rss
twitter
    asist time etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
    asist time etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

    13 Mart 2011 Pazar

    Oyun Stratejisinin Önemi || Fenerbahçe Ulker:84 Beşiktaş CT:92


    Haftanın sonucu en merakla beklenen maçında Beşiktaş CT Fenerbahçe Ülker'i deplasmanda 92-84 yenmeyi başararak, olası Play-off eşleşmesinde durumu 0-0'a getirmiş oldu. Ergin Ataman'ın takımın başına geçmesiyle başlayan çıkış bu maçla da devam etti.Ergin Ataman'lı Beşiktaş CT, Efes Pilsen ve kupa finalinde Fenerbahçe Ülker maçlarındaki yenilgiler dışında 9.maçında 7.galibiyetini aldı.

    Maç Öncesi

    Daha çok futbolda karşılaştığımız kamp kültürü ile basketbolda ilk defa bu maç öncesi karşılaştık. Beşiktaş CT, maç öncesi kampa girerek basketbolda kamp kültürünü bir nevi başlatmış oldu. Fenerbahçe Ülker cephesinde ise Mirsad Türkcan'ın sezonu kapamasından sonra bu maçta da Kinsey'in eksikliği önemli eksikliklerdi.

    Maçın Öyküsü

    Tabir-i caizse Beşiktaş CT, maça kolay sorudan başlayarak başladı. Sınav boyuncada hep çalıştığı yerden sorular geldi. Yani çok iyi hazırlandığı ve Fenerbahçe Ülker'i çok iyi etüt ettiği daha ilk çeyrekten anlaşılıyordu. Maça her maç olduğu gibi Ogilvy üzerinden ikili oyunlarla başladık. AJ Ogilvy'yi her geçen maç çok daha iyi besliyormuş gibi bir görüntü var. Maçın başında onun üzerinden bulduğumuz 6 sayı ile ilk 3 dakikayı 8-2 önde geçtik. Fenerbahçe Ulker ise maçın başında bir türlü oyuna adapte olamadı. Zorlama dış atışlar ve hücumda istenilen organizasyon sağlanamayınca bu seriye karşılık veremedi. Ancak Beşiktaş CT bu süreçte Marcelus Kemp ve Cevher Özer'in üçlükleri ile bir anda 7-0'lık bir seri yakaladı ve 5. dakikada 16-5 ile 11 sayılık üstünlüğü sağladı.Bu diferansta aslında maç boyunca devam etti diyebiliriz. Ilk 5 dakika içerisinde AJ Ogilvy 8 sayı ile oynarken, Mire Chatman ise 2 sayı 2 ribaund ve 3 asist ile maça yine damga vuracağının habercisi gibiydi. Çeyreğin sonlarına doğru Fenerbahçe Ülker, Beşiktaş CT'nın bu rüzgarını biraz olsun dindirmeyi başarsada, son bölüm karşılıklı basketlerle geçildi ve çeyreğide Beşiktaş CT 28-19 önde tamamladı.

    Ilk Çeyrekten Anektodlar

    Ilk çeyrekte Beşiktaş CT kullandığı 4 üç sayı denemesinden hepsini sayıya çevirerek skorda bir anda fırlamasının başlıca nedeni oldu. Bununla beraber Serkan Erdoğan ise ilk çeyrek aldığı 3 faulle, maç geneli için endişe yaratsada korkulan olmadı maçıda 3 faulle tamamlamasını bildi.



    Ikinci çeyrekte ise oyunun momentumu tamamen Beşiktaş CT'nın eline geçti. Çeyreğin başında Mire Chatman ve Marcelus Kemp'ten gelen üçlüklerle farkı 17 sayıya kadar çıkaran Beşiktaş CT, 6/6 üç sayı isabeti ile de Fenerbahçe Ülker'i savunmada çözümsüz bıraktı. Skor 36-19'a geldikten sonra Fenerbahçe Ülker hücumda Marko Tomas önderliğinde yavaş yavaş toparlanarak hücumda daha etkin oynamaya başladı. Beşiktaş CT'da ise rotasyonun hücumda belli bir set düzenine geçmesi zaman alınca Fenerbahce Ulker bu sürecte buldugu 10 sayı ile farkı tek hanelere kadar indirdi. Ancak devrenin sonunda yeniden toparlanan Beşiktaş CT, devreyi de 51-38 önde tamamladı.

    Ikinci Çeyrekten Anektodlar

    Ikinci çeyrekte Fenerbahçe Ülker'de efsane oyuncu Sarunas Jasikevicius'un tecrübesi ile nasıl takımını oyunda tuttuğunu gördük. Ikinci çeyrekte attığı 12 sayının yanı sıra çeyrek genelinde hücumda takımı frenleyen, acele şut kullanmalarını izin vermeyen isimdi. Açıkcası şöyle bir maçta Jasikevicius'un da eski günlerinden kesitler sunması oyun seyiri açısından ayrı bir güzellikti.

    Ikinci yarıda ise, Fenerbahçe Ülker oyunun temposunu düşürerek Beşiktaş CT'yı durdurmayı başardı. Düşük tempoda oynanan ikinci yarıda, Beşiktaş CT ilk 5 dakikalık dilimde ilk saha içi isabetini Cevher Özer'in üçlüğü ile buldu. Bu süreçte Fenerbahçe Ülker'de farkı yeniden tek hanelere kadar indirsede yine yakalayamadı. Ve ikinci yarıya damgasını vuran isim Serkan Erdoğan ve maça genel olarak damgasını vuran isim Mire Chatman'dan gelen üçlüklerle fark yeniden 15 sayıya kadar çıktı. Çeyreğin bitmesine 3 dakika kala skor 65-50'ye geldi. O ana kadar Beşiktaş CT 11/16 üç sayı isabeti ile oynamayı başardı. Çeyreğin son 3 dakikasında ise Fenerbahçe Ulker savunmada ekstra performans sergileyip baskılı oynayınca farkı yeniden tek hanelere indirdi. Son çeyreğe ise 71-63'lük skorla 8 sayı farkla girmeyi başardı.

    Üçüncü Çeyrekten Anektodlar

    Uçüncü çeyrekte Fenerbahçe Ülker tecrübesi ile de oyunu biraz olsun dengelemeyi başardı. Ancak ne zaman geri dönüş yapsa hep cevap veren Serkan Erdoğan oldu. Serkan Erdoğan üçüncü çeyrekte yanlış hatırlamıyorsam son 3 dakikada bulduğu 8 sayı ile oyunun momentumunun Fenerbahçe Ülker'e geçmesini engelledi.

    Son çeyreğe Fenerbahçe Ülker, Ömer Onan'ın üçlüğü ile girerek farkı uzun bir aradan sonra 5 sayıya kadar indirdi. Beşiktaş CT'da ise kenarda dinlenmek için oturan Mire Chatman'ın yerine giren Cüneyt Erden bir türlü oyuna katılamayınca Mustafa Abi değişikliği geldi. Iyi bir hava yakalayan Fenerbahce Ulker oyunun momentumunu da tam eline alıyorken bu değişiklik oyunun kaderini değiştirdi. Mustafa Abi, her ne kadar hücumda 2 şut üst üste kaçırsada savunmada Ukic'i çok iyi savunarak yeniden Fenerbahçe Ulker'in hücumda tıkanmasını sağladı. Tam o sırada yine Serkan Erdoğan'dan gelen üçlük ile de oyunun kontrolu yeniden Beşiktaş CT'nın eline geçmiş oldu. Son 7 dakika 76-68 Beşiktaş CT üstünlüğü ile geçilirken, Fenerbahçe Ülker bu dakikadan itibaren tam saha baskıya geçip daha sonra set savunmasını alan savunması ile yapmayı tercih etti. Bu tercih maç boyuncada devam etti. Serkan Erdoğan ve Marcelus Kemp'ten gelen üçlüklerle skor 79-70'e geldi.Son 5 dakika da (özellikle not aldım) sahada inanılmaz hazır bir takım vardı. Uzun zamandır bu kadar iyi bir takım olamamıştık. Son 5 dakikaya Chatman-Kemp-Serkan-Ogilvy-Cevher beşiyle giren Beşiktaş CT, Fenerbahçe Ülker'in tam saha baskı ve alan savunmasına karşı çok iyi hücum etti. Maçın geri kalan kısmında Mire Chatman'ın önderliğinde farkı da koruyarak salondan 91-84 galip ayrılan taraf Beşiktaş CT oldu.

    Maçtan Anektodlar

    Beşiktaş CT maç genelinde sadece 3 oyuncusu serbest atış kullandı.

    Yine maç genelinde ilk beş oyuncuları 14 sayı ve üzerinde oynadılar.Benchden sadece 9 sayı bulabildik.

    Fenerbahçe Ülker'de ise ilk yarıda 51 sayı yemesi bir yana sadece 6 faul yapmıştı.

    Serkan Erdoğan ilk çeyrekte 3 faul yapıp maçıda 3 faulle bitirmesi önemliydi.

    Beşiktaş CT neredeyse hücumlarının 3'de 2 sini 24 saniyelik hücum süresinin ilk 15 saniyesi dolmadan kullandı.

    Son olarakta bulduğumuz üçlük yüzdesi maçı getirsede, atılan üçlüklerin birçoğu hazırlanmış boş üçlüklerdi.

    Maçın Kırılma Anı

    Maçın kırılma anı; Son çeyrekte Fenerbahçe Ülker tam oyunu dengelemişken Mustafa Abi'nin Ukic'e çaldırdığı hücum faul ve daha sonra gelen Serkan Erdoğan'ın üçlüğü maçın hiç kuşkusuz kırılma anıydı. Çünkü bu basket ile beraber Fenerbahçe Ulker'in de direnci düşmüş oldu.


    Maçın Oyuncusu

    Mire Chatman bu takımın yıllardır vazgeçilmez bir oyuncusuydu. Ancak hep birşeyler eksik kalıyordu. Ergin Ataman'ın gelmesiyle de o eksikler tamamlandı. Maestro Mire Chatman önderliğinde tam bir yerli lider oyuncu Serkan Erdoğan ve çok iyi tamamlayıcı Marcelus Kemp ile beraber takım iyi bir hava yakaladı. Özellikle AJ Ogilvy'i de çok iyi beslediğimiz düşünülürse iyi bir ana rotasyon yakaladık. Mire Chatman elimde olsa formasını emekli ettirip heykelini Akatlar Salonunun oraya diktiririm ancak Marcelus Kemp ve Serkan Erdoğan'ın takıma dahil olmasından bu yana tek bir isim söyleme gönlüm razı olmuyor;

    The Magnificent Three Vol.1

    The Magnificent Three Vol.2

    The Magnificent Three Vol.3

    Son olarak Ergin Ataman'ın bu ülke topraklarının yetiştirdiği en iyi basketbol koçu olduğunu bir kez daha gördüm. Bu galibiyet ve Ergin Ataman'ın varlığı gelecek sezonki sponsor anlaşması içinde güzel bir referans oldu. Ergin Ataman, basketbol branşı olarak önümüzdeki yıllara umutla bakmamı sağlıyor. Winner koç , winner oyuncular ve yakında winner bir takım olacağımızı düşünüyorum. Şu anda yukarıdaki hiçbir takım birbirinden üstün değil. Herşeyi playofflardaki performanslar belirleyecek.

    27 Şubat 2011 Pazar

    The Magnificent Three Vol. 2

    Türkiye Kupası yarı finalinde MP Trabzonspor ile başlayan The Magnificent Three etkisi yani Serkan Erdoğan,Marcelus Kemp ve Mire Chatman'ın inanılmaz performansı bugün Bornova maçı ile devam etti. Daha ilk çeyrekte yanılmıyorsam bu sezonki en yüksek skorlu ilk çeyreğini geçiren takımda Marcelus Kemp 16 sayı ve Serkan ise 11 sayı ile oynadılar. Ilk çeyrek itibari ile Marcelus Kemp 4/4 3PT isabeti ile Serkan ise 4/4 2PT isabeti ile oynayarak daha ilk çeyrekten maçı alıp götürdüler.

    32 Dk 7/11 2PT 6/8 3PT || 35 Sayı 4 Ribaund 3 Asist

    28 Dk 6/9 2PT 2/6 3PT || 18 Sayı 3 Ribuand 1 asist


    30 Dk 2/2 2PT 3/6 3PT || 13 Sayı 8 Asist 6 Ribaund

    15 Şubat 2011 Salı

    1993 Nba Draft #10 || En Iyi 10 Nba Draft Serisi




    Bugünden itibaren Asisttime'da yeni bir yazı dizisine başlıyorum. 10 bölümden oluşacak yazı dizisi, Nba tarhinin en iyi Draft dönemlerini içerecek.

    Listemizde 10. sırada;Chris Webber'in ilk sırada seçildiği 1993 Nba Draft Dönemi yer alıyor. Bu draftın en ilginç anektodu ise; Orlando Magic'in Chris Webber'i seçer seçmez, Golden State Warrios takımının seçtiği Penny Hardaway'e karşılık takas edilmesiydi.

    - Ilk 5 Seçim

    1) Chris Webber @ Orlando Magic (Golden State Warrios)

    Chris Webber, kuşkusuz 1993 yılında draftlara giren en değerli oyuncu konumundaydı. Zaten Nba kariyerinde 5 kez All Star'a seçilerekte bunu kanıtladı. Nba'ye ayak basmadan önce, kolejde yılın oyuncusu seçilmişti.Nba kariyeride beklenildiği gibi harika geçti. Ilk sezonunda Nba'de yılın çaylak oyuncusu seçilmeyi başaran Chris Webber, Nba kariyerinin ise en iyi dönemini Sacramento Kings forması ile geçirdi. 2001 sezonunu 27.1 sayı 11.1 ribaund istatistikleri ile tamamlayarak, yılın en iyi takımına seçildi. Ve Sacramento forması ile konferans finaline kadar çıkmayı başardı. Hidayet Türkoglu'nun da Konferans yarı final maçında Dallas karşısında harika performans sergilediği dönemde, final serisinin en kritik maçında Robert Horry'nin son saniye basketi ile şampiyonluk hayalleri sona ermişti. Ancak bu inanılmaz sezon hiçbir Sacramento taraftarı tarafından unutulmadı ve Chris Webber'in 4 numaralı forması Sacramento Kings yetkilileri tarafından emekli edildi.

    2)Shawn Bradley @ Philadelphia

    Hem Alman hem de Amerikan vatandaşı olan Bradley, Nba tarihinin en uzun ikinci oyuncusuydu. Aslında yılların yaşlandıramadığı oyuncuların başında gelen Shaw Bradley, 1994-95 sezonunda Philadelphia ile 1996-97 sezonunda New Jersey Net forması ile ve son olarak 2000-2001 sezonunda Dallas forması ile Nba'de en fazla blok yapan oyuncu oldu.Nba kariyeri boyunca 5 kez de triple double yapmayı başardı.



    3) Penny Hardaway @ Golen State Warrios (Orlando Magic)

    Penny Hardaway, yukarıda bahsettiğim gibi draft günü Chris Webber ile karşılıklı takas edilerek Orlando Magic'e gönderildi. Orlando Magic'de Shaq önderliğindeki takımın önemli bir parçası oldu. Ilk sezonunda All Star çaylaklar maçına seçilip MVP olmayı başardı. Ardından 4 sezon Nba All Star maçına seçilen Penny Hardaway, birçok kişi için efsane oyuncular arasında yer alır. Ancak en büyük talihsizliği ise sakatlıklar oldu. Tabir-i caizse sakatlıklardan dolayı bir türlü belini doğrultamayan Penny Hardaway, aynı zamanda Nba tarihininde en iyi 3. sıra seçimlerinden biri.

    4) Jamal Mashburn @ Dallas Mavericks

    Jamal Mashburn ilk sezonunda en iyi yakaladığı 19.2 sayı 4.5 ribaund 3.4 asist ortalamaları ile en iyi Rookie takımına seçilmeyi başardı. Dallas Mavericks'in o dönem 3J (Jason Kidd - Jim Jackson - Jamal Mashburn) diye tabir edilen oyuncuların Jason Kidd ile beraber en etkin olanıydı. Istikrarlı hücum performansını ilerliyen sezonlarda da devam ettirdi. 1994-95 sezonunda 24.1 sayı 1995-96 sezonunda ise 23.4 sayı ortalamaları ile oynadı. Kariyer rekorunu ise 1994 yılında Chicago Bulls'a karşı attığı 50 sayı ile kırdı. Pozisyon iribari ile belkide o dönemde 1-4'e birçok pozisyonda oynayabilen nadir oyunculardandı.

    5) Isaiah Rider @ Minnesota Timberwolves

    Isaiah Rider, ilk yıllarında Nba All Star organizasyonlarının başrol oyuncularındandı. Ilk yılında en iyi Rookie takımına seçilen Rider, 1994 All Star organizasyonunda smaç şampiyonu olmayı başardı. Bir sonraki sezonda 21 maç üst üste en az 1 üçlük isabeti bularak, Minnesota tarihine adını yazdırdı. Kariyerinin en yüksek skorunu ise 42 sayı ile Golden State Warrios'a karşı buldu.




    - En Iyi 2.Tur Seçimi

    37) Nick Van Exel @ Los Angeles Lakers

    Nick Van Exel'in belkide en büyük avantajı Los Angeles Lakers tarafından seçilmesi olsa gerek. Çünkü o dönemin en çok maçları yayınlanan takımı olan Lakers'da Nick Van Exel oynadığı bütün maçlarda ilk beş başladı. Ilk 4 sezonunda sadece bir maç kaçıran Nick Van Exel kariyeri boyunca; 14.4 sayı 6.6 asist ve 3 ribaund ortalamaları ile oynadı.

    - All Star Olanlar

    1) Chris Webber @ Orlando Magic (Golden State Warrios)
    3) Penny Hardaway @ Golden State Warrios (Orlando Magic)
    4) Jamal Mashburn @ Dallas Mavericks
    8) Vin Baker @ Milwaukee Bucks
    11) Allan Houston @ Detroit Pistons
    24) Sam Cassel @ Houston Rockets
    37) Nick Van Exel @ Los Angeles Lakes



    13 Şubat 2011 Pazar

    Türkiye Kupasında 100 Yıllık Derbi Finali


    Bir tarafta, son yılların en iyi organizasyonunu oluşturan Fenerbahçe Ülker, diğer tarafta ise yeniden yapılanan Beşiktaş CT. Bu sezon 26. düzenlenecek olan Türkiye Kupasında Beşiktaş CT 2 kez final oynamasına rağmen, kupayı hiç müzesine götüremedi. ( Bir de şu 39 sene olayı vardı dimi, merak ediyorum acaba 1973-1992 yılları arasında Türkiye Kupasını kimler kazandı?)


    Teknik Analiz

    - Fenerbahçe Ulker Hücumları

    1) Ömer Onan Endeskli Esnek Hücum



    Fenerbahçe Ülker'in en çok kullandığı hücum setlerinin başında, yukarıda çizilmiş set geliyor. Bu hücum setini genellikle Ömer Onan ve Emir Preldzic üzerinden oynuyorlar. Bu hücum setininin başarılı sonuçlanması için, oyuncuların hareketli top alması gerekir. Ukic ile başlayan hücum setinde; öncelikle sol dip çizgide pozisyonunu alan Marko Tomas, Ukic'in hareket alana geçip topu alıyor. Ardından dışarı koşu yapan Kaya Peker'de aldığı pas sonrasında, oyunun yönünü değiştirip, kendisine doğru gelen Ömer Onan'a topu geçiriyor ve perdeleme yaparakta Ömer Onan'ın savunmasından kurtulmasını sağlayıp, boş şut imkanı doğuyor.

    2) Emir Preldzic Endeksli Hücumlar



    Neven Spahija'nın gelmesi ile, Euroleague'in en önemli genç yeteneklerinden biri konumuna gelen Emir Preldzic, bugünkü maçta da benim en çekindiğim isimlerin başında geliyor. Emir Preldzic ile en sık kullanılan setlerden biri; uzunun perdesi sonrası, yüksek postdan içeriye doğru penetre ederek attığı basketler. Ömer Onan'da olduğu gibi Emir Preldzic'in de atlet özelliklerinden yararlanılması bu setin kullanabilirliğini arttırıyor. Pozisyonun başında yapılan uzun - kısa paslaşmasından sonra, dikey koşu yaparak savunmacısından kurtulup kendine boş koridor alanı yaratan Emir Preldzic, pozisyonuda ya turniye yada şut olarak sonlandırıyor.

    Türk statüsünde de oynayan Emir Preldzic için, bir diğer önemli set ise; içeriye penetreleri sonrası rakip savunmalarının düzeni bozması olarak değerlendirebiliriz. Özellikle Preldzic, bize çok büyük eşleşme problemi yaratacağı düşünüyorum. Bakalım Emir Preldzic'in etkinliğine bir çare bulabilecekmiyiz ?


    - Beşiktaş CT Hücumları

    1) AJ Ogilvy Üzerinden Hücum Çeşitliliği


    Açıkcası AJ Ogilvy'yi maç içerisinden bu kadar iyi besleyebileceğimizi tahmin etmiyordum. Ama Ergin Ataman, AJ Ogilvy'i inanılmaz etkin kullanıyor. Yukarıda çizilen hücum setini son maçta sıkca görmüşsünüzdür. Setin süresi 4 ile 6 saniye arasında sürüyor. Mire Chatman hızlı bir şekilde topla yarı sahayı geçip, hiç bekletmeden sola doğru koşu yapıyor. O sırada Serhat'da hızlı bir şekilde ortaya doğru koşu yapıp pası alıyor. Son olarak da Serhat, pası alır almaz yüksek postda hazır kıta bekleyen Ogilvy'e topu indiriyor ve Ogilvy'de hızlı olmasının avantajı ile basketi buluyor.

    AJ Ogilvy üzerinden oynanan bir diğer oyun ise, kısaların içeriye penetre ettiklerinde, yardıma oyuncu geldiği anda topu ya direk Ogilvy ile buluşturuyorlar yada topu çevirip yine sonunda Ogilvy ile seti bitiriyorlar.

    Ogilvy'yi etkin kullandığımız bir diğer oyun ise ikili oyunlar. Özellikle yüksek postda şut tehditide olması büyük bir avantaj sağlıyor.

    2) The Magnificent Three ( Kemp - Chatman - Serkan)

    Son Trabzonspor maçına damga vuran bu muhteşem üçlü için ayrı bir parantez açmak gerekir. Dikkat ettiyseniz bu üç oyuncudan biri, savunmacısı ile bire bire kaldığında, takım hep farklı pozisyonlar aldı ve oyuncusuna göre de farklı hareket alanı yarattı. Içeriye penetre eden oyuncunun önemini sıkca belirtmiştim ve Kemp transferi ile takımın ne kadar önemli bir eksikliği giderdiğini Trabzonspor maçı ile gördük.

    Tahmin

    Iki takım arasındaki zayıf halkalara veya oyuncu değerlendirmesine girmek istemedim. Çünkü gerçekten iki takım arasında bayağı bir fark var. Fenerbahçe Ülker, Beko Basketbol Liginin çok çok üstünde bir takım. Kısacası finalin keyfini çıkarmaya bakalım. Doğal olarak mantığım Fenerbahce Ulker kazanır desede gönlümden tabi Beşiktaş geçiyor. Hatta ilk defa gönlümden skor tahmini bile yapmak geçiyor. Direk skor tahminimi veriyorum =) Beşiktaş CT: 77 Fenerbahce Ulker:73

    12 Şubat 2011 Cumartesi

    Finalin Adı: Besiktas CT - Fenerbahce Ulker


    Spor Toto Türkiye Kupası Yarı Final maçında Beşiktaş CT, büyük bir çekişmeye sahne olan maçta MP Trabzonspor'u 90-88 yenerek adını finale yazdırdı. Yüksek tempoda geçen maçta galibi savunmalar değil, hücum performansları belirledi. MP Trabzonspor, hem Michael Wright'ın birebir oyunları hemde Wright üzerinden oynanan ikili oyunlarla skorda üstünlük kursada, Beşiktaş CT'ın yeni transferleri Marcelus Kemp ve Serkan Erdoğan'ın muhteşem performansları maçı Beşiktaş CT'ya getirdi.

    Maç Öncesi

    Özellikle koç değişikliğinden sonra MP Trabzonspor bambaşka bir havaya büründü. Rotasyonunda Michael Wright'ın da Türk satatüsünde olması onlar için en büyük avantajdı. Çünkü bu sayede Ersin Görkem + 4 yabancı ile iyi sayılabilecek bir rotasyona sahiptiler. Bununla beraber iki guardı da birbirini çok tamamlıyor. Rasic daha çok oynatma rolunde iken Milosevic ise daha çok içeriye drive ederek hücum anlamında katkılar veriyordu. Beşiktaş CT cephesinde ise Fedor Likholitov şoku yaşanıyordu. Tekrardan sakatlanan Likholitov'un MR sonuçlarının ardından maçta oynayamayacağı açıklandı.

    Maçın Öyküsü

    Beşiktaş CT maça Chatman,Kemp,Serhat,Cevher ve Ogilvy beşi ile başladı. Maçın hemen başında MP Trabzonspor, M.Wright'ın 4 sayı Ersin'in de 3 sayı 1 asist ve 1 top çalmalık performansı ile ilk 2.30 saniyeyi 7-2 önde geçti. Beşiktaş CT cephesinde ise ilk dakikalarda Mire Chatman - AJ Ogilvy ikili oyunları vardı. Iki takımda genellikle uzunları besliyordu. Ilk 5 dakika 11-9 MP Trabzonspor üstünlüğü ile geçilirken, MP Trabzonspor'da Wright, Beşiktaş CT'da ise Ogilvy 5'er sayı ile takımların en skorer oyuncularıydı. Ilk 5 dakika içerisinde, maça dair en güzel anektod ise Rasic'in harika no-look pası sonrası Michael Wright'ın basketiydi.


    Efes Pilsen maçında harika bir son çeyrek geçiren Mire Chatman, alternatifsiz olmasından da dolayı dinlendirilmek için 5.dakikada Mustafa Abi ile yer değiştirdi. Mustafa Abi'nin girmesiyle tam sahaya baskıya başlayan Beşiktaş CT, rakibini hataya zorladı. Ancak A.Rasic'in hücumdaki harika yönetimi devam etti. Oyun görüşü çok üst düzeyde olan Rasic, neredeyse ilk yarı boş pozisyonda olan bütün oyuncuları topla buluşturdu. Periyodun bitmesine 3 dakika kala MP Trabzonspor yüksek postda Michael Wright ile bulduğu sayı ile 14-13 öne geçti. Efes Pilsen maçında belirsiz bir rotasyon görüntüsü çizen Ignerski, Cevher Özer ile yer değiştirerek 4 numara da oyuna girdi. Çeyreğin son dakikalarında ise karşılıklı bire bir zorlamalar ile atılan basketlerle ile ilk çeyrek 22-19 Trabzonspor üstünlüğü ile sona erdi.

    Beşiktaş CT, ikinci çeyreğe iki top kaybı yaparak başladı. Top kayıpları üst üste gelince tam saha baskıya geçen Beşiktaş CT bunda da başarılı oldu. Ilk üç dakika sonunda Serkan Erdoğan'dan gelen 5 sayı ile 29-28 MP Trabzonspor üstülüğü vardı. Ikinci çeyreğin 4. dakikası itibari ile Beşiktaş CT, boyalı alanı ve yüksek postu çok iyi kullanan MP Trabzsonspor'a karşı alan savunması denedi ancak bu savunmada pek uzun sürmedi. Önce Serkan Erdoğan ardındanda Ignerski'nin üçlüğü ile 6. dakikada Beşiktaş CT 36-35 öne geçmeyi başardı. M.Wright'a bir türlü önlem alamayan Beşiktaş CT, ikinci çeyrekte Serkan Erdoğan'ın hücumdaki etkili performansı ile (7 sayı) skora ortak oldu. Periyodun sonuna doğru ise Chatman ve Mustafa Abi'den sonra Serhat Çetin, bir numarada oynadı. Son dakikaları karşılıklı basketlere sahne olan maçın ilk yarısı 44-42 MP Trabzonspor'un üstünlüğü ile sonuçlandı.



    Ikinci yarıda ise The Magnificent Three (Mire Chatman - Serkan Erdoğan - Marcelus Kemp) maça damgasını vurdu. Uçüncü çeyreğin başında Mire Chatman, ilk dört dakikada 2 sayı 1 asist 1 top çalma ve 1 ribaund alarak oyunda dengeyi sağladı ve skora 48-48 eşitlik geldi. Beşiktaş CT'da Marcelus Kemp bire bir hücum ederek bulduğu 5 sayıya karşılık, MP Trabzonspor Michael Wright endeksli hücumlarla skor üretmeye devam etti. Ergin Ataman'da önemli katkı veren Chatman'ı 4. çeyreğe hazır olması için dinlendirmek istedi ve Serhat'ı bir numaraya çekti. Serhat Çetin - Ogilvy ikili oyunları ile periyodun son 30 saniyesinde skora 63-63 ile yeniden eşitlik geldi. Son hücumu iyi değerlendiren MP Trabzonspor 3. periyoduda 66-63 önde tamamladı.

    Büyük bir çekişmeye sahne olan son çeyrekte, iki takımda yüksek tempoda oyunlarını sürdürmeye devam etti. Son çeyreğe Beşiktaş CT, Chatman - Serhat - Ignerski - Ogilvy - Cevher beşi ile başlarken, Ogilvy daha 2. dakikada yaptığı faul ile 4. faulunu alıp, kenara gelmek zorunda kaldı. Ogilvy'nin yerine Kemp oyuna girerken, Ignerski ise 4 numaraya çekildi. MP Trabzonspor ise boyalı alanı çok iyi kullanmaya devam etti. Hatta son çeyrekte yanlış hatırlamıyorsam alçak posttan ve boyalı alandan hiç şut kaçırmadılar. Periyodun ilk 3 dakikasında 71-69 MP Trabzonspor üstünlüğü vardı. Ancak bu dakikada oyuna giren Serkan Erdoğan, son iki dakikada gösterdiği performans ile maçı Beşiktaş CT'ya getirdi. Son 5 dakikaya 75-71 önde giren MP Trabzonspor hücuma çıkarken yaptığı basit hatalar ile farkı açamadı.

    Beşiktaş CT'da ise fitili ateşleyen oyuncu Marcelus Kemp oldu. Marcelus Kemp önce 02.25 kala attığı üçlük ile skoru tek sayıya indirdi. Ardından kaptığı toplarlada oyununun momentumunu lehlerine çevirmiş oldu. Serkan Erdoğan son 2 dakikada üst üste attığı 7 sayı ile skorda, BeşiktaşCT'nın 83-81 öne geçmesini sağladı. Ardından, önce Kemp'in asisti Ogilvy'nin basket faulu ve hemen sonrasında Kemp'in sayılarıyla skor son 17 saniyede 89-85'e geldi. Son hücumda ise MP Trabzonspor, Obasohan'ın bulduğu üçlük basketi ile farkı tek sayıya indirmesi maçı kazanması için yeterli olmadı. Bu arada o pozisyonda saha ihlalinin görülmemeside trajikomikti. Son topta Chatman'a yapılan taktik faulu sonrası ikinciyi bilerek kaçırmasıyla, Beşiktaş CT salondan 90-88 galip ayrılarak adını finale yazdırmış oldu.


    Maçın Kırılma Anı

    Baştan sona büyük bir çekişmeye sahne olan maçın kırılma anı, son 2 dakikada Serkan Erdoğan'ın muhtesem hücum performansının baslangıcı diyebiliriz.

    Maçın Hatası

    Hakemin son topta saha ihlalini görememesi.

    Maçın Oyuncusu

    The Magnificent Three (Kemp - Chatman - Serkan)

    Bugün Beşiktaş CT, takım olarak çok iyidi. Bu nedenle tek bir oyuncu söylemek çok zor.

    11 Şubat 2011 Cuma

    Chatman - Serkan - Kemp || The Magnificent Three





    Beşiktaş CT - MP Trabzonspor maçının geniş analizi önümüzdeki saatlerde sizlerle ...

    10 Şubat 2011 Perşembe

    Kupaya Iki Kala Beşiktaş Cola Turka


    Kayseri Kadir Has Spor Salonunda oynanan Türkiye Kupası çeyrek final ilk maçında Beşiktaş CT, savunmanın ön plana çıktığı maçta Efes Pilsen'i son saniyede AJ Ogilvy'nin basketi ile 57-55 yenmeyi başardı ve final için çok büyük bir engelide aşmış oldu. Iki takımda düşük skorlu geçen maçta iki devrede en az ikişer defa 5+ farklı seriler yakaladı ve her seferinde bu farklar eridi. Maçın sonuna kadar büyük bir çekişmeye sahne olan maçta; Efes Pilsen'in Türkiye Beko Basketbol Liginde ki yabancı rotasyon etkisi , Beşiktaş CT'nın da Ergin Ataman faktörü maçın gidişatında etkin rol oynadı.

    Maç Öncesi

    Açıkcası bu maçı izleyebilmek için neler çektim, bir ben bilirim. Turnuvanın ilk gününün en önemli maçını saat 18.00'e koymak ne kadar doğru bir tercih olduğunu, düzenleyenlerde reyting oranlarını görünce anlamıştır. Maç öncesi ilk olarak Flip Murray'nin Wisinewski'nin yerine kadroya alındığı haberi,ardından da bugüne kadar bütün kariyer rekorlarını Beşiktaş CT'ya karşı kıran Bostjan Nachbar'ın dışarda kaldığı haberi geldi. Ergin Ataman'ın takımın başına gelmesi ile Türkiye Kupası için artan umutlarım bu gelişmelerden sonra daha da arttı.


    Maçın Öyküsü

    Alelacele şekilde maçı izlemek için yer taraması çalışmam sonunda başarı ile sonuçlandı ve maçın ikinci çeyreğine yetişebildim. Bu nedenle ilk çeyrek ile alakalı söyleyebileceğim tek şey; Efes Pilsen'in 17-10 önde tamamlası olur. Ikinci çeyreğin başında, iki takımda birbirlerine ne kadar iyi etüt ettiğini gördük. Efes Pilsen'in ikinci çeyrek ile beraber yabancı rotasyonunun etkinliği azalmaya başladı. Çünkü Efes Pilsen için Türkiye Liginde en zayıf halkalardan biri olan yabancı rotasyonunun önemi bu çeyrekte kendini gösterdi. Beşiktaş CT'da ise Ignerski belirsizliği yaşanıyordu. Yeni transferlerden sonra sanki daha rolü belirlenmemiş gibiydi.

    Savunmaların ön plana çıktığı ikinci çeyrekte, ilk 4.30 dakika 21-12 Efes Pilsen'in üstünlüğü ile geçildi. Efes Pilsen'in maça iyi başlamasınında etkisiyle, Beşiktaş CT'nın maça ortak olmasına izin vermiyordu. Ergin Ataman'ın daha önce Erkan Veyseloğlu ve Nachbar üzerinden oynadığı dip çizgiden oynanan hücum setini bu seferde Serhat Çetin endekli oynaması ile fark 6 sayıya indi. Hemen akabinde Perasovic'in molası geldi. Mola sonrası, Ergin Ataman'ın yeni Shumpert'ini buldu söylemimizi doğrular nitelikte bir hamle geldi ve Kemp 4 numaraya çekildi. Marcelus Kemp'de koçunu yanıltmadı ve mola sonrası bulduğu üçlük isabeti ile skoru 23-18'e getirdi. Oyunun momentumu yavaş yavaş dengelenirken bir de Perasovic'e teknik faul çalınması sonucu, devrenin bitimine 02.30 kala skoru 23-22'ye getirerek farkı 1 sayıya kadar indirdik. Beşiktaş CT 3 dakikalık süreçte 10-2'lik seri ile oyunuda dengeledi. Ancak ilk yarının sonuna doğru Efes Pilsen'den gelen Sinan Güler hamlesi tekrardan fark diferansının artmasına neden oldu. Sinan Güler, önce Beşiktaş CT topu oyuna sokarken kaptığı top, ardından Chatman'a tam sahada baskı ve 1.30 dakikalık süreçte bulduğu 5 sayı ile Efes Pilsen'in 7-0'lık seri yakalamasında başrol oynadı ve skor da 30-22'ye geldi. Devre ise karşılıklı basketlerle 32-24 Efes Pilsen'in üstünlüğü ile sona erdi.

    Ikinci yarıya geçmeden önce maç öncesi yaptığım analize göz atmanızı rica ediyorum. Ikinci yarıyada, ikinci çeyreğin başında olduğu gibi Efes Pilsen, yine hızlı bir giriş yaparak 6-0'lık seri yakaladı. Özellikle Chatman alternatifsiz olduğu için onun üzerinden başlatılan tam saha baskı planıda ilk dakikalarda tuttu ve Efes Pilsen ilk dakikayı 36-24 önde geçti. Bu seriye Beşiktaş CT'da seri ile karşılık verdi.Efes Pilsen serisine Ignerski'nin üçlüğü ile son veren Beşiktaş CT, Chatman'ın 4, Ogilvy'nin de 2 sayısı ile 9-0'lık seri yakaladı ve 05.35 kala skor 36-33'e geldi. Oyunun kopma anıda bu süreç içerisinde yaşandı. Iyi bir hava yakalayan Beşiktaş CT karşısında Efes Pilsen, önce Sinan Güler'i bir numaraya çekti. Ardından Ender Arslan'ın oyuna girmesi ile Ender, Sinan, Roberts, Kerem Gönlüm, Murray beşine dönerek arayışlarını sürdürdü.Ancak bu süreçte hücumda bir türlü bekleneni veremediler.Çeyreğin bitmesine 02.30 kala Ogilvy'nin basketi ile Beşiktaş CT 39-38 ile maçta ilk defa öne geçmiş oldu.


    Efes Pilsen, 3. çeyreğin ilk dakikasından sonra geçen 6.30 dakikada sadece 2 sayı bulabildi. Bu süreçte Beşiktaş CT ise 15-2'lik seri ile ilk kez öne geçmeyi başardı. Bu serinin yakalanmasındaki en önemli faktörler ise; kısaların hücumda AJ Ogilvy'yi çok iyi beslemesi ve takımın kısalarının özellikle son 3 dakikada topu getirerek Mire Chatman'ı çok iyi dinlendirmesi olarak değerlendirebiliriz. Periyodun sonunda yine Ogilvy üzerinden oynanan oyun ile son çeyreğe 44-42 Beşiktaş CT'nın üstünlüğü ile girildi. Harika geçen 3.periyotda tek olumsuzluk ise Mustafa Abi ve Serhat Çetin'in 4'er faul almasıydı.

    Son çeyrekte ise Maestro Chatmania başroldeydi. Inanilmaz bir son çeyrek oynadı. Bu üst düzey performans,belki maçı kazandıran basketi atan AJ Ogilvy'nin arkasında kalmış gibi gözüksede, şu son çeyrekte gösterdiği performanstan sonra, artık Chatman'ın yeri benim için üst düzey değil, tarif edemeyeceğim bambaşka bir noktaya ulaştı. Mire Chatman, son çeyreğin ilk 4 dakikasında 3 top çalma 3 ribaund ve 2 sayılık performansı ile önemli bir giriş yaparak oyununun momentumunun tamamen Beşiktaş CT'nin eline geçmesini sağladı ve ilk 04.45 'lik dilim 46-42 Beşiktaş CT'nın üstünlüğü ile geçildi.Efes Pilsen ise üçüncü çeyrekte,hücumda yaşadığı sıkıntıları yaşamaya devam etti ve bu süreçte basket bulamadı. Mire Chatman'ın etkili performansından sonra Efes Pilsen molası geldi. Mola dönüşü 04.20 kala Cevher Özer'den gelen üçlük isabeti ile Beşiktaş CT 49-44 öne geçti. Bu skor Beşiktaş CT'ın maç içerisinde yakaladığı en yüksek farktı.

    Son 4 dakikaya girilirken; Efes Pilsen en kritik hücumda Thornton endeksli hücum setini tercih etti. Bu hücumda Thornton'a yapılan sportmenlik dışı faul ile Efes Pilsen yeniden oyuna ortak olma şansını yakaladı. Bu dakikadan sonra Efes Pilsen savunmada kolay sayı şansı vermezken Cevher Özer'in çok önemli üçlüğü ile son 2 dakikaya Beşiktaş CT 55-49 önde girdi. Efes Pilsen ise bu baskete, Lawrance Robert'in üst üste bulduğu iki üçlük ile karşılık verdi ve son 7 saniyeye 55-55 beraberlikle girildi. Son top ise büyük bir heyecana sahne oldu demek isterdim ama Sports Tv saolsun o heyecanı farklı heyecanlara çevirdi. Sports Tv bildiğin son hücumu direk ekrana yansıttı. Bir zoom yapmadıkları kaldı. Belki Efes Pilsen'in o sıra mola alma hakkı kalmamıştı ama ya olsaydı ve görevlilerden biri hücumu ekranda görseydi ne olacaktı peki? Iki heyecanın beraber yaşandığı son topta sıkca bahsettiğimiz ve artık Beşiktaş CT'nın en güvenilir hücum seti olan AJ Ogilvy üzerinden oynanan başarılı oyun ile Beşiktaş CT salondan 57-55 galip ayrıldı.


    Maçın Kırılma Anı

    Maçın kırılma anı, ikinci yarının ilk dakikası diyebiliriz. Skor tam 36-24 Efes Pilsen lehine gelmişken, Beşiktaş CT'nın yakaladığı seri ve Efes Pilsen rotasyonunda yaşanan belirsizlik, oyuna yeniden Beşiktaş CT'nın ortak olmasını sağladı.

    Maçın Hatası

    Maçın son 30 saniyesinde, Beşiktaş CT 3 sayı farkla önde iken ve yanlış hatırlamıyorsam faul hakkıda dolmamışken, faul yapılmaması çok büyük bir tercih hatasıydı. Eğer Roberts'in üçlüğünden sonra Kerem Tunçeri son hücumda basketi bulabilseydi. Belki şu anda bu pozisyonu tartışıyor olacaktık.

    Maçın Kader Anı

    Maçın kader anı, hiç kuşkusuz Efes Pilsen'in son hücumunda Kerem Tunçeri'nin kaçırdığı üç sayılık şuttu. Top potaya doğru yönelirken sanırım birçok Beşiktaş taraftarı ekrana dahi bakamamıştır.

    Maçın Oyuncusu

    Mire Chatman, en az AJ Ogilvy kadar maçın oyuncusu olmayı haketti. Özellikle son çeyrekteki performansı uzun yıllar unutulmayacak bir performanstı.

    Fotoğraflar: http://www.tbf.org.tr/



    8 Şubat 2011 Salı

    Spor Toto Türkiye Kupası || Beşiktaş CT - Efes Pilsen Eşleşmesi


    Bu sezon Kayseri Kadir Has Spor Salonunda oynanacak Spor Toto Türkiye Kupasında yine alışılagelmiş bir eşleşme bizleri bekliyor olacak. Bir tarafta; Euroleague'de son dönemin en formda takımı Efes Pilsen, diğer tarafta ise yapılan koç değişikliği ve takviyeler sonrası tabir-i caizse yeniden yapılanan Beşiktaş CT. Eşleşmenin analizine geçmeden önce takımlardaki son gelişmeleri verelim; Beşiktaş CT'da yeni transfer Marcelus Kemp Kayseri'de takımla ilk idmanına çıktı. Bununla beraber bir başka yeni transfer Serkan Erdoğan'da Türkiye Kupasında ilk kez Beşiktaş CT formasını giyecek. Sakatlığı bulunan Fedor Likholitov ise takıma geri dönüyor. Hüseyin Beşok'u da sayarsak takım yeni görüntüsü ile ilk kez Efes Pilsen karşısında görücüye çıkacak. Efes Pilsen cephesinde ise Ender Arslan'ın 24 Ocak'ta yaşamış olduğu bir sakatlığı vardı ve 10 gün dinlendirileceği ifade edilmişti. Hazır olup olmadığı hakkında net bir bilgiye ulaşamadım.


    Teknik Analiz

    - Efes Pilsen Hücumları

    1) Ikili Oyunlar (Kerem Gönlüm - L.Roberts endeksli)

    Efes Pilsen bu sezon pick and roll düzeni çok iyi benimsemiş durumda. Özellikle Kerem Gönlüm üzerinden hücumda çok etkili oluyorlar. Ikili oyun sırasında, Lawrance Roberts'in de atletiklik özelliğini kullanarak, Kerem Gönlüm, Lawrance Roberts ikilisinden biri kendini yüksek posta atıyor. Diğeri ise içeriye penetre ediyor. Bu sayede hem rakip savunmanın düzenini bozabiliyorsun hemde miss match avantajını sağlamış oluyorsun. Aşağıda paylaştığım video ile bu hücum düzeninin savunma örneğini görebilirsiniz;



    Bu savunmada görüldüğü gibi Marcin Gortat, kısa süre içerisinde yardıma giden Lewis'in adamının pas kanallarına giriyor ve top yüksek posta geldiğinde ise hemen pozisyonunu alıyor. Son Euroleague maçlarını izleyenler daha net hatırlayacaktır ki Kerem Gönlüm bu sistem içerisinde bayağı verimli oynadı.

    2) Hareketli Esnek Hücum (Bootsy Thornton Endeksli)

    Son yıllarda bu hücumu başarı ile oynayan az takım görmüştüm. Ancak Perasovic, hücumda çarkları öyle bir işletiyor ki hayran kalmamak elde değil. Bu hücumu daha önce sadece Euroleague'de oynadıkları maçlarda gördüm. Ama son Real Madrid maçında bu set görülmeye değerdi. Biraz da hücum setinden bahsetmek gerekirse; hücum süresince herkesin eline top değiyor. En önemlisi ise herkes hareketli top alıyor. Bu sayede kendi pas kanallarını kendi yaratıyorlar ve sonunda yüksek posta inen Thornton veya Nachbar bu seti bitiriyor. Anlattığım hücumu aşağıdaki videodan daha iyi süzebilirsiniz.




    3) Içeriye Penetre Ederek (Kısa Oyuncular)

    Efes Pilsen'in belki de en iyi yaptığı hücum düzeni, kısaların içeriye penetre ederek sağladıkları hücum çeşitlilikleri diyebiliriz. Bu düzenin savunmasını da video üzerinden anlatalım;




    Bu hücum düzenini de bozmanın tek olaslığı, ayakları hızlı hareketli bir uzuna sahip olmaktan geçiyor. Yardım savunması ile rakibin hareket alanını kapattığın sürece başarılı olabilirsin. Bu da hiçte kolay değil. Videoda da görüldüğü gibi 3 ayrı penetre imkanıda, hareket alanı kapatıldığı için gerçekleştirilemedi.


    - Beşiktaş CT Hücumları

    Ergin Ataman'ın takımın başına geçmesi, transferlerin yeni tamamlanması ve yeni takımında ilk kez bu maçta seyirci karşısına çıkacak olması, hücum anlamında sağlıklı bir teknik analiz yapmayı imkansız hale getiriyor. Ancak Serkan Erdoğan ve Marcelus Kemp'in takıma katılması çok farklı hücum çeşitliliği sağlayacaktır. Ergin Ataman'ın gelmesi ile hem savunmada hemde hücumda inanılmaz bir performans sergileyen Cevher Özer'in yeni takviyelerle artan performansının daha da arttacağını düşünüyorum. Ergin Ataman'ın gelmesi ile bambaşka bir havaya bürünen diğer bir oyuncu ise AJ Ogilvy;

    1) AJ Ogilvy'nin Boyalı Alanda Beslenmesi

    Ergin Ataman takımın başına geçtikten sonra ilk göze çarpan gelişme; Ogilvy'nin hücumda çok iyi beslenmesi gibi duruyor. Kısalar Ogilvy'yi doğru yerde topla buluşturduğu sürece hücumda oyuncudan maksimum katkıyı alabiliyorlar. Yeter ki Efes Pilsen pas kanallarını kapatmasın;




    Zayıf Halkalar

    Efes Pilsen belkide son iki yılın en formda dönemini geçiriyor. Ancak unutulan bir nokta var; o da yabancı rotasyonunun etkinliği. Efes Pilsen'in başarısındaki en büyük etken yabancı rotasyonunun verimliliğidir. Efes Pilsen'in şu anda kadrosunda 8 yabancı (Wisinewski - Rakocevic - Roberts - Nachbar - Thornton - Vujcic - Radulijca - Murray) yer almakta ve bununla beraber Wisinewski'de rotasyon dahilinde Ender Arslan'ın önünde yer alıyor. Kupa maçında Murray - Radulijca ile beraber Wisinewski'nin dışarda kalmasını bekliyorum. Eğer Ender Arslan hazır durumda değilse piyango farklı bir yabancıya da çıkabilir.


    Hiç kuşkusuz Efes Pilsen'in en zayıf halkası, Igor Rakocevic'in savunmadaki varlığı olsa gerek. Özellikle Eurolague maçlarında bunu daha net gördük. Rakipler birçok kez Igor Rakocevic'in savunduğu oyuncu üzerinden oynadılar ve bunun sonucunda çoğu kezde başarılı oldular. Nba'de Atlanta maçlarında sıkca gördüğümüz Mike Biby endeksli miss-match hücumlarını bizde Rakocevic üzerinden deneyebiliriz. Efes Pilsen'in bunun dışında pek bir zayıf noktası da gözükmüyor. Çünkü hem Thornton hem de Roberts savunmada neredeyse bütün delikleri kapatıyorlar.

    Beşiktaş CT'da ise bu sezon sıkca dillendirdiğimiz ribaund sıkıntısını giderebilmiş değil. Fedor Likholitov'un dönmesi ile bir nebze olsun katkı verecek olsada, Roberts ve Kerem Gönlüm'ün varlığı birde Thornton'ında ribaundlardaki aktifliği büyük sıkıntı yaratacak gibi. Zaten pota altında büyük bir üstünlüğü olan Efes Pilsen, bir de ribaundlarda önemli üstünlük sağlarsa maçta önemli bir fark yaratabilir.

    Bununla beraber bir diğer önemli sıkıntı ise Mire Chatman'ın 1 numarada tek opsiyon olacak olması. Özellikle Sinan Güler ile tam saha baskı karşısında çok zorlanacağını düşündüğüm Chatman'ın alternatifsiz olması maç genelinde sıkıntı yaratacaktır.

    Eşleşmenin En Kritik Oyuncuları

    Açıkcası şöyle bir gerçek var ki, Efes Pilsen kadrosunda şu oyuncu oyuna damgasını vuramaz diyebileceğimiz neredeyse hiçbir oyuncu yok. Bence son üç sezondur Avrupa'nın en iyi üç numarası olan Bootsy Thornton ve Bostjan Nachbar'ın olumlu veya olumsuz oyuna katkıları, paralel olarak takımına yansıyacaktır. Özellikle Nachbar'ın Beşiktaş CT'ya karşı performansları hala gözümün önünde. Geçen sezon oynanan ilk maçta 20 dakikada 20 sayı 10 ribaund, ikinci maçta ise 30 dakikada yine 20 sayı 4 ribaundlık performans sergileyek kariyer rekorlarını kırdı. Bu sezonki lig maçında da pek birşey değişmedi. 30 dakika süre aldığı maçta 21 sayı 8 ribaund ile yine sayı ve ribaund kategorilerinde kariyer rekorlarını kırdı. Ust üste bu kadar iyi performanslar tesadüf olmasa gerek. Beşiktaş CT kesinlikle Nachbar'ın ritm bulmasına izin vermemeli.


    Beşiktaş CT için ise şu zamanda sadece bir isimden bahsedebiliriz o da Ergin Ataman. Belkide yeni kadrosu ile maçı en az 3 kere kafasında oynamıştır. Kime hangi rolü vereceğini, rakibi nasıl durduracağını yani yeni rotasyonu ile bu maçta nasıl oynayacağını sadece o biliyor.

    Tahmin

    Efes Pilsen ile Türkiye Kupasında son dört yılda bu üçüncü eşleşmemiz oluyor. Bu sefer kazananın final yolu diğer eşleşmelere göre daha kolay olacak. Beşiktaş CT şu anda tam bir kapalı kutu diyebiliriz. Yeni oyuncuları ilk defa görücüye çıkıyor. Efes Pilsen ise yabancı rotasyonuna endeksli bir takım. Sonuçta Efes Pilsen'i de kimse eski koçu Ergin Ataman'dan daha iyi analiz edemez. Ergin Ataman'a güveniyorum ve bu eşleşmeden umutluyum. Pota altında ezilmezsek ve Efes Pilsen de abartı yüzde ile dışardan oynamazsa,maçın sonuna kadar oyunda kalabiliriz. Beşiktaş CT'nın kazanması belki sürpriz olarak nitelendirilebilir ama bu sürprizi gerçekleştireceğimize inanıyorum. ( Beşiktaş CT: %51 Efes Pilsen:%49)

    6 Şubat 2011 Pazar

    Marcelus Kemp || Beşiktaş CT'da Son Hamle


    Beşiktaş CT, daha önce anlaştığı Oliver Lafayette'nin sağlık kontrollerinde spor yapmasının sakıncalı olduğu belirlenmesi üzerine, transferinden vazgeçmek zorunda kalmıştı. Oliver Lafayatte yerine ise acil bir çalışma sonrasında daha önce de ilgilendiği Marcelus Kemp ile sezon sonuna kadar anlaşma sağladı.

    Öncelikle Marcelus Kemp'in menajerini kutlamak lazım. Çünkü son 1 ay içerisinde 3 ayrı takımla (Roanne - Limoges - Unicaja Malaga ) anlaşmak üzere olduğu haberleri cıkmıştı ve sonunda imzayı Beşiktaş CT'ya attı.

    Marcelus Kemp'in son form durumu hakkında sizlere sağlıklı bilgiler vermek isterdim ancak Kemp'in Avrupa kariyerini pek takip etme fırsatım olmadı. Ama kolej kariyerini hatırlıyorum. Bu transferi çok farklı noktalarla değerlendirmek gerekir.

    Ilk olarak ofansif yeteneği çok yüksek bir oyuncu. Kolej takımının tarihinde en fazla üçlük isabeti bulan oyuncuydu. Bununla beraber en fazla sayı atanda ikinci oyuncu olmuştu. Aynı zamanda 2005 yılında NCAA'de lig genelinde en çok gelişme gösteren oyuncu ödülünüde aldı. Marcelus Kemp'in Ncaa kariyeri boyunca ligdeki genel istatistik sıralamasını aşağıdaki resimden inceleyebilirsiniz.



    Marcelus Kemp, kolej kariyerinden sonra sırasıyla Basket Livorno, Dinamo Sassari ve son olarak da Virtus Bologna'da oynadı. Yukarıda bahsettiğim gibi Kemp'in Avrupa kariyerini pek takip etme şansım olmamıştı. Ancak transfer gerçekleştikten sonra Marcelus Kemp'in bu sezon Virtus Bologna forması ile oynadığı maçların videolarına ulaştım.

    Marcelus Kemp'in maçlarını aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz;

    17 Ekim 2010 | Virtus Bologna - Bennet Cantù için tıklayınız
    31 Ekim 2010 | Virtus Bologna - Air Avellino için tıklayınız
    13 Kasım 2010 | Pepsi Caserta - Virtus Bologna için tıklayınız
    7 Kasım 2010 | Scavolini Pesaro - Virtus Bologna için tıklanıyınız

    Maçlarını yüzeyselde olsa inceleme fırsatı bulduysanız hemen ribaundlarda ki agresifliği dikkatinizi çekecektir. Ribaundların yanında hücumdaki çok farklı opsiyonlarda kullanılmasıda, kendisi için farklı bir avantaj sağlıyor. Lafayette için bahsettiğim konu Kemp içinde geçerli. Üçlük çizgisi geriye alındığı için bu tür delici veya rakip savunmanın düzeni bozan direncini düşüren oyuncuların önemi çok arttı.

    Marcelus Kemp, Bologna forması ile son maçını 12 Aralık'ta oynamış. Bu süreden sonra ne kadar idman yediğide önemli. Eğer bu süreçte idman yapmadıysa kısa süre içerisinde katkı almak biraz zor olabilir. Kemp için sadece videolarla yetinmeyip biraz da oyuncu hakkında farklı kişilerden bilgiler paylaşmak istiyorum; Çoğu kişinin ortak kanısı Kemp'in hücum yeteneklerinin çok iyi düzeyde olması. Özellikle kendi şutunu yaratabilmesi çok büyük bir avantaj. Oyun görüşü pas yeteneği ise o kadar üst düzeyde olmadığı bilgileri var. Şimdilik izlenimim ise, sanki Ergin hoca yeni Preston Shumpert'ini bulmuş gibi bir his var. Preston Shumpert kadar iyi skorer, ondan daha iyi bir savunmacı gibi bir görüntüsü var ama sanırım onun kadar iyi bir oyun görüşü veya pas yeteneği yok.


    Oliver Lafayette tercihi bize bir numaralı pozisyonda çok büyük rahatlık getirecekti. Çünkü hem oyun içinde hemde oyun dışında Chatman'ı dinlendirecek olması, oyun içinde bir avantaj sağlayacaktı. Kemp'in gelmesi ile bu ihtimal ortadan kalkmış oldu. Yine Chatman o pozisyonda tek opsiyon gibi duruyor. Kemp ile beraber ana rotasyonumuz; Chatman - Kemp - Serkan - Fedor-Cevher benchimiz ise; Cüneyt - Serhat - Ignerski - Ogilvy - Hüseyin şeklinde olacak. Ignerski'yi oyun genelinde ara ara 4 numarada kullanıldığı düşünürsek rotasyona savunma yönü açısında Mustafa Abi de bazı maçlarda önemli süreler alabilir. Şimdilik Bekir Yarangüme rotasyonun gerisinde kalacakmış gibi bir görüntü var.

    Serkan Erdoğan, Marcelus Kemp transferleri ve Fedor Likholitov'un da takıma dönmesi ile rotasyondaki roller neredeyse baştan aşağı değişti. Bu oluşumda Serkan Erdoğan'ın katkısı, takımın başarısında çok büyük önem arz ediyor. Lafayyette transferi sonrasında söylediğim gibi Türkiye Kupasında umutlarım çok artmış durumda. Tabi umutlarımın artmasının tek nedeni oyuncular değil Ergin Ataman'ın varlığıdır.


    30 Ocak 2011 Pazar

    Hedef Maçlar || Banvit:82 Beşiktaş CT:68


    Ergin Ataman'ın gelmesinden sonra yeni bir yapılanmaya giden Beşiktaş CT için Banvit karşılaşması hedef belirleyici ilk maçtı. Beşiktaş CT'da Allen Iverson ve Cüneyt Erden'in yanı sıra bu hafta parkelere dönmesi beklenen Fedor Likholitov ve yeni transfer Serkan Erdoğan'da takımdaki yerini alamadılar. Banvit maç boyunca Chatman'ı çok iyi durdurup ve hücumda da pas kanallarını çok iyi kapatınca, maçın tamamında üstün olan taraftı. Her ne kadar Beşiktaş CT dar rotasyonla mücadele etse de Banvit hem savunmada çok iyi hazırlanması hem de hücumda ki harika performansı ile salondan 82-68 galip ayrılan taraf oldu.

    Maçın başında pota altında Charles Davis, dışardan da Mutlu Akpınar'ın etkili oyunu ile skorda öne fırlayan Banvit bu iki oyuncudan ilk çeyrekte toplam 14 sayı buldu. Efes Pilsen maçından bu yana performansını her geçen gün arttıran Cevher Özer'de bu maçta kaldığı yerden devam etti. Ilk çeyrekte 9 sayı 2 ribaund ile oynayan Cevher Özer, Beşiktaş'ın skorda en etkili ismiydi. Skor ilk çeyrek boyunca başa baş geçerken Charles Davis ve Izzet'in üst üste sayıları ile ilk çeyreği Banvit 21-18 önde kapadı.

    Ikinci çeyreğin başlamasıyla da Banvit'in inanılmaz hücum performansı başladı. Seyircinin de desteği ile çok ciddi bir hava yakalayan Banvit, çeyrek boyunca neredeyse ne attıysa girdi. Maç sırasında not almamışım ama Banvit yanılmıyorsam ikinci çeyrekte sadece 3 veya 4 şut kaçırdı. Ikinci çeyreğin ilk 2.50 dakikası 25-23 ile geçilirken 2 dakika içerisinde skor 34-23'e geldi. Özellikle dışardan Barış Ermiş ve Mutlu Akpınar ile etkili olan Banvit'e karşı Beşiktaş CT'da skor olarak ayakta kalan tek isim Cevher Özer idi. Periyodun bitmesine son 03.30 kala skoru 40-31'e getirip farkı yeniden tek hanelere getiren Beşiktaş CT'ya cevap yine Barış Ermiş'den geldi. Bir anda skor 47-31'e gelip oyununun momentumu tamamıyla Banvit'in eline geçti. Bu süreçte Barış Ermiş 3/3 üç sayı isabeti ile 12 sayı 6 ribaund istatistikleri ile oynarken Banvit takım olarak 7/8 üç sayı isabeti ile oynadı. Maçın sonunda gelen teknik faul ile periyot 47-33 Banvit lehine sonuçlandı. Ilk yarı itibariyle Banvit'in 7/8 üç sayı isabetine karşılık Beşiktaş CT 2/11 üç sayı isabet oranı ile oynarken, Banvit'in ilk yarıda toplam 11 asistine karşılık ise Beşiktaş CT sadece 2 asist ile ilk yarıyı tamamladı.

    Yeni Görüntüsü ile Beşiktaş CT 2011 yazısında da belirttiğim gibi atlet bir kısa oyuncunun takımda olmayışı, hem hücumda rakibin savunmasının düzenini bozmada hemde dış savunmada direnç göstermede eksiklik hissedilmesini sağlıyor. Atlet veya penetre eden dış oyuncunun önemini Fenerbahçe Ulker - Pamesa Valencia maçında çok iyi şekilde gördük. Hem Ömer Onan hem de Emir Preldzic, belki de Avrupa'nın en sert savunma yapan takımlarından birine karşı birçok kez içeriye penetre ederek rakip savunmalarının düzenini bozmayı başardılar.

    Maçın ikinci yarısına geçecek olursak, üçüncü çeyreğin başında Mustafa Abi'nin 2 asist ile Ogilvy'den gelen 4 sayı ile skorda iyi bir başlangıç yapan Beşiktaş CT'ya karşı Banvit de ise Mutlu Akpınar üçüncü çeyreğe damgasını vurdu. Beşiktaş CT tam bir hava yakalayıp farkı indirmeye başladığında Mutlu Akpınar'ın üçlüğü geldi. Uçüncü çeyreğin 5. dakikasında Ignerski'nin üçlüğü ile (O ana kadar 1/6 ile oynuyordu) Skor 54-43'e geldi. Ancak maç boyunca oyunun momentumunu elinde buluduran Banvit dışardan etkili oyununa devam etti ve son çeyreğe 70-51 önde girdi. Son çeyrek öncesi Mutlu Akpınar 5/6 üç sayı isabeti ile 17 sayı üretirken Beşiktaş CT ise takım halinde 3/16üç sayı isabeti buldu.

    Son çeyrekte ise Beşiktaş CT'dan gelen 7-0'lık seri ile skor 72-58'e geldiğinde yine başrolde Mutlu Akpınar vardı ve Mutlu'nun üç sayı isabeti ile bu seri de tamamlanmış oldu. Maçın geri kalan sürecinde ise karşılıklı basketlerle geçildi ve salondan Banvit 82-68'lik skorla galip ayrıldı.

    Banvit ile ligin ilk yarısında Akatlar Cola Turka Arena'da yaptığımız maçı da kaybettiğimiz için, olası playoff eşleşmesinde 1-0 yenik durumda başlayacağız. Takımda bu kadar çok eksik varken, bu maç ile ilgili sağlıklı bir değerlendirme yapmak çok zor olur. Umarım sakatlıkları bulunan oyuncular en erken dönemde takıma katılırlar. Ergin Ataman'a güvenim her zaman sonsuz olduğu için Türkiye Kupasından çok umutluyum. Güzel bir kura ile kısa yoldan beklenmedik bir zafer yaşanmaması için hiçbir neden yok.

    Son olarak eski koçumuz Burak Bıyıktay, Aliağa Petkim ile anlaşmış. Hayırlı olsun. Yolu açık olması ile dileğiyle ..

    22 Ocak 2011 Cumartesi

    Yeni Görüntüsü Ile Beşiktaş CT 2011


    Ergin Ataman'ın ne kadar büyük bir taşın altına elini koyduğunu daha önce bahsetmiştik. Her ne kadar takımın başına geçeli kısa bir süre olsada, oynanan maçlarda göze çarpan ilk anektod hiç kuşkusuz takıma verdiği özgüven olsa gerek. Bu özgüven sayesinde oyunculardan maksimum verimi de her zaman almayı başarıyor.

    Yeni transferlere geçmeden önce, ilk olarak Cevher Özer'den bahsetmek gerekir. Ergin Ataman'ın gelmesi ile hem savunmada hem de hücumda bir anda bambaşka bir havaya büründü. Cevher'in bu üstün performansını ilk olarak hücumlarda ki opsiyonların artmasına bağlayabiliriz. Oynanan maçlarda görüldü ki;boyalı alanda hücum çeşitliliği çoğu zaman dengeli dağılıyor. Eğer hücumda doğru işleyen bir yol bulunursa onun üzerinde çeşitlilik çok rahat sağlanabiliyor. Bunu boyalı alanda çok rahat görebiliyoruz. Takımın kısaları hem Cevher Özer'i hem de AJ Ogilvy'i hücumda çok iyi besliyorlar.

    Aslında en başta ifade ettiğim özgüven kelimesini de o kadar basite indirgememiz gerekir. Bu kadar kısa sürede böyle bir değişimin altında koç faktörü kesinlikle yattığını düşünüyorum. Önce Mire Chatman'a takımın liderliğini verip onu tekrardan basketbola döndürmesi ardından basketbolu sadece tek yönünde iyi olan Ogilvy için bir nevi takımın vazgeçilmesi olarak lanse etmesi bunlar hepsi oyuncudan maksimum verim alabilmek için yaptığı moral ve motivasyonu sağlayan stratejik açıklamalar olduğu gözükmekte.


    Takım da yaşanılan sakatlıklardan sonra Allen Iverson belirsizliği de eklenince, rotasyonda ki eksiklik bir nevi çaresizliğe büründü. Bir de zamanın kısıtlı olması ve transfer piyasasında da yeterli seviyede yerli oyuncunun bulunmaması, transfer stratejilerini bayağı bir zorlaştırdı.

    Yapılacak transfer stratejisinde yerli tercihi çok önemli bir rol oynuyordu. Açıkcası AJ. Ogilvy'nin varlığı ve Fedor Likholitov'un da sakatlığını da düşünürsek, uzun oyuncu olarak; savumanın direncini yukarı cekebilecek ve ribaundları toplayabilecek bir uzun beklerken Hüseyin Beşok'un transfer haberi geldi. Bu tercihin yapılması beni biraz şaşırttı. Ergin Hoca'nın planlamasını bilmiyorum ama sezonun ilerisinde istenilen noktaya gelinirse, yabancı uzun transferi de yapılacağını düşünüyorum.

    Hüseyin Beşok'un rotasyon içerisinde verebileceği katkı gerçekten merak konusu. Belki savunmada bütün delikleri kapatacak bir uzun beklerken böyle bir transfer ile karşılaşınca net bir oyun kurgusu kuramıyor da olabilirim. Ancak ne olursa olsun Hüseyin Beşok'un ayaklarının yavaşlığı ve eskisi kadar boyalı alanda savaşmayıp onun yerine daha çok yüksek postdan veya dışardan oynaması da verimliliği açısından soru işaretlerini arttırıyor. Çünkü Ergin Ataman'ın ara ara kullandığı 4 kısalı sistemde veya Cevher Özer ile genelde yüksek postdan veya dışardan oynanan oyunlara Hüseyin'in de dahil olması durumunda, rakibi savunmada yıpratmayıp rakibe direnç sağlamasına neden olabilir. Bugüne kadar basketbolda en çok duyduğum iki söz vardır. Bunlar; En iyi savunma hücumda başlar. Diğeri ise; En iyi hücum savunmada başlar. Bu sezon anlaşılan ilk cümleyi sık sık irdeliyecez gibi bir görüntü var.


    Allen Iverson'ın sakatlığından sonra kısa oyuncu arayışlarına hız veren Beşiktaş CT, daha önce de belirttiğimiz üç ismi listesine almıştı. Bu üç isim arasında transferi gerçekleşen oyuncu ise Serkan Erdoğan oldu. Açıkcası ne yalan söyliyim; bu üç isim arasında en az istediğim oyuncuyudu. Özellikle Chris Lofton'la anlaşılmasına rağmen sözleşme imzalanmaması bende hayalkırıklığı yarattı. Bu transfer biraz da gelecek yılın kadro planlaması için yapılmış bir hamle gibi gözüküyor. Ancak unutulmaması gereken hususlar da var.

    Dış oyuncu rotasyonuna şöyle bir göz attığımızda ilk göze çarpan eksiklik, atlet bir skorerin bulunmaması gibi duruyor. Bekir Yarangüme gibi statik bir şütörün yanına ikinci bir statik şütör transferi ve takımında yaş ortalamasının da her transferden sonra yükselmesi, yavaş yavaş kadro planlaması ile ilgili endişelerimin artmasına neden oldu. Yine de son hamleyi de beklemekte yarar var. Ergin Ataman, Serkan Erdoğan transferinden sonra yaptığı açıklamada; “Bir yabancı daha alacağız. Ancak bunun hangi pozisyona olacağı konusunda net bir karar vermedik. Bir transfer daha yapacağız” ifadesinde bulundu. Bu yabancı oyuncu tercihi de pota altına yapılacağını düşünüyorum.

    Şu anda rotasyonda ki roller için net bir tahminde bulunmak çok güç olsada, Serhat Çetin'in dönmesiyle rotasyonda ki roller de hemen hemen kesinlik kazanacaktır. Ignerski-Serhat-Mustafa Abi & Serkan Erdoğan - Bekir Yarangüme rotasyonunu varsayarsak; Ergin Ataman'ın maç içerisinde sıkca denediği 4 kısalı sistemde Ignerski önemli bir yer edinecektir.


    Serkan Erdoğan'ın takıma katılması ile yerli rotasyonumuz daha da genişledi.

    PG || Mire Chatman - Allen Iverson - Cüneyt Erden

    SG || Serkan Erdoğan - Ignerski* - Bekir Yarangüme

    SF || Serhat Çetin - Mustafa Abi - Ignerski*

    PF || Cevher Özer - AJ. Ogilvy - Ignerski * - Ismail Cevik

    C || Fedor Likholitov - Hüseyin Beşok

    Şu anda sistemler üzerinden yorumlar yapmak için çok erken olabilir. Transferler gerçekleştikten sonra rotasyon oturduğunda ve herkes rolünü benimsediğinde daha sağlıklı bilgilerle sistem üzerinde yorumlar yapabiliriz. Kadro planlaması ile ilgili endişeye kapılsamda, ben yine de Ergin Ataman'ın zamana ihtiyacı olduğunu ve uzun vadede başarılı olabileceğine inanıyorum.

    11 Ocak 2011 Salı

    Nba Power Rankings || Nba'de 10. Hafta


    1. San Antonio Spurs || 30\6: Bu hafta itibari Spurs, Dallas Mavericks’in yaşadığı sakatlıklardan ötürü aldığı yenilgilerden sonra Batı’nın en iyi takımı olarak zirvede yalnız kaldı.

    2. Miami Heat || 29\9: Miami bu haftayı da 4-0 la geçti. Le Bron James yüzük için çok istekli ama önlerinde uzun zamandır hiç olmadığı kadar iddialı Doğu finali adayları var. Sezon başından bu yana adım adım çok daha iyi seviyeye geldiler. Önce savunma da ki direnç alışkanlık haline geldi. Ardından rotasyonda rollerin belirlenmesi ve daha sonra da hücumda ki top paylaşımı.

    3. Boston Celtics || 28\8: Boston Celtics de tam Rondo döndü derken şimdi de çok iyi bir sezon geçiren Kevin Garnett’in sakatlanması planları bozdu. Haftayı 4-2 ile geçen Boston Celtics de şu an için tek bir soru işareti var; o da playofflara nasıl bir fiziksel seviyede girecekleri.

    4. Dallas Mavericks || 26\10: Dallas Mavericks’e bi nevi nazar değdi diyebiliriz. Caron Butler’ın sezonu kapatması ve Dirk Nowitzki’nin de sakatlanması ile yenilgiler üst üste gelmeye başladı. 10 günlük süreci 2-4 ile tamamlayan Dallas’da şimdilik tek gündem maddesi Dirk’in en yakın zamanda parkelere geri dönmesi gibi duruyor.

    5. Los Angeles Lakers || 26\11: Aralık ayı ile beraber istikrarsız bir görüntü çizen Lakers bu haftayı 4-1 ile tamamladı. Aslında bi nebze daha kolay takımlarla oynayan Lakers da daha önce bahsettiğim gibi; 2 sene üst üste şampiyon olmuş bir takımda rehavet olmaması çok zor. Bakalım playoff lara doğru bir bir konsantrasyonla mücadele edecekler.




    6. Orlando Magic || 25\12: Takaslar sonrasında Doğu’da tekrardan final adayı konumuna gelen Orlando Magic bu hafta ile beraber galibiyet serisini 9 maça çıkardı. Tabi bunda en büyük pay sahibi ise hiç kuşkususuz Hidayet Turkoglu idi. Hidayet’in birçok rekor kırdığı bu hafta performansını buradan inceleyebilirsiniz.

    7. Utah Jazz || 25\13: Utah Jazz da söylenenlere göre Mehmet Okur’un erken dönüşünden ötürü yaşadığı sakatlıklardan sonra bir türlü takıma dönememesi Sloan’ın rotasyonu tam anlamıyla oluşturmak adına sıkıntı yaşamasına neden oldu. Utah Jazz’da aslında bu sene Kirilenko’yu takas edip takıma bir iki iyi parça monte edeceklerini düşünüyordum ama bir türlü Kirilenko’yu elden çıkartmadılar veya çıkartamadılar.

    8. Oklahoma City Thunder || 25\13: Ligin bana göre en güzel basketbolunu oynayan Oklahoma City Thunder bu haftayı da 3-2 tamamlayarak istikrarlı basketbol oyununu ve çizgisini devam ettirdi.

    9. Atlanta Hawks || 25\14:Atlanta Hawks bu haftanın en karlı takımı diyebiliriz. Haftayı 4-1 ile geçen Atlanta Hawks’un sezonun ikinci yarısında bu performansını devam ettirebileceğinden şüpheliyim.

    10. Chicago Bulls || 24\12: Chicago Bulls da Joakim Noah’ın sakatlığından sonra form düşüklüğü bekleniyordu ancak Chicago Bulls haftayı 4-1 ile geçerek Noah’ın eksikliğini takımın form durumuna yansıtmadı. Ömer Aşık’ın da Toronto Raptors karşısında ki güzel performansı da bizim için sevindirici bir gelişme.



    NBA # 1

    NBA # 2

    NBA # 3

    NBA # 4

    NBA # 5

    NBA # 6

    NBA # 7

    NBA #8-9

    10 Ocak 2011 Pazartesi

    Winner Player; Hedo Turkoglu

    Hidayet Türkoğlu Orlando'ya döndüğünden beri hemen hemen her maç tarihi bir başarıya imza atıyor. Önce Orlando Magic forması ile NBA kariyerinin 1000. üçlük isabetini bulan Hedo, ardından çarşamba günü oynanan Golden State Warrios maçında 10 sayı 14 ribaund 10 asist 5 top çalma lık performansı ile kariyerinin üçüncü triple double ını yapmayı başardı. Bu triple double ile beraber de Orlando Magic tarihinin en fazla triple double yapan oyuncusu konumuna geldi. Son oynanan Dallas Mavericks maçı ile de Hidayet bir rekora daha imza atarak 17 asist yaptı. Bu rakam hem kişisel olarak kariyer rekoru olsada Orlando Magic tarihininin de bir maçta en çok asist yapan üçüncü oyuncusu oldu.


    9 Ocak 2011 Pazar

    Şansızlık || Efes Pilsen:85 Beşiktaş CT:83


    Hafta içinde yaşanan koç değişikliğinden sonra herkesin aklındaki ilk soru; Ergin Ataman'ın takımda nasıl bir etki yaratacağı idi. Sonuçta insanların alışkanlıklarından vazgeçmesi hiç de kolay değildi. Maça trafik dolayısı ile geç girmek zorunda kaldım ve yerime oturur oturmaz salonda bir anda 'sonunda be' gibi rahatlama söylemlerini işitince hemen gözlerim skorboard a gitti ve Efes Pilsen'in maça 6-0 lık seri ile başladığını gördüm. Ilk çeyrek boyunca iki takım da çok rahat basketler buldu. Aslında bakarsak Beşiktaş CT neyse de Efes Pilsen de savunmada çok yumuşak bir takımdı ve Ergin Ataman bunu çok iyi kullandı. Ergin Hoca'nın takıma ilk aşıladığı şey kesinlikle özgüven olmuş. Ilk yarıda tüm takım neredeyse hep AJ Ogilvy'nin üzerinden oynadı ve pota altında çok iyi beslediler. AJ Ogilvy her zamanki gibi oyunun tek yönünde çok iyi performans sergilerken savunmada ise sıkça kullandığım bir tabir olacak ama savunma yapma alışkanlığını hala kazanamadığını gösterdi. (Oyunun tek yönünü diyoruz ama o son periyotta kaçırdığı basket yok mu altı pasta boş kaleye kaçırmak gibi birşey; biraz yukarıdan çıkarsa belki maçı almıştık)

    Maçta ilk 15 dakikayı 25-38 önde geçerken savunma hariç herşey harika gidiyordu. Şimdi diyeceksin; abi 15 dakikada Efes Pilsen gibi bir takıma 25 sayı şansı vermişiz hala savunma diyorsun. Ilk yarı sonunda sohbet ettiğimiz arkadaşlara da ifade etmiştim, maç içerisinde not etme şansı bulamadım ancak Efes Pilsen'in ilk yarıdaki kaçırdıkları şutların bazıları boş atış bazıları da doğru hücumlar sonucu kaçan şutlardı. Yani hücum düzenlerini bir türlü bozamamıştık.


    Ilk yarıda dikkat çeken bir diğer isim ise Allen Iverson'dı. ( Tabi son periyodu ayrı tutuyorum; rotasyondan dolayı dinlendirme fırsatı da bulunamadığı için fiziksel olarak çok yoruldu) Allen Iverson Türkiye'ye geldiğinden bu yana NBA salonlarına en yakın salonlardan birinde ilk defa oynuyordu. Bu kadar güzel salonda oynama zevki de sanırım onun için maç başında çok farklı bir heyecan yaratmış ki ilk yarı da basketbolseverlere güzel bir resital sundu. NBA yıllarından kalma crossoverlar mı dersin yoksa basket ile sonuçlandırdığı fadeawayler mi... En önemlisi hem Ogilvy'yi hem de Cevher'i sık sık oyunda tutması ile takıma verdiği katkılardı.

    Oyunun iki yönünde de maksimum verim sağlayan ve bu yenilgide en çok adına üzüldüğüm isim ise Cevher Ozer oldu. Bence bugünki maçta Beşiktaş CT forması ile en iyi kişisel performansını sergiledi. Oyunun savunma kısmında hiçbir zaman direnci düşmeyen Cevher, oyunun hücum kısmında da çok etkin rol oynadı. Tabii bunda en büyük etken de hücumdaki opsiyonların artması diyebiliriz. Ergin Ataman'ın aşıladığı özgüvenden sonra takımda dikkat çeken bir diğer nokta ise hücumdaki opsiyonların artması idi. Oyunun genelinde de bu gözüktü. Hep hücum çeşitliliği dengeli dağıldı. Daha önce bahsettiğimiz Allen Iverson Sonrası Hücum Set Opsiyonları yazısında anlatılan özel kişiye özel taktiksel opsiyonları sanki ileride daha çok izleyecek gibiyiz.


    Ikinci yarı ile beraber Efes Pilsen, Kerem Gönlüm'ün fiziksel üstünlüğünden ve oyun zekasından yararlanarak çoğu hücumda topu boyalı alana indirdi. Başta ikili oyunlar olmak üzere Lakersvari üçgen hücumları ile de savunmanın düzenini bozmayı başardılar. Hatta bir ara hücumda hep doğru adamları topla buluşturdular. Çok klişe bir söz olacak ama pek hakemleri konuşmayı sevmeyen bir yapım vardır. Çünkü basketbolda kararlar o kadar saniyelik süreçte veriliyor ki bazen hata yapmaları da çok olası olabiliyor. Ancak bugün çalınan öyle düdükler vardı ki; yakaladığımız fark diferansında çoğu kez yakalanmamıza neden oldu. Şimdi tek tek pozisyonları sayıp da yazının canına okumak istemiyorum =) Tek bir pozisyondan bahsedeceğim -o da yine maçı kaybetmemize neden olan bir düdük oldu-; Mustafa Abi'ye çalınan karşılıklı teknik faul düdüğü. Çalınan teknik faul ile Mustafa Abi 4. faulunu almış oldu. Son iki maçtır çok üst düzey savunma performansı sergileyen Mustafa Abi'nin rotasyona girmesine neden oldu. Oysa ki Mustafa Abi o ana kadar sadece savunmada değil hücumda da hem Chatman hem Allen Iverson'a top getirmede yardımcı oluyordu. Rakiplerin kısalarına tam saha baskı yapması da Efes Pilsen'in hücumda istedikleri yapmasını zorlaştırıyordu. Bu kadar başa baş giden bir maçta çalınan bu düdük de Ergin Hoca'nın oyun planlarının bozulmasına neden oldu.

    Savunmada Nachbar ve Kerem Gönlüm'e bir türlü çözüm bulunamaması ve son periyotta yapılan çok basit top kayıpları ile fark diferansı yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı. Rotasyon yetersizliğinden dolayı pota altı savunmasında bir türlü istenilen seviyeye gelemedik. Bu da doğal olarak Ergin Ataman'ın savunmada elini kolunu bağladı. Bu sezonki Galatasaray CC - Fenerbahce Ulker maçında izleyenlerin dikkatini çekmiştir; Preston Shumpert gibi hareketli, kendi şutunu yaratabilen ve zaman zaman 4 numara oynayan oyuncuları savunmak için en iyi seçim ondan daha hareketli bir oyuncuyu karşısına koymaktan geçiyor. Fenerbahce Ulker de maç içerisinde bu seçimi yapmış, ondan daha hareketli olan Emir Preldzic'i alarak bir nebze de olsa Preston Shumpert'in etkinliğini azaltmayı düşünmüş ve bunda da başarılı olmuştu. Şimdi benche baktığımızda Nachbar'ı savunabilecek en iyi oyuncu Ignerski olarak duruyordu onun da ne kadar etkin savunabildiğini maç içerisinde gördük. Kerem Gönlüm'ün etkinliği ise çok normal belki Fedor olsaydı bi nebze durdurabilirdi.


    Maçın sonlarına doğru gelirsek gerçekten kötü oynadık diyebiliriz. Kötü şut tercihlerinden tutup da yapılan top kayıplarına kadar bir türlü son çeyrekte oyuna ortak olamadık. Tabii bunda en büyük etken ise; Ergin Hoca'nın birbaşka çaresiz bırakan konu olan rotasyon eksikliği oldu. Sonuçta Efes Pilsen'e karşı 7 kişilik rotasyon ile oynamak (Chatman:32 Iverson:35 Bekir Yarangüme:33) ve maç boyunca aynı çizgide performansını sürdürmek çok zordu ve ne yazık ki fiziksel düşüş de maç sonuna yansıdı. Maçın sonunda kaçan serbest atışlardan sonra Kerem Tunçeri'in de son hücumda yaptığı şut tercihinin olumsuz sonuçlanması ile maç uzatmaya gitti.

    Uzatma dakikalarında da aynen yukarıda bahsettiğim fiziksel olarak yorgunluk devam etti ancak ne olursa olsun son topa kadar skor da tutunmayı başardık. Ancak Chatman'ın akılalmaz faul tercihi ile maçı kaybettik. Şimdi süreden haberi yoktu da desem öyle bişey mümkün değil çünkü son topu kendi oynadı gözü hep süredeydi. Sadece şutu engellemeyi düşüncesi oldu desem o da değil bana göre bariz faul yapıyor pozisyonda. (Maçın tekrarını izlemedim sadece salondaki ekrandan pozisyonun tekrarını izleme şansını buldum) Faulden sonra da Nachbar'ın ikinci faulu kaçıramaması da ilginç anektodlardan biri idi bence.

    Şansız bir şekilde yenildik. Ancak ben Ergin Ataman'ın zamana ihtiyacı olduğunu ve uzun vadede başarılı olabileceğine inanıyorum. Öncelikle Nachbar gibi Shumpert gibi hareketli uzunları savunabilecek ve en önemlisi ribaund toplayabilecek bir uçan kaçan Amerikalı uzuna ihtiyacımız var. Bir diğer çok önemli eksik ise sırtı dönük oynayabilecek ve savunmada belli bir sertlik çizgisi olan bir 5 numara. Ogilvy'nin savundukları son 3 maçtır neredeyse kariyer rekorları kırıyorlar. Belki bu pozisyon döndüğünde Fedor ile doldurulabilir veya Dudley-Michael Wright vb. yerli uzun ile 4-5 de yerli rotasyona ekleme yapıp rotasyon genişletilebilir. Bir de ek olarak kesinlikle hareketli bir 3 numara eksiğimiz olduğunu dusunuyorum. Gerçekleşecek takviyelerin takıma katkıları ile bu sezonu kurtarabiliriz. Önümüzdeki sezon ne olacağı hiç belli olmaz; bakarsınız Euroleague elemesinde 2 takım oynar.

    6 Ocak 2011 Perşembe

    Düzeltme; Vladimir Dragicevic




    Dün sabah haberi Besiktasbasketde yayınlayan abimiz Tadija Dragicevic isminin isim benzerliğinden dolayı yanlış anlaşıldığını belirtip gerçek isim ise dün twitter da yabancı kaynakların da duyurduğu; Vladimir Dragicevic.

    Tabi Tadija Dragicevic deyince herkes de bir heyecan olustu; cunku hatırlayanınız vardır muhakak Kızılyıldız ile oynadığımız Uleb Cup serisinde (berabere biten ilk mac) forma giymişti. Yanlış hatırlamıyorsam da Omar Cook ile beraber ilk macta takımının tek ayakta kalan oyuncusuydu. Hem canlı da izlediğimiz icin Tadija nın takıma direk katkı vereceğinden birçok kişinin suphesi yoktu dogal olarak.

    Vladimir Dragicevic de cok olumlu referanslara sahip bir uzun. O da cok genc daha 24 yasında. Bu tür genç oyuncular için ise bilgi alınabilecek en güvenilir kaynak Draftexpress dir. Draftexpress'e göre de Adriatik liginde geçen sezon, takıma istatistiksel etkisi baz alındığında ligde 2.sıradaydı. Bence şu dönemde alınabilecek uzunlar arasında bütce acısından en iyi tercihlerden birkacı diyebiliriz. Şu anda mesela Marcus Haislip de boşta =) ama işte bütce meselesi uygun oyuncu bulmak da kolay degil.

    Vladimir Dragicevic'in istatistikleri için tıklayınız

    5 Ocak 2011 Çarşamba

    Highlights Of Hedo Turkoglu's Triple Double

    Hidayet Turkoglu'nun Golden State'e karşı 10 sayı 14 ribaund 10 asist 5 top çalma lık Triple Double Performansı ve o güne damgasını vuran dansı.



    Beşiktaş'ta Ikinci Ergin Ataman Dönemi


    Bugün alınan kararla birlikte görevden alınan Burak Bıyıktay'ın yerine Ergin Ataman getirildi. Ergin Ataman çoğu zaman kendi blogumda da bahsetmişimdir benim için Türk topraklarında yetişmiş en iyi basketbol antrenörüdür. Kariyerinin belki de dönüm noktası 1998 yılında Amerika da Stanford Universitesinde bulunması ile gerçekleşti. Italya kariyerinde ise Siena'da bir ilki gerçekleştirerek 2001-2002 yılında Saporta kupasını kazandı. O döneme kadar hiçbir Türk antrenör yurt dışında çalıştırdığı takımlar da Avrupa Kupası düzeyinde kupa kazanmamıştı. Belki de Ergin Ataman isminin bu kadar prestij kazanmasının adının yanına Winner kelimesinin gelmesinin tek nedeni de takımınından her ne koşulda olursa olsun maksimum verim almayı başarmasıdır. Parke üzerinde ki olabilecek gelişmelere daha sonra gelicem ancak Ergin Ataman'ın çalıştırdığı takımlar da ki başarıları neden CSKA'nın bile ilk gündemine gelen bir koç olduğunu gösteriyor;

    - Siena ile Saporta Kupası ve bir sonra ki sezon EL'de Final Four

    - Efes Pilsen ile Final Four ve EL'de üçüncülük

    - Ulkerspor ile Euroleague de ilk 8 @ O dönemde bu başarı Ulkerspor tarihinin Avrupa'da ki en büyük başarısıydı.

    - Beşiktaş CT ile Uleb Cup'da ilk 8 ve normal sezonu lider tamamlanması.

    - Son Efes Pilsen kariyerinin ilk yılında ise Fenerbahçe Ülker'e karşı final serisinde 4 maç üste üste kazanarak Efes Pilsen ile şampiyonluk.


    Ergin Ataman bu başarıları ile winner bir koç olmayı başardı. Her gittiği takımı en az iki, üç adım ileri taşıdı. Tam bir sistem koçu diyebiliriz. Bu kadar değişik klupte çalışıp da bu kadar başarılı olan başka yerli koç hatırlamıyorum. Milli Takımı hiç çalıştırmadı ama bana göre yerliler arasında Milli Takımı en çok hakeden koçtur.

    Bardağın biraz da boş tarafından bakalım isterseniz; Ilk Beşiktaş CT döneminde başarıda ki en büyük pay hiçkuşkusuz ki ona ait. Oyuncuların paralarının ödenmediği haberleri çıktığı dönemde takımı bir arada tuttu ve her olumsuzluk da bir çözüm bulmayı da başarmıştı belki de bu yaklaşımı kendine olan saygınlığını da çok arttırdı. Şahsen o dönemde her maçtan sonra sohbetlerde inşallah uzun dönem Beşiktaş CT da devam eder derdim. Ancak şartlar istenildiği gibi oluşmadığı için Beşiktaş CT'dan ayrıldı. Işte ne olduysa o dönemden sonra oldu. Efes Pilsen'in başına geçtikten sonra kendisi ile beraber Sinan Güler, Preston Shumpert,Kaya Peker ve yardımcı antrenor Ufuk Sarıca'yı da yanında götürmesi bir kısım Beşiktaş taraftarları açısından hem hayal kırıklığı hem de sevginin artık azalmasına neden olmuştu. Ancak Beşiktaş taraftarlarının unuttuğu bişey vardı; bu oyuncular zaten Efes Pilsen'e gitmeseydi başka bir takıma da gidebilirlerdi. Mesela Preston Shumpert o dönemde Unics Kazan ve Ureal Great tarafından ısrarla isteniyordu.

    Ergin Ataman bi nevi basketbolun Jose Mourinho'su gibi (taraftarların ona karşı sempatisi açısından). Çünkü hangi takıma giderse gitsin rakip taraftarların pek sempatisini kazanamıyor açıkcası bu konuyu Ergin Ataman da Efes Pilsen'den ayrıldıktan sonra onla yapılan röportajda farklı bir soru sorulsada onun başarıya giden prensiplerini çok güzel özetliyor;

    Ergin Ataman çalışma prensiplerini ön planda tutan biri. Buna ister geçimsiz deyin, ya da disiplinden taviz vermeyen biri deyin. Çünkü başarının, disiplinin sonucunda geldiğini düşünüyorum. Kulüp başkanıysa ben de kulüp antrenörüyüm. İnsanların makamlarına elbette saygı duyarım ama baş antrenör bensem bütün kararları benim almam gerekir. O kararları benim almadığım zaman sorunlar başlar. Ve Efes’te de o sorunlar başlamıştı.

    Parke dışından yavaş yavaş parke üzerine geçecek olursak; Öncelikle, Ergin Ataman daha önce de Beşiktaş CT'yı çalıştırdığı için bu organizasyona yabancılık çekmeyecek. Ergin Ataman takımlarında görülen en belirgin özellik takım da ki bütün oyunculardan maksimum verimi almayı başarmasıdır. Hücum sistemleri arasında 4 kısalı düzeni ise çoğu zaman ona artı olarak geri dönmüştür. Beşiktaş CT'da Shumpert ile Efes Pilsen ise hem Shumpert hem de Nachbar ile oyunda bir anda lehlerine büyük bir diferans yakalayabiliyordu. Daha önce analizini yaptığımız için son Akatlar da oynanan Beşiktaş CT - Efes Pilsen maçını ele alalım; Maç içerisinde çok büyük etki sağlayan iki önemli hamle vardı.

    Bunlardan ilki daha ilk çeyrekte Kerem-Kasun ve Thornton-Kaya ikili oyunları ile birbirinin kopyası en az 10 sayı yememizdi. Ergin Hoca'nın en çok sıkıntı çekeceği konuların başında uzun rotasyonu yer alıyor. A.J. Ogilvy'nin savunma yapma alışkanlığının dahi olmaması hücumda etkin bir rol de biçilse savunma da etkisizliğinden dolayı istenilen verimi alabilmesi şu an için zor gözüküyor. Fedor Likholitov'un ameliyat olduğunu düşünürsek elde sadece Ismail Cevik ve Cevher Özer kalıyor.Şu anda konuşulan ve büyük bi aksilik olmazsa anlaştığımız söylenen Dragicevic ise; mücadelesi ve basketbol bilgisi ile şu uzuna ihtiyacolduğu dönemde ilaç gibi gelecektir.




    Ve Ergin Ataman'ın belki de hücum sistemleri arasında çok büyük verim aldığı 4 kısa ile oluşturduğu değişik hücum varyasyonları. Son olarak Nachbar ve Shumpert'i kullanarak oluşturduğu bu düzende Beşiktaş CT için bu düzene uyabilecek en uygun isim Ignerski olarak duruyor. Aslında Cevher Özer'i de bu düzen içerisinde koyabiliriz ancak eskisi gibi ayakları hızlı olmadığı için yani artık tam bir pota altı oyuncusu olduğu için Ignerski 4 kısalı düzende daha bir ön plana çıkacak gibi. Peki daha önceleri Shumpert'den veya Nachbar'dan oyun içinde aldığı katkıyı Ignerski'den alabilir mi ? Işte bu sorunun cevabını bende çok merak ediyorum. Ergin Hoca eğer Ignerski'den de istediği katkıyı alabilirse; Ergin Ataman'ın oyun içerisinde ki etkinliğinin meyvelerini toplamaya en yakın zamanda bağlayacağız demektir.


    Artık ne olursa olsun Ergin Ataman ile yeni bir dönem başlıyor;

    Dün de bu konu tartışılmıştı, takıma bakıyoruz; Mire Chatman kadro dışı, Cuneyt Erden sakat, Bekir Yarangüme formsuz. Serhat Cetin son macın hemen basında sakatlandı. Mustafa Abi son maça kadar hiç yoktu neredeyse. A.J. Ogilvy'nin savunma yapma alışkanlığı dahi yok. Fedor Likholitov da ameliyat oldu. Ignerski bana göre çok iyi bir takımda iyi bir miss match veya rakibin savunma direncini veya düzenini bozabilecek rol oyuncusu olabilir. Ismail Cevik, belki de ondan beklenilen katkıyı en iyi sekilde verebilen tek oyuncu. Cevher Ozer, yerliler arasında fark yaratması beklenen bir oyuncu. Ne olursa olsun son zamanlarda istikrarsız bir goruntu cizse de belli bir cizginin üzerine çoğu maç çıkabilecek seviyede bir oyuncu. Ve Allen Iverson işte böyle kurulu!!! bir düzende takıma alışmaya çalışıyor.

    Şimdiden 5 mağlubiyetin var, haftaya Efes Pilsen deplasmanına gidiyorsun ve önemlisi de istediği yerli transfer yapabilecek durumda da değilsin. Işte Ergin Ataman böyle büyük bir taşın altına elini soktu. Beşiktaş camiasına hayırlı olsun. Umarım bugünden itibaren Ergin Ataman ile Beşiktaş Basketbol Branşında hazırlanan projeler yerine getirilip yıllar sonra beklenen başarıya odaklı belli bir organizasyon sistemi kurulur.



    Son olarak eski koçumuz Burak Bıyıktay'ın hiçbir zaman unutamayacağım sözü ile yazıyı noktalayalım; Spor Mutlu Insanların Işidir.