rss
twitter
    TBL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
    TBL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

    30 Ocak 2011 Pazar

    Hedef Maçlar || Banvit:82 Beşiktaş CT:68


    Ergin Ataman'ın gelmesinden sonra yeni bir yapılanmaya giden Beşiktaş CT için Banvit karşılaşması hedef belirleyici ilk maçtı. Beşiktaş CT'da Allen Iverson ve Cüneyt Erden'in yanı sıra bu hafta parkelere dönmesi beklenen Fedor Likholitov ve yeni transfer Serkan Erdoğan'da takımdaki yerini alamadılar. Banvit maç boyunca Chatman'ı çok iyi durdurup ve hücumda da pas kanallarını çok iyi kapatınca, maçın tamamında üstün olan taraftı. Her ne kadar Beşiktaş CT dar rotasyonla mücadele etse de Banvit hem savunmada çok iyi hazırlanması hem de hücumda ki harika performansı ile salondan 82-68 galip ayrılan taraf oldu.

    Maçın başında pota altında Charles Davis, dışardan da Mutlu Akpınar'ın etkili oyunu ile skorda öne fırlayan Banvit bu iki oyuncudan ilk çeyrekte toplam 14 sayı buldu. Efes Pilsen maçından bu yana performansını her geçen gün arttıran Cevher Özer'de bu maçta kaldığı yerden devam etti. Ilk çeyrekte 9 sayı 2 ribaund ile oynayan Cevher Özer, Beşiktaş'ın skorda en etkili ismiydi. Skor ilk çeyrek boyunca başa baş geçerken Charles Davis ve Izzet'in üst üste sayıları ile ilk çeyreği Banvit 21-18 önde kapadı.

    Ikinci çeyreğin başlamasıyla da Banvit'in inanılmaz hücum performansı başladı. Seyircinin de desteği ile çok ciddi bir hava yakalayan Banvit, çeyrek boyunca neredeyse ne attıysa girdi. Maç sırasında not almamışım ama Banvit yanılmıyorsam ikinci çeyrekte sadece 3 veya 4 şut kaçırdı. Ikinci çeyreğin ilk 2.50 dakikası 25-23 ile geçilirken 2 dakika içerisinde skor 34-23'e geldi. Özellikle dışardan Barış Ermiş ve Mutlu Akpınar ile etkili olan Banvit'e karşı Beşiktaş CT'da skor olarak ayakta kalan tek isim Cevher Özer idi. Periyodun bitmesine son 03.30 kala skoru 40-31'e getirip farkı yeniden tek hanelere getiren Beşiktaş CT'ya cevap yine Barış Ermiş'den geldi. Bir anda skor 47-31'e gelip oyununun momentumu tamamıyla Banvit'in eline geçti. Bu süreçte Barış Ermiş 3/3 üç sayı isabeti ile 12 sayı 6 ribaund istatistikleri ile oynarken Banvit takım olarak 7/8 üç sayı isabeti ile oynadı. Maçın sonunda gelen teknik faul ile periyot 47-33 Banvit lehine sonuçlandı. Ilk yarı itibariyle Banvit'in 7/8 üç sayı isabetine karşılık Beşiktaş CT 2/11 üç sayı isabet oranı ile oynarken, Banvit'in ilk yarıda toplam 11 asistine karşılık ise Beşiktaş CT sadece 2 asist ile ilk yarıyı tamamladı.

    Yeni Görüntüsü ile Beşiktaş CT 2011 yazısında da belirttiğim gibi atlet bir kısa oyuncunun takımda olmayışı, hem hücumda rakibin savunmasının düzenini bozmada hemde dış savunmada direnç göstermede eksiklik hissedilmesini sağlıyor. Atlet veya penetre eden dış oyuncunun önemini Fenerbahçe Ulker - Pamesa Valencia maçında çok iyi şekilde gördük. Hem Ömer Onan hem de Emir Preldzic, belki de Avrupa'nın en sert savunma yapan takımlarından birine karşı birçok kez içeriye penetre ederek rakip savunmalarının düzenini bozmayı başardılar.

    Maçın ikinci yarısına geçecek olursak, üçüncü çeyreğin başında Mustafa Abi'nin 2 asist ile Ogilvy'den gelen 4 sayı ile skorda iyi bir başlangıç yapan Beşiktaş CT'ya karşı Banvit de ise Mutlu Akpınar üçüncü çeyreğe damgasını vurdu. Beşiktaş CT tam bir hava yakalayıp farkı indirmeye başladığında Mutlu Akpınar'ın üçlüğü geldi. Uçüncü çeyreğin 5. dakikasında Ignerski'nin üçlüğü ile (O ana kadar 1/6 ile oynuyordu) Skor 54-43'e geldi. Ancak maç boyunca oyunun momentumunu elinde buluduran Banvit dışardan etkili oyununa devam etti ve son çeyreğe 70-51 önde girdi. Son çeyrek öncesi Mutlu Akpınar 5/6 üç sayı isabeti ile 17 sayı üretirken Beşiktaş CT ise takım halinde 3/16üç sayı isabeti buldu.

    Son çeyrekte ise Beşiktaş CT'dan gelen 7-0'lık seri ile skor 72-58'e geldiğinde yine başrolde Mutlu Akpınar vardı ve Mutlu'nun üç sayı isabeti ile bu seri de tamamlanmış oldu. Maçın geri kalan sürecinde ise karşılıklı basketlerle geçildi ve salondan Banvit 82-68'lik skorla galip ayrıldı.

    Banvit ile ligin ilk yarısında Akatlar Cola Turka Arena'da yaptığımız maçı da kaybettiğimiz için, olası playoff eşleşmesinde 1-0 yenik durumda başlayacağız. Takımda bu kadar çok eksik varken, bu maç ile ilgili sağlıklı bir değerlendirme yapmak çok zor olur. Umarım sakatlıkları bulunan oyuncular en erken dönemde takıma katılırlar. Ergin Ataman'a güvenim her zaman sonsuz olduğu için Türkiye Kupasından çok umutluyum. Güzel bir kura ile kısa yoldan beklenmedik bir zafer yaşanmaması için hiçbir neden yok.

    Son olarak eski koçumuz Burak Bıyıktay, Aliağa Petkim ile anlaşmış. Hayırlı olsun. Yolu açık olması ile dileğiyle ..

    9 Ocak 2011 Pazar

    Şansızlık || Efes Pilsen:85 Beşiktaş CT:83


    Hafta içinde yaşanan koç değişikliğinden sonra herkesin aklındaki ilk soru; Ergin Ataman'ın takımda nasıl bir etki yaratacağı idi. Sonuçta insanların alışkanlıklarından vazgeçmesi hiç de kolay değildi. Maça trafik dolayısı ile geç girmek zorunda kaldım ve yerime oturur oturmaz salonda bir anda 'sonunda be' gibi rahatlama söylemlerini işitince hemen gözlerim skorboard a gitti ve Efes Pilsen'in maça 6-0 lık seri ile başladığını gördüm. Ilk çeyrek boyunca iki takım da çok rahat basketler buldu. Aslında bakarsak Beşiktaş CT neyse de Efes Pilsen de savunmada çok yumuşak bir takımdı ve Ergin Ataman bunu çok iyi kullandı. Ergin Hoca'nın takıma ilk aşıladığı şey kesinlikle özgüven olmuş. Ilk yarıda tüm takım neredeyse hep AJ Ogilvy'nin üzerinden oynadı ve pota altında çok iyi beslediler. AJ Ogilvy her zamanki gibi oyunun tek yönünde çok iyi performans sergilerken savunmada ise sıkça kullandığım bir tabir olacak ama savunma yapma alışkanlığını hala kazanamadığını gösterdi. (Oyunun tek yönünü diyoruz ama o son periyotta kaçırdığı basket yok mu altı pasta boş kaleye kaçırmak gibi birşey; biraz yukarıdan çıkarsa belki maçı almıştık)

    Maçta ilk 15 dakikayı 25-38 önde geçerken savunma hariç herşey harika gidiyordu. Şimdi diyeceksin; abi 15 dakikada Efes Pilsen gibi bir takıma 25 sayı şansı vermişiz hala savunma diyorsun. Ilk yarı sonunda sohbet ettiğimiz arkadaşlara da ifade etmiştim, maç içerisinde not etme şansı bulamadım ancak Efes Pilsen'in ilk yarıdaki kaçırdıkları şutların bazıları boş atış bazıları da doğru hücumlar sonucu kaçan şutlardı. Yani hücum düzenlerini bir türlü bozamamıştık.


    Ilk yarıda dikkat çeken bir diğer isim ise Allen Iverson'dı. ( Tabi son periyodu ayrı tutuyorum; rotasyondan dolayı dinlendirme fırsatı da bulunamadığı için fiziksel olarak çok yoruldu) Allen Iverson Türkiye'ye geldiğinden bu yana NBA salonlarına en yakın salonlardan birinde ilk defa oynuyordu. Bu kadar güzel salonda oynama zevki de sanırım onun için maç başında çok farklı bir heyecan yaratmış ki ilk yarı da basketbolseverlere güzel bir resital sundu. NBA yıllarından kalma crossoverlar mı dersin yoksa basket ile sonuçlandırdığı fadeawayler mi... En önemlisi hem Ogilvy'yi hem de Cevher'i sık sık oyunda tutması ile takıma verdiği katkılardı.

    Oyunun iki yönünde de maksimum verim sağlayan ve bu yenilgide en çok adına üzüldüğüm isim ise Cevher Ozer oldu. Bence bugünki maçta Beşiktaş CT forması ile en iyi kişisel performansını sergiledi. Oyunun savunma kısmında hiçbir zaman direnci düşmeyen Cevher, oyunun hücum kısmında da çok etkin rol oynadı. Tabii bunda en büyük etken de hücumdaki opsiyonların artması diyebiliriz. Ergin Ataman'ın aşıladığı özgüvenden sonra takımda dikkat çeken bir diğer nokta ise hücumdaki opsiyonların artması idi. Oyunun genelinde de bu gözüktü. Hep hücum çeşitliliği dengeli dağıldı. Daha önce bahsettiğimiz Allen Iverson Sonrası Hücum Set Opsiyonları yazısında anlatılan özel kişiye özel taktiksel opsiyonları sanki ileride daha çok izleyecek gibiyiz.


    Ikinci yarı ile beraber Efes Pilsen, Kerem Gönlüm'ün fiziksel üstünlüğünden ve oyun zekasından yararlanarak çoğu hücumda topu boyalı alana indirdi. Başta ikili oyunlar olmak üzere Lakersvari üçgen hücumları ile de savunmanın düzenini bozmayı başardılar. Hatta bir ara hücumda hep doğru adamları topla buluşturdular. Çok klişe bir söz olacak ama pek hakemleri konuşmayı sevmeyen bir yapım vardır. Çünkü basketbolda kararlar o kadar saniyelik süreçte veriliyor ki bazen hata yapmaları da çok olası olabiliyor. Ancak bugün çalınan öyle düdükler vardı ki; yakaladığımız fark diferansında çoğu kez yakalanmamıza neden oldu. Şimdi tek tek pozisyonları sayıp da yazının canına okumak istemiyorum =) Tek bir pozisyondan bahsedeceğim -o da yine maçı kaybetmemize neden olan bir düdük oldu-; Mustafa Abi'ye çalınan karşılıklı teknik faul düdüğü. Çalınan teknik faul ile Mustafa Abi 4. faulunu almış oldu. Son iki maçtır çok üst düzey savunma performansı sergileyen Mustafa Abi'nin rotasyona girmesine neden oldu. Oysa ki Mustafa Abi o ana kadar sadece savunmada değil hücumda da hem Chatman hem Allen Iverson'a top getirmede yardımcı oluyordu. Rakiplerin kısalarına tam saha baskı yapması da Efes Pilsen'in hücumda istedikleri yapmasını zorlaştırıyordu. Bu kadar başa baş giden bir maçta çalınan bu düdük de Ergin Hoca'nın oyun planlarının bozulmasına neden oldu.

    Savunmada Nachbar ve Kerem Gönlüm'e bir türlü çözüm bulunamaması ve son periyotta yapılan çok basit top kayıpları ile fark diferansı yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı. Rotasyon yetersizliğinden dolayı pota altı savunmasında bir türlü istenilen seviyeye gelemedik. Bu da doğal olarak Ergin Ataman'ın savunmada elini kolunu bağladı. Bu sezonki Galatasaray CC - Fenerbahce Ulker maçında izleyenlerin dikkatini çekmiştir; Preston Shumpert gibi hareketli, kendi şutunu yaratabilen ve zaman zaman 4 numara oynayan oyuncuları savunmak için en iyi seçim ondan daha hareketli bir oyuncuyu karşısına koymaktan geçiyor. Fenerbahce Ulker de maç içerisinde bu seçimi yapmış, ondan daha hareketli olan Emir Preldzic'i alarak bir nebze de olsa Preston Shumpert'in etkinliğini azaltmayı düşünmüş ve bunda da başarılı olmuştu. Şimdi benche baktığımızda Nachbar'ı savunabilecek en iyi oyuncu Ignerski olarak duruyordu onun da ne kadar etkin savunabildiğini maç içerisinde gördük. Kerem Gönlüm'ün etkinliği ise çok normal belki Fedor olsaydı bi nebze durdurabilirdi.


    Maçın sonlarına doğru gelirsek gerçekten kötü oynadık diyebiliriz. Kötü şut tercihlerinden tutup da yapılan top kayıplarına kadar bir türlü son çeyrekte oyuna ortak olamadık. Tabii bunda en büyük etken ise; Ergin Hoca'nın birbaşka çaresiz bırakan konu olan rotasyon eksikliği oldu. Sonuçta Efes Pilsen'e karşı 7 kişilik rotasyon ile oynamak (Chatman:32 Iverson:35 Bekir Yarangüme:33) ve maç boyunca aynı çizgide performansını sürdürmek çok zordu ve ne yazık ki fiziksel düşüş de maç sonuna yansıdı. Maçın sonunda kaçan serbest atışlardan sonra Kerem Tunçeri'in de son hücumda yaptığı şut tercihinin olumsuz sonuçlanması ile maç uzatmaya gitti.

    Uzatma dakikalarında da aynen yukarıda bahsettiğim fiziksel olarak yorgunluk devam etti ancak ne olursa olsun son topa kadar skor da tutunmayı başardık. Ancak Chatman'ın akılalmaz faul tercihi ile maçı kaybettik. Şimdi süreden haberi yoktu da desem öyle bişey mümkün değil çünkü son topu kendi oynadı gözü hep süredeydi. Sadece şutu engellemeyi düşüncesi oldu desem o da değil bana göre bariz faul yapıyor pozisyonda. (Maçın tekrarını izlemedim sadece salondaki ekrandan pozisyonun tekrarını izleme şansını buldum) Faulden sonra da Nachbar'ın ikinci faulu kaçıramaması da ilginç anektodlardan biri idi bence.

    Şansız bir şekilde yenildik. Ancak ben Ergin Ataman'ın zamana ihtiyacı olduğunu ve uzun vadede başarılı olabileceğine inanıyorum. Öncelikle Nachbar gibi Shumpert gibi hareketli uzunları savunabilecek ve en önemlisi ribaund toplayabilecek bir uçan kaçan Amerikalı uzuna ihtiyacımız var. Bir diğer çok önemli eksik ise sırtı dönük oynayabilecek ve savunmada belli bir sertlik çizgisi olan bir 5 numara. Ogilvy'nin savundukları son 3 maçtır neredeyse kariyer rekorları kırıyorlar. Belki bu pozisyon döndüğünde Fedor ile doldurulabilir veya Dudley-Michael Wright vb. yerli uzun ile 4-5 de yerli rotasyona ekleme yapıp rotasyon genişletilebilir. Bir de ek olarak kesinlikle hareketli bir 3 numara eksiğimiz olduğunu dusunuyorum. Gerçekleşecek takviyelerin takıma katkıları ile bu sezonu kurtarabiliriz. Önümüzdeki sezon ne olacağı hiç belli olmaz; bakarsınız Euroleague elemesinde 2 takım oynar.

    2 Ocak 2011 Pazar

    Iyiler Mutlaka Kazanır


    Arkadaşlarımın ısrarı nedeniyle yine dayanamayıp maça gittim. Maçta daha önce atılan bir sayı gecikmeli olarak Beşiktaş CT skoruna eklendi. Maça gidenler daha net görmüştür; Skorun eklendiğini farkeden Galatasaray CC koçu Oktay Mahmudi hakem masasına gelerek skor kontrolunu yaptı. Daha sonra benchine koşarak bütün takımı yanına toplayıp farkın 4 değil de 3 olduğunu ifade etti ve ona göre de büyük bir ihtimal planlarını değiştirmiştir. Oyun başladığında ise bir anda Ignerski'nin üçlüğü geldi ve skorda 71-71'lik eşitlik oluştu. Galatasaray topu oyuna sokar sokmaz ise Iverson'ın faulu geldi. Jest ve mimiklerinden zaten tribünde de anlaşılıyordu sayı eklendiğinden haberi yok gibiydi ve farkın da o ara hala 1 sayı olduğunu düşünüyordu. Işin aslı da aynen anlaşıldığı gibiymiş; Burak Bıyıktay Skyturk'te Basketbol Panorama programında Iverson'ın ona; " 1 sayı geride olduğumuzu sanıyordum " dediğini belirtti. Bir tarafta sayı eklendiğini görüp hemen takımını toplayıp haber veren Oktay Mahmudi öteki tarafta Iverson'a bile haber verilmemesi.

    edit: Geçmişe dönük olumsuzluklar o kadar fazla ki bugun özellikle Mustafa Abi'nin Efes Pilsen yıllarından kalma savunma performansını da gözardı etmemek gerekir.

    27 Aralık 2010 Pazartesi

    Yine Yeni Yeniden


    Beşiktaş Cola Turka basketbol şubesinde neredeyse her sene yaşanılan maddi sıkıntılar bu sezon da gün yüzüne çıkmış oldu. Haber1903 sitesinde kaptan Cevher Özer'in yaptığı açıklamaya göre; 3-3,5 aydır maaşını alamayan basketbolcular idmana çıkmayarak protesto etme kararı almışlar. Maaşı ödenmeyen oyuncular arasında acaba Allen Iverson var mı çok merak ediyorum (şu an için Iverson'ın maaşlarında sıkıntı olmadığı yönünde haberler var), yalnız Iverson'ın şu kısa Avrupa kariyerinde yaşamadığı tecrübe de kalmadı;

    - Hemofarm maçında 3 defa 15 sayı farkdan yakalanarak kaybedilmesi.
    - Göttingen maçının tekrarı.
    - Pınar Karşıyaka maçında 15-16 yaşında ki çocuklarla maç yapması.
    - Ve şimdi de; idmanın protesto edilmesi ..

    Konuya geri dönecek olursak; Yanlış hatırlamıyorsam Yıldırım Demirören başkanlık seçimleri sırasında Telegol'e katıldığı program da basketbolun kendi kendini götürmediğini ve Beşiktaş futbol şubesinin her sene kar ettiğini ve futbol şubesinden de amatör branşlara para gittiğini ifade etmişti. Insan ister istemez şunu sormadan edemiyor peki bu aşağıda ki gelirler nereye gidiyor ??

    - Spormax 'den Yayın Gelirleri
    - Avrupa Maçlarında Eurosport2 den Yayın Gelirleri
    - Beşiktaş Cola Turka Isim Sponsor Geliri
    - Akatlar Cola Turka Isim Sponsor Geliri
    - Salonun içerisinde ki reklam panoları gelirleri
    - Ve en önemlisi Iddia Gelirleri
    - Bunlara daha da kombine ve bilet satış gelirlerini de ekleyebiliriz.

    edit: Aşağıda bulunan kayıtda ki yorumlar olsun veya diğer forum ve sitelerde ki yorumlar olsun çoğu taraftarın bir isyan bayrağı çektiği ve neden şube kapatılmasına varan yorumlar yapıldığını görünce amatör branşlar konusunda çok yakınımızdan bir takım; Fenerbahçe klubunu örnek almamız gerektiğini düşünüyorum.

    Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı; Ulker
    Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı; Aras Kargo
    Fenerbahçe Erkek Voleybol Takımı; Kiğili Giyim
    Fenerbahce Kadın Voleybol Takımı; Acıbadem Hastanesi

    Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım bu oluşumu sağlamak için planları 2 sene önce attı. 2 sene önce şurada yaptığı açıklamada amatör branşlara yapılan harcamaların vergiden düşülmesi gerektiğini ifade etmişti. Belirtilen yasa da ileriki zamanlarda çıkmış oldu. Internetden hızlıca biraz araştırdım en yakın tarihten şu haberi bulabildim. Haber de belirtildiği gibi "Sponsorluk yasası ile spora verilen destekler vergiden düşülüyor" Peki biz neden böyle bir yol izlemiyoruz merak ediyorum, çünkü birçok Beşiktaş'lı zengin iş adamı var ve klubümüz bu zengin iş adamlarına teklif de bulunabilirler. Bu sayede hem amatör branşlar hem klüp hem de sponsorlar kazanmış olur.

    26 Aralık 2010 Pazar

    Beşiktaş CT. vs. P. Karşıyaka Maçına Doğru


    Maçın başlamasına 1 saat den az bir süre kala şahsen aşağıda ki yazıda da belirtildiği gibi Beşiktaş'ın bu maçı oynanaması düşüncesindeyim. Bu maç oynanması dahilinde ileride bu maçın yankıları çok daha olumsuz yansıyacak gibi bir görüntü var. Bugün ki maça 15-16 yaşında ki basketbolcularla sahaya çıkacağını açıklayan Pınar Karşıyaka bugün bir açıklama daha yayınladı ve kararını da tekrardan yineledi;

    arşıyaka Spor Kulübü’nün Basketbol Şubesi’nden yapılan açıklama şöyle:

    “TBF’nin Kulübümüz hakkında yaptığı 24.12.2010 tarihli açıklamasından, Kıbrıs Rum Kesimi’nde uğradığımız planlı saldırıdan kurtulmamızı başta Sayın Türkiye Basketbol Federasyonu Başkan Turgay DEMİREL ile TBF yetkililerine borçlu olduğumuz şeklinde anlamlar çıkmaktadır.

    Kulübümüz açısından gerçek şudur ; Takımımız o geceki olayları ancak soyunma odasına girdikten sonra İzmir’e telefonla bildirilebilmiş ve Kulüp Yönetimi’nce Dış İşleri Bakanlığı’nda bulunan nöbetçi personel harekete geçirilmiştir.

    Yaşanan saldırıda esas odaklanılması gereken nokta, Pınar Karşıyaka A Takımı’nın koridorlarda yapılan çift taraflı saldırıya rağmen, soyunma odasına kadar yolunu, 5 (beş) Rum Polisi’nin yardımıyla kendisinin açmış olduğudur.

    Mahsur kalan takımımızın iki buçuk saat sonra kurtarılmış olmasından, TBF adına övünülecek bir durum yoktur. Esasen, FIBA ve Kıbrıs Rum Kesimi Basketbol Federasyonu’na önceden uyarılar yapılmış olsaydı yeterli güvenlik önlemi alınır ve saldırı yaşanmazdı.

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dışişleri Bakanlığı’nın Rum Kesimi’ni kınayan açıklamasında da belirttiği üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin bir takımının Rum Kesimi’nde maç yapacak olması “istisnai bir durumdur”. Bu olağanüstü duruma, maçın iddiasız olmasından hareketle, TBF kayıtsız kaldıysa ihmalkardır. Eğer, geçmişte Tuborg ve Banvit ekiplerinin uğradığı saldırıları da göz önüne alarak güvenlik önlemi talep etmesine ve teminat almasına rağmen bu saldırı yaşandıysa, TBF yönetimi “Dünya İkincisi” ünvanını taşıyan ülkemizi gereğince temsil edememektedir.

    En nihayetinde, FIBA nezdindeki tüm girişimlerine rağmen olayın cezası Rumlar açısından ödül niteliğinde ise, TBF’nin özeleştiri yapması gereklidir. Cezaya itiraz için kulübümüzden yazı bekleniyor oluşu da olaydaki bir diğer tezattır. Cezanın düşük oluşundan rahatsızlık duyan Türkiye Basketbol Federasyonu tarafından, Rum Polisi’nin dahi “planlı saldırı” şeklinde adlandırdığı olayda, FIBA’ya itiraz için mağdur olan Karşıyaka Spor Kulübü’nden yazı beklenmesinin nedeni bilinmemektedir.

    Durumlar bu şekildeyken, birlik olunmasını umduğumuz günlerde Türkiye Basketbol Federasyonu’nu yıpratmamak adına, yukarıdaki açıklamaları yapmaktan imtina etmiştik. Ancak, kulübümüze bir geçmiş olsun mesajı göndermeyi dahi gerekli görmeyen Turgay DEMİREL yönetimindeki Türkiye Basketbol Federasyonu’na karşı kibar davranmayı biz de gereksiz bulduğumuzdan, düşüncelerimizi kamuoyu ile paylaşmayı uygun gördük.

    Maç ertelemeleri konusuna gelirsek, sezon başından itibaren Türkiye Basketbol Federasyonu’nun tavrı kulübümüz açısından şöyle tespit edilmiştir :

    1- İzmir’de Beko TBL 2. haftasında oynadığımız Galatasaray maçı, olumlu görüşümüz alınmadan Cumartesi saat 18:00’den Pazartesi gününe alınmıştır. Hasılat ve seyirci açısından yarı yarıya kaybımız olmuştur.

    2- Geçtiğimiz hafta Cumartesi günü, İzmir’de saat 18:00’de oynamamız gereken Fenerbahçe Ülker karşılaşması yine olumlu görüşümüz alınmaksızın Pazar günü saat 13:00’e alınmıştır. Oysa bu maçtan sadece 52 saat sonra takımımız yurt dışında başka bir maç oynamak zorunda bırakılmıştır. Bir takımın iki maç arasında sahip olması gereken 68(altmış sekiz) saatlik süre takımımız açısından dikkate alınmamıştır.

    3- Kulübümüzün, bu hafta Beşiktaş Cola Turka ile İstanbul’da yapılacak karşılaşmanın ertelenmesi hususundaki teklifi ya ileri bir tarihte oynatılması veya hiç olmazsa Pazartesi gününe alınması şeklindeydi. Türkiye Basketbol Federasyonu tarafından verilen cevap; “Maçı Pazar gününe alıyoruz. Siz Beşiktaş’ı ikna edin. Pazartesi oynayın” şeklindedir.

    Görüldüğü üzere maç günleri ve saatlerinde kendince gereklilik gördüğünde hüküm vermekten kaçınmayan Türkiye Basketbol Federasyonu son müracaatımızda kararı Beşiktaş Yönetimi’ne bırakabilmiştir. Pınar Karşıyaka olarak, bundan böyle biz de olurumuz alınmadan hiçbir maç saatimizin değiştirilmesine rıza göstermeyeceğimizi bildiririz.

    Diğer taraftan, her ne kadar TBF yaşanan olayları hafife almış olsa da bizim için sporcularımızın sağlığı, maç sonuçlarından önde geldiğinden, Beşiktaş Cola Turka maçında Genç Takım oyuncularımızla mücadele edeceğimizi bir kez daha saygıyla duyururuz.

    Karşıyaka Spor Kulübü Basketbol Şubesi”

    11 Aralık 2010 Cumartesi

    BBL #9 || Beşiktaş CT:96 - Antalya BB:75


    Beko basketbol liginin 9. hafta maçında,Beşiktaş'ımız konuk ettiği AntalyaBŞB'yi 96-75 'lik skorla geçerek galibiyet serisini üç maça çıkardı.

    Karşılaşmaya Chatman,Likholitov,Serhat,Cevher,Ignerski ile başlayan ekibimiz özellikle Fedor ve Cevher'in içeriden etkili oyunu ile maçın ilk üç dakikası içinde 14-6 'lık skoru yakaladı,rakibin hareketli perdeleri kullanarak içeriyi zorlaması ve kazanılan sayılar farkı azaltmasına rağmen periyodun sonunu iyi oynayan ekibimiz farkı tekrar arttırarak ilk 10 dakikayı 25-17 önde geçtik.

    İkinci periyoda ekibimiz iyi savunma ve yüksek yüzdeli şutlarla başladı,Ignerski'nin adeta ne attıysa girdiği bu bölümün sonunda 56-30 'a gelen skor,maçın da galibini ortaya koyar gibiydi.Takımlar soyunma odasına girerken bizim adımıza dikkat çeken en önemli istatistiğin 6/7 ile atılan üç sayı performansı ve saha içini 19 sayı atarak %100 le oynayan Ignerski'nin faul çizgisinden 3/6 ile % 50 'de kalması ve 22 sayıya ulaşması idi.Takımın ilk bölümü % 65 iki sayı,% 85,7 üç sayı,% 63,2 faul çizgisi,6 sı hücum 23 ribaunt,15 asistlik genel istatistikle tamamlarken,iyi oyunla gelen 56 sayı özlenen Beşiktaş'ı parkeye çıkarmıştı.

    Üçüncü periyot rakibin direnç koymaya çalıştığı bölümdü,iyi başlamalarına rağmen Antalya farkı 15 sayının altına indiremedi ve periyodun son bölümünde devreye giren Chatman'ın Cevher Özer'le birlikte kaydettiği basketler yaptığı asistler ile dengelemesi maçtaki farkı korudu ve ekibimiz final periyoduna 72-48 önde girdi.

    Son bölüm artık rakibin direncinin tamamen kırıldığı ve bizim ise hafta içi iki farklı ülkede oynayacağımız kupa maçları öncesi aktif dinlenmeye geçtiğimiz bölüm olmasına rağmen,Chatman'ın istekli oyunu takıma da yansıdı ve temponun tekrar hızlanması,savunmaların maç başındaki sertliğini yitirmesi skoru yüksek bir oyuna dönüştürdü ve maçı 96-75 kazanılmasını sağladı,zaten yukarda da yazdığımız gibi 2. periyotta yapılan iyi savunma maçın neticesini belirlemişti.Takımımıza salı ve perşembe günleri ardarda oynayacağı Hemofarm Stada ile BG Göetingen maçları öncesi iyi şanlar dilerken bu oyunun o karşılaşmalara moral olmasını diliyoruz.



    SALON : Beşiktaş Akatlar Arena

    HAKEMLER : Erşan Kartal – Zafer Yılmaz – Erman Erdemli

    BEŞİKTAŞ COLA TURKA (96): Fedor Likholitov 7 (7 rib), İsmail Çevik 2 (1 rib), Bekir Yarangüme 7 (3 asist), Mustafa Abi 3 (3 rib,1 asist), Cüneyt Erden (1 rib,3 asist), Mutlu Nuri Kutlu 3 (1 rib,1 asist), Serhat Çetin 6 (2 rib,5 asist), Michal Ignerski 26 (5 rib), Cevher Özer 17 (3 rib,8 asist), Andrew Ogilvy 12 (4 rib,1 asist)

    ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE (75): Devon Chism 9 (2 rib), Muratcan Güler 10 (5 rib,6 asist), John Prince 18 (1 rib,4 asist), James Chrisopher 18 (3 rib), Hadi Doğan 3 (2 rib), Emre Bayev 4 (4 rib), Erdinç Balto 3 (3 rib), Barış Hersek 4 (3 rib,1 asist), Polat Kocaoğlu 6 (2 rib).

    1.PERİYOT: 25-17
    2.PERİYOT: 31-13
    3.PERİYOT: 16-18
    4.PERİYOT: 24-27


    Besiktasbasket

    27 Kasım 2010 Cumartesi

    BBL #7 || Beşiktaş CT:94 - M.P. Trabzonspor: 85



    Sıkıntılı geçen üç maçtan sonra M.P. Trabzonspor maçı mental açıdan çok büyük önem arz ediyordu. Maça yine pota altından Fedor Likholitov'un basketleri ile başlayan Besiktas CT'da ilk çeyrekte göze batan ilk olay Allen Iverson'ın artık yavaş yavaş takımı tanıması olmuştu. Özellikle hücuma yön verdiği zaman içeri penetrelerinde rakibin savunma düzenini çok rahat bozabilmesiydi. Ilk 5 dakika içerisinde iki takımda ritmi düşürmeyerek hızlı hücumlarla sayı bulmak istediler. Bu da bazen dengesiz hücumlara da neden oldu ve ilk beş dakika 9-6 Beşiktaş CT üstünlüğü ile geçildi. Ilk periyodun sonlarına doğru sazı eline alan isim Allen Iverson oldu ve periyodun son üç dakikasın da yaptığı 3 asist ile çeyreği 18-16 önde geçilmesini sağladı.

    Ikinci periyoda ise yine Allen Iverson'ın güzel asisti sonucu Serhat'ın üçlüğü ile girildi. M.P. Trabzonspor ikinci çeyrek boyunca dışardan hem yüzdeli oynadılar hemde hücum ribaundlarında çok etkililerdi. Zaten hücum ribaundları sıkıntısı maç boyunca devam etti. Bir de boyalı alan da Michael Wright'a çözüm bulamayınca M.P. Trabzonspor çok rahat skor bulabildi. Beşiktaş CT'da ise uzun süredir basketboldan uzak kalmasına rağmen basketbola çok kısa süre de kanalize olan Allen Iverson'ın oyuna etkisi idi. Ikinci periyot da yaptığı 5 asist ile skorda dengeyi sağladı ve periyodun sonunda çalınan teknik faul ile devreye 41-41 beraberlik ile girildi. Ilk yarının en dikkat çekici istatistiği ise; Beşiktaş CT toplam da 8 asistinin hepsinin Allen Iverson'ın yapmış olmasıydı.


    Ikinci yarıda da hücum ribaundları sıkıntısı devam etti. Iki takımda ikinci yarının başında pota altından oynamaya çalıştı ve karşılıklı basketlerle geçilen ilk 4 dakika 50-51 ile geçildi. Geçen 25 dakika içerisinde ise M.P. Trabzonspor'un 15 hücum ribaundı varken Beşiktaş CT'ın 14 savunma ribaundı vardı. Hücumda ise Fedor Likholitov ve Chatman'ın skora katkıları ile bir anda 6 sayılık bir diferas yakalayan Beşiktaş CT, üçüncü periyodun sonlarına doğru M.P. Tranbzonspor'da Hakan Yapar ve Hadi'nin toplam 7 sayısı ile son periyoda 62-61 önde geçildi.

    Son çeyreğe ise hafta içi büyük bir özveri göstererek, sakat sakat oynayan Mire Chatman damgasını vurdu. Hemen periyodun başında yakalanan 9-0 seri ile maçta ki en yüksek fark yakalandı ve skor 71-61'e geldi. Bu fark diferansı maç boyunca korundu. M.P. Trabzonspor da ise son 2.30 dakika farkı eritmek için tam saha baskıya geçildi ancak şutlar girmeyince ve yapılan taktik fauller ile Beşiktaş CT salondan 94-85 galip ayrıldı.

    Allen Iverson'ın yukarıda da belirttiğim gibi uzun bir aradan sonra basketbolu bu kadar kısa süre içerisinde yeniden kanalize olması ve formunu gün geçtikçe arttırması onun ve basketbolseverler için güzel bir gelişme. Allen Iverson maçı 14 sayı 8 asist ve 1 top çalma ile tamamladı. Takım da ise uzun sıkıntısı devam ediyor. Verilen hücum ribaundları artık takımın savunma direncini de yavas yavas düşürmeye başladı gibi.



    Son maçlar da ki ribaund performanslarımız;

    Oyak Renault maçında@ verilen 17 hücum ribaundı || aldığımız 4
    Hemofarm maçında @verilen 13 hücum ribaundı || aldığımız 9
    Fenerbahçe Ulker maçında @verilen 15 hücum ribaundı || aldığımız 8
    Gottingen maçında @ verilen 14 hücum ribaundı || aldığımız 8
    M.P. Trabzonspor @ verilen 22 hücum ribaundı || aldığımız 9

    En ilginç olanı da şu ana kadar en iyi ribaund ortalamasına sahip oyuncumuz 6.1 ribaund ortalaması ise guardımız Mire Chatman ve hemen arkasından Fedor Likholitov geliyor. Bir diğer yabancı uzunumuz Ogilvy ise ligde ortalama 4.6 ribaund ile oynuyor. Hatta ligde son 3 maçta aldığı toplam ribaund ise sadece 5. Buradan da çoğu maçta skorda her zaman belli bir farktan yakalanmamızın başlıca nedeni ortaya çıkıyor; o da RIBAUND sıkıntısı. Aklıma hemen Murat Didin geldi. Hangi maç olduğunu tam hatırlamıyorum ama maçlardan birinde oyunda belli bir farkı yakalamışken aldığı bir mola da sadece tahtaya büyük bir şekilde Ribaund yazarak tek tek oyunculara göstermişti ve ribaund ın önemine vurgu yapmıştı. Bu sezon da ne kadar uzun transferi gecikirse o kadar bu sıkıntıyı çekecekmişiz gibi.

    Gerci her ne kadar geç kalınsa da ve piyasa da pek oyuncusu kalmasa da takımın acilen bir ribaund sezgisi yüksek ve savunma da sertlik getirebilecek bir uzuna ihtiyacı var. Talkbasket de ismi geçen Zoran Erceg de bence hata olabilir. Çünkü Erceg'de ne Fedor Likholitov kadar bir ribaund sezgisi var ne de Cevher Özer kadar savunma da sertlik getirebilecek bir oyuncu.

    13 Kasım 2010 Cumartesi

    TBL #5 || Beşiktaş CT - Oyak Renault Maçı Sonrası


    Kontrolunu Kaybetme Ve Maça Kendini Kaptırma, bu sorun sadece Oyak maçında kendini göstermiyor, Samsun’daki Telekom turnuvasında da vardı ancak o zaman bunun bir turnuva olduğunu göz önüne almış ve düzeleceğini düşünüyorduk. Görülüyor ki ligin 5. haftası geride kalmasına rağmen bu defekte çözüm bulamadık.

    Oyak uzunları faul problemine girdiğinde içeri kullanmaya devam edip rakip savunmanın sertliğini otomatikman bir seviye aşağı çekeceğimize deplasman atmosferinin ve rakibin ivmesine kapılarak bunu yapmadık. 1. ligde yıllarca oynamış ve koçluk yapmış her koç teoride bu tür anlarda ne yapacağını bilir lakin sorun bunu sahaya yansıtabilmekte. Tüm bunların yanında Bekir ve Cüneyt gibi çok önemli iki dış adamın sakatlıklarından dolayı deplasmanda kesinlikle rakibin temposuna uymamak gerekirdi. Bu yüzden 31 üçlük denemesi sizden 21 fazla top kullanan rakibe karşı iki ucu keskin bıçak gibidir. Rakibin orta karar bir üçlük yüzdesi olsaydı bu maçı kaybederdik.

    Ayrıca rakibin bu kadar çok hücum ribaundlarını 2. şans sayısı olarak değerlendirememesi de maçı kazandıran kritik noktaydı.




    H.Yoney

    7 Kasım 2010 Pazar

    TBL #4 || Besiktas CT - Bornova BLD.

    Bugün koçun performansyla ilgili bir eleştiri yapmanın haksızlık olduğunu düşünüyorum. Çünkü Serhat Çetin’i ilk 5 başlatarak 1 numara savunmasında Chatman’dan doğacak sıkıntıyı önlemeye çalıştı. Fakat İgnerski Cevher ikilisinin Ümit Sonkol’la eşleşmesinde sorun yaşadık. Rakipte Ümit’i hep Serhat’ın eşleştiği adamdan kullanarak miss match, eşleşme sorunu aradı. Öte yandan Chatman – Cüneyt değişikliği bir ivme getirdiyse de İgnerski – Smith eşleşmesşinde her iki tarafta karşılık birebirde rahat skor bulunca kontrol yine rakibe geçti. Koçun üç uzunlu sistemi ilk yarıda gardların verimsizliği ve kısmen rakibin çabukluk avantajını değerlendirmeye çalışması, en çok da savunmada kötü perfomansımız nedeniyle çalışmadı.

    Fakat ikinci yarıda özellikle kupa maçlarında sıkça yaptığımız “Cevher – A.J” ve “Cevher – İgnerski” kaynaklı iki oyuncununda hızını kullanıp tepeden devrilerek bulduğumuz sayılar, hem rakibin savunmasını bozdu hem de ilk yarıdaki yavaş oyundan dolayı gelen ekstra yardımları kesti.

    İlk yarıda kullanılmayan Mustafa Abi’nin rakip garda uyguladığı baskı Bekir’in Smith’in birebirlerini durdurması, A.J yakın atışları kaçırmasına rağmen arka arkaya yaptığı 3 blokla rakip kısaları tedirgin edip drive etmekten vazgeçirmesi. Özellikle hücum ribauntlarının sürekli kovalanması ibreyi 3. çeyreğin ortasından sonra bize döndürdü. Savunma kaynaklı geri dönüşün verdiği özgüvenle açık alan oyununu da oynamaya başlayınca rakibin gardı düştü. İkinci yarıdaki savunma performansının istatistik açıdan özetlemek gerekirse ilk yarı 48 sayı atan rakibe 16: 32 saniyede 15 sayıya izin verdik. Şimdi burda görünen o ki oyuncular sadece durumun zorlaştığı anlarda savunmaya önem veriyor. Oysa ligde en az 30 dakika Avrupa’da ise maç boyu böyle oynamak zorundalar. Euro Cup’ta böyle iniş çıkışların telefisi çok çok zor olur.

    Artı Chatman’ın fiziken tam iyi durumda olmaması Bekir – Cevher – Cüneyt ‘İn de sakatlıkları göz önüne alındığında şu anda savunmaya her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Açık alan oyununuda ancak bu şekilde sahaya yansıtabiliriz.

    Çünkü şu aşamada set oyununda A.J ve Fedor’u kullanmakta sıkıntı yaşıyoruz. Bunun nedenlerinden biri Chatman’ın fizik olarak hazır olmadığını bilen rakip koçlar ona takımındaki en sert oyuncuyu vererek sinirlendirip dengesini bozmaya çalışıyor. İkincisi ise Mustafa – Cüneyt ve Serhat’ın bu handikapı kapayacak skor desteği verememesi. Bu üçlünün özellikle Mustafa ve Serhat’ın deliciği doğrultusunda bu sıkıntı aşılacaktır ki ikinci yarıda bunu kısmen yapınca rakip savunmanın dengesi bozuldu. Dolayısıyla kısaların deliciği uzunların performansını direkt etkileyecektir.

    Son olarak bu maçta Aliağa mağlubiyetinin verdiği hasarı gördük. geçen hafta Fenerbahçe’ye karşı mağlubiyeti kabullenip maça çıkan rakip, Aliağa yenilgimizin ardından “Ben bu maçı alırım” hırsıyla çıktı. Oysa çift haneli farklarla kazanılacak bir Aliağa maçından sonra rakibin maça bakışı da değişecekti. Bu yüzden gelecek haftaki Oyak maçı daha önemli ve bu tür rakiplere karşı hiç vites düşürmeden oynamak gerekir.

    8 Mayıs 2010 Cumartesi

    Besiktas - Efes Pilsen Serisi




    Bir tarafta Euroleague'de şansız şekilde elendikten sonra hazırlık maçları ile çarşamba, pazar maç oynarak playofflara hazırlanan ve son 11 maçın 9 unu 20+ sayı farkla kazanan normal sezon lideri Efes Pilsen, diğer tarafta ise sezon başından bu yana olumsuzluklarla boğuşan Beşiktaş. Birde Efes Pilsen'in seriye 1-0 önde başlayacağını da düşünürsek serinin mutlak favorisi Efes Pilsen olduğu aşikar. Efes Pilsen çeyrek finalde Erdemirspor'u rahat bir seri sonunda 3-0'la geçerken Beşiktaş ise ligin kalburustu takımlarından ve deplasmanda 6 senedir yenemediği Türk Telekom'u bir sezonda 3 kez yenerek seriyi 3-1 geçmeyi başardı. Serinin yıldızı ise maddi sıkıntılardan ötürü takımdan ayrılmaktan son anda vazgecen Brad Newley idi. Okay Karacan'ın Newley hakkında ki görüşü herşeyi özetler nitelikte;

    İtalya'da Beşiktaş'ta tahsil edemediğinden fazlasını alacakken, kariyerine ihanet etmeyen, bir adım öne çıkmak için iki adım geriye giden, işine odaklanan Newley'e bizim verebileceğimiz tek ödül alkış olur.


    Efes Pilsen cephesinde ise Erdemirspor serisinde kadro derinliği de göz önüne alındığında hemen hemen her oyuncudan maksimum verim alınabilmiş.



    Serinin En Kritik Oyuncuları

    Beşiktaş açısından serinin en kritik oyuncusu çeyrek finalde Türk Telekom karşısında gösterdiği performans ile hiç kuşkusuz Brad Newley olacaktır. Newley özellikle ikinci ve üçüncü maçta tam Naumoski vari oyunu ile tek başına maçı götüren isimdi. Anlatılanlara göre saatlerce özel antreman ve şut çalışması yapıyormuş umarım bu çalışmanın karşılığını Efes Pilsen maçında da kat ve kat alır. Ikinci ve üçüncü maçta Newley üzerinden oynanan sıkca gördüğümüz 2 ayrı hücum sistemi vardı. Biri bildiğimiz Aydın Örs'un Naumoski üzerinden oynattığı uzunların birini kenara diğerini de dışarıya çekerek boyalı alanı boşaltıp Newley'i içeriye penetreler ile ya boş alanı iyi bir şekilde kullanmısı sağlamak ya da içeriye penetre edildiğinde ikili sıkıştırmaya gelindiğinde boş adamı bulmak. Newley bu oyunu Türk Telekom serisinde çok iyi başardı. Bir diğer hücum sistemi ise Newley - Fedor Likholitov ikili oyunları. Fedor boyuna göre fundamentalı çok iyi düzeyde ve ribaund sezgisi de yüksek düzeyde olan bir oyuncu. Daha çok Fedor içeriye gömüldüğünde ikili oyun sırasında ona ikili sıkıştırma geliyor o sırada Newley kendini hemen köşelere atıp üçlük pozisyonunda bekliyor. Artık ondan sonra herşey Fedor'un pas yeteneğine kalıyor.

    Efes Pilsen cephesinde ise serinin kritik oyuncusu olabilecek o kadar çok oyuncu var ki. Son maçta 6.yabancı olduğu için oynamayan Mario Kasun'un maliyeti takımın maliyetinin yarısıdır belkide. Efes Pilsen'de geçtiğimiz maçlara bakıldığında bir oyuncunun performansı dikkat çekiyor. O da Bostjan Nachbar. Nachbar sezon içerisinde sezonun en yüksek skoruna iki maçta ulaşmış. Bunlarda Beşiktaş maçlarında 20 sayılık performanslar. Özellikle Akatlar'da ki performansı hala akıllarda. O gün neredeyse ne attıysa girmişti. Zaten Nachbar'ın öyle yüksek isabet oranını bir o maçta görmüştüm bir de Türk Milli Takımı'na karşı geçen sene Avrupa Şampiyonası'nda gördüm. Hiç kuşkusuz serinin de en kritik oyuncularından biri olacaktır. Yine büyük bi ihtimal Nachbar-Cevher eşleşmesi görebiliriz. Nachbar, Cevher'e göre ayakları cok daha hızlı olduğu için Cevher'i dışarı çektiğinde ya çok rahat faul alıyor ya da Cevher'i rahat geçebiliyor. Bunun için maç içerisinde ara ara kesinlikle alan savunmasına geçilmeli. Çunku Efes Pilsen bir hava yakaladığında, ne olduğunu anlamadan bi bakmışsın fark bir anda 15 oluvermiş. Alan savunmasının önemi de burda ortaya çıkıyor. Bi nebze olsa da hucum ritmlerini bozmak.

    Zayıf Halkalar

    Beşiktaş'ın yine en büyük handikabı pota altı rotasyonunda olacaktır. Nasıl Türk Telekom serisinde Likholitov'u yıpratarak hemen 4 faul aldırıp ardından oyunu pota altına yıktılarsa, Efes Pilsen'de maçın başında pota altından oynarak uzunlarımızı erken faul problemlerine sokmak isteyeceklerdir. Kasun-Kaya-Nachbar-Ermal ve hatta Ergin Ataman'ın oyun koparan 4 kısa düzeninde Shumpert böyle bir pota altı rotasyonuna karşı baş etmek imkansız gibi duruyor. Bu nedenle hem Cevher hem de Likholitov erken oyundan düşmemeleri gerekir.

    Efes Pilsen cephesinde ise, lig maçlarını ölçü alırsak herhangi bir zayıf halkası gözükmüyor. Çünkü kadro o kadar geniş ki benchde muhakkak bir eksiklik yani oyunda bir delik olduğunda o deliği kapatacak bir oyuncu cıkıveriyor. Bu nedenle Euroleague maçlarını ölçü alırsak, Efes Pilsen'i yenen takımlar öncelikle tam saha baskı uygulamasını sıkca yapıyorlardı. Cunku Efes Pilsen'e sadece 10-15 saniye arası hücum etme şansı veriyorlardı. Ancak Beşiktaş'ın kısıtlı rotasyonunu da düşündüğümüzde tam saha baskıdan dolayı fiziksel olarak oyundan erken düşebilirler. Ama ne olursa olsun Efes Pilsen'in yenmenin birinci şartı tam saha baskıdan geçiyor. Bir diğer etken ise Alan savunması. Özellikle Igor Rakocevic oyunda olduğu zamanlar da geçilebilecek alan savunmasında kaçabilecek şutlar hemen takımı demoralize edebiliyor. Istanbul'da ki Olympiakos maçını gözünüz önüne getirin; resmen Rakocevic uzerinden tüm takım demoralize oldu.



    Serinin Düğümü

    Beşiktaş açısından serinin düğümü yukarıda da biraz bahsettiğim gibi tam saha baskıdan geçiyor. Efes Pilsen Kerem Tunceri önderliğinde hem çok iyi şutorlere hem de çok iyi uzun rotasyonuna sahipler. Bu nedenle Kerem ne kadar az süre topla oynarsa hucumları o kadar fazla aksar. Tam saha baskı sayesinde Efes Pilsen'e 10 veya 15 saniye arası hucum yaptırırsan hücumda ister istemez bir telaş oluşabilir. Hücumda ise Beşiktaş için tabir-i caizse her top altın değerinde olacaktır. Brad Newley'nin hücum performansı takımın hücumda en belirgin unsur olacaktır. Telekom serisinde bize Naumoski'yi hatırlatan Newley şimdi de Efes Pilsen'lilere eski günleri yad ettirebilecek mi bekleyip göreceğiz artık ..


    Takvim

    09 Mayıs Pazar || Efes Pilsen - Beşiktaş
    12 Mayıs Carsamba || Beşiktaş - Efes Pilsen
    14 Mayıs Cuma || Beşiktaş - Efes Pilsen **
    17 Mayıs Pazartesi || Efes Pilsen - Beşiktaş **


    Seri Tahmini

    Efes Pilsen seride 1-0 önde başlamanın yanında hem kadro derinliği ve koçu hem de tecrübesi ile serinin doğal olarak mutlak favorisi konumunda. Haluk Yıldırım'ın maç sonu röportajı ve maddi açıdan çıkan olumsuz haberlerden sonra da ilk mac herşeyi belirleyecek gibi duruyor. Ilk maçı kaybedersek seri 3-0 biter. Ancak olurda ilk maçta bir sürpriz yaşanırsa Akatlar'da Efes Pilsen 2 maç ust uste kazanamaz. Bu nedenle seri son maça kalır. Tahminim ise ne yazık ki ilk olasılıkdan yana; 3-0 Efes Pilsen.



    28 Nisan 2010 Çarşamba

    Beşiktaş-Türk Telekom Serisi




    Maddi anlamda yaşanan istikrarsızlığa rağmen acısıyla tatlısıyla bir sezonu daha geride bırakmış olduk. Sezonu değerlendirmek gerekirse Chatman'dan once ve Chatman'dan sonra olarak ayırmak gerekir. Chatman'ın cezasından önce 19 macta 13 galibiyet cezasından sonra da 11 maçta 5 galibiyet 6 mağlubiyet alındı. Maddi açıdan yaşanan sıkıntıların yine boy gösterdiği sezonda takımın en iyi istatistiklerine sahip oyuncularından olan Lonny Baxter yaşadığı sıkıntıyı takıma da olumsuz yönde yansıtınca geçen sezon Marcus Faison ve Mario Austin'da olduğu gibi kadro dışı kalarak takımdan ayrılması kaçınılmaz oldu. Daha sonra da Brad Newley parasını alamadığından ötürü Fiba'ya başvurdu. Ve tam Milano ile sözleşme imzalama aşamasında iken klup alacaklarını ödeyerek tekrardan takımda tutmayı başardı. Böyle sıkıntılı geçen bir sezon da playoff ilk turunda sportif açıdan en az bizim kadar istikrarsız bir sezon geçiren ve beklentilerin çok uzağında kalan Türk Telekom ile eşleşildi.

    Türk Telekom her ne kadar istikrarsız bir sezon geçirsede yapılan oyuncu transferleri ile son 10 maçlık dilimde vites yukselterek yavas yavas ritm bulmaya başladılar. Türk Telekom da özellikle yapılan son iki hamle takımın birçok deliğini kapatmışa benziyor. Bunlardan ilki Nba patentli Ricky Davis transferi. Öncelikle böyle bir transferi gerçekleştiren Türk Telekom klubunu tebrik etmek gerekir. Ricky Davis, takımıyla çıktığı 10 maçta 14.5 sayı 4 ribaunt, 4.1 asist ortalamalarıyla oynadı. Ama en önemlisi 10 maçta çaldığı 27 top çalma ile takımın geç gelmesine rağmen lideri durumunda. Telekom'un en büyük eksiği çok yumuşak yani savunmada çok aksıyan bir takım olmasıydı sadece Lang ile bi nebze savunmanın dozajını arttırabiliyorlardı ama Ricky Davis takviyesi ile takımın direnci daha çok yükseldi. Bir diğer takviye ise Jeretin. Goran Jeretin ismini bu seride sıklıkta duyacağımıza eminim. Jeretin basketbol koçlarının pek sevmediği tarzda bi oyuncu, maç içerisinde nerede ise hiç gözükmezler ama takımın en faydalı oyuncuları oluverirler. Bir zamanlar Efes'de oynayan Kecman gibi. Jeretin'in de en büyük özelliği ise dışardan çok yüzdeli oynamasıdır.


    Yavaş yavaş seriye geçelim. Beşiktaş normal sezonda ki iki maçı da kazandığı için seride 1-0 önde başlayacak. Ligde de Telekom'un üzerinde bitirdiği için saha avantajını da elinde bulunduruyor. Takımda eksiklere geçecek olursak Telekom'da Hüseyin sakatlıktan yeni döndü ancak Tutku Açık'ın bu seride görev alması zor gözüküyor. Beşiktaş'da ise sevindirici haber Marques Perry'nin düzelmiş olması. Büyük bir olasılıkla seride oynayacak.

    Serinin En Kritik Oyuncuları

    Serinin en kritik oyuncuların başında hiç kuşkusuz Engin Atsür geliyor.Engin, özellikle Chatman ceza aldıktan sonra son 7 maçta 17.1 sayı 5.4 asist ortalamaları ile oynadı. Ve Chatman'ın yokluğunda Chatman'ı hiç aratmadı ve en önemlisi takım düşük tempoda sete set hücumlarda da çok iyi liderlik yaptı. Bu formunu Telekom serisinde de devam edeceğini düşünüyorum Dünya Şampiyonası öncesi belki de rotasyon içerisinde formda olan oyuncuların başında Engin Atsür geliyor.

    Türk Telekom cephesinde ise en kritik oyuncu Goran Jeretin. Bu seride bu kadar dezavantaja rağmen bu seriyi döndürebilecek tek oyuncu savunmada ve hücumda göstereceği performans ile Goran Jeretin olacaktır. Çunku bu seride Telekom'un ekstra skor üretebilecek oyuncuya ihtiyacı var. Özellikle içeride Lang,Davis ikilisi oynadığı zaman ikisi çok rahat pota altına gömülebilen ve bi o kadar çok iyi pasör oyunculardır. Mallet gibi çok iyi oyunu okuyabilen bir guard da olduğu düşünülürse hücumda boş oyuncuyu bulmak onlar için hiç zor olmayacaktır. Sezon içerisinde ki maçtan sonra da Telekom'un kesinlikle tempoyu yukseltmeyeceğini düşünürsek ekstra Jeretin'in takıma katkısı Telekom'un başarısı ile paralel olacaktır.

    Zayıf Halkalar



    Beşiktaş açısından en zayıf halka şu an için pota altı rotasyonu olarak gözüküyor. Telekom maçın başında pota altını çok kullanacaktır. Özellikle Cevher'i yıpratmak için Ricky Davis'i 4 dışarı 1 içerde düzeni ile çok fazla bire bir Cevher ile bırakabilirler. Cevher Özer'in bu konuda çok dikkatli olması gerekir çünkü Davis'in ayakları Cevher'den daha hızlı ve hiçbir zaman sertlikten kaçmayan bir oyuncu. Hüseyin Beşok, Dudley ve Lang üçlüsü hemen hemen her pozisyonda sırtı donuk oynamak isteyeceklerdir. Olası ikili sıkıştırmalarda hem Bekir hem de Mallet çok iyi ceza atıcısı olduğunu da unutmamak gerekir.

    Telekom cephesinde de en zayıf halka Dudley'nin oyunda kaldığı dakikalar. Erwin Dudley yeni ismi ile Ersin Dağlı :) hücum da takıma ne kadar faydalı ise savunmada da bi o kadar takıma zarar sağlayabiliyor. Özellikle savunma da ayakları çok ağır bu nedenle Likholitov çok fazla Dudley üzerinden oynaması lazım. Hatta Fletcher oyunda kaldığı süre içerisinde Dudley'i dışarı cekerek Likholitov'u Hüseyin veya Lang ile birebir oynamasını sağlayabilir.

    Serinin Düğümü

    Serinin düğümünü hücumda dış atışlar belirler. Çünkü seride hem skor hemde saha avantajını kaybeden Telekom maç boyunca düşük tempoda sete set ve boyalı alanı da sıkca kullanacağından, dışarıdan yüzdeli oynayan takım bir anda kendini 7-10 sayı arasında farkla önde bulabilir. Zaten ilk maç içerisinde böyle bir farkı yakalayan takım maç boyunca bu farkı koruyacağını dusunuyorum.


    Özellikle Burak Bıyıktay'ın rakibin savunma düzeni bozuldugunda sıkca kullandığı hücum duzeni bu maçta tekrardan işe yarayabilir. Daha çok Haluk Yıldırım ve Brad Newley üzerinden oynanan oyun da rakip sırtı donuk oynayan oyuncuya ikili sıkıştırmaya gittiğinde dışarı içeri ve tekrar dışarı yani 3 pasla uc oyuncuyu bir anda pasifize duruma getirebiliyorlar. Ya sağ dipteki oyuncu ki bu oyuncu büyük bi ihtimal Newley veya Engin oluyor. Dışardan şansını deniyor veya içerde uc saniye dışında bekleyen uzunu buluyor. Yada pas dağıtımını yapan sol ortada ki oyuncu bu da büyük bi ihtimal Haluk Yıldırım oluyor. Kendi insiyatifini kullanarak dışardan atışını yapıyor.

    Telekom da ise Bekir, Davis ve Jeretin gibi üst düzey skorer olduğunu düşünürsek dışardan yüzdeli oynayan takım büyük bir avantajı da takımına kazandıracak.

    Takvim

    29 Nisan 2010 20.00 || Beşiktaş - Türk Telekom
    02 Mayıs 2010 18.30 || Türk Telekom - Beşiktaş
    04 Mayıs 2010 ----- || Türk Telekom - Beşiktaş
    07 Mayıs 2010 ------ || Beşiktaş - Türk Telekom

    Seri Tahmini

    Çeyrek finalin en çekişmeli serisi yaşanacağından şüphem yok. Beşiktas avantajı iyi kullanıp 2-0 ile Ankara'ya gitmek isteyecektir. Ancak Telekom'un da kolay teslim olacağını sanmıyorum. Bu sezon iki maçta da yensekte bundan önce en iyi dönemimizde bile Telekom'u yenemiyorduk. Seri bence Akatlar'da başlar Akatlar'da biter. Beşiktaş seriyi 3-2 kazanarak turu atlar.



    Son olarak da ekibimizin koçu Burak Bıyıktay'ın babası geçtiğimiz günlerde vefat etti. Merhuma Allahtan rahmet kederli ailesine başsağlığı dileriz ...

    7 Mart 2010 Pazar

    Beş Dakikada Beşiktaş


    Beşiktaş'da Baxter'ın cezası ve Fletcher'ın da sakatlığından ötürü olmaması Beşiktas için maç öncesi özellikle hücum da büyük bir handikaptı. Ancak Likholitov hem sırtı dönük hem de yüzü dönük çok iyi bir performans sergileyerek bu eksiklikleri giderdi diyebiliriz. Iki takım da sezon boyunca hızlı hücumu benimsemiş takımlardı. Aliağa maçın başında hücumda isabetli oynayınca bir anda öne fırladı ancak skorda bir türlü vurup maçı koparamadı. Beşiktaş cephesinde ise ilk yarıyı yenik kapasalar bile hızlı hücuma dayalı oyunundan ödün vermedi ve bunun semerisini de ikinci yarının ilk beş dakikasında almayı başardılar. Ilk yarıyı 38-49 geride kapatan Beşiktas'da ikinci yarının ilk beş dakikasında başta Cevher olmak üzere inanılmaz ritm yakalandı ve Cevher'e savunmada Likholitov ve hucumda da Newley eşlik edince ilk 5 dakikanın skoru 22-4 oluverdi ve maçta da 60-53 ile öne geçen taraf Beşiktaş oldu ve maç boyunca da ara ara frene basarak bu farkı korumasını bildi.



    Maçın başında iki takımda çok tempolu başladı.Özellikle Aliağa'da yüzü dönük uzunlar, Beşiktaş pota altının içeriye gömülmesinden çok iyi yararlanarak hem dışardan hemde yüksek postdan bulduğu sayılar ile skorda öne fırladılar. Aliağa'da özellikle McClinton ve Vukosavljevic performansları Aliağa'yı önde tuttu. Ilk ceyrek'de bu iki oyuncunun basketleri ile 20-8'lik seri yakaladılar ve çeyreği 22-17 önde kapattılar. Ikinci çeyrekte ise iki takım birbirlerine karşı seri yakayarak skorda üstünlük sağlamaya çalıştılar. Beşiktaş önce 7 sayılık ardından da Aliağa'nın 10 sayılık serileri ile Aliağa skorda üstünlüğünü korudu ve periyot sonuna doğru %61'lik yüksek sayılabilecek şut yüzdesi ile 49-38 önde tamamladılar. Iki takımda ilk yarı boyunca hızlı hücümu benimsedi ve savunmada da hep bir telaş içindeydiler hemen topu alıp hücumu düşünen bir yapıdaydılar. Özellikle iki takımda yukarıda ki fast-break hücum düzenine dayalı pozisyonlarda birbirlerine yakalandılar ama Aliağa'nın iyi bir şut yüzdesi yakalayarak ilk yarıda skorda üstünlük sağladı.


    Ikinci yarıda ise Aliağa'nın nerede ise 10 saniyeyi geçmeyen hücumları sayesinde yukarıdaki pozisyonda ki gibi Beşiktaş'a istediği oyun düzeni içerisinde geniş hareket alanı sağladı. Cevher ve Likholitov gibi hızlı uzunları da olunca bu uzunları hücumda ödüllendirmek hiç de zor olmadı. Buna bir de McClinton'ın kişisel yanlış şut tercihleri de eklenince Beşiktas'ın skorda öne fırlaması kaçınılmaz oldu. Özellikle hızlı hücumlarda yakalanan geniş alanda hem Perry hemde Newley'nin Cevher ve Likholitov'u iyi beslemesi, ücüncü çeyreğin ilk beş dakikasında Besiktas'ın 22-4 gibi bir seri yakalamasının başlıca nedenlerindendi. Tabi buna Aliağa'nın Amerika'lı oyuncularının da hiç savunma yapmaması da eklenince Aliağa, ikinci yarının başında oyundan koptu. Periyodun sonlarına doğru ise öğlen vakti Efes Pilsen - Galatasaray maçında izlediğimiz Ender-Kasun Alley-oop'unun bir benzerini bizlere seyrettiren Engin-Likholitov ikilisinin görülmeye değer basketi son periyoda girmeden sanki maçı bitiren basketti. Periyodun sonuna doğru ise Brad Newley'in attığı 5 sayı ile periyodu 32-13 çeyreği de 70-62 önde kapattılar.

    Son çeyreğe ise biraz frene basarak giren Besiktas'da özellikle Perry'nin etkileyici oyunu ile skorda üstünlüğünü korumayı bildi. Çeyreğin başında 6 ve periyot boyunca da 11 sayı üreten yeni transfer Perry takıma çabuk adapte olmuş gibiydi. Aradaki farkı maç boyunca koruyan Besiktas maçı da 97-86 kazanmayı bildi. Maçın geneline bakıldığında iki takımda neredeyse savunmayı hiç düşünmeyen hücumda ise 10-15 saniye arası top kullanan hızlı hücuma dayalı basketbolu benimsediler. Bugun iki takımdan biri diğer takımın ritmini bozmayı deneseydi veya düşük tempoda sete dayalı oyun oynasaydı oyunda üstünlüğü ele alabilirdi. Ama bugün iki takımda birbirlerinin istediği gibi oynadı ve sonuçta hızlı hücumu bireysel olarak değil (Hosley-McClinton) takım olarak oynayan takım salondan galibiyet ile ayrıldı.


    18 Kasım 2009 Çarşamba

    Rezalet !



    Şöyle bir durumda ne söylenebilir ki, olayı önce bir açalım; Cemal sezon öncesi hazırlık maçlarında 5 maçlık ceza almıştı. Ve bu cezasını oynanan hazırlık maçları ile çektiği ifade edilmişti. Ama gelin görün ki Almanya'da oynanan hazırlık maçlarından birinde spor ahlakına hiç yakışmayacak biçimde başka bir kimlikle (Tufan Ersoz) sahaya sürülmüş ve oynatılmıştır. Ve en vahim tarafı ki ligden ihraca kadar varabilecek olay ise bunu federasyona aksettirmeleri olmuştur. Olayın sucluları an itibarı ile Galatasaray camiası ile ilişkileri kesilse de (açıklamayı yapan Galatarasay klubunu de tebrik ederim) artık bundan sonra kurallar yani yasalar işleyecek.

    22. Sahte Lisans Kullanımı

    Kullanmaya hakkı olmadığı lisansı kullanarak yarışmalara katılan veya katılmayı temin edenler alt aydan üç yıla kadar yarışmalardan men veya o kadar süre ile hak mahrumiyeti cezası ve 10.000.-YTL’ sına kadar para cezası verilir.

    23. Sahtecilik ve Federasyonu Kandırmak

    23.1. Lisans veya herhangi bir belge üzerinde değişiklik veya sahtecilik yapan veya
    gerçek olmayan evrak düzenleyen ve bunları bilerek kullanan veya kullandıranlar
    bir yıldan üç yıla kadar yarışmalardan men veya o kadar süre ile hak mahrumiyeti
    cezası ve 10.000.-YTL’ sına kadar para cezası verilir.

    23.2. Olayın tekrarı halinde sürekli hak mahrumiyeti cezası verilir. Ayrıca bu davranış
    içerisinde bulunanlar için Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulur.

    23.3. Kuruluşun sahtecilik ve kandırma suçlarına katılması halinde, olayın durumuna
    göre ligden ihraç edilme ve 10.000.YTL’ sına kadar para cezası verilir.

    24. Ceza Süresini Beklememek

    Yarışmadan men cezasına rağmen oynayan, beklemesi gereken cezalı süreyi doldurmadan veya idari tedbirin tebliğine rağmen bu tedbir kaldırılmadan yarışmalara katılanlar ile buna sebep olanlar, hak mahrumiyeti cezası bulunduğu halde veya idari tedbir ile yarışmaya katılmaktan veya yönetmekten men edilmiş olmasına rağmen yarışmaya katılanlar veya yöneticilik yapanlar üç aydan iki yıla kadar yarışmalardan men veya hak mahrumiyeti cezası ve 10.000.-YTL’sına kadar para cezası verilir.

    25. Disiplin Kurulu Kararlarının Yerine Getirilmemesi

    Disiplin Kurulu kararlarını yerine getirmeyenler bu fiil nedeniyle Disiplin Kurulu’na sevk edilerek cezaları bir misli ile arttırılır. Bu konuda verilen Disiplin Kurulu kararının da yerine getirilmemesi halinde ilgililerin lisansları askıya alınarak müsabakalara katılmaları önlenir ayrıca ligden ihraç cezası uygulanabilir.



    Öncelikle Cemal Nalga bu işe bilerek alet olması dolayısı ile ömür boyu basketboldan men cezası bile alsa şaşırmam ama en az 2 sene alır.

    Ve gel gelelim Galatasaray Erkek Basketbol Takımına ortada hem belge de sahtecilik var hem de federasyonu kandırma var. Ihraca kadar gidebilecek bir karar dahi çıkabilir.

    17 Ekim 2009 Cumartesi

    Besiktas 77-68 Daruşşafaka


    Maça geçmeden once salon yaşanan ilginç anektodları paylasmak isterim. Oncelikle salonun girişinde verilen kokteyl çok şıktı( kokteyl de bulunmasak da:) organizasyon acısından) ve Besiktas'ın şampiyon kadrosu da salonda idi. Bu organizasyonu saglayan herkes alkışı sonuna kadar hakketti. ( Bu organizasyon sayesinde o meshur Tom Davis'i de gormus olduk)

    Bir diğer dikkatimi çeken olay ise açıkcası biraz bizleri uzdu. Maçta en fazla 100-150 arası Besiktas taraftarı olmasına ragmen salonda ve cevresinde en az 50 ile 100 arası polis vardı. Nerede ise 1.5 taraftara 1 polis dusuyordu.

    Maça geçecek olursak ilk periyod da özellikle maçın başında yapılan sert savunma ve hızlı hucumlar ile rakibe ustunluk saglayan Besiktas'a karşı Davidson artı 4 kısaya donen Dacka 21-12 yenik durumdan periyodun sonunda 23-21'e getirdiler skoru. Bunda Davidson ve Hakan Demirel'in etkinliğinin yanında ek olarak da alınan hucum ribaundları da etkin rol oynadı.



    Maçın 2.çeyreginde Hakan'ın Polat'ın uclukleri ve Davidson'ın hucumda ki ekstra performansları ile maç dengede devam etti. Besiktas'da Engin'in eksikliğinden oturu bir turlu oyun içerisinde Chatman'ı dinlendirilememesinden oturu oyunda savunma yonunde istenilen direnc saglanamadı ve pota altını da 2.ceyrek de nerede ise hiç kullanamadığımızdan ilk yarıyı 40-38 geride kapattık.

    Ikinci yarı da ise tamamen toparlanan bir Besiktas vardı sahada Chatman-Cevher ve en önemlisi Haluk Kaptan'ın hem hucumda hem de savunmada inanılmaz katkısı ve bunun yanında Kevin Fletcher'ın kattıgı sertlik ve hucumda ki istikrarlı performansı ile fark bir anda açıldı.

    Maçın koptuğu an ise Chatman'ın ust uste 2 savunmada kaptığı top ve hemen akabininde Fletcher'e yaptıgı harika asist ile maç koptu ve maç sonuna kadar o fark korundu ve maçı Besiktas 77-68 kazandı. Dacka adına 2. yarıda en etkili olan isim Stefan Jackson'dı. Hatta bir ara 4 hucum ust uste Jackson içeriye drive ederek delicik ozelliğini kullanarak ya faul aldırdı ya da basket buldu.

    Son olarak da Mire Chatman gercekten buyuk bir jesti hakediyor ligin ilk maçında istatistikleri; 9 Sayı - 9 Ribaund - 7 Asist - 5 Top Calma bir guard daha nasıl bir ust duzey performans sergilyebilir ki ...

    26 Ağustos 2009 Çarşamba

    Basketbol Gündemi


    Son 2-3 gün içerisinde Basketbol da yaşanan olayları toparlamak istedim;

    - Fenerbahce Ulker'de bu hafta önemli gelişmeler yaşandı. Oncelikle Türkiye'de çok iyi bir sezon geçirip Nba'ye tranfer olan Tarance Kinsey, Fenerbahce Ulker'e geri döndü. Hiç şuphesiz Fenerbahce Ulker adına çok önemli bir transfer hamlesi. Kinsey hem savunmada hem de hucumda takıma direk katkı sağlayabilen ve Euroleague'de önemli maçlarda takımın direncini direk yukarıya taşıyabilecek seviyede bir oyuncu. Kinsey transferi ile beraber Fenerbahce Ulker inanılmaz bir dış rotasyona sahip oldu; Kinsey - Greer - Preldzic -Giricek - Omer - Mrsic. Gecen sezon sakatlıklardan oturu bir turlu istenilen katkıyı veremeyen Giricek'in akıbeti ise Kinsey ve Greer transferi ile daha bir merak konusu oldu.

    - Gündemin yoğun takımı Fenerbahce Ulker'de bu hafta içerisinde basketbol da kariyerinin son yılını yaşayacak olan Damir Mrsic ile kontratını 1 sene daha uzattı. Yeni transfer Lynn Greer ise Acıbadem Hastanesinde kontrolden gecti. Greer, genel cerrahi, iç hastalıkları, ağız-diş sağlığı, göz, kulak burun boğaz ve efor testi gibi bir dizi testlerden gecti.

    - Onceden bahsettiğimiz gibi Kepez Belediyespor'da Halil Uner'den boşalan koçluk görevine getirilmesi düşünülen Çetin Yılmaz, Kepez Belediyespor'un teklifini kabul etmediğini açıklamış.

    - Daha önce Beşiktas Cola Turka ile idmanlara çıkan Cem Coskun Besiktas ile sozlesme imzaladı.

    - Besiktas altyapısından yetişen ancak A takım seviyesinde hiç forma şansı bulamayan Oyak Reno da geçirdiği başarılı sezonların ardından adını sıkca duydugumuz Özgür Bıyık Anıl'ın haberine göre basketbolu bırakmak zorunda. Aort damarının genişliğinin normalden 2 kat fazla olması neticesinde bu kararı almak zorunda kalmış. Buradan geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz. Yanılıyor da olabilirim ama sanırım aynı hastalığa Turiaf'da yakalanmıştı.