rss
twitter
    Allen Iverson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
    Allen Iverson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

    17 Ocak 2011 Pazartesi

    Gündemde Öne Çıkanlar


    4 günlük kısa süreli bir seyahatden sonra yeniden bloga geri dönme zamanı geldi. Bu süreç içerisinde gündem de öne çıkan bazı haberleri paylaşmak gerekirse;

    Ilk olarak Efes Pilsen, yakından takip ettiği Flip Murray'i sezon sonuna kadar transfer ettiğini açıkladı. Rotasyon içerisinde Thornton ve Rakocevic'in varlığını düşünürsek bir de savunma anlamında Sinan'dan da yeterli bir verim alındığını da varsayarsak birçok soru işaretini de beraberinde getiren bir transfer olduğunu düşünüyorum.

    Hafta başında Beşiktaş CT ile sözleşme imzalayan Hüseyin Beşok da ilk idmanına çıktı. Hüseyin Beşok transferi ile pota altı rotasyonunu genişleten Beşiktaş da pota altına bir oyuncu daha alması gerektiği kanısındayım.

    Bir diğer gelişme de Fenerbahçe Ulker den geldi. Sarunas Jasikevicius transferi ile gitmesi bi nevi kesinleşen Lynn Greer, Fenerbahce Ulker ile karşılıklı anlaşarak ayrıldı. A.J. Milano takımı ile sözleşme imzalanması bekleniyor.

    Belki de hafta içerisinde ki en önemli gelişmelerden biri ise Allen Iverson'ın sakatlık durumuydu.
    Klupten de sakatlık ile alakalı resmi bir açıklamada bulunuldu;

    “BJK Cola Turka Erkek Basketbol Takımı oyuncumuz Allen Iverson’un tespit edilen rahatsızlığından dolayı Amerika Birleşik Devletleri’ndeki doktoruyla yapılan görüşme neticesinde kendisinin küçük bir cerrahi müdahele geçirmesi ve şubat ayının ilk haftasında rehabilitasyon çalışmaları için tekrar İstanbul’a dönmesine karar verilmiştir.

    Kamuoyunun bilgilerine sunarız.”


    Allen Iverson'ın eksikliğinden ötürü transfer çalışmalarını iki numaralı pozisyon için sürdüren Beşiktaş CT da son olarak Chris Lofton ismi gündeme geldi. Hatta bu transferin bittiğine dair dedikodular da var. Chris Lofton ile alakalı detaylı bilgilere daha sonra sizlerle paylaşırım ancak Chris Lofton için kısa bir özet geçmek istersek; takıma direk katkı sağlayabilecek seviyede bir oyuncu olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim.

    12 Ocak 2011 Çarşamba

    Allen Iverson Playofflara Kadar Yok


    Gün içerisinde gündemi en çok meşgül eden konu Allen Iverson'ın sakatlığından dolayı basketbolu bırakabileceği dedikodusuydu. Sakatlıkla ilgili ilk net bilgi salsabasket tarafından verildi. Habere göre;

    Allen Iverson konusunda sakatlığının basit bir durum olmadığı yönünde duyumlar alınca biraz araştırdım. Karşımıza 'Kemik büyümesi' rahatsızlığı çıktı. Doktorlara göre 35 yaşındaki bir oyuncu için çok da normal bir durum değilmiş. Kaval kemiğinden baldırına doğru bir baskı yapıyormuş bu büyüme ve o da haliyle ağrıya sebep oluyormuş. Pataloji sonuçlarına göre olası bir tümör ihtimalinden söz ediliyor. Şayet var ise iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu, bu araştırılacak. İnşallah ciddi bir şey çıkmaz da onu izlemeye devam ederiz buralarda.

    Az önce de Hoopsnotes un son dakika geçtiği habere göre; Menajeri Moore'un Allen Iverson sakatlığından dolayı ameliyat olacağı ve rehabilitasyon süreci ile beraber parkelere dönmesinin 4-6 hafta arası alabileceğini belirtti. Son olarak da playofflar da oynamasını umut ettiği ifade etti. Bu sakatlık haberi hem kendisi için hem de tüm basketbolseverler için üzücü bir gelişme, umarım en yakın zamanda sağlığına kavuşup parkelere geri döner.

    9 Ocak 2011 Pazar

    Şansızlık || Efes Pilsen:85 Beşiktaş CT:83


    Hafta içinde yaşanan koç değişikliğinden sonra herkesin aklındaki ilk soru; Ergin Ataman'ın takımda nasıl bir etki yaratacağı idi. Sonuçta insanların alışkanlıklarından vazgeçmesi hiç de kolay değildi. Maça trafik dolayısı ile geç girmek zorunda kaldım ve yerime oturur oturmaz salonda bir anda 'sonunda be' gibi rahatlama söylemlerini işitince hemen gözlerim skorboard a gitti ve Efes Pilsen'in maça 6-0 lık seri ile başladığını gördüm. Ilk çeyrek boyunca iki takım da çok rahat basketler buldu. Aslında bakarsak Beşiktaş CT neyse de Efes Pilsen de savunmada çok yumuşak bir takımdı ve Ergin Ataman bunu çok iyi kullandı. Ergin Hoca'nın takıma ilk aşıladığı şey kesinlikle özgüven olmuş. Ilk yarıda tüm takım neredeyse hep AJ Ogilvy'nin üzerinden oynadı ve pota altında çok iyi beslediler. AJ Ogilvy her zamanki gibi oyunun tek yönünde çok iyi performans sergilerken savunmada ise sıkça kullandığım bir tabir olacak ama savunma yapma alışkanlığını hala kazanamadığını gösterdi. (Oyunun tek yönünü diyoruz ama o son periyotta kaçırdığı basket yok mu altı pasta boş kaleye kaçırmak gibi birşey; biraz yukarıdan çıkarsa belki maçı almıştık)

    Maçta ilk 15 dakikayı 25-38 önde geçerken savunma hariç herşey harika gidiyordu. Şimdi diyeceksin; abi 15 dakikada Efes Pilsen gibi bir takıma 25 sayı şansı vermişiz hala savunma diyorsun. Ilk yarı sonunda sohbet ettiğimiz arkadaşlara da ifade etmiştim, maç içerisinde not etme şansı bulamadım ancak Efes Pilsen'in ilk yarıdaki kaçırdıkları şutların bazıları boş atış bazıları da doğru hücumlar sonucu kaçan şutlardı. Yani hücum düzenlerini bir türlü bozamamıştık.


    Ilk yarıda dikkat çeken bir diğer isim ise Allen Iverson'dı. ( Tabi son periyodu ayrı tutuyorum; rotasyondan dolayı dinlendirme fırsatı da bulunamadığı için fiziksel olarak çok yoruldu) Allen Iverson Türkiye'ye geldiğinden bu yana NBA salonlarına en yakın salonlardan birinde ilk defa oynuyordu. Bu kadar güzel salonda oynama zevki de sanırım onun için maç başında çok farklı bir heyecan yaratmış ki ilk yarı da basketbolseverlere güzel bir resital sundu. NBA yıllarından kalma crossoverlar mı dersin yoksa basket ile sonuçlandırdığı fadeawayler mi... En önemlisi hem Ogilvy'yi hem de Cevher'i sık sık oyunda tutması ile takıma verdiği katkılardı.

    Oyunun iki yönünde de maksimum verim sağlayan ve bu yenilgide en çok adına üzüldüğüm isim ise Cevher Ozer oldu. Bence bugünki maçta Beşiktaş CT forması ile en iyi kişisel performansını sergiledi. Oyunun savunma kısmında hiçbir zaman direnci düşmeyen Cevher, oyunun hücum kısmında da çok etkin rol oynadı. Tabii bunda en büyük etken de hücumdaki opsiyonların artması diyebiliriz. Ergin Ataman'ın aşıladığı özgüvenden sonra takımda dikkat çeken bir diğer nokta ise hücumdaki opsiyonların artması idi. Oyunun genelinde de bu gözüktü. Hep hücum çeşitliliği dengeli dağıldı. Daha önce bahsettiğimiz Allen Iverson Sonrası Hücum Set Opsiyonları yazısında anlatılan özel kişiye özel taktiksel opsiyonları sanki ileride daha çok izleyecek gibiyiz.


    Ikinci yarı ile beraber Efes Pilsen, Kerem Gönlüm'ün fiziksel üstünlüğünden ve oyun zekasından yararlanarak çoğu hücumda topu boyalı alana indirdi. Başta ikili oyunlar olmak üzere Lakersvari üçgen hücumları ile de savunmanın düzenini bozmayı başardılar. Hatta bir ara hücumda hep doğru adamları topla buluşturdular. Çok klişe bir söz olacak ama pek hakemleri konuşmayı sevmeyen bir yapım vardır. Çünkü basketbolda kararlar o kadar saniyelik süreçte veriliyor ki bazen hata yapmaları da çok olası olabiliyor. Ancak bugün çalınan öyle düdükler vardı ki; yakaladığımız fark diferansında çoğu kez yakalanmamıza neden oldu. Şimdi tek tek pozisyonları sayıp da yazının canına okumak istemiyorum =) Tek bir pozisyondan bahsedeceğim -o da yine maçı kaybetmemize neden olan bir düdük oldu-; Mustafa Abi'ye çalınan karşılıklı teknik faul düdüğü. Çalınan teknik faul ile Mustafa Abi 4. faulunu almış oldu. Son iki maçtır çok üst düzey savunma performansı sergileyen Mustafa Abi'nin rotasyona girmesine neden oldu. Oysa ki Mustafa Abi o ana kadar sadece savunmada değil hücumda da hem Chatman hem Allen Iverson'a top getirmede yardımcı oluyordu. Rakiplerin kısalarına tam saha baskı yapması da Efes Pilsen'in hücumda istedikleri yapmasını zorlaştırıyordu. Bu kadar başa baş giden bir maçta çalınan bu düdük de Ergin Hoca'nın oyun planlarının bozulmasına neden oldu.

    Savunmada Nachbar ve Kerem Gönlüm'e bir türlü çözüm bulunamaması ve son periyotta yapılan çok basit top kayıpları ile fark diferansı yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı. Rotasyon yetersizliğinden dolayı pota altı savunmasında bir türlü istenilen seviyeye gelemedik. Bu da doğal olarak Ergin Ataman'ın savunmada elini kolunu bağladı. Bu sezonki Galatasaray CC - Fenerbahce Ulker maçında izleyenlerin dikkatini çekmiştir; Preston Shumpert gibi hareketli, kendi şutunu yaratabilen ve zaman zaman 4 numara oynayan oyuncuları savunmak için en iyi seçim ondan daha hareketli bir oyuncuyu karşısına koymaktan geçiyor. Fenerbahce Ulker de maç içerisinde bu seçimi yapmış, ondan daha hareketli olan Emir Preldzic'i alarak bir nebze de olsa Preston Shumpert'in etkinliğini azaltmayı düşünmüş ve bunda da başarılı olmuştu. Şimdi benche baktığımızda Nachbar'ı savunabilecek en iyi oyuncu Ignerski olarak duruyordu onun da ne kadar etkin savunabildiğini maç içerisinde gördük. Kerem Gönlüm'ün etkinliği ise çok normal belki Fedor olsaydı bi nebze durdurabilirdi.


    Maçın sonlarına doğru gelirsek gerçekten kötü oynadık diyebiliriz. Kötü şut tercihlerinden tutup da yapılan top kayıplarına kadar bir türlü son çeyrekte oyuna ortak olamadık. Tabii bunda en büyük etken ise; Ergin Hoca'nın birbaşka çaresiz bırakan konu olan rotasyon eksikliği oldu. Sonuçta Efes Pilsen'e karşı 7 kişilik rotasyon ile oynamak (Chatman:32 Iverson:35 Bekir Yarangüme:33) ve maç boyunca aynı çizgide performansını sürdürmek çok zordu ve ne yazık ki fiziksel düşüş de maç sonuna yansıdı. Maçın sonunda kaçan serbest atışlardan sonra Kerem Tunçeri'in de son hücumda yaptığı şut tercihinin olumsuz sonuçlanması ile maç uzatmaya gitti.

    Uzatma dakikalarında da aynen yukarıda bahsettiğim fiziksel olarak yorgunluk devam etti ancak ne olursa olsun son topa kadar skor da tutunmayı başardık. Ancak Chatman'ın akılalmaz faul tercihi ile maçı kaybettik. Şimdi süreden haberi yoktu da desem öyle bişey mümkün değil çünkü son topu kendi oynadı gözü hep süredeydi. Sadece şutu engellemeyi düşüncesi oldu desem o da değil bana göre bariz faul yapıyor pozisyonda. (Maçın tekrarını izlemedim sadece salondaki ekrandan pozisyonun tekrarını izleme şansını buldum) Faulden sonra da Nachbar'ın ikinci faulu kaçıramaması da ilginç anektodlardan biri idi bence.

    Şansız bir şekilde yenildik. Ancak ben Ergin Ataman'ın zamana ihtiyacı olduğunu ve uzun vadede başarılı olabileceğine inanıyorum. Öncelikle Nachbar gibi Shumpert gibi hareketli uzunları savunabilecek ve en önemlisi ribaund toplayabilecek bir uçan kaçan Amerikalı uzuna ihtiyacımız var. Bir diğer çok önemli eksik ise sırtı dönük oynayabilecek ve savunmada belli bir sertlik çizgisi olan bir 5 numara. Ogilvy'nin savundukları son 3 maçtır neredeyse kariyer rekorları kırıyorlar. Belki bu pozisyon döndüğünde Fedor ile doldurulabilir veya Dudley-Michael Wright vb. yerli uzun ile 4-5 de yerli rotasyona ekleme yapıp rotasyon genişletilebilir. Bir de ek olarak kesinlikle hareketli bir 3 numara eksiğimiz olduğunu dusunuyorum. Gerçekleşecek takviyelerin takıma katkıları ile bu sezonu kurtarabiliriz. Önümüzdeki sezon ne olacağı hiç belli olmaz; bakarsınız Euroleague elemesinde 2 takım oynar.

    31 Aralık 2010 Cuma

    Basketbol'da Yılın En Iyileri

    Ömrümüzde bir sene daha bugün ile beraber eksiliyor. Herkesin yeni yılını kutlar sağlıklı, sıhhatli bir yıl olmasını diliyorum. Peki geçen bir yıllık sürede neler yaşandı ayrı bir formatla şöyle bir değerlendirmek istedim;


    Yılın En Iyi Smacı

    Blake Griffin'in kardeşim sen ne yaptın ya da ki Mozgov'un üzerinden vurduğu smaç da çok etkileyici olmasına rağmen, bana göre 2010 yılının en iyi smacı 2 hafta önce oyanan Denver Nuggents - San Antonio Spurs maçında JR Smith'in Gray Neal'ın üzerinden vurduğu smaç. Asıl Superman bu olsa gerek tek kelime ile inanılmaz bir smaçtı.




    Yılın En Iyi Bloku

    Tartışmasız şekilde bizi Dünya Basketbol Şampiyonasında finale taşıyan blok; Semi Semi Semih Erden




    Yılın En Iyi Asisti

    Yılın en iyi asisti ise bana göre Hidayet'in Toronto'da iken DeMarr DeRozan'a verdiği alleyopp pası.




    Yılın En Iyi Genç Yeteneği

    Tabiki Blake Griffin. Aslında yılın en iyi smacını seçerken birçok smacı bana göre yılın en iyi smacı olabilirdi ancak JR Smith'in o harika smacını da es geçemezdim. Blake Griffin hiç kuşkusuz bu sezona damgasını vuran en iyi genç yetenek. O sıçradığı anda sanki merdivene tırmanır gibi çok kısa sürede çok yükseye sıçrayabiliyor. En önemlisi de bu sezon oynadığı son 19 maçta da double double yapma başarısı göstermesi.



    Yılın En Iyi Oyuncusu

    Dünya Basketbol Şampiyonasında gösterdiği performans ve takımının şampiyon olmasında en önemli role sahip olan oyuncu Kevin Durant hiç kuşkusuz bu sezona damga vuran oyuncuların başında yer alıyor.

    Yılın En Iyi Koçu

    Türkiye Basketbol tarihinin en büyük başarısının baş mimari olan Bogdan Tanjevic benim için bu yılın en iyi koçudur. Zaten Tanjevic de artık bizden biri sayılır.


    Yılın En Önemli Basketbol Olayı


    Dünya için yılın önemli basketbol olayı LeBron James'in Miami Heat'e transfer olması ancak bizim için ise yılın en önemli basketbol olayı Allen Iverson'ın Beşiktaş CT'ya transfer olması diyebiliriz.

    Yılın Röportajı

    Hiç kuşkusuz yılın röportajı Hidayet Türkoğlu'nun Toronto Raptors'da ki "Ball" röportajı.




    Yılın En Iyi Fotoğrafları

    3) Allen Iverson'ın Istanbul'a ayak bastığı ilk dakikalardan bir kare.





    2) Kim derdi ki bir gün Allen Iverson Türkiye'de Omer Asık ve Semih Erden'de Nba'de oynayacak diye. Şimdi ki kare de Michael Jordan'lı Chicago ile Larry Bird'lu Celtics den ama bu sefer başrollerde ki oyuncular Türk Basketbol'unun son yıllarda yetiştirdiği en önemli iki uzun Semih Erden ve Ömer Aşık.


    1) Türk Basketbol Tarihinin en büyük başarısını yaşatan işte o müthiş kadro ...



    Yılın En Iyi Videosu

    The Basketball Jones'ın hazırladığı eğlenceli bir video. Videonun içinde Hidayet'in Phoenix'e gidişi konu alan bir skeç de yer almakta.





    Yılın Reklamları

    Bu sene Milli Basketbolcularımız oynadığı reklamlara da bir göz atalım isterseniz;

    Hidayet Türkoğlu @ Pizza Pizza
    Ömer Onan @ Bridgestone
    Mehmet Okur @ Head & Shoulders
    Barış Ermiş @ Ne kadar kas o kadar pas =)


    Son olarak da Dünya Basketbol Şampiyonası için hazırlanan ve bugüne kadar gördüğüm en iyi basketbol temalı reklam olan Türkler uçuyor reklamı ile bu değerlendirmemizi bitirelim.

    THY @ Türkler Uçuyor


    13 Aralık 2010 Pazartesi

    Şaka Mı Bu || Iverson'a Açık Mektup


    Almanya'nın Brose Basket takımında oynayan Casey Jacobsen Allen Iverson'a mektup yazmış. Geçen hafta talkbasket'in çıkardığı; Iverson Türkiye'den ayrılıyor dedikodusunu duyunca üzüntüsünü kağıda dökmeye karar vermiş.

    Sevgili Iverson

    Umarım bu mektup sana iyi gelir ve moral verir. Beni tanımıyorsun fakat 2002 – 2005 yılları boyunca birbirimize karşı mücadele ettik. Aslında birbirimizi hiç savunmadık fakat ne söylemek istediğimi biliyorsun.

    Her halukarda bu fırsatı değerlendirip sana avrupa basketboluna hoşgeldin diyorum. Biliyorum bir ayın geçkindir Amerika’nın dışında burdasın ancak bunu söylerek uyum sürecin bitene kadar senin canını sıkmak istemedim. Şimdi çok geç olmadan bu mektubun sana ulaştığından emin olmak istiyorum. Bir kaç gün önce Avrupa kariyerini sonlandırıp kısa süre içinde Amerika’ya geri dönebileceğini duydum. Orada çıkan söylentinin ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum fakat eğer doğruysa “gitme” derim. Takma kafana hiçbirşeyi. Ben menejerin veya tanıdığın biri değilim fakat bana kulak ver.

    Açıkca söylemek gerekirse ben senin en büyük hayranlarından biri değildim ( Senin hakkında ne düşündüğümü umursama) fakat seni Beşiktaş Cola Turka’ya geldiğinden beri takip ediyor araştırıyorum. Biliyorum şu anda NBA’de oynamayı tercih ediyorsun fakat inanıyorum Avrupa’ya gelmek kariyerinin bu noktasında iyi bir hareket. Basketbol Türkiye’de hala gelişme içersinde senin büyüklüğünde bir yıldıza sahip olmak o ülke için mükemmel. NBA’in lüksünü ve rahatlığını bırakmak diğerlerine senin mütevazi ve sadece basketbol oynamaya hazır biri olduğunu kanıtlıycak. Eve erken dönüş çok büyük bir geri adım atmak olur.

    Elbetteki benden çok daha iyi bir oyuncusun fakan bence Amerikalı oyuncuların Avrupa’ya gittiklerinde karşılaştıkları hayat gerçeği var : Avrupadaki ilk ayların çok büyük ve zor bir şekilde uyum sorunu yaşamakla geçicek, hem saha içinde hem de saha dışında. Bunla bir parça uğraşıp çırpınacaksın. Bu olgu veya gerçeklik özellikle senin gibi sezon ortasında takıma katılan biri için daha şiddetli oluyor. Takım kimyası ilk olarak sezon öncesi kampta kurulur ve sen bunu kaçırdın. Şöhretinden dolayı dikkatlerin üzerinde olduğu ve talepkar olunan şu dönemde takım arkadaşların senin oyununa uyum sağlamak zorunda. Şu anda uçağa atlayıp İstanbula gelip takımının ivedi bir şekilde zaferlerine öncülük edeceğini düşünmek senin gibi yetenekli bir oyuncu için bile gerçekçi olmayan birşey.

    NBA’deki üç yıldan sonra Avrupa’daki ilk sezonum 2006 yılında İspanya’daydı. Sonunda takımın değerli bir parçası olmam bir kaç ayımı almıştı. İkinci sezonda ise zorlukların üstesinden gelmek için daha kolaydı ve çok başarılı oldum. inanıyorum bu sende de aynı, ancak gerekli süre daha uzun olacak şekilde gerçekleşecek.

    Geldiğinden beri oynadığın 7 maçtaki istatistiklerin

    Minutes: 25
    Points: 10.3
    Assists: 3.3
    FG%: 38.4
    Team Record (since your arrival): 3-4

    Amerika’daki hayranların Türkiye’deki yeteneklerin seviyesi NBA ile aynı olmadığı için hücumda oyunu domine edeceğini bekleyebilir. Bunu bekleyenler Avrupada çok yüksek skorlar yapmanın ne kadar zor olduğunun farkında değil. Maç başna 20 den fazla şut atmıycaksın aslında maç başına kullandığın şut sayısı 12-13 ‘ü geçip 13-15 sayı ve üstü skor yaptığında şaşırmış olacam. Philydelphia’da rutin şekilde yaptığın gibi dakikalarca ligde liderlik etmiyeceksin fakat kimin umurunda.

    İstatistikler hakkında endişe etme sadece mütevazi ol ve çalışmaya devam et Avrupa basketbolu Amerika’da NBA’de alışık olduğundan çok farklı fakat hala sadece basketbol. Eninde sonunda eski formunu bulacaksın fakat bu 1 aydan belki 2 aydan fazla zaman alır. Gerçek taraftar veya hayranlarda istatistik galibiyetlerdir. NBA ile Avrupa’nın tüm farklılıkları arasında bu müşterek olandır.

    Sezonun geri kalanı için başarılar dilerim

    Saygılarımla

    Şu anda Alman Brose Baskets takımıyla Euro Lig’de mücadele eden Casey Jacobsen’in yazdığı bu mektup bu tür transferlerin ne denli etki yapabileceğini gösteriyor. Böyle özel oyuncuların, hele ki basketbol oynama arzuları hala varsa, uyum süresini en aza indirgemeye çalışmalıyız.


    H.Yoney

    24 Kasım 2010 Çarşamba

    7 Gün 3 Maç Ve Tek Insan




    Allen Iverson'ın kariyeri hem kendi açısından hem de Beşiktaş taraftarları ve tüm basketbolseverler açısından pek de iyi başlamadı. Şimdiden Iverson ismini kullanarak nemalanmaya çalışan nerdeyse onu eleştirmek için yer arayan birçok insan çıkmaya başladı. Bir de yönetim kanadı var ki artık Beşiktaş'da hiçbir şey olumlu gitmez hiçbir şey sil baştan başlayamazmış gibi her yenilgiden sonra yönetimi topa tutan bir nevi klasik olacak ama yönetenlerin yetersizliği yönetilenlere verimsizlik olarak yansıyacak boyuta getiren kişiler de var. Öncelikli olarak yönetim tabiki de Iverson'ı şampiyonluktan önce şov amacı ile transfer etti. Bunu iki de bir plansızlık olarak nitelendirmenin bir anlamı da yok. Çünkü Iverson ismi bütün dünyaca bilinen nadir oyunculardandır. Türkiye'de herkesin ortak sevdiği oyuncu sayısı çok azdır. Ancak Allen Iverson bütün dünyada sevilmeyi başarmış bir oyuncu. Bütün dünyada sevilmeyi başaran 5 veya en fazla 10 oyuncu vardır. Bu nedenle yönetim ilk bakışta şova yönelikte olsa yapabileceği en doğru pazarlama hamlesinde bulunmuştur. Ama geçen ilk hafta gösterdi ki; hem Beşiktaş taraftarlarının bir kısmı hem de ülke genelinin bir kısmı bu tür oyuncuları idare edebilecek durumda değil. Çünkü ilk geldiği günden bu yana dışarıya yansıması o kadar çok farklı ki her geçen gün şaşırtmaya devam ediyor.

    Birazda parke üzerine geçmek gerekirse; doğal olarak Iverson transferi ile hedefler de aynı doğrultu da büyümüş oldu. Öncelikle Allen Iverson'ın kariyeri anlatmaya gerek yok başarılarla dolu. Ancak belirtilmesi gereken şey ise uzun süredir basketboldan uzak olması. Basketbola kendini yeniden kanalize etmesi ve form tutması biraz zaman alabilir. Yavaş yavaş da idmanlarda şutların girdiği ve fiziksel olarak da çalışmalara aralıksız devam ettiği de ifade ediliyor. Eğer taraftarlar gün geçtikçe gerçekten sevildiğini hissettirirse 2 ay içerisinde belirli noktalara gelebilir. Şimdiye kadar hep Iverson cephesinden ilk haftasını değerlendirdik şimdi de takıma geçme vakti;

    Beşiktaş vs. Hemofarm

    Allen Iverson'ın Beşiktaş kariyerinde ki ilk maçında pek de mutlu ayrılmadı. Iverson karşılaşma da çok istekli gözüktü ve bunun yanında Serhat Çetin de hem savunma da hem de hücumda çok önemli katkılar verdi. Maç içerisinde 3 defa fark 15 sayı civarını gelip tekrardan skor başa baş hale geldi. Ama maçın sonunda ki yakalanış maçın kaybedilmesine sebep oldu. Koçun bu süreçte mola almaması ve rotasyonların oyuna kötü etkisi de maçın kaybedilmesinde önemli etkendi. Karşılaşmanın son periyodunda Ogilvy'nin sayıları ile farkı 16 sayıya kadar çıkartıp hatta bir ara 82-65 ile maçtaki en farklı diferansı yakaladık. Ancak bu andan itibaren rakibin üst üste bulduğu üç sayılık atışlarla maçdan 94-91 yenilgi ile ayrıldık.



    Beşiktaş vs. Fenerbahce

    Allen Iverson'ın ilk lig maçında salon yüksek bilet fiyatlarına rağmen yine full doluydu. Bu sefer ki Allen Iverson surprizi ise Nba Tv idi. Maça klasik beşimiz olan Chatman-Iverson-Serhat-Fedor-Cevher ile başladık. Maçın başında ne ilginçtir ki ilk gönderilmesi düşünülen Fedor Likholitov'un 4 sayı ve 1 bloku ile 6-0'lık seri ile başladık. Maç o kadar tempolu ve yüksek tempoda başladı ki ilk 5 dakika içerisinde Fedor'un 8 Cevher'in de 5 sayı katkısı ile 17-17 beraberlikle geçildi. Ve tam o anda rotasyona geçildi. (Cevher-Ignerski ve Chatman-Cuneyt) Ve her zaman ki gibi rotasyon oyuna olumsuz etkiledi. Yine yeni yeniden rotasyonda ki kötü tercihler ve verilen hücum ribaundları ile Fenerbahce ilk periyodun bitine 1 dakika kala ilk kez öne geçti. Ve ardından Marko Tomas'ın 2 üçlüğü ile ilk çeyreği 27/21 önde tamamladılar.

    Ikinci çeyrekte de üst üste verilen hücum ribaunları ile fark bir anda 10'a çıktı. Ve bu süreçte 8 sayı Marko Tomas 4 sayı da Oğuz Savaş'dan geldi. Fedor'un yeniden oyuna dahil olması ile yeniden skora katkı da bulundu ve skor 31-29'a geldi. Işte o anda öyle bir hava oluştu Fenerbahçe savunmada biraz boşladığında fark iniyor biraz savunmaya sertleştiğinde yine fark yükseliyordu, aynı diferans farkları maç boyunca devam etti. Oğuz'un 4 ve Lavrinovic'in hücum ribaundı basketi skoru yeniden 39-29'a getirdi. 2. periyot boyunca Allen Iverson hiç süre almazken periyot sonuna doğru Cevher'in basketleri ile devre 40-35 Fenerbahce'nin üstünlüğü ile geçildi. Ilk yarıda Feder Likholitov'un 16 sayısı skorda tutunmamıza neden oldu.

    Ikinci yarıya ise çok iyi bir başlangıç yapan Beşiktaş skoru bir anda 44-44'e getirdi. Ancak Fedor'un 4.faulu ile hücumda ki düzen bozuldu. Fenerbahce ilk 7 dakika da sadece 6 sayı bulabildi. Bunların 4'u de serbest atışlardı. Fedor 4. faulu aldıktan sonra skor da 49-46 one gecildi.Fedor 20 ve Cevher de 16 sayı ile oynuyordu. Ve periyodun bitmesine 1.37 kala Allen Iverson ilk basketini attı ve skor bir anda 53-46'ya geldi ve maç içerisinde en yüksek farkı yakalamıştı ki ilk 8.30 dakika 4'unu serbest atış olmak üzere 6 sayı bulan Fenerbahce bir 1.30 dakika da aynen hemofarm macında olduğu gibi 7 sayılık seri yakalayarak skorda yeniden beraberliği yakaldı ve periyot da 53-53 tamamlandı.

    Son çeyrekte ise Fenerbahce'de 2 tane Ömer Onan ve bir tane de Marko Tomas'ın üçlüğü ile skor bir anda 64-56'ya geldi. Bu seriye karşılık veremeyince. Son periyot da yakalanılan bu farkı maç boyunca koruyan Fenerbahce salonda 71-67 galip ayrıldı.

    Beşiktaş vs. Gottingen



    Dün ki maçla ilgili birkaç not almıştım ama maç artık son yaşananlardan sonra güme gitmiş durumda. Maçın özeti ise şu an itibari ile yukarıda paylaşılan video da yaşanan 20 sanyelik rezaletden ibaret. Chatman'ın pozisyonunda süre 14 saniyeden başlamış. Yani hücum süresi ile maç saati aynı değildi. Onun için de zaten Chatman o sacma atışı yapmak durumunda kaldı. Bununla beraber süreyi de durdurmaları da maçın tekrarını perçinliyor. Maçta tamamen kural hatası yapılmış. Zaten klup de itirazını yapmış durumda.

    Burak Bıyıktay

    Bu bir haftayı Allen Iverson ve takım cephesinden değerlendirdikten sonra Burak Hoca için de ayrı bir paranztez açmak gerekir. Burak Hoca'nın iyi niyetinden kimsenin şüphesi yok. Ve hem Beşiktaş camiası hemde taraftarlar Burak Bıyıktay'ı çok seviyorlar. Beşiktaş camiası içinde herhangi bir görevde bulunması herkesi de mutlu eder. Ama koç kariyeri olarak ne yazık ki hayal kırıklığı yaşattı. Şu an itibari ile koçluk kariyerine devam ederse Burak Hoca'ya olan sevgide gün geçtikce azalacak gibi. Burak Hoca yönetiminde ki bu takımdan birçok kişi de olduğu gibi benimde pek umudum kalmadı. Aliağa Gençlikspor yenilgisinden bile daha önce sezon başından beri yapılan transfer tercihlerinin hatası, rotasyonların oyuna her zaman olumsuz etkisi, oyuna geç mudahele etmeler vb... Artık maç sonlarında arkadaşlarla yenilginin bahanelerini tahmin etmeye çalışır olduk. Takımda bir sıkıntı var bu açıkca belli. Eğer içeride ise bu sıkıntı bence çıkıp açıklaması lazım bu sıkıntıları eğer içeride de değilse de bence doğal olarak gereken yapılmalı düşüncesindeyim.

    Allen Iverson Wallpaper: hoopswallpapers

    19 Kasım 2010 Cuma

    Son Dakika || Beşiktaş CT-Fenerbahce Ulker Maçı NBA TV'de (Bant Yayını)



    Beşiktaş Cola Turka Arena
    21 Kasım 2010
    Spormax ||15.30

    NBA TV || 22.30 (Bant Yayını)


    Allen Iverson transferinin getirileri devam ediyor. Son dakika inanılmaz bir olay gercekleşti Nba Tv haftasonu oynanacak Beşiktaş CT - Fenerbahce Ulker maçını banttan verecek. Maçı da Chris Webber'in yorumlayacağı açıklandı.

    8 Kasım 2010 Pazartesi

    Ve Mutlu Son; Allen Iverson @ Istanbul


    Başkanımız Yıldırım Demirören'in de katıldığı törenle New York'ta resmi sözleşme imzalayan ve bugün İstanbul'a gelen Allen Iverson, 9 Kasım Salı günü BJK Cola Turka Arena'da taraftarlarımız ile buluşacak.

    Siyah-Beyaz renklerimize gönül veren taraftarlarımızın huzurunda, Başkanımız Yıldırım Demirören ve Yönetim Kurulu Üyelerimiz'in de katılacağı imza töreni saat 20.00'de başlayacak ve unutulmaz anlara sahne olacak.

    Işık şovlar ve müziklerle renklenecek olan törende Allen Iverson için hazırlanmış özel klipler gösterilecek.

    İsteyen tüm taraftarlarımız herhangi bir ücret ödemeden töreni izleyebilecek.

    Basın mensupları ise akreditasyon yaptırmak koşuluyla salona alınacak. Daha önce yapılan akreditasyonlar geçerli olmakla birlikte, isteyen televizyon kanalları başvurmaları halinde töreni canlı olarak yayınlayabilecek.

    resmi site


    31 Ekim 2010 Pazar

    Allen Iverson'ın Ilk Röportajı





    -Philiden ailevi sorunların nedeniyle ayrıldın, şu an ne durumdasın?

    AI: Sorunlar tamamiyle çözüldü, karımla olan durumumuz eskisinden daha iyi. Aynı şekilde kızımın da durumu daha iyi. Aksi hal olsaydı zaten bu anlaşmayı yapmazdım.
    Özellikle yeni bir lige, yeni bir çevreye gireceğim. Bunların yanında bir de ailevi sorunlarım devam etseydi benim için çok çok zor olurdu. Şu an ki düzelen ailevi durumumla birlikte alışma süreci çok daha kolay olacaktır.
    Umuyorum ki yakın zamanda ailem de Türkiye'ye gelecek. Karımdan Türkiye'ye gelmelerini istedim. Ona yalvardım ve bunun için yalvarmaya devam edeceğim çünkü onlardan ayrı yapamam.

    -Neden Nba'de değilsin? Benchte kalmak istemediğin için mi?

    AI:Menejerim nba takımlarıyla görüştü ve durumu konuştu. Ben kendi yeteneklerime güveniyorum. Nbade bir takıma yardım edebilirim ama asla 2 numaralı oyuncu olmak istemiyorum. Asla yeteneklerimi başkasının arkasında tutamam. Her zaman rekabetin içinde bulunmalıyım. Kendime, yeteneklerime güveniyorum ve bir nba takımında oynayabilirdim ama hayatımın şu noktasında böyle birşey yok. Sadece kendim için en uygun durumun oluşmasını istiyorum.
    Nbade olmayışımı dert etmediğimi söylersem yalan söylemiş olurum ama ben basketbol oynamak istiyorum. Bunun için illa nbade olmaya gerek yok. Nbade olmayışımın da yeteneklerimle bir alakası olduğunu düşünmüyorum. Daha önce yaptığım hatalar oldu. Bunlardan gurur duymuyorum ama artık önüme bakmam lazım.
    Gurur duymadığım bir çok şey yaptım ama 21 yaşında bu lige geldim. Hiçbirşeyim yokken bana finansal olarak herşeyi verdiler. Sudan çıkmış balığa dönmüştüm. Çok iyi ve çok kötü insanlarla tanıştım. Çok yanlışlar yaptım ve bunların bedelini de ödediğimi düşünüyorum.

    -Bir çok yerde Iverson'ın içki ve kumar problemleri olduğu ve bu nedenle paraya ihtiyacı olduğu yazıldı. Hayatının altüst olduğu söylendi. Finansal sorunlarınız yüzünden okyanus ötesinde oynamayı kabul ettiği yazıldı.

    AI:Eğer hayatınız boyunca beraber olduğunuz tek insan, sahip olduğunuz tek kız arkadaşı, bildiğiniz tek aşk, ve beraber olduğunuz tek karınız varsa ve bu insandan ayrılıyorsanız gerçekten hayatınızın alt üst olduğunu söyleyebilirim çünkü o benim en iyi arkadaşımdı. Açıkçası daha önce hiç karşılaşmadığım bir durumdu. Dünyanın en sağlam adamı da olsanız bazı kontrol edemediğiniz şeyler oluyor. Ama bence bu konudaki en önemli şey kariyerim boyunca beni destekleyen fanlarımın o zaman da yanımda olmasıydı.
    Olay kesinlikle para ile ilgili değil. Nbade tonlarca para kazandım. Eğer sorun para olsaydı. Tamam benchte oturacağım peki ne kadar para veriyorsunuz derdim. Olayın parayla kesinlikle alakası yok Ben basketbol oynamak ve bir takıma katkı sağlamak istiyorum. Tek istediğim şey basketbol oynamak ve mutlu olmak. Mental ve fiziksel olarak basketbol oynayabileceğimi biliyorum ve istediğim şey de bu. Nbade olmasa bile basketbol oynamak istiyorum. Vermek zorunda olduğum karar buydu.

    -Geçen sene dizinizde bir sakatlık vardı ve bazı maçları bu nedenle kaçırdınız. Ama daima sizin ağrıya rağmen maç günü oynamak istediğinizi biliyorduk. Şu an tek bildiğimiz şey Iverson'ın hala eski iverson gibi oynayabileceğine inanıyor olduğu.

    AI:Kesinlikle... Zaten bu nedenle benchte kalmak istemedim. Tek ihtiyacım olan şey basketbol yeteneklerime güven ve inanç duyulması. Ukalalık olarak algılamayın ama benim önümde olmayı hak etmediğini bildiğim başka oyuncuların arkasında kalmak istemiyorum. Rekabetçi bir insanım ve garip ama bazen kendi içimde de böyle çelişkiler yaşıyorum. Özellikle insanlar benim hakkımda ne yapmam ya da ne yapmamam gerektiğini tartıştıkları zaman.


    -Iverson konuşmamızın sonunda "istenmekten" bahsetti.

    AI:Benim tek istediğim bir takım tarafından kabullenmek ve istenmekti. Bu benim için en önemli olan şeydi "istenmek".



    Ceviri:Kaan Dikici (forza)
    Röportaj;http://www.philly.com/philly/blogs/deep-sixer/Iverson_.html

    28 Ekim 2010 Perşembe

    Allen Iverson & Qyntel Woods !


    Qyntel Woods ismi Allen Iverson hamlesinden önce takip edilen ve Iverson transferi gerçekleşmemesi durumunda transferi gerçekleşmesi beklenen ilk adaydı. Açıkcası ne kadar etkili oyuncu olursa olsun her zaman endişeli baktığım oyuncular arasındadır. Qyntel Woods'un vukuatlarını yazmaya başlasak bir nevi buradan Philadelphia'ya kadar yol olur. Her ne kadar bu transfere soğuk yaklaşsamda Iverson transferinin belki de ilk meyvesi şimdilik Woods gibi duruyor. Ilk teklifimizde yüksek ücretler talep eden Woods bugün twitterında Beşiktaş'da Iverson ile beraber oynayacağını yazmış. Olası Woods hamlesi ile beraber takımda 3 Avrupa pasaportu bulunmayan oyuncu olduğu için birinden vazgeçilme olasılığını da beraberinde getiriyor. Bu isim de şimdilik Ogilvy gibi duruyor. Tabi plase de Chatman'ı unutmamak gerekir. Anlaşılan ilerleyen günlerde bayağı hareketli bir transfer dönemi geçirecekmişiz gibi ..

    Bu arada Allen Iverson yarın New York'da TSI 20.00'da resmi imzayı atıyor.

    27 Ekim 2010 Çarşamba

    Allen Iverson Sonrası Hücum Opsiyonları

    Artık transfer kesinlik kazandığına göre yavaş yavaş Iverson'ın saha içindeki etkinliğinden de bahsetmek gerekir. Özellikle Burak Hoca'nın bugüne kadar ki hücum setlerinde ilk göze batan olay kısaların hücum setlerinde ki etkinliğiydi. Tabi bunda Chatman'ın varlığı ve boyalı alanda da bir türlü tam rotasyon sağlanmaması da büyük etkendi. Peki Iverson'ın katılımı ile hücum da neler değişebilir sorusuna cevap arayalım;

    1. 1-2-2 Zone Savunmasına Karşı Hücum Setleri

    Belki de Allen Iverson'ın gelişi ile en etkin kullanacağımız hücum setlerinden biri olacak. Iverson'ın tarihin en hızlı cross-over ve cross-dribble ını yapan oyuncusu olmasından dolayı artık çoğu takım 1-2-2 zone savunmayı tercih edecektir. Bu savunmaya karşı Iverson'ın o kadar çok olasılığı var ki; öncelikle takım arkadaşlarına çoğu zaman miss-match şansı verecektir. Çunku Iverson'ın her içeriye dalışında veya dışarda pick and roll aradığında geçiş savunması ile karşı karşıya kalacaktır. Rakiplerin en çok kullandığı yardım savunması ile içeride oynayan hareketli uzun yani 4 numara oynayan oyuncumuzu alan değiştirterek ve dışarda şut potansiyeli olan boşta bir oyuncu bıraktırarak yüksek posta her girişinde yardıma gelen savunmacısı ya dışarıda bekleyeni yada içeride olan 4 numara pozisyonunda ki oyuncunun diğer takım arkadaşı ile miss-match ine tercih etme şansı doğuracaktır.



    Bir diğer hücum olasılığı da; bunu sıkca izleyeceğimizi düşünüyorum. Allen Iverson a karşı adam adama tek oyuncu ve diğer takım alana savunması yaparak Iverson'a bire bir direncini düşürüp takıma en kötü şut tercihini şansını yakalatmaktır. Bunu geçen sezon Chatman'da sıkca görmüştük ancak bu sefer Iverson gibi bir cross over ustası olunca bu ihtimal de rakipler için 2-3 maç sonra çürüyüp gidecektir. Her ne kadar yaşı ilerlemiş olsada Iverson'ı Türkiye Basketbol Liginde bire bir durdurabilecek bir oyuncu olduğunu sanmıyorum. Yani her türlü 1-4 savunmaya karşı bire bir de içeriye penetre olsun ya da yüksek post da el üstünden olsun Iverson için pek sorun olmayacak gibi duruyor. Iverson'ın sıkca karşılaştığı 1-2-2 Zone Savunmaya karşı hücumuna bir şöyle bir göz atalım;









    Hem hücum cizelgesinde hemde yukarıda belirttiğim gibi Iverson ile başlayan hücum da takım 1'e 4 set halinde kalmış bekliyor bunun nedeni de rakibin savunma yardımlarında olası miss-match i sağlamak. Andre Igoudola'nın set hücumunun 3. adında ki koşusu şut imkanı da bu savunmaya karşı bulanabilecek en rahat basketlerdendir.

    2. Özel Set Hücumları



    Konu Iverson olunca doğal olarak da Burak Hoca'nın saha içinde en az 4-5 ayrı Iverson'a özel set hücumları düzenlenmesi bekleniyor. Özellikle Chatman'ın da varlığını da düşünürsek bu ikili belki de seyir zevki yüksek özel set veya oyunları ile rakiplerin erken havlu atmalarını da sağlayabilirler. Öncelikle Türk basketbol severlerin çoğu zaman Solomon'dan ve daha öncelerde de Naumoski'den gördükleri ve şimdilerde de Milos Teodosic ile sık sık izlediğimiz rakibi geçip uzun da dışarıya yardıma gidecek savunmacı perdeleyerek PG nin yüksek postdan rahat şut imkanı sağlaması seti. Bu set Iverson gibi oyuncular için belki de en sevdikleri settir. Bir de Chatman ile beraber ikisi birbirini tamamlayarak ekstra pas ile birbirlerini çok rahat tamamlayacaklardır. Bir diğer özel set ise dip çizgi de takımı adına boş şut yakalama şansını getirir. Bu nokta da Bekir Yarangüme ve Mustafa Abi'nin ceza atışlarında ki istikrarı büyük önem arz edecektir. Ignerski'nin artık çok zor süre alabileceğini düşünürsek ki bahsetmeden de geçemeyecem; Banvit maçında gerçekten çok güçsüz gözüktü. Ne 3 ne de 4, ne savunmacı ne de hücumcu bir de bunlara fiziksel yetersizliği de eklenince takıma direk katkı verebilecek veya rotasyonda direk rol biçilebilecek bir oyuncu konumundan yavaş yavaş uzaklaşıyor. Son çizilebilecek özel set ise uzunların pas yeteneğine kalıyor. Bu set hücumunda da en dikkat çekici özellik ise hem Chatman'ı hem de Iverson'ı dip çizgiye yollayarak onların hem içeriye hızlı penetreleri hem de dışarıdan yüzdeli skorerliğinden yararlanmak olacaktır.

    3. Üçgen Hücum Setleri



    Yeni adıyla aslında Lakers Hücum setleri de diyebiliriz. Internet'de birçok yerde karşılaşabileceğiniz ve Lakers'ın sıkca kullandığı ve bütün koçların ezbere bildiği ancak bir türlü de önlem alınamayan hücum setidir. Genellikle yine uzunların pas yeteneğine ve yüksek postan şut istikrarı bu sistemde büyük önem arz ediyor. Keşke Nicevic gibi bir oyuncu bu sezonda kadro da olsaydı dedirtebilecek bir set. Çunku hem Iverson hem de Chatman için biçilmiş kaftan bir set hücumu. Uzun dan çıkacak top kısalardan birinin dış çizgiye diğerinin de savunmacının önünde top alıp tekrardan uzun a hareketli pası verip uzunun boşta olan kısaya topu atarak tamamlanan bir set hücumu, bu sette de hem Chatman hem de Iverson ile birbirini tamamlayacak bir oyun sergilenebilir.


    Are You Kidding Me
    Allen Iverson @ Beşiktaş CT

    25 Ekim 2010 Pazartesi

    Are You Kidding Me !





    Ilk Iverson dedikoduları yayılmaya başladığı sırada yurt dışında kime sorsam ilk tepkileri hep aynıydı. Ve gelinen nokta da artık transfer hemen hemen gerçekleşti diyebiliriz. Arada ufak bir açık kapı bırakmamızın nedeni de malum Robinho transfer surecinde yaşananlar. Onun için yoğurdu ufleyerek yemeye biz devam edelim. Aslında hafta başında büyük ölçüde anlaşıldığı ve 2-3 güne açıklanacağı da belirtiliyordu. Akatlar parkeleri basketbol tarihinin en skorer oyuncusunu ağırlamaya çok yakın. Son olarak da kişisel bir tebrikte bulunmak istiyorum.Yıllar yılı tabir-i caizse başıboş bırakılan bir branşta Türk Spor tarihinin en büyük transferini gerçekleştirilmesinde emeği geçen herkese tebriklerimi sunuyorum.

    Allen Iverson @ Beşiktaş CT

    13 Ekim 2010 Çarşamba

    Allen Iverson @ Beşiktaş CT


    Öncelikle Iverson konusunu bu derece irdeleyeceğimizi 40 yıl düşünsem herhalde aklımın ucundan dahi geçirmezdim. Geçen ay ilk olarak Ismail Er ile başlayan Allen Iverson haberleri şu günlerde Espn'de bile tartışılır durumda. =) Açıkcası Allen Iverson'ın menajerinin yaptığı açıklamaya kadar bu çıkan dedikoduları pek gerçekci olduğuna inanmıyordum. Ancak dış basına yansıyan haberler (S.Smith bile transfere nba.com da yer vermiş) ve güvendiğim insanların ifadelerinden sonra bu transferde bayağı bir ilerleme kaydedildiği anlaşılıyor. Pazartesi'ye kadar da sanırım bir netliğe kavuşur.

    Allen Iverson birçok Nba yıldızından çok farklı bir yıldızdı. Geleceğin Michael Jordan'ı dendiği günden sonra hep Michael Jordan'ın gölgesinde kaldı. Bence Nba'in önemli beyinleri, Michael Jordan'ın arkasında kaldığı gibi Iverson'ın arkasında kalamadı. Gün geldi; 55 sayı attı ve Nba tarihinde 55 sayı üzeri atan 6 oyuncudan biri oldu. Gün geldi; tarih kitaplarına tarihin en hızlı cross-over ve cross-dribble ını yapan oyuncu olarak geçti. Nba kariyerinin son 1 yılı hariç, diğer Nba yıldızları gibi hiçbir zaman komplekslere sahip değildi. Delikanlı adamdı öyle üçlükler atınca savunmaya küçümseyerek bakmalar (Lakers final serisinde Lue'a karşı saygısını bir kenara koyabiliriz ), yaptığı cross overlardan sonra pis pis gülmeleri hiç yoktu. Çıkar adam gibi basketbolunu oynar sonra eğlencesi dışarda yapardı. Yani lafın kısası Allen Iverson Nba tarihinin en iyi oyuncuların başında gelen marka bir isimdir.


    Hatırladığım kadarıyla bu seviyede bir yıldız kategorisinde Avrupa'ya gelen tek oyuncu Dominique Wilkinsdı. Ve Dominique Wilkins sayesinde Yunan basketboluda inanılmaz seviyelere yükseldi. Avrupa'nın hemen hemen her ülkesinden Wilkins'i izlemeye turlar düzenlenirdi. Ve böylelikle Wilkins sayesinde Yunan basketbolu tüm dünya tarafından saygı duyulan bir seviyeye geldi. Allen Iverson'da bence aynı etkiyi yaratacak bir oyuncu. Hazır Dünya Basketbol Şampiyonasında harika bir organizasyon sağlamışken ve yanında sportif başarıda gelmişken olası Allen Iverson hamlesi sadece Türk basketbolunu değil Tüm Dünyada; Türkiye'nin prestijini, saygınlığını arttıracaktır.

    Biraz da gündemden bahsedecek olursak; öncelikle benim için Iverson'ın gelişi; şampiyonluktan da hatta Avrupa'da final four'dan da daha değerlidir. Bir düşünelim Inönü'de Quaresma ile beraber önemli bir UEFA maçı öncesi sahaya inip üçlü çektirmesi benim için paha biçilemez bir olay olur herhalde. Ancak kafamı kurcalayan en önemli detay rakamlar. Adam daha 2-3 sene önce senelik 21 milyon dolar alıyordu. 2 milyon dolara bizi kabul edeceğine ihtimal vermiyorum. Iverson'ı Istanbul'a getirebilmek için bir bu kadar daha feragat edilse belki o zaman ihtimali artabilir. Bir de basketbol da transferler futbol da ki gibi yürümüyor. Menajerler oyuncu transferlerinde önemli bir role sahipler. Hemde çok yüksek rakamlar alıyorlar. Bu nedenle sadece Iverson'ı ikna etmek de yetmeyebilir. Gerçi M-Oil, Ulker veya bir başka sponsor böyle bir zamanda böyle bir marka ismi kaçıracağını sanmıyorum.

    foto: Blogların birinden fotoyu alsam da kaynak forzada bir arkadaşmış. Ellerine sağlık.