rss
twitter
    Beşiktaş Cola Turka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
    Beşiktaş Cola Turka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

    13 Mart 2011 Pazar

    Oyun Stratejisinin Önemi || Fenerbahçe Ulker:84 Beşiktaş CT:92


    Haftanın sonucu en merakla beklenen maçında Beşiktaş CT Fenerbahçe Ülker'i deplasmanda 92-84 yenmeyi başararak, olası Play-off eşleşmesinde durumu 0-0'a getirmiş oldu. Ergin Ataman'ın takımın başına geçmesiyle başlayan çıkış bu maçla da devam etti.Ergin Ataman'lı Beşiktaş CT, Efes Pilsen ve kupa finalinde Fenerbahçe Ülker maçlarındaki yenilgiler dışında 9.maçında 7.galibiyetini aldı.

    Maç Öncesi

    Daha çok futbolda karşılaştığımız kamp kültürü ile basketbolda ilk defa bu maç öncesi karşılaştık. Beşiktaş CT, maç öncesi kampa girerek basketbolda kamp kültürünü bir nevi başlatmış oldu. Fenerbahçe Ülker cephesinde ise Mirsad Türkcan'ın sezonu kapamasından sonra bu maçta da Kinsey'in eksikliği önemli eksikliklerdi.

    Maçın Öyküsü

    Tabir-i caizse Beşiktaş CT, maça kolay sorudan başlayarak başladı. Sınav boyuncada hep çalıştığı yerden sorular geldi. Yani çok iyi hazırlandığı ve Fenerbahçe Ülker'i çok iyi etüt ettiği daha ilk çeyrekten anlaşılıyordu. Maça her maç olduğu gibi Ogilvy üzerinden ikili oyunlarla başladık. AJ Ogilvy'yi her geçen maç çok daha iyi besliyormuş gibi bir görüntü var. Maçın başında onun üzerinden bulduğumuz 6 sayı ile ilk 3 dakikayı 8-2 önde geçtik. Fenerbahçe Ulker ise maçın başında bir türlü oyuna adapte olamadı. Zorlama dış atışlar ve hücumda istenilen organizasyon sağlanamayınca bu seriye karşılık veremedi. Ancak Beşiktaş CT bu süreçte Marcelus Kemp ve Cevher Özer'in üçlükleri ile bir anda 7-0'lık bir seri yakaladı ve 5. dakikada 16-5 ile 11 sayılık üstünlüğü sağladı.Bu diferansta aslında maç boyunca devam etti diyebiliriz. Ilk 5 dakika içerisinde AJ Ogilvy 8 sayı ile oynarken, Mire Chatman ise 2 sayı 2 ribaund ve 3 asist ile maça yine damga vuracağının habercisi gibiydi. Çeyreğin sonlarına doğru Fenerbahçe Ülker, Beşiktaş CT'nın bu rüzgarını biraz olsun dindirmeyi başarsada, son bölüm karşılıklı basketlerle geçildi ve çeyreğide Beşiktaş CT 28-19 önde tamamladı.

    Ilk Çeyrekten Anektodlar

    Ilk çeyrekte Beşiktaş CT kullandığı 4 üç sayı denemesinden hepsini sayıya çevirerek skorda bir anda fırlamasının başlıca nedeni oldu. Bununla beraber Serkan Erdoğan ise ilk çeyrek aldığı 3 faulle, maç geneli için endişe yaratsada korkulan olmadı maçıda 3 faulle tamamlamasını bildi.



    Ikinci çeyrekte ise oyunun momentumu tamamen Beşiktaş CT'nın eline geçti. Çeyreğin başında Mire Chatman ve Marcelus Kemp'ten gelen üçlüklerle farkı 17 sayıya kadar çıkaran Beşiktaş CT, 6/6 üç sayı isabeti ile de Fenerbahçe Ülker'i savunmada çözümsüz bıraktı. Skor 36-19'a geldikten sonra Fenerbahçe Ülker hücumda Marko Tomas önderliğinde yavaş yavaş toparlanarak hücumda daha etkin oynamaya başladı. Beşiktaş CT'da ise rotasyonun hücumda belli bir set düzenine geçmesi zaman alınca Fenerbahce Ulker bu sürecte buldugu 10 sayı ile farkı tek hanelere kadar indirdi. Ancak devrenin sonunda yeniden toparlanan Beşiktaş CT, devreyi de 51-38 önde tamamladı.

    Ikinci Çeyrekten Anektodlar

    Ikinci çeyrekte Fenerbahçe Ülker'de efsane oyuncu Sarunas Jasikevicius'un tecrübesi ile nasıl takımını oyunda tuttuğunu gördük. Ikinci çeyrekte attığı 12 sayının yanı sıra çeyrek genelinde hücumda takımı frenleyen, acele şut kullanmalarını izin vermeyen isimdi. Açıkcası şöyle bir maçta Jasikevicius'un da eski günlerinden kesitler sunması oyun seyiri açısından ayrı bir güzellikti.

    Ikinci yarıda ise, Fenerbahçe Ülker oyunun temposunu düşürerek Beşiktaş CT'yı durdurmayı başardı. Düşük tempoda oynanan ikinci yarıda, Beşiktaş CT ilk 5 dakikalık dilimde ilk saha içi isabetini Cevher Özer'in üçlüğü ile buldu. Bu süreçte Fenerbahçe Ülker'de farkı yeniden tek hanelere kadar indirsede yine yakalayamadı. Ve ikinci yarıya damgasını vuran isim Serkan Erdoğan ve maça genel olarak damgasını vuran isim Mire Chatman'dan gelen üçlüklerle fark yeniden 15 sayıya kadar çıktı. Çeyreğin bitmesine 3 dakika kala skor 65-50'ye geldi. O ana kadar Beşiktaş CT 11/16 üç sayı isabeti ile oynamayı başardı. Çeyreğin son 3 dakikasında ise Fenerbahçe Ulker savunmada ekstra performans sergileyip baskılı oynayınca farkı yeniden tek hanelere indirdi. Son çeyreğe ise 71-63'lük skorla 8 sayı farkla girmeyi başardı.

    Üçüncü Çeyrekten Anektodlar

    Uçüncü çeyrekte Fenerbahçe Ülker tecrübesi ile de oyunu biraz olsun dengelemeyi başardı. Ancak ne zaman geri dönüş yapsa hep cevap veren Serkan Erdoğan oldu. Serkan Erdoğan üçüncü çeyrekte yanlış hatırlamıyorsam son 3 dakikada bulduğu 8 sayı ile oyunun momentumunun Fenerbahçe Ülker'e geçmesini engelledi.

    Son çeyreğe Fenerbahçe Ülker, Ömer Onan'ın üçlüğü ile girerek farkı uzun bir aradan sonra 5 sayıya kadar indirdi. Beşiktaş CT'da ise kenarda dinlenmek için oturan Mire Chatman'ın yerine giren Cüneyt Erden bir türlü oyuna katılamayınca Mustafa Abi değişikliği geldi. Iyi bir hava yakalayan Fenerbahce Ulker oyunun momentumunu da tam eline alıyorken bu değişiklik oyunun kaderini değiştirdi. Mustafa Abi, her ne kadar hücumda 2 şut üst üste kaçırsada savunmada Ukic'i çok iyi savunarak yeniden Fenerbahçe Ulker'in hücumda tıkanmasını sağladı. Tam o sırada yine Serkan Erdoğan'dan gelen üçlük ile de oyunun kontrolu yeniden Beşiktaş CT'nın eline geçmiş oldu. Son 7 dakika 76-68 Beşiktaş CT üstünlüğü ile geçilirken, Fenerbahçe Ülker bu dakikadan itibaren tam saha baskıya geçip daha sonra set savunmasını alan savunması ile yapmayı tercih etti. Bu tercih maç boyuncada devam etti. Serkan Erdoğan ve Marcelus Kemp'ten gelen üçlüklerle skor 79-70'e geldi.Son 5 dakika da (özellikle not aldım) sahada inanılmaz hazır bir takım vardı. Uzun zamandır bu kadar iyi bir takım olamamıştık. Son 5 dakikaya Chatman-Kemp-Serkan-Ogilvy-Cevher beşiyle giren Beşiktaş CT, Fenerbahçe Ülker'in tam saha baskı ve alan savunmasına karşı çok iyi hücum etti. Maçın geri kalan kısmında Mire Chatman'ın önderliğinde farkı da koruyarak salondan 91-84 galip ayrılan taraf Beşiktaş CT oldu.

    Maçtan Anektodlar

    Beşiktaş CT maç genelinde sadece 3 oyuncusu serbest atış kullandı.

    Yine maç genelinde ilk beş oyuncuları 14 sayı ve üzerinde oynadılar.Benchden sadece 9 sayı bulabildik.

    Fenerbahçe Ülker'de ise ilk yarıda 51 sayı yemesi bir yana sadece 6 faul yapmıştı.

    Serkan Erdoğan ilk çeyrekte 3 faul yapıp maçıda 3 faulle bitirmesi önemliydi.

    Beşiktaş CT neredeyse hücumlarının 3'de 2 sini 24 saniyelik hücum süresinin ilk 15 saniyesi dolmadan kullandı.

    Son olarakta bulduğumuz üçlük yüzdesi maçı getirsede, atılan üçlüklerin birçoğu hazırlanmış boş üçlüklerdi.

    Maçın Kırılma Anı

    Maçın kırılma anı; Son çeyrekte Fenerbahçe Ülker tam oyunu dengelemişken Mustafa Abi'nin Ukic'e çaldırdığı hücum faul ve daha sonra gelen Serkan Erdoğan'ın üçlüğü maçın hiç kuşkusuz kırılma anıydı. Çünkü bu basket ile beraber Fenerbahçe Ulker'in de direnci düşmüş oldu.


    Maçın Oyuncusu

    Mire Chatman bu takımın yıllardır vazgeçilmez bir oyuncusuydu. Ancak hep birşeyler eksik kalıyordu. Ergin Ataman'ın gelmesiyle de o eksikler tamamlandı. Maestro Mire Chatman önderliğinde tam bir yerli lider oyuncu Serkan Erdoğan ve çok iyi tamamlayıcı Marcelus Kemp ile beraber takım iyi bir hava yakaladı. Özellikle AJ Ogilvy'i de çok iyi beslediğimiz düşünülürse iyi bir ana rotasyon yakaladık. Mire Chatman elimde olsa formasını emekli ettirip heykelini Akatlar Salonunun oraya diktiririm ancak Marcelus Kemp ve Serkan Erdoğan'ın takıma dahil olmasından bu yana tek bir isim söyleme gönlüm razı olmuyor;

    The Magnificent Three Vol.1

    The Magnificent Three Vol.2

    The Magnificent Three Vol.3

    Son olarak Ergin Ataman'ın bu ülke topraklarının yetiştirdiği en iyi basketbol koçu olduğunu bir kez daha gördüm. Bu galibiyet ve Ergin Ataman'ın varlığı gelecek sezonki sponsor anlaşması içinde güzel bir referans oldu. Ergin Ataman, basketbol branşı olarak önümüzdeki yıllara umutla bakmamı sağlıyor. Winner koç , winner oyuncular ve yakında winner bir takım olacağımızı düşünüyorum. Şu anda yukarıdaki hiçbir takım birbirinden üstün değil. Herşeyi playofflardaki performanslar belirleyecek.

    12 Mart 2011 Cumartesi

    The Magnificent Three Vol.3


    Maestro Mire Chatman: 30 Dk || 4/6 Saha Içi Isabet 16 Sayı 10 Asist 4 Ribaund
    Lider Serkan Erdoğan: 28 Dk || 5/7 Saha Içi Isabet 17 Sayı 1 Asist 1 Ribaund
    Tamamlayıcı Marcelus Kemp: 36 Dk || 5/14 Saha Içi Isabet 14 Sayı 5 Asist 3 Ribaund

    Maçın değerlendirmesi geç saatlerde burada olacak arkadaşlar. Maç yazısına kadar bir anket yapıp taraftarın düşüncesini merak ediyorum. Sizce Allen Iverson'ın playofflarda takıma dönmesi ne gibi bir etki yaratır? Şunu da unutmamak gerek; tamam belki Iverson çok büyük bir isim ve taraftarlarında futboldan gelme bir yıldız sevgisi var. Ancak Avrupa Birliği pasaportu dışında sadece 3 oyuncu oynatabilme şansın var. Sonuç olarak Iverson'da Türkiye'ye geldiği an onuda dışarıda bırakamazsın. Yönetimin ve teknik heyetin vereceği kadar çok önemli.

    10 Şubat 2011 Perşembe

    Kupaya Iki Kala Beşiktaş Cola Turka


    Kayseri Kadir Has Spor Salonunda oynanan Türkiye Kupası çeyrek final ilk maçında Beşiktaş CT, savunmanın ön plana çıktığı maçta Efes Pilsen'i son saniyede AJ Ogilvy'nin basketi ile 57-55 yenmeyi başardı ve final için çok büyük bir engelide aşmış oldu. Iki takımda düşük skorlu geçen maçta iki devrede en az ikişer defa 5+ farklı seriler yakaladı ve her seferinde bu farklar eridi. Maçın sonuna kadar büyük bir çekişmeye sahne olan maçta; Efes Pilsen'in Türkiye Beko Basketbol Liginde ki yabancı rotasyon etkisi , Beşiktaş CT'nın da Ergin Ataman faktörü maçın gidişatında etkin rol oynadı.

    Maç Öncesi

    Açıkcası bu maçı izleyebilmek için neler çektim, bir ben bilirim. Turnuvanın ilk gününün en önemli maçını saat 18.00'e koymak ne kadar doğru bir tercih olduğunu, düzenleyenlerde reyting oranlarını görünce anlamıştır. Maç öncesi ilk olarak Flip Murray'nin Wisinewski'nin yerine kadroya alındığı haberi,ardından da bugüne kadar bütün kariyer rekorlarını Beşiktaş CT'ya karşı kıran Bostjan Nachbar'ın dışarda kaldığı haberi geldi. Ergin Ataman'ın takımın başına gelmesi ile Türkiye Kupası için artan umutlarım bu gelişmelerden sonra daha da arttı.


    Maçın Öyküsü

    Alelacele şekilde maçı izlemek için yer taraması çalışmam sonunda başarı ile sonuçlandı ve maçın ikinci çeyreğine yetişebildim. Bu nedenle ilk çeyrek ile alakalı söyleyebileceğim tek şey; Efes Pilsen'in 17-10 önde tamamlası olur. Ikinci çeyreğin başında, iki takımda birbirlerine ne kadar iyi etüt ettiğini gördük. Efes Pilsen'in ikinci çeyrek ile beraber yabancı rotasyonunun etkinliği azalmaya başladı. Çünkü Efes Pilsen için Türkiye Liginde en zayıf halkalardan biri olan yabancı rotasyonunun önemi bu çeyrekte kendini gösterdi. Beşiktaş CT'da ise Ignerski belirsizliği yaşanıyordu. Yeni transferlerden sonra sanki daha rolü belirlenmemiş gibiydi.

    Savunmaların ön plana çıktığı ikinci çeyrekte, ilk 4.30 dakika 21-12 Efes Pilsen'in üstünlüğü ile geçildi. Efes Pilsen'in maça iyi başlamasınında etkisiyle, Beşiktaş CT'nın maça ortak olmasına izin vermiyordu. Ergin Ataman'ın daha önce Erkan Veyseloğlu ve Nachbar üzerinden oynadığı dip çizgiden oynanan hücum setini bu seferde Serhat Çetin endekli oynaması ile fark 6 sayıya indi. Hemen akabinde Perasovic'in molası geldi. Mola sonrası, Ergin Ataman'ın yeni Shumpert'ini buldu söylemimizi doğrular nitelikte bir hamle geldi ve Kemp 4 numaraya çekildi. Marcelus Kemp'de koçunu yanıltmadı ve mola sonrası bulduğu üçlük isabeti ile skoru 23-18'e getirdi. Oyunun momentumu yavaş yavaş dengelenirken bir de Perasovic'e teknik faul çalınması sonucu, devrenin bitimine 02.30 kala skoru 23-22'ye getirerek farkı 1 sayıya kadar indirdik. Beşiktaş CT 3 dakikalık süreçte 10-2'lik seri ile oyunuda dengeledi. Ancak ilk yarının sonuna doğru Efes Pilsen'den gelen Sinan Güler hamlesi tekrardan fark diferansının artmasına neden oldu. Sinan Güler, önce Beşiktaş CT topu oyuna sokarken kaptığı top, ardından Chatman'a tam sahada baskı ve 1.30 dakikalık süreçte bulduğu 5 sayı ile Efes Pilsen'in 7-0'lık seri yakalamasında başrol oynadı ve skor da 30-22'ye geldi. Devre ise karşılıklı basketlerle 32-24 Efes Pilsen'in üstünlüğü ile sona erdi.

    Ikinci yarıya geçmeden önce maç öncesi yaptığım analize göz atmanızı rica ediyorum. Ikinci yarıyada, ikinci çeyreğin başında olduğu gibi Efes Pilsen, yine hızlı bir giriş yaparak 6-0'lık seri yakaladı. Özellikle Chatman alternatifsiz olduğu için onun üzerinden başlatılan tam saha baskı planıda ilk dakikalarda tuttu ve Efes Pilsen ilk dakikayı 36-24 önde geçti. Bu seriye Beşiktaş CT'da seri ile karşılık verdi.Efes Pilsen serisine Ignerski'nin üçlüğü ile son veren Beşiktaş CT, Chatman'ın 4, Ogilvy'nin de 2 sayısı ile 9-0'lık seri yakaladı ve 05.35 kala skor 36-33'e geldi. Oyunun kopma anıda bu süreç içerisinde yaşandı. Iyi bir hava yakalayan Beşiktaş CT karşısında Efes Pilsen, önce Sinan Güler'i bir numaraya çekti. Ardından Ender Arslan'ın oyuna girmesi ile Ender, Sinan, Roberts, Kerem Gönlüm, Murray beşine dönerek arayışlarını sürdürdü.Ancak bu süreçte hücumda bir türlü bekleneni veremediler.Çeyreğin bitmesine 02.30 kala Ogilvy'nin basketi ile Beşiktaş CT 39-38 ile maçta ilk defa öne geçmiş oldu.


    Efes Pilsen, 3. çeyreğin ilk dakikasından sonra geçen 6.30 dakikada sadece 2 sayı bulabildi. Bu süreçte Beşiktaş CT ise 15-2'lik seri ile ilk kez öne geçmeyi başardı. Bu serinin yakalanmasındaki en önemli faktörler ise; kısaların hücumda AJ Ogilvy'yi çok iyi beslemesi ve takımın kısalarının özellikle son 3 dakikada topu getirerek Mire Chatman'ı çok iyi dinlendirmesi olarak değerlendirebiliriz. Periyodun sonunda yine Ogilvy üzerinden oynanan oyun ile son çeyreğe 44-42 Beşiktaş CT'nın üstünlüğü ile girildi. Harika geçen 3.periyotda tek olumsuzluk ise Mustafa Abi ve Serhat Çetin'in 4'er faul almasıydı.

    Son çeyrekte ise Maestro Chatmania başroldeydi. Inanilmaz bir son çeyrek oynadı. Bu üst düzey performans,belki maçı kazandıran basketi atan AJ Ogilvy'nin arkasında kalmış gibi gözüksede, şu son çeyrekte gösterdiği performanstan sonra, artık Chatman'ın yeri benim için üst düzey değil, tarif edemeyeceğim bambaşka bir noktaya ulaştı. Mire Chatman, son çeyreğin ilk 4 dakikasında 3 top çalma 3 ribaund ve 2 sayılık performansı ile önemli bir giriş yaparak oyununun momentumunun tamamen Beşiktaş CT'nin eline geçmesini sağladı ve ilk 04.45 'lik dilim 46-42 Beşiktaş CT'nın üstünlüğü ile geçildi.Efes Pilsen ise üçüncü çeyrekte,hücumda yaşadığı sıkıntıları yaşamaya devam etti ve bu süreçte basket bulamadı. Mire Chatman'ın etkili performansından sonra Efes Pilsen molası geldi. Mola dönüşü 04.20 kala Cevher Özer'den gelen üçlük isabeti ile Beşiktaş CT 49-44 öne geçti. Bu skor Beşiktaş CT'ın maç içerisinde yakaladığı en yüksek farktı.

    Son 4 dakikaya girilirken; Efes Pilsen en kritik hücumda Thornton endeksli hücum setini tercih etti. Bu hücumda Thornton'a yapılan sportmenlik dışı faul ile Efes Pilsen yeniden oyuna ortak olma şansını yakaladı. Bu dakikadan sonra Efes Pilsen savunmada kolay sayı şansı vermezken Cevher Özer'in çok önemli üçlüğü ile son 2 dakikaya Beşiktaş CT 55-49 önde girdi. Efes Pilsen ise bu baskete, Lawrance Robert'in üst üste bulduğu iki üçlük ile karşılık verdi ve son 7 saniyeye 55-55 beraberlikle girildi. Son top ise büyük bir heyecana sahne oldu demek isterdim ama Sports Tv saolsun o heyecanı farklı heyecanlara çevirdi. Sports Tv bildiğin son hücumu direk ekrana yansıttı. Bir zoom yapmadıkları kaldı. Belki Efes Pilsen'in o sıra mola alma hakkı kalmamıştı ama ya olsaydı ve görevlilerden biri hücumu ekranda görseydi ne olacaktı peki? Iki heyecanın beraber yaşandığı son topta sıkca bahsettiğimiz ve artık Beşiktaş CT'nın en güvenilir hücum seti olan AJ Ogilvy üzerinden oynanan başarılı oyun ile Beşiktaş CT salondan 57-55 galip ayrıldı.


    Maçın Kırılma Anı

    Maçın kırılma anı, ikinci yarının ilk dakikası diyebiliriz. Skor tam 36-24 Efes Pilsen lehine gelmişken, Beşiktaş CT'nın yakaladığı seri ve Efes Pilsen rotasyonunda yaşanan belirsizlik, oyuna yeniden Beşiktaş CT'nın ortak olmasını sağladı.

    Maçın Hatası

    Maçın son 30 saniyesinde, Beşiktaş CT 3 sayı farkla önde iken ve yanlış hatırlamıyorsam faul hakkıda dolmamışken, faul yapılmaması çok büyük bir tercih hatasıydı. Eğer Roberts'in üçlüğünden sonra Kerem Tunçeri son hücumda basketi bulabilseydi. Belki şu anda bu pozisyonu tartışıyor olacaktık.

    Maçın Kader Anı

    Maçın kader anı, hiç kuşkusuz Efes Pilsen'in son hücumunda Kerem Tunçeri'nin kaçırdığı üç sayılık şuttu. Top potaya doğru yönelirken sanırım birçok Beşiktaş taraftarı ekrana dahi bakamamıştır.

    Maçın Oyuncusu

    Mire Chatman, en az AJ Ogilvy kadar maçın oyuncusu olmayı haketti. Özellikle son çeyrekteki performansı uzun yıllar unutulmayacak bir performanstı.

    Fotoğraflar: http://www.tbf.org.tr/



    8 Şubat 2011 Salı

    Spor Toto Türkiye Kupası || Beşiktaş CT - Efes Pilsen Eşleşmesi


    Bu sezon Kayseri Kadir Has Spor Salonunda oynanacak Spor Toto Türkiye Kupasında yine alışılagelmiş bir eşleşme bizleri bekliyor olacak. Bir tarafta; Euroleague'de son dönemin en formda takımı Efes Pilsen, diğer tarafta ise yapılan koç değişikliği ve takviyeler sonrası tabir-i caizse yeniden yapılanan Beşiktaş CT. Eşleşmenin analizine geçmeden önce takımlardaki son gelişmeleri verelim; Beşiktaş CT'da yeni transfer Marcelus Kemp Kayseri'de takımla ilk idmanına çıktı. Bununla beraber bir başka yeni transfer Serkan Erdoğan'da Türkiye Kupasında ilk kez Beşiktaş CT formasını giyecek. Sakatlığı bulunan Fedor Likholitov ise takıma geri dönüyor. Hüseyin Beşok'u da sayarsak takım yeni görüntüsü ile ilk kez Efes Pilsen karşısında görücüye çıkacak. Efes Pilsen cephesinde ise Ender Arslan'ın 24 Ocak'ta yaşamış olduğu bir sakatlığı vardı ve 10 gün dinlendirileceği ifade edilmişti. Hazır olup olmadığı hakkında net bir bilgiye ulaşamadım.


    Teknik Analiz

    - Efes Pilsen Hücumları

    1) Ikili Oyunlar (Kerem Gönlüm - L.Roberts endeksli)

    Efes Pilsen bu sezon pick and roll düzeni çok iyi benimsemiş durumda. Özellikle Kerem Gönlüm üzerinden hücumda çok etkili oluyorlar. Ikili oyun sırasında, Lawrance Roberts'in de atletiklik özelliğini kullanarak, Kerem Gönlüm, Lawrance Roberts ikilisinden biri kendini yüksek posta atıyor. Diğeri ise içeriye penetre ediyor. Bu sayede hem rakip savunmanın düzenini bozabiliyorsun hemde miss match avantajını sağlamış oluyorsun. Aşağıda paylaştığım video ile bu hücum düzeninin savunma örneğini görebilirsiniz;



    Bu savunmada görüldüğü gibi Marcin Gortat, kısa süre içerisinde yardıma giden Lewis'in adamının pas kanallarına giriyor ve top yüksek posta geldiğinde ise hemen pozisyonunu alıyor. Son Euroleague maçlarını izleyenler daha net hatırlayacaktır ki Kerem Gönlüm bu sistem içerisinde bayağı verimli oynadı.

    2) Hareketli Esnek Hücum (Bootsy Thornton Endeksli)

    Son yıllarda bu hücumu başarı ile oynayan az takım görmüştüm. Ancak Perasovic, hücumda çarkları öyle bir işletiyor ki hayran kalmamak elde değil. Bu hücumu daha önce sadece Euroleague'de oynadıkları maçlarda gördüm. Ama son Real Madrid maçında bu set görülmeye değerdi. Biraz da hücum setinden bahsetmek gerekirse; hücum süresince herkesin eline top değiyor. En önemlisi ise herkes hareketli top alıyor. Bu sayede kendi pas kanallarını kendi yaratıyorlar ve sonunda yüksek posta inen Thornton veya Nachbar bu seti bitiriyor. Anlattığım hücumu aşağıdaki videodan daha iyi süzebilirsiniz.




    3) Içeriye Penetre Ederek (Kısa Oyuncular)

    Efes Pilsen'in belki de en iyi yaptığı hücum düzeni, kısaların içeriye penetre ederek sağladıkları hücum çeşitlilikleri diyebiliriz. Bu düzenin savunmasını da video üzerinden anlatalım;




    Bu hücum düzenini de bozmanın tek olaslığı, ayakları hızlı hareketli bir uzuna sahip olmaktan geçiyor. Yardım savunması ile rakibin hareket alanını kapattığın sürece başarılı olabilirsin. Bu da hiçte kolay değil. Videoda da görüldüğü gibi 3 ayrı penetre imkanıda, hareket alanı kapatıldığı için gerçekleştirilemedi.


    - Beşiktaş CT Hücumları

    Ergin Ataman'ın takımın başına geçmesi, transferlerin yeni tamamlanması ve yeni takımında ilk kez bu maçta seyirci karşısına çıkacak olması, hücum anlamında sağlıklı bir teknik analiz yapmayı imkansız hale getiriyor. Ancak Serkan Erdoğan ve Marcelus Kemp'in takıma katılması çok farklı hücum çeşitliliği sağlayacaktır. Ergin Ataman'ın gelmesi ile hem savunmada hemde hücumda inanılmaz bir performans sergileyen Cevher Özer'in yeni takviyelerle artan performansının daha da arttacağını düşünüyorum. Ergin Ataman'ın gelmesi ile bambaşka bir havaya bürünen diğer bir oyuncu ise AJ Ogilvy;

    1) AJ Ogilvy'nin Boyalı Alanda Beslenmesi

    Ergin Ataman takımın başına geçtikten sonra ilk göze çarpan gelişme; Ogilvy'nin hücumda çok iyi beslenmesi gibi duruyor. Kısalar Ogilvy'yi doğru yerde topla buluşturduğu sürece hücumda oyuncudan maksimum katkıyı alabiliyorlar. Yeter ki Efes Pilsen pas kanallarını kapatmasın;




    Zayıf Halkalar

    Efes Pilsen belkide son iki yılın en formda dönemini geçiriyor. Ancak unutulan bir nokta var; o da yabancı rotasyonunun etkinliği. Efes Pilsen'in başarısındaki en büyük etken yabancı rotasyonunun verimliliğidir. Efes Pilsen'in şu anda kadrosunda 8 yabancı (Wisinewski - Rakocevic - Roberts - Nachbar - Thornton - Vujcic - Radulijca - Murray) yer almakta ve bununla beraber Wisinewski'de rotasyon dahilinde Ender Arslan'ın önünde yer alıyor. Kupa maçında Murray - Radulijca ile beraber Wisinewski'nin dışarda kalmasını bekliyorum. Eğer Ender Arslan hazır durumda değilse piyango farklı bir yabancıya da çıkabilir.


    Hiç kuşkusuz Efes Pilsen'in en zayıf halkası, Igor Rakocevic'in savunmadaki varlığı olsa gerek. Özellikle Eurolague maçlarında bunu daha net gördük. Rakipler birçok kez Igor Rakocevic'in savunduğu oyuncu üzerinden oynadılar ve bunun sonucunda çoğu kezde başarılı oldular. Nba'de Atlanta maçlarında sıkca gördüğümüz Mike Biby endeksli miss-match hücumlarını bizde Rakocevic üzerinden deneyebiliriz. Efes Pilsen'in bunun dışında pek bir zayıf noktası da gözükmüyor. Çünkü hem Thornton hem de Roberts savunmada neredeyse bütün delikleri kapatıyorlar.

    Beşiktaş CT'da ise bu sezon sıkca dillendirdiğimiz ribaund sıkıntısını giderebilmiş değil. Fedor Likholitov'un dönmesi ile bir nebze olsun katkı verecek olsada, Roberts ve Kerem Gönlüm'ün varlığı birde Thornton'ında ribaundlardaki aktifliği büyük sıkıntı yaratacak gibi. Zaten pota altında büyük bir üstünlüğü olan Efes Pilsen, bir de ribaundlarda önemli üstünlük sağlarsa maçta önemli bir fark yaratabilir.

    Bununla beraber bir diğer önemli sıkıntı ise Mire Chatman'ın 1 numarada tek opsiyon olacak olması. Özellikle Sinan Güler ile tam saha baskı karşısında çok zorlanacağını düşündüğüm Chatman'ın alternatifsiz olması maç genelinde sıkıntı yaratacaktır.

    Eşleşmenin En Kritik Oyuncuları

    Açıkcası şöyle bir gerçek var ki, Efes Pilsen kadrosunda şu oyuncu oyuna damgasını vuramaz diyebileceğimiz neredeyse hiçbir oyuncu yok. Bence son üç sezondur Avrupa'nın en iyi üç numarası olan Bootsy Thornton ve Bostjan Nachbar'ın olumlu veya olumsuz oyuna katkıları, paralel olarak takımına yansıyacaktır. Özellikle Nachbar'ın Beşiktaş CT'ya karşı performansları hala gözümün önünde. Geçen sezon oynanan ilk maçta 20 dakikada 20 sayı 10 ribaund, ikinci maçta ise 30 dakikada yine 20 sayı 4 ribaundlık performans sergileyek kariyer rekorlarını kırdı. Bu sezonki lig maçında da pek birşey değişmedi. 30 dakika süre aldığı maçta 21 sayı 8 ribaund ile yine sayı ve ribaund kategorilerinde kariyer rekorlarını kırdı. Ust üste bu kadar iyi performanslar tesadüf olmasa gerek. Beşiktaş CT kesinlikle Nachbar'ın ritm bulmasına izin vermemeli.


    Beşiktaş CT için ise şu zamanda sadece bir isimden bahsedebiliriz o da Ergin Ataman. Belkide yeni kadrosu ile maçı en az 3 kere kafasında oynamıştır. Kime hangi rolü vereceğini, rakibi nasıl durduracağını yani yeni rotasyonu ile bu maçta nasıl oynayacağını sadece o biliyor.

    Tahmin

    Efes Pilsen ile Türkiye Kupasında son dört yılda bu üçüncü eşleşmemiz oluyor. Bu sefer kazananın final yolu diğer eşleşmelere göre daha kolay olacak. Beşiktaş CT şu anda tam bir kapalı kutu diyebiliriz. Yeni oyuncuları ilk defa görücüye çıkıyor. Efes Pilsen ise yabancı rotasyonuna endeksli bir takım. Sonuçta Efes Pilsen'i de kimse eski koçu Ergin Ataman'dan daha iyi analiz edemez. Ergin Ataman'a güveniyorum ve bu eşleşmeden umutluyum. Pota altında ezilmezsek ve Efes Pilsen de abartı yüzde ile dışardan oynamazsa,maçın sonuna kadar oyunda kalabiliriz. Beşiktaş CT'nın kazanması belki sürpriz olarak nitelendirilebilir ama bu sürprizi gerçekleştireceğimize inanıyorum. ( Beşiktaş CT: %51 Efes Pilsen:%49)

    5 Şubat 2011 Cumartesi

    Oliver Lafayette Transferinden Vazgeçildi


    Beşiktaş CT'ın Oliver Lafayette transferi ile hem hücumda hemde savunmada birçok eksiklikleri kapatabileceğini düşünmüşken bu sabah talihsiz bir haber geldi. En son maçını NBDL'de 31 Ocak'ta oynayan Oliver Lafayette'ın sağlık kontrollerinden geçemediği için transferinden vazgeçildi. Tam da Türkiye Kupası öncesi belkide Ergin Ataman'ın planlarını bozan bir gelişme oldu. Oliver Lafayette cephesinden ise henüz bir açıklama gelmedi oysaki bu haberi almadan önce BJK TV'ye heyecanını paylaşmıştı;

    Beko Basketbol Ligi'nde mücadele eden Beşiktaş Cola Turka'nın yeni transferi ABD'li oyuncu Oliver Lafayette, Beşiktaş için yüreğini vermeye ve kazanmak için Türkiye'ye geldiğini söyledi.

    BJK TV'ye açıklamalarda bulunan Lafayette, Beşiktaş Cola Turka'ya transferinden dolayı çok mutlu olduğunu ifade ederek, ''İyi bir takıma geldim. Forma giymek, sahaya çıkmak için sabırsızlanıyorum. Her zaman kazanmak isteyen bir takımda oynamayı isteyen bir oyuncuyum. Beşiktaş için yüreğimi vermeye ve kazanmaya geldim'' dedi.

    Beşiktaş Cola Turka'yı tercih ederken zorlanmadığını anlatan Oliver Lafayette, ''Beşiktaş Cola Turka büyük bir takım, iyi kadrosu var. Tercih yaparken zorlanmadım. Ligde ipi göğüslemek, kazanmak istiyorum. Mücadele ettiğimiz bütün kupaları kazanmak istiyorum'' diye konuştu.

    Lafayette, sakatlığı nedeniyle takımdan ayrı kalan ABD'li yıldız Allen Iverson için de ''Kendisi çok büyük bir oyuncu, geri döndüğü zaman takıma büyük katkı sağlayacaktır'' yorumunda bulundu.

    Röportaj Kaynak

    Bu arada Beşiktaş klübünden yapılan resmi açıklamada;

    Basın Sözcüsü Prof. Dr. Mete Düren, Oliver Lafayette'nin sağlık durumu ile ilgili internet sitesinden açıklama yaptı:

    "Beşiktaş Cola Turka Erkek Basketbol Takımımız'a transferi planan Oliver Lafayette'nin dün ve bugün Maslak Acıbadem Hastanesi'nde yapılan geniş kapsamlı tetkiklerinde kardiolojik açıdan ağır spor yapmasının sakıncalı olduğu belirlenmiş ve gerekli ileri tedavisi için kendisine önerilerde bulunulmuştur.

    Bu nedele Oliver Lafyette'nin Beşiktaş Cola Turka Erkek Basketbol Takımımız'a transferinden vazgeçilmiştir.

    Kamuoyunun bilgilerine saygılarımla sunarım.”

    Beşiktaş Resmi Sitesi

    1 Şubat 2011 Salı

    Oliver Lafayette || Beşiktaş CT'da Beklenen Transfer Gerçekleşti


    Sezon başından bu yana en büyük eksiklik içeriye penetre edebilecek, atletik bir kısa oyuncunun bulunmamasıydı. Bunu da hemen hemen birçok yazımda sizlere dillendirmiştim. Hatta en son yapılan Serkan Erdoğan transferi bu doğrultuda beni çok şaşırttı ve atletik bir oyuncuya ihtiyaç varken statik şütör tercihi ilerisi için endişe yaratmıştı. Ancak Iverson'ın durumunun belirsizliğini korumasından sonra yapılan Lafayette hamlesi takımı farklı bir havaya büründürecek düzeydedir. Takip edenler hemen Lafayette'yi Kasım ayında oynanan Partizan -Caja Laboral maçından hatırlayacaktır. O maçta tam bir maestro gibi takımı çok iyi yönetmiş ve takımın galibiyetinde başrol oynamıştı.




    Genel olarak takımlarla alakalı arkadaşlarla değerlendirme yaparken, önceliği her zaman atlet kısaların önemine getiririm. Özellikle bu sezon atlet oyuncuların önemi kat ve kat artmış durumda. Bunun başlıca nedeni ise üçlük çizgisinin geriye alınmasıdır. Bu sayede savunmada ayakları yavaş uzun oyunculara karşı, içeriye penetre eden atlet oyuncular çok rahat şekilde rakip savunmanın düzenini bozabiliyor. Bu da koçlar için çok büyük avantaj teşkil ediyor. Bu anlattığım verilerin en güzel örneği Fenerbahçe Ülker diyebiliriz. Hem Olympiakos hem de Pamesa Valencia maçında bu avantajını çok iyi şekilde değerlendirdiler.

    Oliver Lafayette, tabir-i caizse combo guard sınıfına giren bir oyun kurucu. Yani hem 1 hemde 2 numarada oynayabilen bir oyuncu. Bu oyun yeteneği ile bize getireceği ikinci önemli avantajı ise, Mire Chatman'ı oyun içinde çok rahat dinlendirecek olmasıdır. Oliver Lafayette'in ise şu an için en büyük eksikliği şut istikrarsızlığı gibi duruyor. Aşağıda da bu sezonki istatistiklerini görebilirsiniz;


    Burada ise NBDL'de oynadığı son üç maçın istatistiği yer almakta. Benim için Nbdl performansı hiçbir zaman oyuncu için ölçü olmamıştır. Ancak merak edenler için yinede paylaşmak istedim.


    Kariyerinde yolu Boston Celtics'e düştüğü için, oyuncuyu daha iyi tanımak adına, hemen mikrofonlarımızı ESPN yazarı Chris Forsberg'e çeviriyor ve Oliver Lafayette için yaptığı değerlendirmeyi sizlerle paylaşıyorum; Oliver Lafayette, sezon başında Orlando'da ki yaz liginde Boston Celtics'in en iyisi olarak gözüktü. Ancak sezon başında onun pozisyonunda kadroda Nate,West ve rookie Avery Bradley olduğu için bu kadro derinliğinde şans bulması zordu. Sonuçta Lafayette 26 yaşında ve zaman ona karşı çalışıyor. Rookie Bradley ise ondan 6 yaş genç. Kısaca, kardeşim tren kaçmak üzere sen hala Nba kovalayacağım diye uğraşıyorsun demeye getirmiş.


    Oliver Lafayette'nin Perşembe günü takıma katılması bekleniyor. Bilindiği üzere Türkiye Kupasında yine Efes Pilsen'i çektik. Kupaya giden en kestirme yol Türkiye Kupasından geçtiğini biliyoruz ve Efes Pilsen'i eleyebilirsek, finale giden yol hiç de zor gözükmüyor. Ama tabiki de en büyük engel yine Efes Pilsen. Son zamanlarda çok formdalar. Lawrance Roberts ve Bootsy Thornton inanılmaz oynuyor. Gerci Türkiye Kupası değerlendirmesini zamanı geldiğinde yaparız ancak hem Serkan hemde Lafayette transferleri umutlarımı arttırdı. Birde Fedor Likholitov'un da takıma döneceğini düşünürsek, Türkiye Kupasında ve sezonun geri kalanında takımı bambaşka bir görüntüde izleyeceğiz.Eksiklerden ötürü Banvit'e karşı alınan yenilgiye rağmen, Ergin Ataman'ın başarılı olacağına inanıyorum.

    30 Ocak 2011 Pazar

    Hedef Maçlar || Banvit:82 Beşiktaş CT:68


    Ergin Ataman'ın gelmesinden sonra yeni bir yapılanmaya giden Beşiktaş CT için Banvit karşılaşması hedef belirleyici ilk maçtı. Beşiktaş CT'da Allen Iverson ve Cüneyt Erden'in yanı sıra bu hafta parkelere dönmesi beklenen Fedor Likholitov ve yeni transfer Serkan Erdoğan'da takımdaki yerini alamadılar. Banvit maç boyunca Chatman'ı çok iyi durdurup ve hücumda da pas kanallarını çok iyi kapatınca, maçın tamamında üstün olan taraftı. Her ne kadar Beşiktaş CT dar rotasyonla mücadele etse de Banvit hem savunmada çok iyi hazırlanması hem de hücumda ki harika performansı ile salondan 82-68 galip ayrılan taraf oldu.

    Maçın başında pota altında Charles Davis, dışardan da Mutlu Akpınar'ın etkili oyunu ile skorda öne fırlayan Banvit bu iki oyuncudan ilk çeyrekte toplam 14 sayı buldu. Efes Pilsen maçından bu yana performansını her geçen gün arttıran Cevher Özer'de bu maçta kaldığı yerden devam etti. Ilk çeyrekte 9 sayı 2 ribaund ile oynayan Cevher Özer, Beşiktaş'ın skorda en etkili ismiydi. Skor ilk çeyrek boyunca başa baş geçerken Charles Davis ve Izzet'in üst üste sayıları ile ilk çeyreği Banvit 21-18 önde kapadı.

    Ikinci çeyreğin başlamasıyla da Banvit'in inanılmaz hücum performansı başladı. Seyircinin de desteği ile çok ciddi bir hava yakalayan Banvit, çeyrek boyunca neredeyse ne attıysa girdi. Maç sırasında not almamışım ama Banvit yanılmıyorsam ikinci çeyrekte sadece 3 veya 4 şut kaçırdı. Ikinci çeyreğin ilk 2.50 dakikası 25-23 ile geçilirken 2 dakika içerisinde skor 34-23'e geldi. Özellikle dışardan Barış Ermiş ve Mutlu Akpınar ile etkili olan Banvit'e karşı Beşiktaş CT'da skor olarak ayakta kalan tek isim Cevher Özer idi. Periyodun bitmesine son 03.30 kala skoru 40-31'e getirip farkı yeniden tek hanelere getiren Beşiktaş CT'ya cevap yine Barış Ermiş'den geldi. Bir anda skor 47-31'e gelip oyununun momentumu tamamıyla Banvit'in eline geçti. Bu süreçte Barış Ermiş 3/3 üç sayı isabeti ile 12 sayı 6 ribaund istatistikleri ile oynarken Banvit takım olarak 7/8 üç sayı isabeti ile oynadı. Maçın sonunda gelen teknik faul ile periyot 47-33 Banvit lehine sonuçlandı. Ilk yarı itibariyle Banvit'in 7/8 üç sayı isabetine karşılık Beşiktaş CT 2/11 üç sayı isabet oranı ile oynarken, Banvit'in ilk yarıda toplam 11 asistine karşılık ise Beşiktaş CT sadece 2 asist ile ilk yarıyı tamamladı.

    Yeni Görüntüsü ile Beşiktaş CT 2011 yazısında da belirttiğim gibi atlet bir kısa oyuncunun takımda olmayışı, hem hücumda rakibin savunmasının düzenini bozmada hemde dış savunmada direnç göstermede eksiklik hissedilmesini sağlıyor. Atlet veya penetre eden dış oyuncunun önemini Fenerbahçe Ulker - Pamesa Valencia maçında çok iyi şekilde gördük. Hem Ömer Onan hem de Emir Preldzic, belki de Avrupa'nın en sert savunma yapan takımlarından birine karşı birçok kez içeriye penetre ederek rakip savunmalarının düzenini bozmayı başardılar.

    Maçın ikinci yarısına geçecek olursak, üçüncü çeyreğin başında Mustafa Abi'nin 2 asist ile Ogilvy'den gelen 4 sayı ile skorda iyi bir başlangıç yapan Beşiktaş CT'ya karşı Banvit de ise Mutlu Akpınar üçüncü çeyreğe damgasını vurdu. Beşiktaş CT tam bir hava yakalayıp farkı indirmeye başladığında Mutlu Akpınar'ın üçlüğü geldi. Uçüncü çeyreğin 5. dakikasında Ignerski'nin üçlüğü ile (O ana kadar 1/6 ile oynuyordu) Skor 54-43'e geldi. Ancak maç boyunca oyunun momentumunu elinde buluduran Banvit dışardan etkili oyununa devam etti ve son çeyreğe 70-51 önde girdi. Son çeyrek öncesi Mutlu Akpınar 5/6 üç sayı isabeti ile 17 sayı üretirken Beşiktaş CT ise takım halinde 3/16üç sayı isabeti buldu.

    Son çeyrekte ise Beşiktaş CT'dan gelen 7-0'lık seri ile skor 72-58'e geldiğinde yine başrolde Mutlu Akpınar vardı ve Mutlu'nun üç sayı isabeti ile bu seri de tamamlanmış oldu. Maçın geri kalan sürecinde ise karşılıklı basketlerle geçildi ve salondan Banvit 82-68'lik skorla galip ayrıldı.

    Banvit ile ligin ilk yarısında Akatlar Cola Turka Arena'da yaptığımız maçı da kaybettiğimiz için, olası playoff eşleşmesinde 1-0 yenik durumda başlayacağız. Takımda bu kadar çok eksik varken, bu maç ile ilgili sağlıklı bir değerlendirme yapmak çok zor olur. Umarım sakatlıkları bulunan oyuncular en erken dönemde takıma katılırlar. Ergin Ataman'a güvenim her zaman sonsuz olduğu için Türkiye Kupasından çok umutluyum. Güzel bir kura ile kısa yoldan beklenmedik bir zafer yaşanmaması için hiçbir neden yok.

    Son olarak eski koçumuz Burak Bıyıktay, Aliağa Petkim ile anlaşmış. Hayırlı olsun. Yolu açık olması ile dileğiyle ..

    26 Ocak 2011 Çarşamba

    Beşiktaş CT'da Serkan Erdoğan Ilk Idmanına Çıktı


    Öncelikle her iki taraf için de hayırlı olsun. Zorlu Banvit deplasmanı öncesi önce Likholitov'un dönecek olması şimdi de Serkan Erdoğan'ın da idmanlara başlaması sevindirici gelişmeler. Banvit maçı Beşiktaş CT açısından hedeflerinin belirlenmesinde ilk ölçü maç olacaktır. Çünkü Beşiktaş CT eğer Banvit'i deplasmanda yenip, sıralamada aşağı bir adım daha yaklaştırabilirse ilerisi için playofflara çok daha iyi yerden girme şansını elde edebilir. Beşiktaş CT, Serkan Erdoğan'ın gelmesi ile çok geniş bir rotasyona sahip oldu. Ilk günden bu yana Ergin Ataman'a güvenimin her zaman sonsuz olduğunu ve bana göre bu topraklarda yetişmiş en iyi basketbol antrenörü olduğunu her seferinde ifade ederim. Bu geniş tecrübeli rotasyonlada başarılı olacağına inanıyorum.

    22 Ocak 2011 Cumartesi

    Yeni Görüntüsü Ile Beşiktaş CT 2011


    Ergin Ataman'ın ne kadar büyük bir taşın altına elini koyduğunu daha önce bahsetmiştik. Her ne kadar takımın başına geçeli kısa bir süre olsada, oynanan maçlarda göze çarpan ilk anektod hiç kuşkusuz takıma verdiği özgüven olsa gerek. Bu özgüven sayesinde oyunculardan maksimum verimi de her zaman almayı başarıyor.

    Yeni transferlere geçmeden önce, ilk olarak Cevher Özer'den bahsetmek gerekir. Ergin Ataman'ın gelmesi ile hem savunmada hem de hücumda bir anda bambaşka bir havaya büründü. Cevher'in bu üstün performansını ilk olarak hücumlarda ki opsiyonların artmasına bağlayabiliriz. Oynanan maçlarda görüldü ki;boyalı alanda hücum çeşitliliği çoğu zaman dengeli dağılıyor. Eğer hücumda doğru işleyen bir yol bulunursa onun üzerinde çeşitlilik çok rahat sağlanabiliyor. Bunu boyalı alanda çok rahat görebiliyoruz. Takımın kısaları hem Cevher Özer'i hem de AJ Ogilvy'i hücumda çok iyi besliyorlar.

    Aslında en başta ifade ettiğim özgüven kelimesini de o kadar basite indirgememiz gerekir. Bu kadar kısa sürede böyle bir değişimin altında koç faktörü kesinlikle yattığını düşünüyorum. Önce Mire Chatman'a takımın liderliğini verip onu tekrardan basketbola döndürmesi ardından basketbolu sadece tek yönünde iyi olan Ogilvy için bir nevi takımın vazgeçilmesi olarak lanse etmesi bunlar hepsi oyuncudan maksimum verim alabilmek için yaptığı moral ve motivasyonu sağlayan stratejik açıklamalar olduğu gözükmekte.


    Takım da yaşanılan sakatlıklardan sonra Allen Iverson belirsizliği de eklenince, rotasyonda ki eksiklik bir nevi çaresizliğe büründü. Bir de zamanın kısıtlı olması ve transfer piyasasında da yeterli seviyede yerli oyuncunun bulunmaması, transfer stratejilerini bayağı bir zorlaştırdı.

    Yapılacak transfer stratejisinde yerli tercihi çok önemli bir rol oynuyordu. Açıkcası AJ. Ogilvy'nin varlığı ve Fedor Likholitov'un da sakatlığını da düşünürsek, uzun oyuncu olarak; savumanın direncini yukarı cekebilecek ve ribaundları toplayabilecek bir uzun beklerken Hüseyin Beşok'un transfer haberi geldi. Bu tercihin yapılması beni biraz şaşırttı. Ergin Hoca'nın planlamasını bilmiyorum ama sezonun ilerisinde istenilen noktaya gelinirse, yabancı uzun transferi de yapılacağını düşünüyorum.

    Hüseyin Beşok'un rotasyon içerisinde verebileceği katkı gerçekten merak konusu. Belki savunmada bütün delikleri kapatacak bir uzun beklerken böyle bir transfer ile karşılaşınca net bir oyun kurgusu kuramıyor da olabilirim. Ancak ne olursa olsun Hüseyin Beşok'un ayaklarının yavaşlığı ve eskisi kadar boyalı alanda savaşmayıp onun yerine daha çok yüksek postdan veya dışardan oynaması da verimliliği açısından soru işaretlerini arttırıyor. Çünkü Ergin Ataman'ın ara ara kullandığı 4 kısalı sistemde veya Cevher Özer ile genelde yüksek postdan veya dışardan oynanan oyunlara Hüseyin'in de dahil olması durumunda, rakibi savunmada yıpratmayıp rakibe direnç sağlamasına neden olabilir. Bugüne kadar basketbolda en çok duyduğum iki söz vardır. Bunlar; En iyi savunma hücumda başlar. Diğeri ise; En iyi hücum savunmada başlar. Bu sezon anlaşılan ilk cümleyi sık sık irdeliyecez gibi bir görüntü var.


    Allen Iverson'ın sakatlığından sonra kısa oyuncu arayışlarına hız veren Beşiktaş CT, daha önce de belirttiğimiz üç ismi listesine almıştı. Bu üç isim arasında transferi gerçekleşen oyuncu ise Serkan Erdoğan oldu. Açıkcası ne yalan söyliyim; bu üç isim arasında en az istediğim oyuncuyudu. Özellikle Chris Lofton'la anlaşılmasına rağmen sözleşme imzalanmaması bende hayalkırıklığı yarattı. Bu transfer biraz da gelecek yılın kadro planlaması için yapılmış bir hamle gibi gözüküyor. Ancak unutulmaması gereken hususlar da var.

    Dış oyuncu rotasyonuna şöyle bir göz attığımızda ilk göze çarpan eksiklik, atlet bir skorerin bulunmaması gibi duruyor. Bekir Yarangüme gibi statik bir şütörün yanına ikinci bir statik şütör transferi ve takımında yaş ortalamasının da her transferden sonra yükselmesi, yavaş yavaş kadro planlaması ile ilgili endişelerimin artmasına neden oldu. Yine de son hamleyi de beklemekte yarar var. Ergin Ataman, Serkan Erdoğan transferinden sonra yaptığı açıklamada; “Bir yabancı daha alacağız. Ancak bunun hangi pozisyona olacağı konusunda net bir karar vermedik. Bir transfer daha yapacağız” ifadesinde bulundu. Bu yabancı oyuncu tercihi de pota altına yapılacağını düşünüyorum.

    Şu anda rotasyonda ki roller için net bir tahminde bulunmak çok güç olsada, Serhat Çetin'in dönmesiyle rotasyonda ki roller de hemen hemen kesinlik kazanacaktır. Ignerski-Serhat-Mustafa Abi & Serkan Erdoğan - Bekir Yarangüme rotasyonunu varsayarsak; Ergin Ataman'ın maç içerisinde sıkca denediği 4 kısalı sistemde Ignerski önemli bir yer edinecektir.


    Serkan Erdoğan'ın takıma katılması ile yerli rotasyonumuz daha da genişledi.

    PG || Mire Chatman - Allen Iverson - Cüneyt Erden

    SG || Serkan Erdoğan - Ignerski* - Bekir Yarangüme

    SF || Serhat Çetin - Mustafa Abi - Ignerski*

    PF || Cevher Özer - AJ. Ogilvy - Ignerski * - Ismail Cevik

    C || Fedor Likholitov - Hüseyin Beşok

    Şu anda sistemler üzerinden yorumlar yapmak için çok erken olabilir. Transferler gerçekleştikten sonra rotasyon oturduğunda ve herkes rolünü benimsediğinde daha sağlıklı bilgilerle sistem üzerinde yorumlar yapabiliriz. Kadro planlaması ile ilgili endişeye kapılsamda, ben yine de Ergin Ataman'ın zamana ihtiyacı olduğunu ve uzun vadede başarılı olabileceğine inanıyorum.

    18 Ocak 2011 Salı

    Beşiktaş CT'da Transfer Çalışmaları


    Allen Iverson'ın sakatlığından sonra kısa oyuncu arayışlarına başlayan Beşiktaş CT'da koç Ergin Ataman dün gece kendi twitter hesabından o pozisyon için 3 aday belirlediklerini söyledi. Bunlar daha önce de bahsettiğimiz isim Chris Lofton, kariyerini Ispanya'da devam eden Serkan Erdoğan ve Marcelus Kemp. Bu adaylar arasında bu sabah Marcelus Kemp, Fransa'nın Roanne takımı ile anlaştığı ifade edildi. Geriye kalan iki isimden biri olan Serkan Erdoğan ise yaptığı açıklamada; "Ergin abinin beni adaylar arasinda gostermesi cok gurur verici.tesekkur ediyorum.boylesine onemli bir antrenorun listesinde olmak onemli." olduğunu belirtti.

    Ergin Ataman Beşiktaş CT da ki ilk döneminde de Serkan Erdoğan'ı almayı çok istemişti ancak o zaman şartlar bu transfer gerçekleşmesine izin vermemişti. Serkan Erdoğan önemli bir isim ama şu dönem için doğru bir tercih olabilir mi işte bundan emin değilim. Iki isim arasında takıma direk katkı sağlayabilecek, takımın seviyesi yükseltebilecek yani şu dönemde olabilecek en iyi tercih Chris Lofton gibi duruyor.

    17 Ocak 2011 Pazartesi

    Gündemde Öne Çıkanlar


    4 günlük kısa süreli bir seyahatden sonra yeniden bloga geri dönme zamanı geldi. Bu süreç içerisinde gündem de öne çıkan bazı haberleri paylaşmak gerekirse;

    Ilk olarak Efes Pilsen, yakından takip ettiği Flip Murray'i sezon sonuna kadar transfer ettiğini açıkladı. Rotasyon içerisinde Thornton ve Rakocevic'in varlığını düşünürsek bir de savunma anlamında Sinan'dan da yeterli bir verim alındığını da varsayarsak birçok soru işaretini de beraberinde getiren bir transfer olduğunu düşünüyorum.

    Hafta başında Beşiktaş CT ile sözleşme imzalayan Hüseyin Beşok da ilk idmanına çıktı. Hüseyin Beşok transferi ile pota altı rotasyonunu genişleten Beşiktaş da pota altına bir oyuncu daha alması gerektiği kanısındayım.

    Bir diğer gelişme de Fenerbahçe Ulker den geldi. Sarunas Jasikevicius transferi ile gitmesi bi nevi kesinleşen Lynn Greer, Fenerbahce Ulker ile karşılıklı anlaşarak ayrıldı. A.J. Milano takımı ile sözleşme imzalanması bekleniyor.

    Belki de hafta içerisinde ki en önemli gelişmelerden biri ise Allen Iverson'ın sakatlık durumuydu.
    Klupten de sakatlık ile alakalı resmi bir açıklamada bulunuldu;

    “BJK Cola Turka Erkek Basketbol Takımı oyuncumuz Allen Iverson’un tespit edilen rahatsızlığından dolayı Amerika Birleşik Devletleri’ndeki doktoruyla yapılan görüşme neticesinde kendisinin küçük bir cerrahi müdahele geçirmesi ve şubat ayının ilk haftasında rehabilitasyon çalışmaları için tekrar İstanbul’a dönmesine karar verilmiştir.

    Kamuoyunun bilgilerine sunarız.”


    Allen Iverson'ın eksikliğinden ötürü transfer çalışmalarını iki numaralı pozisyon için sürdüren Beşiktaş CT da son olarak Chris Lofton ismi gündeme geldi. Hatta bu transferin bittiğine dair dedikodular da var. Chris Lofton ile alakalı detaylı bilgilere daha sonra sizlerle paylaşırım ancak Chris Lofton için kısa bir özet geçmek istersek; takıma direk katkı sağlayabilecek seviyede bir oyuncu olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim.

    12 Ocak 2011 Çarşamba

    Allen Iverson Playofflara Kadar Yok


    Gün içerisinde gündemi en çok meşgül eden konu Allen Iverson'ın sakatlığından dolayı basketbolu bırakabileceği dedikodusuydu. Sakatlıkla ilgili ilk net bilgi salsabasket tarafından verildi. Habere göre;

    Allen Iverson konusunda sakatlığının basit bir durum olmadığı yönünde duyumlar alınca biraz araştırdım. Karşımıza 'Kemik büyümesi' rahatsızlığı çıktı. Doktorlara göre 35 yaşındaki bir oyuncu için çok da normal bir durum değilmiş. Kaval kemiğinden baldırına doğru bir baskı yapıyormuş bu büyüme ve o da haliyle ağrıya sebep oluyormuş. Pataloji sonuçlarına göre olası bir tümör ihtimalinden söz ediliyor. Şayet var ise iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu, bu araştırılacak. İnşallah ciddi bir şey çıkmaz da onu izlemeye devam ederiz buralarda.

    Az önce de Hoopsnotes un son dakika geçtiği habere göre; Menajeri Moore'un Allen Iverson sakatlığından dolayı ameliyat olacağı ve rehabilitasyon süreci ile beraber parkelere dönmesinin 4-6 hafta arası alabileceğini belirtti. Son olarak da playofflar da oynamasını umut ettiği ifade etti. Bu sakatlık haberi hem kendisi için hem de tüm basketbolseverler için üzücü bir gelişme, umarım en yakın zamanda sağlığına kavuşup parkelere geri döner.

    Sayıların Dili || 0 (Sıfır)


    Bugün oynanan Beşiktaş CT - Erdemirspor maçında Beşiktaş CT hiç serbest atış kullanmayarak belkide yeni bir rekora imza atmış oldu.

    9 Ocak 2011 Pazar

    Şansızlık || Efes Pilsen:85 Beşiktaş CT:83


    Hafta içinde yaşanan koç değişikliğinden sonra herkesin aklındaki ilk soru; Ergin Ataman'ın takımda nasıl bir etki yaratacağı idi. Sonuçta insanların alışkanlıklarından vazgeçmesi hiç de kolay değildi. Maça trafik dolayısı ile geç girmek zorunda kaldım ve yerime oturur oturmaz salonda bir anda 'sonunda be' gibi rahatlama söylemlerini işitince hemen gözlerim skorboard a gitti ve Efes Pilsen'in maça 6-0 lık seri ile başladığını gördüm. Ilk çeyrek boyunca iki takım da çok rahat basketler buldu. Aslında bakarsak Beşiktaş CT neyse de Efes Pilsen de savunmada çok yumuşak bir takımdı ve Ergin Ataman bunu çok iyi kullandı. Ergin Hoca'nın takıma ilk aşıladığı şey kesinlikle özgüven olmuş. Ilk yarıda tüm takım neredeyse hep AJ Ogilvy'nin üzerinden oynadı ve pota altında çok iyi beslediler. AJ Ogilvy her zamanki gibi oyunun tek yönünde çok iyi performans sergilerken savunmada ise sıkça kullandığım bir tabir olacak ama savunma yapma alışkanlığını hala kazanamadığını gösterdi. (Oyunun tek yönünü diyoruz ama o son periyotta kaçırdığı basket yok mu altı pasta boş kaleye kaçırmak gibi birşey; biraz yukarıdan çıkarsa belki maçı almıştık)

    Maçta ilk 15 dakikayı 25-38 önde geçerken savunma hariç herşey harika gidiyordu. Şimdi diyeceksin; abi 15 dakikada Efes Pilsen gibi bir takıma 25 sayı şansı vermişiz hala savunma diyorsun. Ilk yarı sonunda sohbet ettiğimiz arkadaşlara da ifade etmiştim, maç içerisinde not etme şansı bulamadım ancak Efes Pilsen'in ilk yarıdaki kaçırdıkları şutların bazıları boş atış bazıları da doğru hücumlar sonucu kaçan şutlardı. Yani hücum düzenlerini bir türlü bozamamıştık.


    Ilk yarıda dikkat çeken bir diğer isim ise Allen Iverson'dı. ( Tabi son periyodu ayrı tutuyorum; rotasyondan dolayı dinlendirme fırsatı da bulunamadığı için fiziksel olarak çok yoruldu) Allen Iverson Türkiye'ye geldiğinden bu yana NBA salonlarına en yakın salonlardan birinde ilk defa oynuyordu. Bu kadar güzel salonda oynama zevki de sanırım onun için maç başında çok farklı bir heyecan yaratmış ki ilk yarı da basketbolseverlere güzel bir resital sundu. NBA yıllarından kalma crossoverlar mı dersin yoksa basket ile sonuçlandırdığı fadeawayler mi... En önemlisi hem Ogilvy'yi hem de Cevher'i sık sık oyunda tutması ile takıma verdiği katkılardı.

    Oyunun iki yönünde de maksimum verim sağlayan ve bu yenilgide en çok adına üzüldüğüm isim ise Cevher Ozer oldu. Bence bugünki maçta Beşiktaş CT forması ile en iyi kişisel performansını sergiledi. Oyunun savunma kısmında hiçbir zaman direnci düşmeyen Cevher, oyunun hücum kısmında da çok etkin rol oynadı. Tabii bunda en büyük etken de hücumdaki opsiyonların artması diyebiliriz. Ergin Ataman'ın aşıladığı özgüvenden sonra takımda dikkat çeken bir diğer nokta ise hücumdaki opsiyonların artması idi. Oyunun genelinde de bu gözüktü. Hep hücum çeşitliliği dengeli dağıldı. Daha önce bahsettiğimiz Allen Iverson Sonrası Hücum Set Opsiyonları yazısında anlatılan özel kişiye özel taktiksel opsiyonları sanki ileride daha çok izleyecek gibiyiz.


    Ikinci yarı ile beraber Efes Pilsen, Kerem Gönlüm'ün fiziksel üstünlüğünden ve oyun zekasından yararlanarak çoğu hücumda topu boyalı alana indirdi. Başta ikili oyunlar olmak üzere Lakersvari üçgen hücumları ile de savunmanın düzenini bozmayı başardılar. Hatta bir ara hücumda hep doğru adamları topla buluşturdular. Çok klişe bir söz olacak ama pek hakemleri konuşmayı sevmeyen bir yapım vardır. Çünkü basketbolda kararlar o kadar saniyelik süreçte veriliyor ki bazen hata yapmaları da çok olası olabiliyor. Ancak bugün çalınan öyle düdükler vardı ki; yakaladığımız fark diferansında çoğu kez yakalanmamıza neden oldu. Şimdi tek tek pozisyonları sayıp da yazının canına okumak istemiyorum =) Tek bir pozisyondan bahsedeceğim -o da yine maçı kaybetmemize neden olan bir düdük oldu-; Mustafa Abi'ye çalınan karşılıklı teknik faul düdüğü. Çalınan teknik faul ile Mustafa Abi 4. faulunu almış oldu. Son iki maçtır çok üst düzey savunma performansı sergileyen Mustafa Abi'nin rotasyona girmesine neden oldu. Oysa ki Mustafa Abi o ana kadar sadece savunmada değil hücumda da hem Chatman hem Allen Iverson'a top getirmede yardımcı oluyordu. Rakiplerin kısalarına tam saha baskı yapması da Efes Pilsen'in hücumda istedikleri yapmasını zorlaştırıyordu. Bu kadar başa baş giden bir maçta çalınan bu düdük de Ergin Hoca'nın oyun planlarının bozulmasına neden oldu.

    Savunmada Nachbar ve Kerem Gönlüm'e bir türlü çözüm bulunamaması ve son periyotta yapılan çok basit top kayıpları ile fark diferansı yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı. Rotasyon yetersizliğinden dolayı pota altı savunmasında bir türlü istenilen seviyeye gelemedik. Bu da doğal olarak Ergin Ataman'ın savunmada elini kolunu bağladı. Bu sezonki Galatasaray CC - Fenerbahce Ulker maçında izleyenlerin dikkatini çekmiştir; Preston Shumpert gibi hareketli, kendi şutunu yaratabilen ve zaman zaman 4 numara oynayan oyuncuları savunmak için en iyi seçim ondan daha hareketli bir oyuncuyu karşısına koymaktan geçiyor. Fenerbahce Ulker de maç içerisinde bu seçimi yapmış, ondan daha hareketli olan Emir Preldzic'i alarak bir nebze de olsa Preston Shumpert'in etkinliğini azaltmayı düşünmüş ve bunda da başarılı olmuştu. Şimdi benche baktığımızda Nachbar'ı savunabilecek en iyi oyuncu Ignerski olarak duruyordu onun da ne kadar etkin savunabildiğini maç içerisinde gördük. Kerem Gönlüm'ün etkinliği ise çok normal belki Fedor olsaydı bi nebze durdurabilirdi.


    Maçın sonlarına doğru gelirsek gerçekten kötü oynadık diyebiliriz. Kötü şut tercihlerinden tutup da yapılan top kayıplarına kadar bir türlü son çeyrekte oyuna ortak olamadık. Tabii bunda en büyük etken ise; Ergin Hoca'nın birbaşka çaresiz bırakan konu olan rotasyon eksikliği oldu. Sonuçta Efes Pilsen'e karşı 7 kişilik rotasyon ile oynamak (Chatman:32 Iverson:35 Bekir Yarangüme:33) ve maç boyunca aynı çizgide performansını sürdürmek çok zordu ve ne yazık ki fiziksel düşüş de maç sonuna yansıdı. Maçın sonunda kaçan serbest atışlardan sonra Kerem Tunçeri'in de son hücumda yaptığı şut tercihinin olumsuz sonuçlanması ile maç uzatmaya gitti.

    Uzatma dakikalarında da aynen yukarıda bahsettiğim fiziksel olarak yorgunluk devam etti ancak ne olursa olsun son topa kadar skor da tutunmayı başardık. Ancak Chatman'ın akılalmaz faul tercihi ile maçı kaybettik. Şimdi süreden haberi yoktu da desem öyle bişey mümkün değil çünkü son topu kendi oynadı gözü hep süredeydi. Sadece şutu engellemeyi düşüncesi oldu desem o da değil bana göre bariz faul yapıyor pozisyonda. (Maçın tekrarını izlemedim sadece salondaki ekrandan pozisyonun tekrarını izleme şansını buldum) Faulden sonra da Nachbar'ın ikinci faulu kaçıramaması da ilginç anektodlardan biri idi bence.

    Şansız bir şekilde yenildik. Ancak ben Ergin Ataman'ın zamana ihtiyacı olduğunu ve uzun vadede başarılı olabileceğine inanıyorum. Öncelikle Nachbar gibi Shumpert gibi hareketli uzunları savunabilecek ve en önemlisi ribaund toplayabilecek bir uçan kaçan Amerikalı uzuna ihtiyacımız var. Bir diğer çok önemli eksik ise sırtı dönük oynayabilecek ve savunmada belli bir sertlik çizgisi olan bir 5 numara. Ogilvy'nin savundukları son 3 maçtır neredeyse kariyer rekorları kırıyorlar. Belki bu pozisyon döndüğünde Fedor ile doldurulabilir veya Dudley-Michael Wright vb. yerli uzun ile 4-5 de yerli rotasyona ekleme yapıp rotasyon genişletilebilir. Bir de ek olarak kesinlikle hareketli bir 3 numara eksiğimiz olduğunu dusunuyorum. Gerçekleşecek takviyelerin takıma katkıları ile bu sezonu kurtarabiliriz. Önümüzdeki sezon ne olacağı hiç belli olmaz; bakarsınız Euroleague elemesinde 2 takım oynar.

    6 Ocak 2011 Perşembe

    Düzeltme; Vladimir Dragicevic




    Dün sabah haberi Besiktasbasketde yayınlayan abimiz Tadija Dragicevic isminin isim benzerliğinden dolayı yanlış anlaşıldığını belirtip gerçek isim ise dün twitter da yabancı kaynakların da duyurduğu; Vladimir Dragicevic.

    Tabi Tadija Dragicevic deyince herkes de bir heyecan olustu; cunku hatırlayanınız vardır muhakak Kızılyıldız ile oynadığımız Uleb Cup serisinde (berabere biten ilk mac) forma giymişti. Yanlış hatırlamıyorsam da Omar Cook ile beraber ilk macta takımının tek ayakta kalan oyuncusuydu. Hem canlı da izlediğimiz icin Tadija nın takıma direk katkı vereceğinden birçok kişinin suphesi yoktu dogal olarak.

    Vladimir Dragicevic de cok olumlu referanslara sahip bir uzun. O da cok genc daha 24 yasında. Bu tür genç oyuncular için ise bilgi alınabilecek en güvenilir kaynak Draftexpress dir. Draftexpress'e göre de Adriatik liginde geçen sezon, takıma istatistiksel etkisi baz alındığında ligde 2.sıradaydı. Bence şu dönemde alınabilecek uzunlar arasında bütce acısından en iyi tercihlerden birkacı diyebiliriz. Şu anda mesela Marcus Haislip de boşta =) ama işte bütce meselesi uygun oyuncu bulmak da kolay degil.

    Vladimir Dragicevic'in istatistikleri için tıklayınız

    5 Ocak 2011 Çarşamba

    Beşiktaş'ta Ikinci Ergin Ataman Dönemi


    Bugün alınan kararla birlikte görevden alınan Burak Bıyıktay'ın yerine Ergin Ataman getirildi. Ergin Ataman çoğu zaman kendi blogumda da bahsetmişimdir benim için Türk topraklarında yetişmiş en iyi basketbol antrenörüdür. Kariyerinin belki de dönüm noktası 1998 yılında Amerika da Stanford Universitesinde bulunması ile gerçekleşti. Italya kariyerinde ise Siena'da bir ilki gerçekleştirerek 2001-2002 yılında Saporta kupasını kazandı. O döneme kadar hiçbir Türk antrenör yurt dışında çalıştırdığı takımlar da Avrupa Kupası düzeyinde kupa kazanmamıştı. Belki de Ergin Ataman isminin bu kadar prestij kazanmasının adının yanına Winner kelimesinin gelmesinin tek nedeni de takımınından her ne koşulda olursa olsun maksimum verim almayı başarmasıdır. Parke üzerinde ki olabilecek gelişmelere daha sonra gelicem ancak Ergin Ataman'ın çalıştırdığı takımlar da ki başarıları neden CSKA'nın bile ilk gündemine gelen bir koç olduğunu gösteriyor;

    - Siena ile Saporta Kupası ve bir sonra ki sezon EL'de Final Four

    - Efes Pilsen ile Final Four ve EL'de üçüncülük

    - Ulkerspor ile Euroleague de ilk 8 @ O dönemde bu başarı Ulkerspor tarihinin Avrupa'da ki en büyük başarısıydı.

    - Beşiktaş CT ile Uleb Cup'da ilk 8 ve normal sezonu lider tamamlanması.

    - Son Efes Pilsen kariyerinin ilk yılında ise Fenerbahçe Ülker'e karşı final serisinde 4 maç üste üste kazanarak Efes Pilsen ile şampiyonluk.


    Ergin Ataman bu başarıları ile winner bir koç olmayı başardı. Her gittiği takımı en az iki, üç adım ileri taşıdı. Tam bir sistem koçu diyebiliriz. Bu kadar değişik klupte çalışıp da bu kadar başarılı olan başka yerli koç hatırlamıyorum. Milli Takımı hiç çalıştırmadı ama bana göre yerliler arasında Milli Takımı en çok hakeden koçtur.

    Bardağın biraz da boş tarafından bakalım isterseniz; Ilk Beşiktaş CT döneminde başarıda ki en büyük pay hiçkuşkusuz ki ona ait. Oyuncuların paralarının ödenmediği haberleri çıktığı dönemde takımı bir arada tuttu ve her olumsuzluk da bir çözüm bulmayı da başarmıştı belki de bu yaklaşımı kendine olan saygınlığını da çok arttırdı. Şahsen o dönemde her maçtan sonra sohbetlerde inşallah uzun dönem Beşiktaş CT da devam eder derdim. Ancak şartlar istenildiği gibi oluşmadığı için Beşiktaş CT'dan ayrıldı. Işte ne olduysa o dönemden sonra oldu. Efes Pilsen'in başına geçtikten sonra kendisi ile beraber Sinan Güler, Preston Shumpert,Kaya Peker ve yardımcı antrenor Ufuk Sarıca'yı da yanında götürmesi bir kısım Beşiktaş taraftarları açısından hem hayal kırıklığı hem de sevginin artık azalmasına neden olmuştu. Ancak Beşiktaş taraftarlarının unuttuğu bişey vardı; bu oyuncular zaten Efes Pilsen'e gitmeseydi başka bir takıma da gidebilirlerdi. Mesela Preston Shumpert o dönemde Unics Kazan ve Ureal Great tarafından ısrarla isteniyordu.

    Ergin Ataman bi nevi basketbolun Jose Mourinho'su gibi (taraftarların ona karşı sempatisi açısından). Çünkü hangi takıma giderse gitsin rakip taraftarların pek sempatisini kazanamıyor açıkcası bu konuyu Ergin Ataman da Efes Pilsen'den ayrıldıktan sonra onla yapılan röportajda farklı bir soru sorulsada onun başarıya giden prensiplerini çok güzel özetliyor;

    Ergin Ataman çalışma prensiplerini ön planda tutan biri. Buna ister geçimsiz deyin, ya da disiplinden taviz vermeyen biri deyin. Çünkü başarının, disiplinin sonucunda geldiğini düşünüyorum. Kulüp başkanıysa ben de kulüp antrenörüyüm. İnsanların makamlarına elbette saygı duyarım ama baş antrenör bensem bütün kararları benim almam gerekir. O kararları benim almadığım zaman sorunlar başlar. Ve Efes’te de o sorunlar başlamıştı.

    Parke dışından yavaş yavaş parke üzerine geçecek olursak; Öncelikle, Ergin Ataman daha önce de Beşiktaş CT'yı çalıştırdığı için bu organizasyona yabancılık çekmeyecek. Ergin Ataman takımlarında görülen en belirgin özellik takım da ki bütün oyunculardan maksimum verimi almayı başarmasıdır. Hücum sistemleri arasında 4 kısalı düzeni ise çoğu zaman ona artı olarak geri dönmüştür. Beşiktaş CT'da Shumpert ile Efes Pilsen ise hem Shumpert hem de Nachbar ile oyunda bir anda lehlerine büyük bir diferans yakalayabiliyordu. Daha önce analizini yaptığımız için son Akatlar da oynanan Beşiktaş CT - Efes Pilsen maçını ele alalım; Maç içerisinde çok büyük etki sağlayan iki önemli hamle vardı.

    Bunlardan ilki daha ilk çeyrekte Kerem-Kasun ve Thornton-Kaya ikili oyunları ile birbirinin kopyası en az 10 sayı yememizdi. Ergin Hoca'nın en çok sıkıntı çekeceği konuların başında uzun rotasyonu yer alıyor. A.J. Ogilvy'nin savunma yapma alışkanlığının dahi olmaması hücumda etkin bir rol de biçilse savunma da etkisizliğinden dolayı istenilen verimi alabilmesi şu an için zor gözüküyor. Fedor Likholitov'un ameliyat olduğunu düşünürsek elde sadece Ismail Cevik ve Cevher Özer kalıyor.Şu anda konuşulan ve büyük bi aksilik olmazsa anlaştığımız söylenen Dragicevic ise; mücadelesi ve basketbol bilgisi ile şu uzuna ihtiyacolduğu dönemde ilaç gibi gelecektir.




    Ve Ergin Ataman'ın belki de hücum sistemleri arasında çok büyük verim aldığı 4 kısa ile oluşturduğu değişik hücum varyasyonları. Son olarak Nachbar ve Shumpert'i kullanarak oluşturduğu bu düzende Beşiktaş CT için bu düzene uyabilecek en uygun isim Ignerski olarak duruyor. Aslında Cevher Özer'i de bu düzen içerisinde koyabiliriz ancak eskisi gibi ayakları hızlı olmadığı için yani artık tam bir pota altı oyuncusu olduğu için Ignerski 4 kısalı düzende daha bir ön plana çıkacak gibi. Peki daha önceleri Shumpert'den veya Nachbar'dan oyun içinde aldığı katkıyı Ignerski'den alabilir mi ? Işte bu sorunun cevabını bende çok merak ediyorum. Ergin Hoca eğer Ignerski'den de istediği katkıyı alabilirse; Ergin Ataman'ın oyun içerisinde ki etkinliğinin meyvelerini toplamaya en yakın zamanda bağlayacağız demektir.


    Artık ne olursa olsun Ergin Ataman ile yeni bir dönem başlıyor;

    Dün de bu konu tartışılmıştı, takıma bakıyoruz; Mire Chatman kadro dışı, Cuneyt Erden sakat, Bekir Yarangüme formsuz. Serhat Cetin son macın hemen basında sakatlandı. Mustafa Abi son maça kadar hiç yoktu neredeyse. A.J. Ogilvy'nin savunma yapma alışkanlığı dahi yok. Fedor Likholitov da ameliyat oldu. Ignerski bana göre çok iyi bir takımda iyi bir miss match veya rakibin savunma direncini veya düzenini bozabilecek rol oyuncusu olabilir. Ismail Cevik, belki de ondan beklenilen katkıyı en iyi sekilde verebilen tek oyuncu. Cevher Ozer, yerliler arasında fark yaratması beklenen bir oyuncu. Ne olursa olsun son zamanlarda istikrarsız bir goruntu cizse de belli bir cizginin üzerine çoğu maç çıkabilecek seviyede bir oyuncu. Ve Allen Iverson işte böyle kurulu!!! bir düzende takıma alışmaya çalışıyor.

    Şimdiden 5 mağlubiyetin var, haftaya Efes Pilsen deplasmanına gidiyorsun ve önemlisi de istediği yerli transfer yapabilecek durumda da değilsin. Işte Ergin Ataman böyle büyük bir taşın altına elini soktu. Beşiktaş camiasına hayırlı olsun. Umarım bugünden itibaren Ergin Ataman ile Beşiktaş Basketbol Branşında hazırlanan projeler yerine getirilip yıllar sonra beklenen başarıya odaklı belli bir organizasyon sistemi kurulur.



    Son olarak eski koçumuz Burak Bıyıktay'ın hiçbir zaman unutamayacağım sözü ile yazıyı noktalayalım; Spor Mutlu Insanların Işidir.

    31 Aralık 2010 Cuma

    Emeği Geçenlere Teşekkür Ederim



    Tofaş yenilgisinden sonra bazı radikal kararlar alınması bekleniyordu ancak böyle bir olayı da hiçkimse tahmin dahi edemezdi. Mire Chatman belki de bugüne kadar Beşiktaş CT forması giymiş en değerli yabancılarından biri. Ne yalan söyliyim Allen Iverson ilk geldiğinde açıkcası çok heyecanlıydım ancak şu an itibariyle takımdan bir taraftar olarak tamamen soğumuş durumdayım.

    - Eskiden yenilsekde yensekde bir oyun karakterimiz vardı. Bu basketbol seyri açısından doyurucu oluyordu.

    - Şimdi parke üzerinde şahsen bir basketbolsever olarak seyir zevki bile alamıyorum. Bir oyun karakterimiz bile yok gibi.

    - Fark diferanslarında birçok kez verilen geri dönüşler.

    - Zaten her halukerda hücum ribaundı da veriyoruz.

    Oyak Renault maçında@ verilen 17 hücum ribaundı || aldığımız 4
    Hemofarm maçında @verilen 13 hücum ribaundı || aldığımız 9
    Fenerbahçe Ulker maçında @verilen 15 hücum ribaundı || aldığımız 8
    Gottingen maçında @ verilen 14 hücum ribaundı || aldığımız 8
    M.P. Trabzonspor @ verilen 22 hücum ribaundı || aldığımız 9
    Olin Edirne @ verilen 8 hücum ribaundı || aldığımız 7
    Antalya BŞB. @ verilen 10 hücum ribaundı || aldığımız 11
    P.Karşıyaka @ verilen 9 hücum ribaundı || aldığımız 19
    Tofaş @ verilen 19 hücum ribaundı || aldığımız 13

    Son olarak da hafta içi çok kötü oynayarak kaybedilen Tofaş maçından sonra Chatman'ın da bugün kadro dışı kalması birçok soru işareti ve hayal kırıklığını da beraberinde getirdi.

    Öncelikle bugün yapılan açıklama ile başlayalım;

    Kulübümüzün maddi tüm vecibelerini yerine getirmesine karşın, iki kez antrenmana çıkmayan ve takım içinde disiplinsiz hareketlerde bulunan Mire Chatman, Coach Burak Bıyıktay tarafından süresiz olarak kadro dışı bırakılmıştır.

    Chatman ile ilgili nihai karar Yönetim Kurulumuz tarafından verilecektir.

    Kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunarız."

    Beşiktaş JK


    - Mire Chatman çok değil daha geçen gün Hemofarm deplasmanında 43 sayı 7 ribaund 3 top çalma 3 asistlik istatistik yakalayarak takımın en değerli oyuncularından biri olduğunu tekrardan gösterdi.

    - Yeri geldi takım için Avrupa kupalarında hayati önem arz eden Goettingen maçında sakat sakat oynadı.

    - Gün geldi takımda ki yabancılar kaçarken o takımında kalmayı tercih etti.

    - Hatta gelecek sezon Türk olacağını da bilmesine rağmen sezon başında 2 senelik sözleşme imzaladı.

    - Ve bu şartlar altında 2 senedir takımda olan Mire Chatman ne oldu da tavrı değişti nasıl küstürüldü çok merak ediyorum.


    Peki Asvel yenilgisi sonrası Ogilvy'nin twitter üzerinden verdiği mesaja bir bakalım isterseniz;

    Haber de verilen metin aynen şu şekilde;

    Beşiktaş, Asvel deplasmanında da klasik bir yenilgi aldı. Siyah-Beyazlılar önde götürdükleri maçı son dakikalarda kaybetti. 2.13'lük Avustralyalı pivot da twittera sarılıp, takım arkadaşlarını ve koç Burak Bıyıktay'ı topa tuttu. İngilizce 'bullshit. We lost on the back of some selfish ass plays. Everyone jus playing for themselves. Same reason we lose every game' diyen yazan Ogilvy, 'Saçmalık. Bencil b.ktan oyunlarla kaybediyoruz. Herkes kendisi için oynuyor. Tüm maçları aynı sebepten kaybediyoruz' diyerek takım arkadaşlarını hedef aldı. Burak Bıyıktay ise twitter eleştirilerinden 'Give me a piece of paper and a pen and I'll give you a play by play of how this shit will end' yani 'Bana bir kalem ve kağıt verin, bu işin nasıl biteceğini adım adım gösteriyim' mesajıyla aldı.


    Yanlış hatırlamıyorsam bu açıklamalarından sonra Ogilvy'ye herhangi bir disiplin cezası verilmemişti.

    Bunu belki de sıkca soyluyorum ancak söyleme gereği de hissediyorum, çünkü gerçekten üzülüyorum; Burak Hoca'nın iyi niyetinden kimsenin şüphesi yok. Sezon başında hem Beşiktaş camiası hemde taraftarlar Burak Bıyıktay'ı çok seviyorlardı. Beşiktaş camiası içinde herhangi bir görevde bulunması herkesi de mutlu eder. Ama koç kariyeri olarak üzülerek belirtmeliyim ki hayal kırıklığı yarattı. Ne yazık ki bu son yaşanan Tofaş yenilgisi ile beraber sozluk de olsun forumlarda olsun sitelerde olsun bu sevginin git gide azaldığını görüyorum.

    Özellikle hafta başından bu yana ardı ardına çıkan haberler ve takımın Tofas maçında ki performansı ve son olarak yaşanan kadro dışı olayı; yaşananlara artık aklım almıyor. Başta da belirttiğim gibi takımdan tamamen soğumuş durumdayım. Şahsen maçları artık izlememe kararı aldım. Bu kararı almamda da emeği geçen herkese teşekkür ederim.

    27 Aralık 2010 Pazartesi

    Yine Yeni Yeniden


    Beşiktaş Cola Turka basketbol şubesinde neredeyse her sene yaşanılan maddi sıkıntılar bu sezon da gün yüzüne çıkmış oldu. Haber1903 sitesinde kaptan Cevher Özer'in yaptığı açıklamaya göre; 3-3,5 aydır maaşını alamayan basketbolcular idmana çıkmayarak protesto etme kararı almışlar. Maaşı ödenmeyen oyuncular arasında acaba Allen Iverson var mı çok merak ediyorum (şu an için Iverson'ın maaşlarında sıkıntı olmadığı yönünde haberler var), yalnız Iverson'ın şu kısa Avrupa kariyerinde yaşamadığı tecrübe de kalmadı;

    - Hemofarm maçında 3 defa 15 sayı farkdan yakalanarak kaybedilmesi.
    - Göttingen maçının tekrarı.
    - Pınar Karşıyaka maçında 15-16 yaşında ki çocuklarla maç yapması.
    - Ve şimdi de; idmanın protesto edilmesi ..

    Konuya geri dönecek olursak; Yanlış hatırlamıyorsam Yıldırım Demirören başkanlık seçimleri sırasında Telegol'e katıldığı program da basketbolun kendi kendini götürmediğini ve Beşiktaş futbol şubesinin her sene kar ettiğini ve futbol şubesinden de amatör branşlara para gittiğini ifade etmişti. Insan ister istemez şunu sormadan edemiyor peki bu aşağıda ki gelirler nereye gidiyor ??

    - Spormax 'den Yayın Gelirleri
    - Avrupa Maçlarında Eurosport2 den Yayın Gelirleri
    - Beşiktaş Cola Turka Isim Sponsor Geliri
    - Akatlar Cola Turka Isim Sponsor Geliri
    - Salonun içerisinde ki reklam panoları gelirleri
    - Ve en önemlisi Iddia Gelirleri
    - Bunlara daha da kombine ve bilet satış gelirlerini de ekleyebiliriz.

    edit: Aşağıda bulunan kayıtda ki yorumlar olsun veya diğer forum ve sitelerde ki yorumlar olsun çoğu taraftarın bir isyan bayrağı çektiği ve neden şube kapatılmasına varan yorumlar yapıldığını görünce amatör branşlar konusunda çok yakınımızdan bir takım; Fenerbahçe klubunu örnek almamız gerektiğini düşünüyorum.

    Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı; Ulker
    Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı; Aras Kargo
    Fenerbahçe Erkek Voleybol Takımı; Kiğili Giyim
    Fenerbahce Kadın Voleybol Takımı; Acıbadem Hastanesi

    Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım bu oluşumu sağlamak için planları 2 sene önce attı. 2 sene önce şurada yaptığı açıklamada amatör branşlara yapılan harcamaların vergiden düşülmesi gerektiğini ifade etmişti. Belirtilen yasa da ileriki zamanlarda çıkmış oldu. Internetden hızlıca biraz araştırdım en yakın tarihten şu haberi bulabildim. Haber de belirtildiği gibi "Sponsorluk yasası ile spora verilen destekler vergiden düşülüyor" Peki biz neden böyle bir yol izlemiyoruz merak ediyorum, çünkü birçok Beşiktaş'lı zengin iş adamı var ve klubümüz bu zengin iş adamlarına teklif de bulunabilirler. Bu sayede hem amatör branşlar hem klüp hem de sponsorlar kazanmış olur.

    26 Aralık 2010 Pazar

    Beşiktaş CT. vs. P. Karşıyaka Maçına Doğru


    Maçın başlamasına 1 saat den az bir süre kala şahsen aşağıda ki yazıda da belirtildiği gibi Beşiktaş'ın bu maçı oynanaması düşüncesindeyim. Bu maç oynanması dahilinde ileride bu maçın yankıları çok daha olumsuz yansıyacak gibi bir görüntü var. Bugün ki maça 15-16 yaşında ki basketbolcularla sahaya çıkacağını açıklayan Pınar Karşıyaka bugün bir açıklama daha yayınladı ve kararını da tekrardan yineledi;

    arşıyaka Spor Kulübü’nün Basketbol Şubesi’nden yapılan açıklama şöyle:

    “TBF’nin Kulübümüz hakkında yaptığı 24.12.2010 tarihli açıklamasından, Kıbrıs Rum Kesimi’nde uğradığımız planlı saldırıdan kurtulmamızı başta Sayın Türkiye Basketbol Federasyonu Başkan Turgay DEMİREL ile TBF yetkililerine borçlu olduğumuz şeklinde anlamlar çıkmaktadır.

    Kulübümüz açısından gerçek şudur ; Takımımız o geceki olayları ancak soyunma odasına girdikten sonra İzmir’e telefonla bildirilebilmiş ve Kulüp Yönetimi’nce Dış İşleri Bakanlığı’nda bulunan nöbetçi personel harekete geçirilmiştir.

    Yaşanan saldırıda esas odaklanılması gereken nokta, Pınar Karşıyaka A Takımı’nın koridorlarda yapılan çift taraflı saldırıya rağmen, soyunma odasına kadar yolunu, 5 (beş) Rum Polisi’nin yardımıyla kendisinin açmış olduğudur.

    Mahsur kalan takımımızın iki buçuk saat sonra kurtarılmış olmasından, TBF adına övünülecek bir durum yoktur. Esasen, FIBA ve Kıbrıs Rum Kesimi Basketbol Federasyonu’na önceden uyarılar yapılmış olsaydı yeterli güvenlik önlemi alınır ve saldırı yaşanmazdı.

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dışişleri Bakanlığı’nın Rum Kesimi’ni kınayan açıklamasında da belirttiği üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin bir takımının Rum Kesimi’nde maç yapacak olması “istisnai bir durumdur”. Bu olağanüstü duruma, maçın iddiasız olmasından hareketle, TBF kayıtsız kaldıysa ihmalkardır. Eğer, geçmişte Tuborg ve Banvit ekiplerinin uğradığı saldırıları da göz önüne alarak güvenlik önlemi talep etmesine ve teminat almasına rağmen bu saldırı yaşandıysa, TBF yönetimi “Dünya İkincisi” ünvanını taşıyan ülkemizi gereğince temsil edememektedir.

    En nihayetinde, FIBA nezdindeki tüm girişimlerine rağmen olayın cezası Rumlar açısından ödül niteliğinde ise, TBF’nin özeleştiri yapması gereklidir. Cezaya itiraz için kulübümüzden yazı bekleniyor oluşu da olaydaki bir diğer tezattır. Cezanın düşük oluşundan rahatsızlık duyan Türkiye Basketbol Federasyonu tarafından, Rum Polisi’nin dahi “planlı saldırı” şeklinde adlandırdığı olayda, FIBA’ya itiraz için mağdur olan Karşıyaka Spor Kulübü’nden yazı beklenmesinin nedeni bilinmemektedir.

    Durumlar bu şekildeyken, birlik olunmasını umduğumuz günlerde Türkiye Basketbol Federasyonu’nu yıpratmamak adına, yukarıdaki açıklamaları yapmaktan imtina etmiştik. Ancak, kulübümüze bir geçmiş olsun mesajı göndermeyi dahi gerekli görmeyen Turgay DEMİREL yönetimindeki Türkiye Basketbol Federasyonu’na karşı kibar davranmayı biz de gereksiz bulduğumuzdan, düşüncelerimizi kamuoyu ile paylaşmayı uygun gördük.

    Maç ertelemeleri konusuna gelirsek, sezon başından itibaren Türkiye Basketbol Federasyonu’nun tavrı kulübümüz açısından şöyle tespit edilmiştir :

    1- İzmir’de Beko TBL 2. haftasında oynadığımız Galatasaray maçı, olumlu görüşümüz alınmadan Cumartesi saat 18:00’den Pazartesi gününe alınmıştır. Hasılat ve seyirci açısından yarı yarıya kaybımız olmuştur.

    2- Geçtiğimiz hafta Cumartesi günü, İzmir’de saat 18:00’de oynamamız gereken Fenerbahçe Ülker karşılaşması yine olumlu görüşümüz alınmaksızın Pazar günü saat 13:00’e alınmıştır. Oysa bu maçtan sadece 52 saat sonra takımımız yurt dışında başka bir maç oynamak zorunda bırakılmıştır. Bir takımın iki maç arasında sahip olması gereken 68(altmış sekiz) saatlik süre takımımız açısından dikkate alınmamıştır.

    3- Kulübümüzün, bu hafta Beşiktaş Cola Turka ile İstanbul’da yapılacak karşılaşmanın ertelenmesi hususundaki teklifi ya ileri bir tarihte oynatılması veya hiç olmazsa Pazartesi gününe alınması şeklindeydi. Türkiye Basketbol Federasyonu tarafından verilen cevap; “Maçı Pazar gününe alıyoruz. Siz Beşiktaş’ı ikna edin. Pazartesi oynayın” şeklindedir.

    Görüldüğü üzere maç günleri ve saatlerinde kendince gereklilik gördüğünde hüküm vermekten kaçınmayan Türkiye Basketbol Federasyonu son müracaatımızda kararı Beşiktaş Yönetimi’ne bırakabilmiştir. Pınar Karşıyaka olarak, bundan böyle biz de olurumuz alınmadan hiçbir maç saatimizin değiştirilmesine rıza göstermeyeceğimizi bildiririz.

    Diğer taraftan, her ne kadar TBF yaşanan olayları hafife almış olsa da bizim için sporcularımızın sağlığı, maç sonuçlarından önde geldiğinden, Beşiktaş Cola Turka maçında Genç Takım oyuncularımızla mücadele edeceğimizi bir kez daha saygıyla duyururuz.

    Karşıyaka Spor Kulübü Basketbol Şubesi”

    15 Aralık 2010 Çarşamba

    Goettingen Maçına Doğru



    Yarın oynanacak Goettingen maçında ilk maçta grip olduğu için oynayamayan Cevher Özer tekrar maçı olduğu için yarında oynayamayacak. Çok talihsiz bir yenilgiden sonra yarın oynanacak maç ya tamam ya da devam maçı halini aldı. Boyalı alanda ki savunma sıkıntısı her geçen maç devam ediyor. Takımın genel olarak savunma yapma alışkanlığı olmadığı için savunmada dirençleri hemen düşüyor ve çok kolay basketler yenmesi de hücum da takıma da yansıyor. Dün ki maçın uzatmaya da gittiğini düşünürsek bir de Cüneyt Erden'in de sakatlığından tam kurtulamaması ve Bekir Yarangüme'nin de bir türlü istenilen katkıyı verememesi de yarın ki maçın zorluk derecesini kat ve kat arttırıyor.