçlü kılsın hemde forveti oyuna dahil etsin. Geçen sezon bu işi özellikle ikinci devrede Tello yaptı. Aslında zaman zaman iyi de yaptı. Fakat bu sene işler değişti, Beşiktaş güçlülerin arenasında boy göstereceği düşünüldüğünde öyle bir transfer yapmalıydı ki en büyük açığını yani sahadaki yıldız oyuncu eksikliğini de gidermeliydi. Bu düşüncelerin ışığında önce Barcelona'nın mutsuz orta saha oyuncusu Hlep konuşuldu. Günlerce yazıldı bu haber, fakat olmadı. Daha sonra 10,5 luk ihtiyaç iyice belirginleştiğinde gündem Deco'ya döndü. Bu blogda da bu haber sıkça görüldü. Hatta yöneticiler ve Mustafa Denizli tarafından da doğrulanan bu gelişme daha sonra gerek yabancı kontenjanı gerek de Chelsea Genel Menajeri Ancelotti'nin oyuncusunu bırakmak istememesi sebebiyle gerçekleşmedi. Şu aralar ilk günlerde kazandığı ivmesini kaybetmiş durumda. Şimdiler de ise fısıltılar daha farklı bir isim üzerinde birleşmekte. Şu aralar konuşulan isim Van Der Vaart. Aslında şu meşhur 10,5 luk için düşünülen isimlere baktığımızda Van Der Vaart en doğru tercih gibi duruyor. Mevcut sistemi düşündüğümüzde 4-3-3 oynayan takımın orta üçlüsünün Fink ve Ernst'ten oluşması bir avantaj fakat bu oyuncuları tamamlayacak mücadeleci, teknik, akıcı ve lider yönü olabilen birisi gerekli. Bu isim Van der Vaart'a o kadar uyuyor ki diğerlerinden onu farklı kılan sebeplerde bunlar zaten. Böyle bir oyuncuyu takıma katmak o kadar önemli ki, bu transfer bugün değil de yaklaşık 1 ay önce yapılsaydı eminim şuan vitrinde 3 kupa ve cepte de 3 puanımız olurdu. 10,5 luk oyuncu transferi bir ihtiyaçtan doğdu. Fakat gelinen notada alınacak oyuncu saha iyi ihtiyaçın yanında itibarı ihtiyacının da bir yansıması aynı zamanda. Şu saatlerde Bobo'nun Fransız klubüne St. Etienne transferi resmiyete dökülmeyi beklerken, +1 yabancı kontenjanının boşalması ile büyük ihtimalle bu yönde bir oyuncu takıma kazandırılacak.
    Daha iki gün önce İngiltere karşısına takımının kaptanı olarak çıkan Van der Vaart, takımının attığı ikinci golü ve iyi oyunuyla da açıkçası fiziki bir probleminin olmadığını göz önüne sermişken bütün yaz boyunca bir yıldız transferi kovalayan Beşiktaş umarım bu sefer mutlu sona ulaşır. Çünkü böyle bir oyuncunun takıma kazandırılması başta Beşiktaş camiası daha sonra tüm Türkiye için bence büyük bir şanstır.
    Biz umalım, umarım öyle olur.

    Bobo gidiyor mu ?



    Son günlerde özellikle Fransız kaynaklı L'Equipe Gazetesinde de sıkça belirtilen haberler ve dün akşamki gelişmelerin ardından St. Etienne klubü ile Beşiktaş'ın anlaştığı konuşulmakta.

    Bugün türk basınına da yansıyan haberlere göre 5.5-6.0 milyon euro üzerinde tarafların anlaştığı konuşuluyor.

    Ne diyelim, hayırlısı olsun !!!


    13 Ağustos 2009 Perşembe

    12 Ağustos 2009 Çarşamba

    Şok; Kerem Gönlüm'de Doping Çıktı !



    Açıkcası haberi ilk duyduğum da inanasım gelmedi. Ama resmi sitede detayları görünce de cok uzuldum. Hangi açıdan değerlendirirsek değerlendirelim bu durum hem Milli Takım hem Efes Pilsen hem de Kerem Gönlüm adına çok olumsuz gelişmeleri de beraberinden getirecektir. Özellikle Kerem Gönlüm'un bu sezonu boşa geçmesi demek 2010 Dünya Şampiyonasında da yer almaması demeye denk geliyor hemen hemen. Gelebilecek bir ceza olasılıgından ötürü de Efes Pilsen'in büyük bir ihtimalle yeniden Ermal'a yönelmesi de soz konusu olacaktır. Bakalım gelişmeler ne yönde ilerleyecek ...

    10.5 Numara Genc Oyuncu Atağı !



    Mustafa Denizli'nin yurt dışında oynayan Türk Pasaportlu bir oyuncu ile anlaşabiliriz soyleminden sonra birçok taraftar ve yazar Yıldıray Basturk'un uzerinde durmustu ancak bugun Ingiliz gazetelerden birinde Reading Forması giyen Jem Karacan'a Besiktas'ın teklif yaptıgını okuyucularına duyurdu.

    Rıdvan-Ismail-Onur-Batuhan-Necip ve simdi de Jem Karacan haberi geleceğin takımının temelleri atılmaya devam ediyor...

    Haberin tam metni;

    Turkish giants Besiktas are poised to land Reading midfielder Jem Karacan in a surprise £1million swoop.

    The Istanbul club, already qualified for the Champions League group stages, have been monitoring the Catford-born midfielder, who has a Turkish father and represented the country at youth and under-21 level, for the past year.

    Now Besiktas want the 20-year-old, who made 17 appearances for the Royals last term and started in Saturday’s goalless draw with Nottingham Forest, to leave English football and come to his father’s homeland after Reading accepted the bid.

    11 Ağustos 2009 Salı

    Olympiakos Ortalığın Canına Okudu !


    Basketbol da bir türlü Panathiniakos'un hegamonyasını kıramayan Olympiakos 3 sezon önce basketbol da önemli bir yatırıma girerek Panathiniakos'u tahtından etmenin cabasında idi. Özellikle geçen sezon Nba transfer borsasasına da giriş yaparak Atlanta'da iyi bir sezon geçiren Josh Childress'i renklerine katmışlardı. Nba'de bilindiği üzere salary cap uygulamasından ötürü ve eskisi gibi de üst düzey oyuncular cok sayıda yetişmediği için iyi oyuncular cok cok yuksek paralara imza atıyorlar. Diğer oyuncular arasında da iyi performans sergileyen oyuncular hakettiklerini dusundukleri rakamlara ulasmaları zorlasıyor. Ve artık Nba'de benchde oturup 3 milyon dolar alacagıma Avrupa'ya gider takımın yıldızı olurum ve 4 milyon euro alırım dusuncesi birçok oyuncunun kafasından geciyor.

    Olympiakos'un ilk bombası Bundan yaklaşık 2-3 sezon once Von Wafer ismini sıkca duyurmuştum. Ileride çok buyuk yıldız adayı olacagını da ve bu oyuncuyu kesinlikle ligimizde ki takımlara kazandırılması gerektiğini ifade etmiştim. Işte o Wafer gecen sezon Houston Rockets forması altında 9.7 sayı 1.8 ribaund ve 1.1 asist ortalamaları tutturdu. Yaz döneminde de beklediği kontratı alamayınca yukarıda belirttiğim sebeplerden ötürü Olympiakos klubune imza attı.


    Olympiakos'un bir diğer bombası ile Litvanyalı forvet Linas Kleiza, işte bu transfer bence Avrupa'da yılın transferidir. Ve şahsi görüşüm Olympiakos bu sezon hem Yunanistan liginde hem de Euroleague de final oynamaya en yakın takım durumunda. Olympiakos Kleiza ile 2 yıl için 12 milyon dolar a anlaştığı soyleniyor. Kleiza ve Wafer transferleri ile beraber fiziksel anlamda inanılmaz ust seviye de bir takım oluşturuldu; Theodoros Papaloukas - Josh Childres - Von Wafer - Linas Kleiza - Nikola Vujcic . Uzun yıllardır Avrupa'da bu kadar tamamlayıcı bir ilk beş oluşmamıştı. Olmypiakos takımı kutlamak gerekir cunku Nba düzeni yuzunden bircok oyuncu bugune kadar benche mahkum edilmişti ama bu tabular yavas yavas yıkılmaya baslıyor.

    10 Ağustos 2009 Pazartesi

    TSL'de 1.Hafta'nın Panoraması

    Haftanın Takımı: "Trabzonspor"



    Sivasspor her ne kadar lige hazır olmasa da Trabzonspor'un deplasman da gösterdiği performans takdir edilmesi gerekir. Ozellikle cok iyi ayaga pas yapan topu kanatlardan cizgiye indirip dışarıya cok rahat servis saglayan yani cok farklı hucum rotasyonlarına sahip bir takım huviyeti içerisindelerdi.

    Haftanın Oyuncusu: "Arda Turan"

    Fazla bişey bahsetmeye gerek yok kaptanlık pazubandı ile cıktıgı ilk maçta yine kendini herkese hayran bıraktı. Umarım en yakın zamanda Avrupa'nın iddalı takımları forması altında da izleriz.

    Haftanın Teknik Direktoru : "Hugo Broos"



    Ilk geldiğinde inanılmaz elestiri almıstı ama anlasılan coğu kişi lafları yiyecek gibi duruyor cunku Hugo Broos ilk macta da gosterdi ki tam bir sistem kocu bu sezon isminden sıkca bahsedicez gibi.

    Haftanın Hayal Kırıklığı: "Mert Nobre"

    Yine kacırdıgı gollerle taraftarlara sac bas yoldurttu hele ki 6 pas dan kacırdıgı gol Super Kupa macında kacırdı golden daha kolaydı.

    Haftanın Hakemi: " Halis Ozkahya" (Sivasspor - Trabzonspor)



    Cok basarılı bir mac yonettiğini dusunuyorum. Sezonun ilk maçı olmasına rağmen gecen sezonu 2. ve 3. sırada tamamlayan takımların oynadıgı maç da cok başarılı yonetim sergiledi.

    Haftanın Sürprizi: "Diyarbakırspor"

    Daha 2 hafta öncesine kadar 14 oyuncusu bulunan takıma; gecen hafta da Ayman ve birkac yabancı oyuncu daha transfer eden Diyarbakırspor lige flas transferler ile baslayan Ankaragucu ile 2-2 beraber kaldılar. Isin ilginc tarafı 3 dklık özetle pek bir fikir sahibi olamasak da Ankaragucu'nun attıgı gollerde sadece Ceyhun'un kişisel başarıları oldugunu da unutmamak gerekir.


    Haftanın Golü; "Ibrahim Akın"


    Aslında üç gol arasında kaldım diyebiliriz; Ceyhun Gulselam - Julio Cesar ve Ibrahim Akın. Ama Ibrahim Akın'ın tabuları yıkarcasına attığı golu haftanın golu olarak dusundum, bir de eski takımına karşı golu atması da farklı bir anlam kazandı.


    Hafanın Sözü: "Adnan Dincer " (BJK TV)

    Nobre hep ondan beklenen şeyi yapıyor ama ondan artık beklenmedik hareketler de bekliyoruz. (Ornek benden olsun; Misal Gol Atmak gibi ...)

    Haftanın Ilk 11'i

    Football Fans Know Better

    TSL 1.Hafta || Büyükşehir Belediyespor -Beşiktas


    2009-10 Sezonunun ilk maçı cuma akşamı 21:00 da çalan ilk düdükle başlamıştı. Son şampiyon Beşiktaş Olimpiyat stadında, belalısı Belediyesporla karşılaştığını, 1-1 beraberlikle biterken maçın ardından maalesef Beşiktaşın sezonun ilk puan kayıplarını açılış maçıyla yaşadığını belirtelim.
    Rüştü'nün cezası nedeniyle kaleye geçen Hakan'ın oldukça tedirgin olduğu gözlemledim. Sezonun ilk maçı olmasına rağmen bu tedirgin hareketleri oldukça düşündürücü. Yediği golde baskının bir unsuru olduğunu ve konsantrasyonunu kaybettiğini düşünüyorum.
    Hakan-Erhan-Sivok-Ferrari-İsmail-Fink-Ernst-Tello-Yusuf-Holosko-Nobre tertibiyle sahaya çıkan son şampiyon özellikle orta alanda iki Alman oyuncusuyla zaman zaman oyunu rakip sahaya yıktığını golü de böyle bir dakika da Fink'in yaklaşık 20 metreden sert şutuyla buldu. Özellikle maçın 20nci dakikasından sonra Tello nun 4-3-3 ün soluna Yusuf'unda ortadaki iki Alman'ın önüne geçmesiyle daha derli toplu ve daha verimli bir Beşiktaş izlediğimi söylemeliyim. Beşiktaş golü bulduğu dakikanın hemen ardından yediği gol ise, kalecinin ve golü atan oyuncunun özelliklerinin tam olarak tespit edilememesinin eseridir. İlk yarının son 25 dakikalık oyununun ilk hafta maçlarına göre tatmin edici geldiğini fakat pozisyonların skoru değiştirmediğinden çok fazla itibar edilmediğini düşünmekteyim.
    Asıl düşündürücü kısım ise Fenerbahçe karşılaşmasında Bobo-Nobre-Nihat üçlüsünü ikinci yarıda denemesi ve başarılı olamamasına rağmen, Belediye maçının ikinci yarısında iyi oynamaya çalışan takımı yaptıkları oyuncu değişiklikleriyle oyundan düşüren Mustafa Denizlinin tavrı ve inatıdır. Bilindiği gibi geçen sezon Mustafa Denizli takıma katıldığında böyle uygulamalar neticesinde oldukça puan kaybetmiş ve geri düşmüştük. Bu sene bu senaryonun tekrarı halinde o müthiş geri dönüşün olacağını sanmıyorum lakin o dönem diğer takımlar ikinci yarı adeta tel tel dökülürken kuşkusuz bu performansları en çok bizim işimize yaramıştı.



    Bireysel değerlendirmelere geçersek, takımın omurgası defansta sivok orta alanda fink ernst forvette nobre üzerine olacak gibi. İbrahim Toramanın ve Ekrem Dağ'ın takıma dönüşüyle bence onbir de ki yerlerini Ferrari ve Erhandan alacaklarını düşünüyorum.
    Orta alan için henüz konuşmak için erken çünkü Ernst ve Fink açıkçası işimizi biraz kolaylaştırıyor. Bizi bekleyen en büyük tehlike ileride oynattığımız kanatlardır. Biz kanatlarda Nihat ve Bobo'yu kullandığımız takdir de üretken olamadığımız çok maç oynarız. Eğer ki kanatta Bobo oynayacaksa, hiç vakit kaybetmeden satılması taraftarıyım. Kanatlarda şu haliyle bile Serdar Özkan'ın daha verimli olacağını düşünüyorum. En azından savunma koşularını yapar ve İsmail'in kanatlara katılmasını sağlar. İlk yarı ve ikinci yarı farklı İsmail performansları bence yanlış taktik diziliş neticesinde kanatta yanlız kalmasının eseridir.
    1 ay sonra Şampiyonlar liginin başlayacağını hatırlatarak artık önümüzü görmek açısından transferin yapılacağı yada takım içinden bu sorunların aşılıp aşılamayacağı belirlenmelidir.
    Ayrıca maçın sonlarına doğru kendini roveşota pozisyonuna hazırlayan Tello' ya bariz şekilde kontrolsüz müdahalede bulunup üstelik ---- da dokunamayan Belediyeli oyuncu Serhat'ın maçın ardından "Tello'ya dokunmadım" demesi garip olduğu kadar şaşırtıcı. Tıpkı hakemin pozisyona "devam" demesi gibi.

    Tekrar görüşmek üzere,

    7 Ağustos 2009 Cuma

    Sistemin Kaptanları || Michael Fink & Gennaro Gattuso



    Tranferi gercekleştirildiğinde Türkiye'nin belki de en iyi Almanya ligi analizcisi Borges Fink'i bizlere tanıtırken yazısının içerisinde soyle bir yorum da bulunmuştu;


    Takima en büyük katkisini liderlik vasfi ve istikrarli bir sekilde sahada olmasiyla saglar. Bir ortalama oyuncu bazen sizin sahadaki kalbinizdir ve bu Fink olabilir.

    Lakin türk oyunculara liderlik edebilmesinin pek de kolay olmadigini belirtmeye gerek yok sanirim. Her ne kadar Ernst'in o tam olmasi gereken yerde bitmesi ve sahada bulundugu noktalarin ölümcül anlami görülmese de kosmasi, enerjisi ve kaptigi toplarla Türk futbolseverlerin kisa zamanda gönlüne taht kurmayi basarmsitir ve bu Fink icin o kadar kolay olmayacaktir.

    Bunun yaninda Ernst'den daha cok goller atip asist özelligi ile de sahada yer alacak olsa da.. Lincoln meselesi de bir örnektir, sahadaki oyuncuyu teknik adam güzel bir sekilde konumlandirmasi gerekir.

    Fink'in buna ihtiyaci var, Mustafa Denizli ve Tayfur Havutcu almanca bilmektedir, bu acidan iletisim kolayligi da söz konusu. Frankfurt takiminda oldugu gibi ona bahsettigimiz sekilde sahada rol bicilirse onun cok baska bir özelliginden yararlanip Besiktas kendisine en az üc yil bozulmayacak bir sistem insa etmis olacaktir.







    Michael Fink'i sadece 3 maç izlememe rağmen beni şimdiden kendine hayran bıraktı ve yazıda da belirtildiği gibi sistemin adamı olduğu ve Milan'ın Gattuso'ya biçtiği rolun aynısını Besiktas'da Michael Fink'e biçildi. Tam bir Alman disiplinine sahip olan Fink, sahada inanılmaz efor sarfediyor. Ben tribunden Fink'in suratına baktıgımda kendime guven geliyor varın bir de takım arkadaşlarını düşünün Michael Fink'in her olumlu hareketinden sonra kendileri güveni kat ve kat artacaktır ve bana göre bizim adımıza yılın transferi Michael Fink'dir.

    Ozellikle Porto maçında o nasıl bir presdir beni hayretler içerisinde bıraktı Belluschi topu alıyor arkasını donuyor karşısında Fink, Freddy Guarin sağ çizgiden hucuma endeksli pas atmak istiyor kafayı kaldırıyor karşısında Fink, Bruno Alves savunmadan topla beraber çıkmak istiyor ama yine karşısında Fink'i göruyor. Michael Fink transferi ile Şampiyonlar Liginde rakiplerimize karşı düşük olan oyun tempomuzun kademe kademe artacağını düsünüyorum.

    Ilginç olarak da çok güçlü bir fiziğe sahip olmasının yanında pozisyonuna göre de çok atletik.

    Inatçı kişiliği ile de birleştti mi gercekten takımın saha içinde ki direncini istediği zaman istediği seviyeye yükseltecek bir oyuncu. Bir diğer dikkat çekilmesi gereken anektod ise kesinlikse toplu oyunda.

    Topsuz oyunda tam sisteminin oyuncusu olmasına rağmen toplu oyunda da çok iyi. Topu fazla ayağında tutmuyor, Tugay Kerimoğlu gibi hemen oyunu diğer alanlara yayarak rakibin düzenini yani savunma dizilişini dağıtabiliyor.

    Fink ve Ernst gibi bir orta sahaya sahip olmuşken bence bu takımın forveti bitirici özellikleri daha iyi olan bir oyuncu olmalıydı ve yüksek tempoda Yusuf Şimsek'in artık 2. yarılar da sıkışan oyunda rol oynaması lazım.

    Çünkü sistemin işleyebilmesi için Nobre'den başlayarak sıra ile oyununun belirli bölgeleri kapsayarak Ernst ve Fink ile devam eden ön alanda prese dayalı oyunumu anca Mustafa Denizli'nin belirttiği gibi koşan 10 numara yani 10.5 numaraya ihtiyacımız var.

    Eğer ki yeni transfer gercekleşmezse ve Delgado'da beklenirse yeni sistemin oturması 6 ay geçikecektir işte bu yuzden de Mustafa Denizli transfer istiyor.
    Cunku sistemin en büyük rolunu ustlenen Fink'in yanında oynayacak teknik özellikleri yüksek hucuma yön verecek oyuncuya da alışması lazım.
    Michael Fink, Fabian Ernst ikilisi ile birçok maçta rakibimizin bizim yarı sahamızda 3 pas bile yapamayacagını görmemize sebep olacaktır.Şampiyonlar Ligi maçlarını bir kenara koyarsak özellikle ligimizde Ernst-Fink-Tello varyasyonunda Tello sol ve sağ içte rakip hucumlarında Fink ve Ernst'in boşalttığı alanlar da az da olsa rakibin karşısında durmayı başarabilirse bu sezon hiçbir takımın oyunun kontrolune sahip olabileceğine ihtimal dahi vermiyorum. Yeni Gattuso'muz hayırlı olsun şimdiden benim gözumden takımın kaptanı olmasa da sistemimizin kaptanıdır.