rss
twitter

    12 Eylül 2009 Cumartesi

    TAKIM OLMAYA DEVAM


    TAKIM OLMAYA DEVAM

    İlk tur maçları sonunda alınan sonuçlardan ziyade oyundaki kollektiflik ve turnuva boyu hasta olan Ömer Onan'ın dahi savunmada önemli roller alması daha doğrusu koçun görev vermesi takım içindeki birbirine güveni öne seren en basit örnekti. Fakat bir çok kişi 2. turda "gerçek" rakiplerle oynayacığımızı belirterek galibiyetleri pek önemsemiyordu. Ancak bir önceki yazıda düşündüğüm gibi hem teknik hemde mental açıdan herşeyin iyi göründüğünü belirtmiştik. Nitekim bu öngörüde yanılmadığım için ayrıca sevinçliyim.

    TEPE NOKTASI

    63 - 60 Kazandığımız İspanya maçı gösterdiki bugünkü milli takım 2001 turnuvasıda dahil zihinsel ve mental açıdan açık ara en güçlü takım olarak yerini almış bulunmakta. Bu sekiz senelik dönemi kısaca bir özetlersek; bu tür rakiplere karşı en fazla 15 dakikalık bir direnç gösterdikten sonra teslim bayrağını çekiyorduk ve maçları ciddi fark yiyerek kaybediyorduk. Ancak daha Litvanya maçı ile maçların içinde 40 dk boyunca kalacağımızı göstermiş olduk. Bu yüzden daha ilk gün Litvanya galibiyetinin küçümsenmemesi gerektiği anlaşılır zira aynı Litvanya 2005 te B takımıyla gelmiş ve Hido'lu Memo'lu takıma ciddi fark atmıştı. Bugün İspanya karşısında son ana kadar maçta kalmaya devam ettikçe rakibin sinirleri bozuldu ve istem dışı olarak sportmenlik dşı fauller yaptılar.

    DÜŞÜK TEMPO

    Maçın teknik açıdan anahtar noktası. Calderon olmasa bile İspanya'nın müthiş gard rotasyonunu düşünürsek (Navarro, Rubio, Lopez), geçiş oyunu onlar için anahtar faktördü. Ancak biz her ne olursa olsun her hücum ribaunduna girip hemde geri koşmayı çok iyi başardık. Fernadez ve Navarro'nun kısa süreli parlamaları dışında oyunu onların tempsuna hiç sokmadık. Kerem Tunçeri ağır tempoyu ayarlama konusunda mevcut üçlüden en iyi seçenek ancak onun olmadığı zamanlarda her ne kadar şut yüzdesi düşük olsa da Ender 'de bu gün görevini tam anlamıyla yerine getirdi.

    SEMİH VE ÖMER AŞIK

    İspanya uzun roasyonu ince ve hareketli oyunculardan oluşuyor ve Gasol le beraber orta mesafeden belirgin bir şu tehditleride var. Bu tür bir rotasyona karşı Oğuz'u kullanmak "iki ucu keskin bıçak" olurdu. Bir bakıma Oğuz'un erken üç faul alması işimize yaradı. Bu noktada geriye tek bir önemli nokta kalıyordu Ömer Aşık kenardayken Semih 'in performansı. Semih'de en iyi oyununu oynayıp Gasol'u bozunca galibiyet için önemli bir taşda yerine oturmuş oldu.

    SAVUNMA

    Savunma teknik bir konu olduğu kadar mental açıdan da oyuncuyu doğru hazırlamayla orantılıdır. Takımınızda o sertliği gösterecek fizikte oyuncu olsa da olmasa da, tüm takımı zihnen buna odaklarsanız bu konuda önemli yol alırsınız. Çok basit iki örnek fiziken Rudy Fernadez!e karşı deazavantajı bulunan Engin Atsür'ün maçın son çeyreğin onu savunması ve aynı Engin'in yine Polonya maçında Logan'ı tutması.

    GALİBİYET GÜZEL ANCAK

    Bu çok önemli galibiyete rağmen yinede çok önemli olduğunu düşündüğüm iki nokta var. birincisi ki bu geçmişten gelen bir hata dış adamlarımız ciddi manada birebirde adam geçme sıkıntısı yaşıyorlar. Bir noktada dış adamlarımızın deliciği biraz daha iyi olsa yada bu konuda daha cesaretli olsalar rakibi daha erken çözebilirdik. İkncisi ise alan savunmasına karşı postu çok az kullandık.

    Yazıyı yıllar önce Murat Murathanoğlu'nun Efes Pisen - Teamsystem maçındaki sözleriyle tamamlayalım tabi değiştirilmiş olarak

    İSPANYOLLAR ŞAŞKIN SCARIOLO NE OLDUĞUNU ANLAMADI.

    5 yorum:

    gebcıty dedi ki...

    bu kadar kotu hucum ettıgımız macı bu kadar ıyı bır savunmayla kazanmak cok ılgınc ve cok guzel.. 2 hata( hıdo'nun top kaybı ve eneder'ın 10 sanıye kala hucumu baslatıp 2 sanıye kala attıgı sut) az kalsın macı kaybetmemıze neden oluyordu..

    sımdı okuyorum eksı sozluk olsun diger platformlarda tanjevıc'e bır sevgı patlaması olmus.. aynı tanjevıc hucumda v savunmada cok ıyı oynayan ıkı oyuncuyu (omer asık ve kerem tuncerı) son 10 dakıkada oyuna almayarak buyuk bır kumar oynadı.. sergio llull 4 uzunun oldugu bı takıma potaya gıderek hucum etme yanlıslıgını gostermıs olmasa (kı scarıolo boyle soylememıstır emınım) macı kaybeden taraf bız olabılırdık.. ewet kazandık kutlamalıyız ama unutmayalım kı yanlıs oyuncu tercıhlerı macı karsı takıma hedıye paketınde sunulmustu..

    Hürol dedi ki...

    Peki Kerem'i alsa oyundan kimi çıkaracaktı Ender'i mi ? her ne kadar kabul etmesenizde gard rotasyonu açısından Ender en iyi deliciliği olan oyuncudur. Kerem o kadar pota dibine sokulup savunmanın dengesini bozabilecekmiydi?

    Ömer Aşık konusunda ise peki rakibin hangi 5 le oynadığına baktıkmı Semih'in Ömer'den nispeten çabuk olması ve bu maçta savunmadaki kollarını erken indirme hatasını yapmaması acaba bir faktör olabilirmi ?

    Maçı İspanya hediye etti peki tamam, ya Hido'nun son çeyrekte yaptığı iki top kaybı hatta ikincisi maçın kopma noktası olabilecekken.

    Ya da şöyle düşünelim takımımızın en önemli kozu Hido dizinden sakat ve son çeyrekte sadece 4 dakika süre alabiliyor.

    Bu durumda maçı İspanyollar mı hediye etti yoksa bizmi söküp aldık.

    Seyirciye güven vermeyen çok milli takım izledik ama bu takım "şu olmasaydı, bu olasydı" gibi şeyleri en az hekeden hatta hiç haketmeyen bir takımdır.

    gebcıty dedi ki...

    ben macı sokup aldıgımızı dusunmuyorum acıkcası.. zaten mac hep bızım kontrolumuzdeydı ve dogru yerlerde koc tarafından dogru oyuncular secılıp sahada olsalardı macın sonunda o sınır stres patlasını yasamazdık..

    maca cok ıyı baslayıp 13 sayı atıp pau gasol'e de cok ıyı bır savunma yapan Ömer Aşık'tı benım gordugum kadarıyla macın basında.. yanı maca bu kadar iyi baslamıs bır oyuncu ve Semıh Erden'e gore cok daha akıllı basketbol oynayan bır oyuncu,neyı nasıl yapılırı Semıh Erden'den cok daha ıyı bılen bır oyuncu son dakıkalarda sahada olmayı daha fazla hakedıyor bence.. bır maclık performansların goz yanıltmaması gerekır bence..

    aynı nedenler Kerem Tunceri için de gecerlı.. Kerem her zaman Ender'den daha iyi bir OYUN KURUCU olmustur.. dıkkat edıldıyse son 3-4dakıkada sureklı hucumda aksayan organızasyn sıkıntısı ceken bır takımımız wardı.. bence eger hucumda o sıkıntı cekılmese ve dogru hucumu saglıyacak bır Kerem Tunceri sahada olsaydı macın sonu daha kolay olurdu dıye dusunuyorum..ayrıca Ender'ın bır pozısyon dısında delıcılıgını kullandıgınıda ben hatırlamıyorum acıkcası..

    son olarakda Hıdo'nun sakat olması onun oyunu zorlamasını gerektırmıyor kı kendısı durdugu yerden dahı asıst ozellıgını kullanacabılecek kadar basketbolu bılen bır oyuncu.. ewet ozverısını saygı duyuyorum ancak karsı takımdada sakat oyuncular vardıkı Pau Gasol halasakat sakat oynuyor..

    sonuc olarak takımı galıbıyetnden mutluyum.. yanı galıbıyetı golgelemek gıbı bır ıstegımde yok ancak galıbıyet daha kolay alınabılecekken bız en zoru tercıh edıyoruz.. benım anlatmak ıstedıgımde buydu.. tesekkurler..

    Hürol dedi ki...

    Bir kere şunu belirteyim bir maça iyi başlayan bir oyuncu illaki maç sonunuda iyi oynayacak nasıl olsa diye sürekli sahada kalacak veya maçın illaki son anlarında oyunda kalacak diye bir şart yoktur.

    Bu yüzden maç sonunu farklı bir beşle oynamak veya aynı beşle oynamanın tercihi koça göre değişebilir. Lakin bu noktada tanyeviç İspanyollar'ın Ömer'i faul çizgisine götürmesinden çekindi ve belkide faul atışları daha yüzdeli olan Semih'den yana tercihini kullandı. Bu bir tercih.

    Bu tür maç sonu rotasyon değişiklikleri sadece bizde olmuyor. Ve emin olun ki İspanya gibi takımlara karşı maçı büyük bölümünü benzer bir yapıda oynamak çok risklidir. Bu noktada maç savunmada içinde çok çabuk bir şekilde cevap verebiliyorlar.

    En basit örnek Rusya - Yunanistan maçında son çeyrek başında hemen 2 üçlük atan Monya maç sonunda 2 faulü olmasına rağmen hücumda hiç kullanılmadı. Bunun yerine David Blatt serbest atışlardan sadece 4 sayı atmış olan Ponkrachov'a hücumda tempoyu ayarlaması için süre verdi ve atletik mc carty e hücumu teslim etti. Aynı şekilde Mozgov'da o kadar süre almadı. Belki de savunmasını sertleştirecek Yunanistan'a karşı top sürmesi zayıf olan bir oyuncu üzerinden hücum etmektense dış adamlardan başlayan bir şekilde hücum ederim dedi. Maç kaybedilmiş olsaydı Monya'yı kullanmadığı için Blatt 'ı tamamen suçlu ilan etmek çok da geçerli bir değerlendirme olmazdı.

    Aynı şey Kerem ve Ender konusunda da geçerli bir turnikesi dışında deliciliğini hatırlamıyorum demişsin ama işte o turnike maçın en kritik basketlerinden biriydi. Şunuda unutma maç sonlarında Engin'de sahadaydı alan savunmasında postu besleyebilecek tek oyuncuda Ender değildi o da bunu yapabilirdi. Ancak ben İspanya gibi oyun kurucuları çok hızlı olan takımlara karşı maç sonunda ender gibi oyuncuların sahada kalması gerektiğini düşünüyorum.

    Hidayet iki pozisyonda zorladı ama ikincisinde daha büyük hatası olan Ersan'dı herhalde geri pas yaptırmayı topu bırakıp rakibe boş turnike atmaya tercih etmeyiz.

    Gasol'ün sakatlığını ise Hidayet in ki ile bir tutman çok yanlış ve sakatlıkların her iki oyuncuya etkisinde Gasol un durumu ile Hidyaet'in arasında dağlar kadar fark var.

    İspanya'nın son hücumu konusunda ise ciddi şekilde yanıldın Scariolo bizzat bu şekilde kullanılmasını istediğini maçtan sonra belirtti ve amacınında bizi şaşırtmak olduğunu söyledi. Dikkatli bakıldığında Lull'un Ersan'a karşı çabukluk avantajını kullanması üzerine kurulmuş bir oyundu ve diğerleri ise kenarlara açılıp onun yüklenmesi ile sonuca gitmek istediler. Keza Lull da boyuna göre atletik bir oyuncu sayılabilir. nitekim Ömer semih ve ve Ersan üçlüsüyle engelleyebildik. Bir şeyi unutmamak gerekir ki İspanya gibi bir takım koç değişikliği yaşasa da bu tür son hücumları öyle sanıldığı gibi doğaçlama kullanmaz. Onların 0-5 sn, 5-10sn ve daha üzeri süre aralıkları için çalıştıkları bir çok set var. ama biz TBL de salla pati oynamaya öylesine alışkınız ki bunu da böyle sanıyoruz.

    Maç başı ve maç sonu rotasyonu konusuna net bir örnek daha veriyim. David Blatt zamanında efes, telekom maçında maç boyu hiç kullanılmayan Sconnie Penn'i son iki dakikada tamamen devreye soktu ve maç sonu attığı 12 sayıyı bu süreye sığdırdı. Şimdi bu iyi sonuçlanmış bir örnek, keza tam tersi olanlarıda var. Ama her iki yönteminde, özellikle büyük takımların aralarında oynadığı maçlarda birbirine belirgin bir üstünlüğü olduğunda söz etmek zor olur.

    Bu arada "Oyun kurucu" lafını büyük yazman hiç hoş olmadı her ne kadar iyi niyetle yazdım desende yanlış anlışlmaya son derece müsait bir tarz.

    gebcıty dedi ki...

    cok acıklayıcı bır yazı olmus tesekkurler oncelıkle.. yazıyla alakalı soyleyecek bır seyım yok acıkcası ancak son paragrafla alakalı sunu soylıyeyım.. buyuk yazmamın nedenı bır ıgneleme veya baska bırsey kastedmek degıldı sadece Ender'ın oyun kurma becerısının Kerem'ın oyun kurma becerısıne gore daha alt sevıyede oldugunu ve oyun kurucu terımıne dıkkat cekmek amaclıydı.. yınede yanlıs anlasılma olmussa kusuruma bakmayın..