rss
twitter
    asisttime etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
    asisttime etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

    31 Aralık 2010 Cuma

    Basketbol'da Yılın En Iyileri

    Ömrümüzde bir sene daha bugün ile beraber eksiliyor. Herkesin yeni yılını kutlar sağlıklı, sıhhatli bir yıl olmasını diliyorum. Peki geçen bir yıllık sürede neler yaşandı ayrı bir formatla şöyle bir değerlendirmek istedim;


    Yılın En Iyi Smacı

    Blake Griffin'in kardeşim sen ne yaptın ya da ki Mozgov'un üzerinden vurduğu smaç da çok etkileyici olmasına rağmen, bana göre 2010 yılının en iyi smacı 2 hafta önce oyanan Denver Nuggents - San Antonio Spurs maçında JR Smith'in Gray Neal'ın üzerinden vurduğu smaç. Asıl Superman bu olsa gerek tek kelime ile inanılmaz bir smaçtı.




    Yılın En Iyi Bloku

    Tartışmasız şekilde bizi Dünya Basketbol Şampiyonasında finale taşıyan blok; Semi Semi Semih Erden




    Yılın En Iyi Asisti

    Yılın en iyi asisti ise bana göre Hidayet'in Toronto'da iken DeMarr DeRozan'a verdiği alleyopp pası.




    Yılın En Iyi Genç Yeteneği

    Tabiki Blake Griffin. Aslında yılın en iyi smacını seçerken birçok smacı bana göre yılın en iyi smacı olabilirdi ancak JR Smith'in o harika smacını da es geçemezdim. Blake Griffin hiç kuşkusuz bu sezona damgasını vuran en iyi genç yetenek. O sıçradığı anda sanki merdivene tırmanır gibi çok kısa sürede çok yükseye sıçrayabiliyor. En önemlisi de bu sezon oynadığı son 19 maçta da double double yapma başarısı göstermesi.



    Yılın En Iyi Oyuncusu

    Dünya Basketbol Şampiyonasında gösterdiği performans ve takımının şampiyon olmasında en önemli role sahip olan oyuncu Kevin Durant hiç kuşkusuz bu sezona damga vuran oyuncuların başında yer alıyor.

    Yılın En Iyi Koçu

    Türkiye Basketbol tarihinin en büyük başarısının baş mimari olan Bogdan Tanjevic benim için bu yılın en iyi koçudur. Zaten Tanjevic de artık bizden biri sayılır.


    Yılın En Önemli Basketbol Olayı


    Dünya için yılın önemli basketbol olayı LeBron James'in Miami Heat'e transfer olması ancak bizim için ise yılın en önemli basketbol olayı Allen Iverson'ın Beşiktaş CT'ya transfer olması diyebiliriz.

    Yılın Röportajı

    Hiç kuşkusuz yılın röportajı Hidayet Türkoğlu'nun Toronto Raptors'da ki "Ball" röportajı.




    Yılın En Iyi Fotoğrafları

    3) Allen Iverson'ın Istanbul'a ayak bastığı ilk dakikalardan bir kare.





    2) Kim derdi ki bir gün Allen Iverson Türkiye'de Omer Asık ve Semih Erden'de Nba'de oynayacak diye. Şimdi ki kare de Michael Jordan'lı Chicago ile Larry Bird'lu Celtics den ama bu sefer başrollerde ki oyuncular Türk Basketbol'unun son yıllarda yetiştirdiği en önemli iki uzun Semih Erden ve Ömer Aşık.


    1) Türk Basketbol Tarihinin en büyük başarısını yaşatan işte o müthiş kadro ...



    Yılın En Iyi Videosu

    The Basketball Jones'ın hazırladığı eğlenceli bir video. Videonun içinde Hidayet'in Phoenix'e gidişi konu alan bir skeç de yer almakta.





    Yılın Reklamları

    Bu sene Milli Basketbolcularımız oynadığı reklamlara da bir göz atalım isterseniz;

    Hidayet Türkoğlu @ Pizza Pizza
    Ömer Onan @ Bridgestone
    Mehmet Okur @ Head & Shoulders
    Barış Ermiş @ Ne kadar kas o kadar pas =)


    Son olarak da Dünya Basketbol Şampiyonası için hazırlanan ve bugüne kadar gördüğüm en iyi basketbol temalı reklam olan Türkler uçuyor reklamı ile bu değerlendirmemizi bitirelim.

    THY @ Türkler Uçuyor


    4 Mart 2010 Perşembe

    Zirveye Giden Oyuncu ; Jaycee Carroll


    Ncaa yıllarını sıkca takip ettiğim oyunculardan olan Jaycee Carroll 2008 yazında Draft da seçilemeyince, bu oyuncuyu birçok kişiye bahsettim. Hatta 7 Ağustos 2008 yılında yazdığım yazıda ise bu oyuncunun kesinlikle elden kaçırılmaması gerektiğini ifade etmiştim. Telekom maçının özetini izleyince bir anda eski günleri yad etmiş oldum. Basketbolunu 2 senede inanılmaz geliştirmiş. Ve en önemlisi genç yaşına rağmen çok olgun bir basketbol anlayışı var. 2 sene de Ispanya Ligi takımlarından Gran Canaria takımının en önemli oyuncusu olmayı başarmış. Ve ACB de sayı krallığında 2. sırada yer almakta. Ligde 18.4 Eurocup'da ise 14.5 sayı ortalamaları ile oynuyor. Son olarak da Telekom maçında Ankara'da takımının yine en skorer oyuncusuydu. En yakın zamanda da Avrupa'nın kalburüstü takımlarından birine gideceğinden de hiç şüphem yok.

    2008 yılında ki yazıdan bir alıntı;

    Carroll bu sezon son ana kadar NBA kovalayacagından buyuk bi ihtimal NBDL de yapmak isteyecektir. Ancak bu oyuncuya Avrupa da 2-3 yıllık kontrat imzalamayı başaran klup gercekten ilerisi için cok ust duzey bir sutor takımına katmış olur ...

    3 Mart 2010 Çarşamba

    Linux'de Kernel Upgrade

    Linux'de Kernel güncellemelerinin çok fazla yolları vardır. Bazı yollar saatler alırken bazı yollar da 20-25 dakikanızı almaz. Uzun uğraşlardan sonra bulduğum Linux'de Kernel güncellemelerinin en basit yöntemini (emin olmamakla beraber daha kolay yöntemleri de olabilir) sizlerle paylaşmak istedim. Başta belirtelim ubuntu kullanıyorum.

    1.Adım

    Internet üzerinden Kernel Update yüklemelerini yapalım.



    2.Adım

    (Ucbirim) Terminal’de internet üzerinden yüklediğimiz dosyaların gösterimi.


    3.Adım

    Terminal’de ilk olarak Linux-headers -2.32-020632_2.6.32-020632_all.deb dosyasını kuruyoruz. (dpkg -i ...)


    4-5.Adım

    Daha sonra bolumler halinde yer alan Linux-headers -2.32-020632_2.6.32-020632_i386.deb ve Linux-images -2.32-020632_2.6.32-020632_i386.deb dosyasılarını kuruyoruz. (dpkg -i ...)


    - sudo update grub kodu ile de update i kaydediyoruz.



    6..Adım

    Update dosyalarını kurduktan sonra, uname –a kodu ile yeni güncel sürümünü gösteriyoruz.







    27 Aralık 2009 Pazar

    Tecrübe = Bogdan Tanjevic

    Maç öncesi korktuğum birkaç konu vardı, bunlardan biri Fenerbahçe'nin alan savunmasına karşı ne kadar çok zorlandığı bilinmesine rağmen alan savunmasına geçilmemesi idi, maç boyunca da ne yazık ki Serhat bir numara oynarken bile hiç denemedik. Bir diğer konu ise; Koç tecrubesi. Burak Bıyıktay ilk defa sıfırdan kendi kurduğu bir takım ile sezona başlıyordu.Bu maçta maçın en kritik anlarında Tanjevic'in hamlelerine karşı cevap veremedi. Özellikle son periyot da yaptığı hamleler ne yazık ki yenilgiyi getirdi.

    Besiktas maça Newley'in yokluğunda klasik ilk beşi Chatman-Engin-Muratcan-Baxter-Cevher ile çıktı. Maça iki takımda pota altından oynayarak basladı. Iki takımın da amacı kısıtlı olan uzun rotasyonlarını faul problemlerine sokup ilerliyen dakikalar da oyunu içeriye yığacaklardı. Bunu Besiktas ilk ceyrek de bir nebze olsun başardı. Ilk 3 dakika da Chatman'ı Mrsic ile savunan Fenerbahce, Chatman'ın oyuna direk ısınması ile beklendiği gibi Omer Onan ile savunmaya başladı. Maç da Chatman'ı 2 numarada başlaması da Chatman'ın oyun genelinde direncini düşmemesini sağlayacaktı. Ilk beş dakika geçildiğinde ise Oguz Savas ve Mrsic 2.faulunu alarak kenara geldi Fenerbahce cephesinde Kinsey'in harika hucum performansı ile bir anda skorda öne fırladı.Aynı şekilde Muratcan Guler'de Besiktas adına ust uste buldugu basketleri ile Besiktas'ın skorda öne geçmesini sağladı. Ilk çeyrek bittiğinde oyun temposu ve skor Besiktas'ın istediği gibi devam ediyordu.

    2. çeyrek te ise kalite farkı ortaya cıktı. Gordan Giricek ve Emir Preldzic hamlesi farkın bir anda farkın artmasına sebep oldu. Ozellikle Emir Preldzic'in Fletcher karşısında hucumda önemli katkılar yapması Besiktas'ın pota altı savunmasının bir nebze olsun direncinin dusmesine neden oldu ki o sırada Giricek'in de üst üste basketleri ile skor 38-30 a geldi. Bu fark devrenin sonuna kadar karşılıklı basketlerde devam etti. Ilk yarı sonunda da Fenerbahce'nin 54-45 lik üstünlüğü vardı.

    2.yarı da ise tamamen Tanjevic Show vardı. Maçı resmen hamleleri ile galibiyeti getirdi. Ilk hamle 2.yarının başında geldi. Hücumları Semih Erden üzerinden oynattı bunun başlıca iki nedeni vardı birincisi Rasim veya Preldzic'in Cevher'i dışarı çekerek Baxter'a karşı olan boy avantajı idi. Ve ikincisi ise ilk defa uygulattığı bir hücum sistemi idi 5 dışarda hücum. Semih'i de dışarı çekerek Kinsey gibi veya ara ara Giricek gibi oyuncuların içeriye dalışları bu hücum sistemi oyunun belli bölümleri çok iyi katkı verdi. Fenerbahce ilk beş dakika da hücum da Semih endeksli hücumlar başarılı oldu ve skorda Beşiktaş'ın yaklaşmasına izin vermedi.Ta ki Semih Erden 3.faulunu alana kadar.Semih Erden 3.faulunu alıp oyundan çıkmak zorunda kalınca guardsız oynayan Fenerbahce'ye karşı Beşiktaş 68-67 öne geçmeyi başarıyordu. Ancak 2 milyon euroluk Giricek bireysel kalitesi ile skor da tekrardan takımını öne geçirdi. 3. periyodun sonlarına doğru özellikle Baxter ve Chatman'ın inanılmaz gayretleri ile son bir dakika da oyun psikolojik açıdan da dengelendi. Son bir dakika da Baxter'a çalınan teknik faul takımın düzenini bir nebze olsun bozsa da son periyoda bir sayı farkla 74-73 önde giren taraf Beşiktaş'dı.

    Son çeyrek de Tanjevic'in belki de maçı koparan hamlesi geldi. Belli ki Tanjevic bu maçı kafasında bayağı oynamıştı. 4. periyodun başında Fenerbahce 4 şutor ile sahada idi. Ve bunun da karşılığını kısa sürede aldı skorda 87-79 öne fırladı. Ancak Tanjevic bu hamleleri yaparken Burak Hoca da herkesi şaşırtan hamleler yaptı. Farkın açılması süresince maçın en kritik dakikalarında önce Engin'i ardından da Chatman'ı kenara aldı. Eğer dinlendirmek için aldıysa bunu maçın en kritik dakikalarında yapması kısa ve net bir biçimde yenilgiyi getirdi. Takım tam düzeni oturmuş öne geçmişken takımın en kritik pozisyonunda oynayan ve oyunu çok iyi yönlendiren oyuncuların çıkması takımın ritmini bozdu. Tam o sırada Beşiktaş'ın molası geldi ve mola sonrası Muratcan Güler'in bir blok ve bir top kapması ile oyunda tekrardan dengeyi yakaladık ki Fenerbahce'nin molası geldi. Bu mola sırasında herkes bu savunma direnci ile maçı uzatmaya götürebileceğine hatta galibiyete bir nebze olsun inanmıştı ki ; mola sonrası ilginç biçimde Muratcan Güler'in oyundan çıktığını gördük. Tanjevic'in hamlelerine karşı Burak Bıyıktay'dan önce Engin sonra Chatman şimdi de Muratcan Guler değişikleri hayretler içerisinde bıraktı ki zaten Muratcan değişikliği ile hemen mola sonrası savunduğu kişi Kinsey'in önce bir hucum ribaundı ve gelen üçlük sonra da attığı basket ile son 3 dakika da skor tekrardan 94-83 e geldi. Maçın sonuna doğru da karşılıklı basketlerle 100-92 lik skorla kazanabileceğimiz maçı kaybetmiş olduk. Ve ikinci hedef maçımızdan da yenilgi ile ayrıldık.

    30 Ekim 2009 Cuma

    EuroCup'da Kura Cekimi || Canlı Takip


    Torbalar aşağidaki şekide belirlendi. en zor torba ilginctir ki 4.Torba gibi duruyor.

    1TORBA: Alba Berlin, Aris, Benetton, Ventspils, Le Mans, Spirou, Joventut Badalona, Nancy

    2.TORBA: Hemofarm, Zadar, Unics Kazan, Azovmash, Kızılyıldız, TÜRK TELEKOM, Gran Canaria, Nymbruk

    3.TORBA: Turow, St, Petersburg, Cholet, Bonn, Biella, Siauliai, Triumph, GALATASARAY CAFE CROWN

    4.TORBA: D.Moskova, Valencia, Panellinios, BEŞİKTAŞ COLA TURKA, Brose, Bilbao/Donetsk, Teramo, Hapoel

    *Butun Torbalar Cekildi

    A Grubu; Alba Berlin - Azovmash - Galatasaray - Teramo

    B Grubu; Le Mans- Hemofarm - Triumph - Valencia Basket

    C Grubu; Aris - Zadar - Siauliai - Hapoel Jeruselam

    D Grubu; Joventut - Unics Kazan - Telekom Basket - Besiktas

    E Grubu; Spirou Basket - TurkTelekom - St. Petersburg - "QR6"

    F Grubu; Benetton - Kızılyıldız - Cholet - Dinamo Moskova

    G Grubu; Nancy - Gran Canaria -Turow - Panellinios

    H Grubu; Ventspils - Nyumburk - Bonn - Brose Basket


    Hemen rakipler ile alakalı kısa bir degerlendirme yapmak istersek; Galatasaray'ın grubu Besiktas ve Turk Telekom'un grubuna gore daha zor bir grup goruntusu cizmekte. Besiktas'ın gruubnda Badalona oldugunu varsayarsak en kolay grubu Telekom cektiği soyleyebiliriz. Takımlar gruplarında ilk 2 sırada tamamlamak için mucadele edeceklerini dusunursek Besiktas ve Galatasaray'ın işleri Telekom'a gore daha zorlu.

    27 Ekim 2009 Salı

    I LOVE THIS GAME !!




    Perde açılıyor tahminleri alalım;


    MVP: LeBron James
    Savunmacı: Ron Artest
    Altıncı adam: Jason Terry
    Çaylak: Blake Griffin
    MIP: Greg Oden
    Koç: Phil Jackson

    Sayı: Dwyane Wade
    Ribaund: Dwight Howard
    Asist:Jose Calderon
    Top çalma:LeBron James
    Blok: Dwight Howard


    Doğu ilk sekiz:

    1- Cavaliers
    2- Celtics
    3- Magic
    4- Bulls
    5- Raptors
    6- Heat
    7- Hawks
    8- Wizards

    Batı ilk sekiz:

    1- Lakers
    2- Spurs
    3- Mavericks
    4-Blazers
    5- Jazz
    6- Hornets
    7- Suns
    8- Denver

    Final:
    Lakers-Celtics

    Sampiyon:
    Lakers

    17 Ekim 2009 Cumartesi

    Besiktas 77-68 Daruşşafaka


    Maça geçmeden once salon yaşanan ilginç anektodları paylasmak isterim. Oncelikle salonun girişinde verilen kokteyl çok şıktı( kokteyl de bulunmasak da:) organizasyon acısından) ve Besiktas'ın şampiyon kadrosu da salonda idi. Bu organizasyonu saglayan herkes alkışı sonuna kadar hakketti. ( Bu organizasyon sayesinde o meshur Tom Davis'i de gormus olduk)

    Bir diğer dikkatimi çeken olay ise açıkcası biraz bizleri uzdu. Maçta en fazla 100-150 arası Besiktas taraftarı olmasına ragmen salonda ve cevresinde en az 50 ile 100 arası polis vardı. Nerede ise 1.5 taraftara 1 polis dusuyordu.

    Maça geçecek olursak ilk periyod da özellikle maçın başında yapılan sert savunma ve hızlı hucumlar ile rakibe ustunluk saglayan Besiktas'a karşı Davidson artı 4 kısaya donen Dacka 21-12 yenik durumdan periyodun sonunda 23-21'e getirdiler skoru. Bunda Davidson ve Hakan Demirel'in etkinliğinin yanında ek olarak da alınan hucum ribaundları da etkin rol oynadı.



    Maçın 2.çeyreginde Hakan'ın Polat'ın uclukleri ve Davidson'ın hucumda ki ekstra performansları ile maç dengede devam etti. Besiktas'da Engin'in eksikliğinden oturu bir turlu oyun içerisinde Chatman'ı dinlendirilememesinden oturu oyunda savunma yonunde istenilen direnc saglanamadı ve pota altını da 2.ceyrek de nerede ise hiç kullanamadığımızdan ilk yarıyı 40-38 geride kapattık.

    Ikinci yarı da ise tamamen toparlanan bir Besiktas vardı sahada Chatman-Cevher ve en önemlisi Haluk Kaptan'ın hem hucumda hem de savunmada inanılmaz katkısı ve bunun yanında Kevin Fletcher'ın kattıgı sertlik ve hucumda ki istikrarlı performansı ile fark bir anda açıldı.

    Maçın koptuğu an ise Chatman'ın ust uste 2 savunmada kaptığı top ve hemen akabininde Fletcher'e yaptıgı harika asist ile maç koptu ve maç sonuna kadar o fark korundu ve maçı Besiktas 77-68 kazandı. Dacka adına 2. yarıda en etkili olan isim Stefan Jackson'dı. Hatta bir ara 4 hucum ust uste Jackson içeriye drive ederek delicik ozelliğini kullanarak ya faul aldırdı ya da basket buldu.

    Son olarak da Mire Chatman gercekten buyuk bir jesti hakediyor ligin ilk maçında istatistikleri; 9 Sayı - 9 Ribaund - 7 Asist - 5 Top Calma bir guard daha nasıl bir ust duzey performans sergilyebilir ki ...

    27 Ağustos 2009 Perşembe

    Eurobasket 2009'a Doğru || Efes Pilsen World Cup Game #1


    Yine büyük bir şampiyona ve yine şampiyona öncesi Efes Pilsen World Cup turnuvası ile karşı karşıya idik. Kadromuza geri dönmek istemiyorum ama Kerem Gonlum'un cezası belkide madalya şansımızı azaltacak düzeyde. Cunku dun belki de Avrupa Basketbol Şampiyonasının en iddialı takımlarından biri ile ciddi bir hazırlık maçı oynadık. Ve göze çarpan ilk eksiklik ikili oyunlarda 4 numarada oynayan oyuncular rakipleri için dışarı çıkarken rakip ikili oyun sırasında uzun dan kısaya pas alışverişinde uzunumuz çoğu kez kısa oyuncuya yardıma gitmeyerek Ukic ve Popovic den cok ekstra dış şut yedik.

    Maçın başında Ukic'in hızını durdurmak için Sinan Guler ile başladık. Ama bu hamle ne yazik ki ters tepince hem Ukic ilk periyot da maç genelinde ki en iyi performansını sergiledi hem de guardsız oynadıgımız için maçın başında bir türlü oyuna giremedik.

    Oyun içerisinde dikkatimi çeken bir başka konu ise oyunun son 4-5 dakikalarında her zaman tempoyu yukarı çıkarıyoruz. Ama bunu oyun geneline yaymalıyız diye dusunuyorum. Ozellikle Hidayet Türkoglu inanılmaz bir liderlik performansı sergiliyor. Gercekten boyle bir oyuncuya sahip oldugumuz için kendimizi şanslı hissetmeliyiz.

    Avrupa Basketbol Şampiyonasından çok umutluydum ama Kerem Gonlum'un eksikliği şu sıralar bence sıkca acaba dedirtiyor. Takımı izlerken de takımda tek 4 numara oynayabilecek oyuncu bence Ersan Ilyasova'dır. Bu takımda en az Hidayet Türkoglu kadar yetenekli bir oyuncu. Ozellikle Barcelona da oyununu cok geliştirmiş. Hatta bir aralar sırtı donuk top aldı içerde ve Vujcic'e karşı sırtı donuk oynadı. Ersan Ilyasova'yı hucumda cok daha aktif kullanmalıyız. Cunku geçmiş donemlerde kadromuzda Harun Erdenay'dan gelen Ibrahim Kutluay ile devam eden ve son jenerasyon da Serkan Erdoğan'ın ustlendiği sutor rolunu benimseyecek oyuncumuz bu sene ki kadromuzda yok. Aslında Bekir var ama o da topu elinden cok gec cıkaran sutorlerden oldugu için ve el ustunden sut yetenegi de olmadıgı için ona hazır setler hazırlamak da hucum rotasyonun da pek kullanılmaması bu rolun diger oyunculara kaydırılmasına sebep oluyor. Bu nedenle Ersan'ı muhakkak hucumda cok daha fazla kullanmalıyız.
    Son olarak da Engin Atsur'un performansına değinmek istiyorum. Ilk yarı boyunca hiç sure almayıp ikinci yarı da oynayan Engin gösterdiği performans ile son Dunya Sampiyonasının son macları ve Avrupa Şampiyonasında oldugu gibi yine bu takımın birinci guardı benim diyor. Tanjevic ile çok iyi bir uyum sağladılar. Tam istediği oyunu Engin Atsur ile cok rahat oynatabiliyor. Engin Atsur'un ozellikle kritik anlarda ki oyunun kontrolunu eline alması ve oyun gorusu ile Avrupa Basketbol Şampiyonasında kariyerinin zirvesine cıkacagını dusunuyorum.

    26 Ağustos 2009 Çarşamba

    Basketbol Gündemi


    Son 2-3 gün içerisinde Basketbol da yaşanan olayları toparlamak istedim;

    - Fenerbahce Ulker'de bu hafta önemli gelişmeler yaşandı. Oncelikle Türkiye'de çok iyi bir sezon geçirip Nba'ye tranfer olan Tarance Kinsey, Fenerbahce Ulker'e geri döndü. Hiç şuphesiz Fenerbahce Ulker adına çok önemli bir transfer hamlesi. Kinsey hem savunmada hem de hucumda takıma direk katkı sağlayabilen ve Euroleague'de önemli maçlarda takımın direncini direk yukarıya taşıyabilecek seviyede bir oyuncu. Kinsey transferi ile beraber Fenerbahce Ulker inanılmaz bir dış rotasyona sahip oldu; Kinsey - Greer - Preldzic -Giricek - Omer - Mrsic. Gecen sezon sakatlıklardan oturu bir turlu istenilen katkıyı veremeyen Giricek'in akıbeti ise Kinsey ve Greer transferi ile daha bir merak konusu oldu.

    - Gündemin yoğun takımı Fenerbahce Ulker'de bu hafta içerisinde basketbol da kariyerinin son yılını yaşayacak olan Damir Mrsic ile kontratını 1 sene daha uzattı. Yeni transfer Lynn Greer ise Acıbadem Hastanesinde kontrolden gecti. Greer, genel cerrahi, iç hastalıkları, ağız-diş sağlığı, göz, kulak burun boğaz ve efor testi gibi bir dizi testlerden gecti.

    - Onceden bahsettiğimiz gibi Kepez Belediyespor'da Halil Uner'den boşalan koçluk görevine getirilmesi düşünülen Çetin Yılmaz, Kepez Belediyespor'un teklifini kabul etmediğini açıklamış.

    - Daha önce Beşiktas Cola Turka ile idmanlara çıkan Cem Coskun Besiktas ile sozlesme imzaladı.

    - Besiktas altyapısından yetişen ancak A takım seviyesinde hiç forma şansı bulamayan Oyak Reno da geçirdiği başarılı sezonların ardından adını sıkca duydugumuz Özgür Bıyık Anıl'ın haberine göre basketbolu bırakmak zorunda. Aort damarının genişliğinin normalden 2 kat fazla olması neticesinde bu kararı almak zorunda kalmış. Buradan geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz. Yanılıyor da olabilirim ama sanırım aynı hastalığa Turiaf'da yakalanmıştı.

    Şampiyonlar Ligi Serüveni || Volume 1


    Işte merakla beklenen Şampiyonlar Ligi heyecanımız yarın ki kura çekimi ile başlıyor. Torbalar'da ki takımları vermeden önce tahminimizi de yapalım;


    Chelsea
    Az
    Besiktas
    Kopenhag

    1. Torba

    fc barcelona
    chelsea
    liverpool
    manchester united
    ac milan
    arsenal
    sevilla
    bayern münchen
    2. Torba

    olympique lyon
    inter milan
    real madrid
    cska moscow
    fc porto
    az alkmaar
    juventus
    glasgow rangers

    3. Torba

    olympiakos
    olympique marseille
    dinamo kiev
    vfb stuttgart
    fiorentina
    atlético madrid
    girondins bordeaux
    BEŞİKTAŞ

    4. Torba
    vfl wolfsburg
    standard liège
    rubin kazan
    unirea urziceni
    maccabi haifa
    zürih
    debrecen
    kophenag

    19 Ağustos 2009 Çarşamba

    Rafael Van Der Vaart In Bobo Out (Mu) !


    Geçen hafta Van Der Vaart ile alakalı bazı yerlerden gorusuldugune dair bilgiler paylasıldıgı için post atmıştık. Ama 1 hafta boyunca basından bile ses cıkmayınca anlaşılan Van Der Vaart'ın da Deco gibi gelmek istemediği düşüncesine kapıldık.

    Ancak bugün sabah saatlerinde gördüğüm Şansal Büyüka'nın ; "Bu arada Yıldırım Demirören’in Real Madridli bir oyuncuyu alacağı söylendi. " Sözü ve öğle arası Beşiktas'ın ilk defa karşılaştığımız Bobo için yaptığı resmi açıklama ile beraber son olarak da akşam saatlerinde Ertem Şener'in Başkan Yıldırım Demirören'in Ispanya'ya gittiğini söylemesi, bize "yoksa" dedirttirmeyi basardı. Aslında gündem içerisinde ki hareketlilik önemli bir transfer umutlarını kat ve kat arttırmış durumda. Böyle bir transfer demek prestij,popularite hepsi bir kenara en az 1 milyon forma satarsın ki (bu kadar yıldız ozlemi ile yanan ve beklentisi bu kadar yuksek taraftar varken) 1 milyon forma da 80 liradan 80 milyon eder. Yüzde 40 ını bile kazansan direk oyuncunun butun maliyetini karsılarsın.

    Takımda en son gitmesini istediğim oyuncuların başında gelir Bobo ama eğer Vaart ve onun kalitesinde oyuncu alınacaksa da Bobo'nun yollanmasına bile razıyım.

    Eurovision 2010 Temsilcimiz; Tarkan


    Çıkan haberlere göre; 2010 Eurovision için perşembe günü TRT yetkilileri ile prensipte anlaştığı belirtilen Tarkan, Eurovision'un yanı sıra TRT ile sıkı bir iş alışverişine girdi. Norveç'te 2010 Mayıs ayında yapılacak Eurovision yarışmasında ülkemizi temsil edecek olan Tarkan, TRT ile önümüzdeki hafta el sıkışarak anlaşmalarını duyuracaklarını belirtti. Ünlü sanatçı ile TRT yetkilileri arasında ayrıca Eurovision'un dışında kurumun önümüzdeki günlerde açılacak müzik kanalı için de program anlaşması sağlandı. Tarkan'ın ortak olduğu Hitt Prodüksiyon TRT müzik kanalı için program hazırlayacak.




    Eurobasket 2009'a Doğru #2 || Litvanya Analizi


    Grubumuzun en iddialı takımı olan Litvanya'da bir türlü eskisi gibi takımın yıldızlarını Milli Takım'da toplayamıyorlar. 2009 Avrupa Şampiyonası için düzenlenen son 13 kişilik kadro ise;


    Oyuncu
    Boy
    Pozisyon
    D.T
    Kulübü
    Darjus Lavrinovic
    212
    Pivot
    1979
    Real Madrid
    Robertas Javtokas
    211
    Pivot
    1980
    Dinamo Moskova
    Ksistof Lavrinovic
    210
    Pivot
    1979
    Montepaschi Siena
    Marijonas Petravicius
    208
    Forvet
    1979
    Armani Jeans Milano
    Paulius Jankunas
    203
    Forvet
    1984
    Zalgiris Kaunas
    Linas Kleiza
    203
    Forvet
    1985
    Denver Nuggets
    Simas Jasaitis
    202
    Forvet
    1982
    Galatasaray C.C
    Arturas Jomantas
    2.00
    Guard/Forvet
    1985
    Lietuvos Rytas
    Jonas Maciulis
    198
    Guard
    1985
    Armani Jeans Milano
    Mindaugas Lukauskis
    198
    Guard
    1979
    Lietuvos Rytas
    Tomas Delininkaitis
    192
    Guard
    1982
    Budivelnyk Kyiv
    Mantas Kalnietis
    195
    Guard
    1986
    Zalgiris Kaunas
    Andrius Mazutis
    180
    Guard
    1981
    ASK Riga


    Kadroya şoyle bir göz attığımızda; Avrupa basketbolunun en önemli oyuncuları Siskauskas ve Jasikevicius'un kadroda olmadıgını goruyoruz. Litvanya başarılarında çoğu zaman Jasikevicius-Siskauskas veya Macijauskas gibi önemli oyuncular yer alıyordu. Bu sezon önemli eksikler gözukse de Litvanya'nın da bir basketbol ülkesi olduğunu da unutmamak gerek. Ama oyuncuların form durumları ele aldığımızda kazanmamamız için hiçbir neden yok.

    Litvanya yaptığı son hazırlık maçında Letonya karşısında uzatmalarda 77-75 kazandı. Galibiyet de en büyük katkıyı Kleiza ve Lavrinovic kardeşler verdi. Önemli yıldızların kadroda bulunmamasına rağmen takım oyununu çok iyi başaran Litvanya'da bence en buyuk eksik oyun sıkıştığında öne cıkabilecek oyuncunun olmaması. Ne Jasikevicius, ne Siskauskas ne de Songalia kadroda olmaması Litvanya'nın önemli rakipler kaşısında direnclerinin kaybettiği anlarda hucum da istenilen performansı verebileceğini sanmıyorum. Hucum anlamında ne Jasaitis ne de Maciulis bu liderliği alabiliecek oyuncular değil. Ust duzey oyuncuların (Kleiza-Lavrinovic Kardesler - Jankunas- Javtokas uzun rotasyonu) genellikle aynı pozisyonları paylaşması da oyun içerisinde istikrarın da zor yakalanacagı aşikar.

    Bir diğer en buyuk eksik ise Kaukenas. Bugune kadar büyük turnuvalarda Jasikevicius ile beraber takımın organizasyonunda çok büyük katkılarda bulunana Kaukenas'ın da eksikliğini Kalnietis ile doldurmaya çalışan Litvanya için bu turnuva buyuk bir hayal kırıklığı da olabilir. Litvanya karşısında Milli Takımımız'da belki de en büyük eksiğimiz Kerem Gonlum olacagını dusunuyorum. Kerem Gonlum'un doping cezası Milli Takım'ın en çok ihtiyacı oldugu zamana denk gelmesi de çok buyuk şansızlık oldu. Cunku Litvanya'nın en önemli oyuncuları 4 numara pozisyonunda oldugu için savunmada şu an ki kadromuzda hiçbir oyuncu Kerem Gonlum seviyesinde olduğunu dusunmuyorum. Omer Asık olsun Semih Erden olsun her ikisi de uzun oyuncuları takip etme alışkanlıkları yok ve ayakları da Kerem Gonlum kadar hızlı degil. Yapılabilecek tek olasılık Ersan Ilyasova'yı 4 numara cekmek olacaktır.

    Eurobasket 2009'a Doğru #1 || Eşleşme Analizi


    2009 Avrupa Basketbol Şampiyonası yaklaşırken ve hazırlık maçları da sürerken artık yavaş yavaş grubumuzda ki rakipleri tek tek analiz edebiliriz. Öncelikle Polonya'da düzenlenecek Avupa Şampiyonasında grubumuz da ev sahibi Polonya, Bulgaristan ve Avrupa Basketbol'un da önemli söz sahibi olan Litvanya ile eşleştik.

    Diğer grupları ele aldığımız da çok avantajlı bir gruba duştuk. Dunya Şampiyonasında 2 kez yendiğimiz Litvanya ile grupta namağlup liderlik için mücadele edeceğimizi dusunuyorum.


    Gruptan ilk 3 takım C grubunun ilk 3 sırasında ki takımları ile birleşerek 2.turda yeni bir grup oluşturulacak. C grubuna bakacak olursak da, turnuvanın en zor grubu diyebiliriz; Ispanya-Sırbistan ve Slovenya. Eğer ki ilk turda namağlup çıkabilirsek Ispanya'nın ardından iyi bir avantaj yakalayabiliriz ama Litvanya grup liderliğini namağlup olarak cıkarsa ilk 4 için muhakkak Sırbistan - Slovenya - Ispanya uclusunden en az 2 galibiyet almamız gerekecek. Cunku 2. turdan 4. çıkmak bizim için hayal kırıklığı olabilir.

    17 Ağustos 2009 Pazartesi

    10 Ağustos 2009 Pazartesi

    TSL'de 1.Hafta'nın Panoraması

    Haftanın Takımı: "Trabzonspor"



    Sivasspor her ne kadar lige hazır olmasa da Trabzonspor'un deplasman da gösterdiği performans takdir edilmesi gerekir. Ozellikle cok iyi ayaga pas yapan topu kanatlardan cizgiye indirip dışarıya cok rahat servis saglayan yani cok farklı hucum rotasyonlarına sahip bir takım huviyeti içerisindelerdi.

    Haftanın Oyuncusu: "Arda Turan"

    Fazla bişey bahsetmeye gerek yok kaptanlık pazubandı ile cıktıgı ilk maçta yine kendini herkese hayran bıraktı. Umarım en yakın zamanda Avrupa'nın iddalı takımları forması altında da izleriz.

    Haftanın Teknik Direktoru : "Hugo Broos"



    Ilk geldiğinde inanılmaz elestiri almıstı ama anlasılan coğu kişi lafları yiyecek gibi duruyor cunku Hugo Broos ilk macta da gosterdi ki tam bir sistem kocu bu sezon isminden sıkca bahsedicez gibi.

    Haftanın Hayal Kırıklığı: "Mert Nobre"

    Yine kacırdıgı gollerle taraftarlara sac bas yoldurttu hele ki 6 pas dan kacırdıgı gol Super Kupa macında kacırdı golden daha kolaydı.

    Haftanın Hakemi: " Halis Ozkahya" (Sivasspor - Trabzonspor)



    Cok basarılı bir mac yonettiğini dusunuyorum. Sezonun ilk maçı olmasına rağmen gecen sezonu 2. ve 3. sırada tamamlayan takımların oynadıgı maç da cok başarılı yonetim sergiledi.

    Haftanın Sürprizi: "Diyarbakırspor"

    Daha 2 hafta öncesine kadar 14 oyuncusu bulunan takıma; gecen hafta da Ayman ve birkac yabancı oyuncu daha transfer eden Diyarbakırspor lige flas transferler ile baslayan Ankaragucu ile 2-2 beraber kaldılar. Isin ilginc tarafı 3 dklık özetle pek bir fikir sahibi olamasak da Ankaragucu'nun attıgı gollerde sadece Ceyhun'un kişisel başarıları oldugunu da unutmamak gerekir.


    Haftanın Golü; "Ibrahim Akın"


    Aslında üç gol arasında kaldım diyebiliriz; Ceyhun Gulselam - Julio Cesar ve Ibrahim Akın. Ama Ibrahim Akın'ın tabuları yıkarcasına attığı golu haftanın golu olarak dusundum, bir de eski takımına karşı golu atması da farklı bir anlam kazandı.


    Hafanın Sözü: "Adnan Dincer " (BJK TV)

    Nobre hep ondan beklenen şeyi yapıyor ama ondan artık beklenmedik hareketler de bekliyoruz. (Ornek benden olsun; Misal Gol Atmak gibi ...)

    Haftanın Ilk 11'i

    Football Fans Know Better

    7 Ağustos 2009 Cuma

    Sistemin Kaptanları || Michael Fink & Gennaro Gattuso



    Tranferi gercekleştirildiğinde Türkiye'nin belki de en iyi Almanya ligi analizcisi Borges Fink'i bizlere tanıtırken yazısının içerisinde soyle bir yorum da bulunmuştu;


    Takima en büyük katkisini liderlik vasfi ve istikrarli bir sekilde sahada olmasiyla saglar. Bir ortalama oyuncu bazen sizin sahadaki kalbinizdir ve bu Fink olabilir.

    Lakin türk oyunculara liderlik edebilmesinin pek de kolay olmadigini belirtmeye gerek yok sanirim. Her ne kadar Ernst'in o tam olmasi gereken yerde bitmesi ve sahada bulundugu noktalarin ölümcül anlami görülmese de kosmasi, enerjisi ve kaptigi toplarla Türk futbolseverlerin kisa zamanda gönlüne taht kurmayi basarmsitir ve bu Fink icin o kadar kolay olmayacaktir.

    Bunun yaninda Ernst'den daha cok goller atip asist özelligi ile de sahada yer alacak olsa da.. Lincoln meselesi de bir örnektir, sahadaki oyuncuyu teknik adam güzel bir sekilde konumlandirmasi gerekir.

    Fink'in buna ihtiyaci var, Mustafa Denizli ve Tayfur Havutcu almanca bilmektedir, bu acidan iletisim kolayligi da söz konusu. Frankfurt takiminda oldugu gibi ona bahsettigimiz sekilde sahada rol bicilirse onun cok baska bir özelliginden yararlanip Besiktas kendisine en az üc yil bozulmayacak bir sistem insa etmis olacaktir.







    Michael Fink'i sadece 3 maç izlememe rağmen beni şimdiden kendine hayran bıraktı ve yazıda da belirtildiği gibi sistemin adamı olduğu ve Milan'ın Gattuso'ya biçtiği rolun aynısını Besiktas'da Michael Fink'e biçildi. Tam bir Alman disiplinine sahip olan Fink, sahada inanılmaz efor sarfediyor. Ben tribunden Fink'in suratına baktıgımda kendime guven geliyor varın bir de takım arkadaşlarını düşünün Michael Fink'in her olumlu hareketinden sonra kendileri güveni kat ve kat artacaktır ve bana göre bizim adımıza yılın transferi Michael Fink'dir.

    Ozellikle Porto maçında o nasıl bir presdir beni hayretler içerisinde bıraktı Belluschi topu alıyor arkasını donuyor karşısında Fink, Freddy Guarin sağ çizgiden hucuma endeksli pas atmak istiyor kafayı kaldırıyor karşısında Fink, Bruno Alves savunmadan topla beraber çıkmak istiyor ama yine karşısında Fink'i göruyor. Michael Fink transferi ile Şampiyonlar Liginde rakiplerimize karşı düşük olan oyun tempomuzun kademe kademe artacağını düsünüyorum.

    Ilginç olarak da çok güçlü bir fiziğe sahip olmasının yanında pozisyonuna göre de çok atletik.

    Inatçı kişiliği ile de birleştti mi gercekten takımın saha içinde ki direncini istediği zaman istediği seviyeye yükseltecek bir oyuncu. Bir diğer dikkat çekilmesi gereken anektod ise kesinlikse toplu oyunda.

    Topsuz oyunda tam sisteminin oyuncusu olmasına rağmen toplu oyunda da çok iyi. Topu fazla ayağında tutmuyor, Tugay Kerimoğlu gibi hemen oyunu diğer alanlara yayarak rakibin düzenini yani savunma dizilişini dağıtabiliyor.

    Fink ve Ernst gibi bir orta sahaya sahip olmuşken bence bu takımın forveti bitirici özellikleri daha iyi olan bir oyuncu olmalıydı ve yüksek tempoda Yusuf Şimsek'in artık 2. yarılar da sıkışan oyunda rol oynaması lazım.

    Çünkü sistemin işleyebilmesi için Nobre'den başlayarak sıra ile oyununun belirli bölgeleri kapsayarak Ernst ve Fink ile devam eden ön alanda prese dayalı oyunumu anca Mustafa Denizli'nin belirttiği gibi koşan 10 numara yani 10.5 numaraya ihtiyacımız var.

    Eğer ki yeni transfer gercekleşmezse ve Delgado'da beklenirse yeni sistemin oturması 6 ay geçikecektir işte bu yuzden de Mustafa Denizli transfer istiyor.
    Cunku sistemin en büyük rolunu ustlenen Fink'in yanında oynayacak teknik özellikleri yüksek hucuma yön verecek oyuncuya da alışması lazım.
    Michael Fink, Fabian Ernst ikilisi ile birçok maçta rakibimizin bizim yarı sahamızda 3 pas bile yapamayacagını görmemize sebep olacaktır.Şampiyonlar Ligi maçlarını bir kenara koyarsak özellikle ligimizde Ernst-Fink-Tello varyasyonunda Tello sol ve sağ içte rakip hucumlarında Fink ve Ernst'in boşalttığı alanlar da az da olsa rakibin karşısında durmayı başarabilirse bu sezon hiçbir takımın oyunun kontrolune sahip olabileceğine ihtimal dahi vermiyorum. Yeni Gattuso'muz hayırlı olsun şimdiden benim gözumden takımın kaptanı olmasa da sistemimizin kaptanıdır.

    Sayıların Dili || # 4.600.000


    Yaklaşık 75 Milyon nüfusa sahip Türkiyemiz 'de ortalama haftada okunan gazete sayısı.

    5 Ağustos 2009 Çarşamba

    Batuhan Karadeniz ve A.C. Milan


    Barcelona'nın Mehmet Topal'ı alternatifler arasına aldığını size geçen gunlerde bahsetmiştim. Topal'dan sonra bir diğer geleceğin yıldızlarından Batuhan Karadeniz için de Avrupa'nın diğer büyük kluplerinden Milan alternatifler arasına almış durumda. Bilindiği üzere Batuhan gün içerisinde yaptığı açıklama da Gaziantepspor ile anlaşamadığını ve Beşiktas'a geri döndugunu ifade etmişti. Batuhan Karadeniz şu anda takımda direk oynayabilecek bir oyuncu coçuğu A.C. Milan takip altına almışken biz hala nedensizce takım bulmaya çalışıyoruz. Şahsen Batuhan'ın ani geri dönmesinde bir başka neden ise Fransa'nın St.Etienne klubunun Bobo'yu istemesi de olabilir. Rooney gibi Owen gibi Carlos Vela gibi hatta Messi gibi oyuncular 17-18 yaşında direk oynamaya başlamışken A.C. Milan gibi scout ekibi çok sağlam olan bir takımın Batuhan Karadeniz'i takibe almışken artık bu çocuğun değerinin anlaşılması lazım.Sezon da en az 15-20 maç oynatsan fiyatını katlayabilecek bir yıldız adayı yani bildiğin wonderkid.

    Stefano Cantalupi imzalı A.C. Milan'ın Batuhan Karadeniz'i takibe aldığı haberin orjinal metni;



    Quali sono i giovani che lasceranno il segno nella prossima stagione? Gazzetta.it ha selezionato i 30 giocatori nati dal 1989 in poi con le maggiori chance di mettersi in mostra. Al 26° posto c'è l'attaccante del Besiktas, in prestito al Gaziantepspor

    MILANO, 29 luglio 2009 - Dal vostro normale ragazzone di 192 cm vi aspettate di sicuro tanti gol di testa. E quelli Batuhan Karadeniz li segna a grappoli, da sempre. Ma difficilmente chiedereste al vostro colosso di esibirsi in girate volanti, semi-rovesciate e acrobazie a mezz'aria per spedire il pallone in porta. Ebbene, questo attaccante classe '91, che insieme a Sercan Yildirim rappresenta il futuro del calcio turco, ha nel suo bagaglio fisico e tecnico anche prodezze simili. E' di proprietà del Besiktas, ma giocherà la prossima stagione del Gaziantepspor.

    record di precocita' — Due anni fa, appena 16enne, Karadeniz è diventato il più giovane calciatore ad aver esordito e fatto gol nella Turkcell Superlig, il campionato turco. Nelle nazionali Under del suo paese ha accumulato un bottino di gol da primato, entrando nel giro della selezione di Terim e debuttando ad appena 17 anni. Nella scorsa stagione avrebbe dovuto fare esperienza al Colonia, in una Germania in cui la comunità turca conta su 2,7 milioni di abitanti. Invece, per problemi relativi al tesseramento, non è andato in Bundesliga. E' stato girato in prestito all'Eskisehirspor, dove è partito fortissimo (4 gol in 3 partite) ed è stato poi fermato da un infortunio alla spalla sinsitra, chiudendo la stagione a quota 8 centri.

    prospettive di mercato — Anche nella prossima annata, come detto, Karadeniz non giocherà nel Besiktas: andrà a maturare al Gaziantepspor e l'obiettivo è quello di agguantare la doppia cifra nella classifica marcatori del campionato. La prossima stagione ci dirà anche qualcosa di più sul suo valore di mercato, al momento quantificabile sui 6-7 milioni di euro. Il Milan aveva messo gli occhi su di lui qualche mese fa, forse lo rifarà in futuro.

    il marchio di fabbrica — Il punto di forza di Batuhan è la coordinazione, davvero misteriosa per un giocatore di quella stazza. In acrobazia, quando si stacca da terra, diventa difficile da contenere. Calcia forte col destro e maluccio col sinistro, ma ha ottimo fiuto del gol. Anche troppo, a volte. Come nel novembre 2007, quando sprecò la rete del pareggio contro il Fenerbahçe preferendo il tiro all'assist per il liberissimo Federico Higuain (all'epoca il fratello del "Pipita" giocava a Istanbul). Potremmo cavarcela dicendo che anche questo è un buon segno, è il "naturale egoismo della vera punta". Ma la verità è un'altra, quella fu una stupidaggine calcistica bella e buona, dovuta alla voglia di strafare. Per quell'episodio, è stato letteralmente "mangiato" dalla stampa nazionale: non ripeterà l'errore, potete scommetterci.

    Stefano Cantalupi