rss
twitter

    9 Ocak 2011 Pazar

    Şansızlık || Efes Pilsen:85 Beşiktaş CT:83


    Hafta içinde yaşanan koç değişikliğinden sonra herkesin aklındaki ilk soru; Ergin Ataman'ın takımda nasıl bir etki yaratacağı idi. Sonuçta insanların alışkanlıklarından vazgeçmesi hiç de kolay değildi. Maça trafik dolayısı ile geç girmek zorunda kaldım ve yerime oturur oturmaz salonda bir anda 'sonunda be' gibi rahatlama söylemlerini işitince hemen gözlerim skorboard a gitti ve Efes Pilsen'in maça 6-0 lık seri ile başladığını gördüm. Ilk çeyrek boyunca iki takım da çok rahat basketler buldu. Aslında bakarsak Beşiktaş CT neyse de Efes Pilsen de savunmada çok yumuşak bir takımdı ve Ergin Ataman bunu çok iyi kullandı. Ergin Hoca'nın takıma ilk aşıladığı şey kesinlikle özgüven olmuş. Ilk yarıda tüm takım neredeyse hep AJ Ogilvy'nin üzerinden oynadı ve pota altında çok iyi beslediler. AJ Ogilvy her zamanki gibi oyunun tek yönünde çok iyi performans sergilerken savunmada ise sıkça kullandığım bir tabir olacak ama savunma yapma alışkanlığını hala kazanamadığını gösterdi. (Oyunun tek yönünü diyoruz ama o son periyotta kaçırdığı basket yok mu altı pasta boş kaleye kaçırmak gibi birşey; biraz yukarıdan çıkarsa belki maçı almıştık)

    Maçta ilk 15 dakikayı 25-38 önde geçerken savunma hariç herşey harika gidiyordu. Şimdi diyeceksin; abi 15 dakikada Efes Pilsen gibi bir takıma 25 sayı şansı vermişiz hala savunma diyorsun. Ilk yarı sonunda sohbet ettiğimiz arkadaşlara da ifade etmiştim, maç içerisinde not etme şansı bulamadım ancak Efes Pilsen'in ilk yarıdaki kaçırdıkları şutların bazıları boş atış bazıları da doğru hücumlar sonucu kaçan şutlardı. Yani hücum düzenlerini bir türlü bozamamıştık.


    Ilk yarıda dikkat çeken bir diğer isim ise Allen Iverson'dı. ( Tabi son periyodu ayrı tutuyorum; rotasyondan dolayı dinlendirme fırsatı da bulunamadığı için fiziksel olarak çok yoruldu) Allen Iverson Türkiye'ye geldiğinden bu yana NBA salonlarına en yakın salonlardan birinde ilk defa oynuyordu. Bu kadar güzel salonda oynama zevki de sanırım onun için maç başında çok farklı bir heyecan yaratmış ki ilk yarı da basketbolseverlere güzel bir resital sundu. NBA yıllarından kalma crossoverlar mı dersin yoksa basket ile sonuçlandırdığı fadeawayler mi... En önemlisi hem Ogilvy'yi hem de Cevher'i sık sık oyunda tutması ile takıma verdiği katkılardı.

    Oyunun iki yönünde de maksimum verim sağlayan ve bu yenilgide en çok adına üzüldüğüm isim ise Cevher Ozer oldu. Bence bugünki maçta Beşiktaş CT forması ile en iyi kişisel performansını sergiledi. Oyunun savunma kısmında hiçbir zaman direnci düşmeyen Cevher, oyunun hücum kısmında da çok etkin rol oynadı. Tabii bunda en büyük etken de hücumdaki opsiyonların artması diyebiliriz. Ergin Ataman'ın aşıladığı özgüvenden sonra takımda dikkat çeken bir diğer nokta ise hücumdaki opsiyonların artması idi. Oyunun genelinde de bu gözüktü. Hep hücum çeşitliliği dengeli dağıldı. Daha önce bahsettiğimiz Allen Iverson Sonrası Hücum Set Opsiyonları yazısında anlatılan özel kişiye özel taktiksel opsiyonları sanki ileride daha çok izleyecek gibiyiz.


    Ikinci yarı ile beraber Efes Pilsen, Kerem Gönlüm'ün fiziksel üstünlüğünden ve oyun zekasından yararlanarak çoğu hücumda topu boyalı alana indirdi. Başta ikili oyunlar olmak üzere Lakersvari üçgen hücumları ile de savunmanın düzenini bozmayı başardılar. Hatta bir ara hücumda hep doğru adamları topla buluşturdular. Çok klişe bir söz olacak ama pek hakemleri konuşmayı sevmeyen bir yapım vardır. Çünkü basketbolda kararlar o kadar saniyelik süreçte veriliyor ki bazen hata yapmaları da çok olası olabiliyor. Ancak bugün çalınan öyle düdükler vardı ki; yakaladığımız fark diferansında çoğu kez yakalanmamıza neden oldu. Şimdi tek tek pozisyonları sayıp da yazının canına okumak istemiyorum =) Tek bir pozisyondan bahsedeceğim -o da yine maçı kaybetmemize neden olan bir düdük oldu-; Mustafa Abi'ye çalınan karşılıklı teknik faul düdüğü. Çalınan teknik faul ile Mustafa Abi 4. faulunu almış oldu. Son iki maçtır çok üst düzey savunma performansı sergileyen Mustafa Abi'nin rotasyona girmesine neden oldu. Oysa ki Mustafa Abi o ana kadar sadece savunmada değil hücumda da hem Chatman hem Allen Iverson'a top getirmede yardımcı oluyordu. Rakiplerin kısalarına tam saha baskı yapması da Efes Pilsen'in hücumda istedikleri yapmasını zorlaştırıyordu. Bu kadar başa baş giden bir maçta çalınan bu düdük de Ergin Hoca'nın oyun planlarının bozulmasına neden oldu.

    Savunmada Nachbar ve Kerem Gönlüm'e bir türlü çözüm bulunamaması ve son periyotta yapılan çok basit top kayıpları ile fark diferansı yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı. Rotasyon yetersizliğinden dolayı pota altı savunmasında bir türlü istenilen seviyeye gelemedik. Bu da doğal olarak Ergin Ataman'ın savunmada elini kolunu bağladı. Bu sezonki Galatasaray CC - Fenerbahce Ulker maçında izleyenlerin dikkatini çekmiştir; Preston Shumpert gibi hareketli, kendi şutunu yaratabilen ve zaman zaman 4 numara oynayan oyuncuları savunmak için en iyi seçim ondan daha hareketli bir oyuncuyu karşısına koymaktan geçiyor. Fenerbahce Ulker de maç içerisinde bu seçimi yapmış, ondan daha hareketli olan Emir Preldzic'i alarak bir nebze de olsa Preston Shumpert'in etkinliğini azaltmayı düşünmüş ve bunda da başarılı olmuştu. Şimdi benche baktığımızda Nachbar'ı savunabilecek en iyi oyuncu Ignerski olarak duruyordu onun da ne kadar etkin savunabildiğini maç içerisinde gördük. Kerem Gönlüm'ün etkinliği ise çok normal belki Fedor olsaydı bi nebze durdurabilirdi.


    Maçın sonlarına doğru gelirsek gerçekten kötü oynadık diyebiliriz. Kötü şut tercihlerinden tutup da yapılan top kayıplarına kadar bir türlü son çeyrekte oyuna ortak olamadık. Tabii bunda en büyük etken ise; Ergin Hoca'nın birbaşka çaresiz bırakan konu olan rotasyon eksikliği oldu. Sonuçta Efes Pilsen'e karşı 7 kişilik rotasyon ile oynamak (Chatman:32 Iverson:35 Bekir Yarangüme:33) ve maç boyunca aynı çizgide performansını sürdürmek çok zordu ve ne yazık ki fiziksel düşüş de maç sonuna yansıdı. Maçın sonunda kaçan serbest atışlardan sonra Kerem Tunçeri'in de son hücumda yaptığı şut tercihinin olumsuz sonuçlanması ile maç uzatmaya gitti.

    Uzatma dakikalarında da aynen yukarıda bahsettiğim fiziksel olarak yorgunluk devam etti ancak ne olursa olsun son topa kadar skor da tutunmayı başardık. Ancak Chatman'ın akılalmaz faul tercihi ile maçı kaybettik. Şimdi süreden haberi yoktu da desem öyle bişey mümkün değil çünkü son topu kendi oynadı gözü hep süredeydi. Sadece şutu engellemeyi düşüncesi oldu desem o da değil bana göre bariz faul yapıyor pozisyonda. (Maçın tekrarını izlemedim sadece salondaki ekrandan pozisyonun tekrarını izleme şansını buldum) Faulden sonra da Nachbar'ın ikinci faulu kaçıramaması da ilginç anektodlardan biri idi bence.

    Şansız bir şekilde yenildik. Ancak ben Ergin Ataman'ın zamana ihtiyacı olduğunu ve uzun vadede başarılı olabileceğine inanıyorum. Öncelikle Nachbar gibi Shumpert gibi hareketli uzunları savunabilecek ve en önemlisi ribaund toplayabilecek bir uçan kaçan Amerikalı uzuna ihtiyacımız var. Bir diğer çok önemli eksik ise sırtı dönük oynayabilecek ve savunmada belli bir sertlik çizgisi olan bir 5 numara. Ogilvy'nin savundukları son 3 maçtır neredeyse kariyer rekorları kırıyorlar. Belki bu pozisyon döndüğünde Fedor ile doldurulabilir veya Dudley-Michael Wright vb. yerli uzun ile 4-5 de yerli rotasyona ekleme yapıp rotasyon genişletilebilir. Bir de ek olarak kesinlikle hareketli bir 3 numara eksiğimiz olduğunu dusunuyorum. Gerçekleşecek takviyelerin takıma katkıları ile bu sezonu kurtarabiliriz. Önümüzdeki sezon ne olacağı hiç belli olmaz; bakarsınız Euroleague elemesinde 2 takım oynar.

    8 Ocak 2011 Cumartesi

    Enes Kanter'in Ncaa Kariyeri Başlamadan Sona Erdi


    Nereden nereye, son yıllarda yetiştirdiğimiz en değerli oyuncu olan Enes Kanter daha iki sene önceye kadar olası 2011 Nba Draftlarında ilk beş sıradan seçilmesi beklenirken ve Amerika'nın belki de en önemli üniversitelerden olan Kentucy Universitesinde basketbol oynama şansı bulmuşken ne yazık ki kariyer planlaması daha sezon başında istedikleri gibi gelişmedi. Öncelikle Fenerbahçe Ulker ile Euroleague maçına çıktığı için ligde oynaması yasaklanmıştı. Bu karara ilk itirazın cevabı 11 Kasım da olumsuz sekilde geri dönmüstü. Ardından ikinci bir itiraz da yapıldı ancak bugün Ncaa'den yapılan açıklama ile beraber ne yazık ki Enes Kanter'in Ncaa kariyeri baslamadan bitmiş oldu.

    7 Ocak 2011 Cuma

    Omer Aşık'ın Toronto Raptors Maçı Performansı

    Ömer Aşık, Nba kariyerinin en yüksek sayılarına ulaştığı (13 sayı 7 ribaund 5 blok) maçta ki performansını paylaşmadan geçmek olmazdı. Uzun zamandır çok istikrarsız süreler alıyordu bu yüzden o da bir türlü rolünü benimsiyemedi. Önce Boozer'ın sakatlığı sonra da Noah'ın sakatlığı ile bulduğu süreleri olumlu kullandığı düşünüyorum. Savunma da ki bu performansı devam ettiği sürece bu sezon rotasyonda her zaman yer bulacağına inanıyorum.

    6 Ocak 2011 Perşembe

    Düzeltme; Vladimir Dragicevic




    Dün sabah haberi Besiktasbasketde yayınlayan abimiz Tadija Dragicevic isminin isim benzerliğinden dolayı yanlış anlaşıldığını belirtip gerçek isim ise dün twitter da yabancı kaynakların da duyurduğu; Vladimir Dragicevic.

    Tabi Tadija Dragicevic deyince herkes de bir heyecan olustu; cunku hatırlayanınız vardır muhakak Kızılyıldız ile oynadığımız Uleb Cup serisinde (berabere biten ilk mac) forma giymişti. Yanlış hatırlamıyorsam da Omar Cook ile beraber ilk macta takımının tek ayakta kalan oyuncusuydu. Hem canlı da izlediğimiz icin Tadija nın takıma direk katkı vereceğinden birçok kişinin suphesi yoktu dogal olarak.

    Vladimir Dragicevic de cok olumlu referanslara sahip bir uzun. O da cok genc daha 24 yasında. Bu tür genç oyuncular için ise bilgi alınabilecek en güvenilir kaynak Draftexpress dir. Draftexpress'e göre de Adriatik liginde geçen sezon, takıma istatistiksel etkisi baz alındığında ligde 2.sıradaydı. Bence şu dönemde alınabilecek uzunlar arasında bütce acısından en iyi tercihlerden birkacı diyebiliriz. Şu anda mesela Marcus Haislip de boşta =) ama işte bütce meselesi uygun oyuncu bulmak da kolay degil.

    Vladimir Dragicevic'in istatistikleri için tıklayınız

    5 Ocak 2011 Çarşamba

    Highlights Of Hedo Turkoglu's Triple Double

    Hidayet Turkoglu'nun Golden State'e karşı 10 sayı 14 ribaund 10 asist 5 top çalma lık Triple Double Performansı ve o güne damgasını vuran dansı.



    Beşiktaş'ta Ikinci Ergin Ataman Dönemi


    Bugün alınan kararla birlikte görevden alınan Burak Bıyıktay'ın yerine Ergin Ataman getirildi. Ergin Ataman çoğu zaman kendi blogumda da bahsetmişimdir benim için Türk topraklarında yetişmiş en iyi basketbol antrenörüdür. Kariyerinin belki de dönüm noktası 1998 yılında Amerika da Stanford Universitesinde bulunması ile gerçekleşti. Italya kariyerinde ise Siena'da bir ilki gerçekleştirerek 2001-2002 yılında Saporta kupasını kazandı. O döneme kadar hiçbir Türk antrenör yurt dışında çalıştırdığı takımlar da Avrupa Kupası düzeyinde kupa kazanmamıştı. Belki de Ergin Ataman isminin bu kadar prestij kazanmasının adının yanına Winner kelimesinin gelmesinin tek nedeni de takımınından her ne koşulda olursa olsun maksimum verim almayı başarmasıdır. Parke üzerinde ki olabilecek gelişmelere daha sonra gelicem ancak Ergin Ataman'ın çalıştırdığı takımlar da ki başarıları neden CSKA'nın bile ilk gündemine gelen bir koç olduğunu gösteriyor;

    - Siena ile Saporta Kupası ve bir sonra ki sezon EL'de Final Four

    - Efes Pilsen ile Final Four ve EL'de üçüncülük

    - Ulkerspor ile Euroleague de ilk 8 @ O dönemde bu başarı Ulkerspor tarihinin Avrupa'da ki en büyük başarısıydı.

    - Beşiktaş CT ile Uleb Cup'da ilk 8 ve normal sezonu lider tamamlanması.

    - Son Efes Pilsen kariyerinin ilk yılında ise Fenerbahçe Ülker'e karşı final serisinde 4 maç üste üste kazanarak Efes Pilsen ile şampiyonluk.


    Ergin Ataman bu başarıları ile winner bir koç olmayı başardı. Her gittiği takımı en az iki, üç adım ileri taşıdı. Tam bir sistem koçu diyebiliriz. Bu kadar değişik klupte çalışıp da bu kadar başarılı olan başka yerli koç hatırlamıyorum. Milli Takımı hiç çalıştırmadı ama bana göre yerliler arasında Milli Takımı en çok hakeden koçtur.

    Bardağın biraz da boş tarafından bakalım isterseniz; Ilk Beşiktaş CT döneminde başarıda ki en büyük pay hiçkuşkusuz ki ona ait. Oyuncuların paralarının ödenmediği haberleri çıktığı dönemde takımı bir arada tuttu ve her olumsuzluk da bir çözüm bulmayı da başarmıştı belki de bu yaklaşımı kendine olan saygınlığını da çok arttırdı. Şahsen o dönemde her maçtan sonra sohbetlerde inşallah uzun dönem Beşiktaş CT da devam eder derdim. Ancak şartlar istenildiği gibi oluşmadığı için Beşiktaş CT'dan ayrıldı. Işte ne olduysa o dönemden sonra oldu. Efes Pilsen'in başına geçtikten sonra kendisi ile beraber Sinan Güler, Preston Shumpert,Kaya Peker ve yardımcı antrenor Ufuk Sarıca'yı da yanında götürmesi bir kısım Beşiktaş taraftarları açısından hem hayal kırıklığı hem de sevginin artık azalmasına neden olmuştu. Ancak Beşiktaş taraftarlarının unuttuğu bişey vardı; bu oyuncular zaten Efes Pilsen'e gitmeseydi başka bir takıma da gidebilirlerdi. Mesela Preston Shumpert o dönemde Unics Kazan ve Ureal Great tarafından ısrarla isteniyordu.

    Ergin Ataman bi nevi basketbolun Jose Mourinho'su gibi (taraftarların ona karşı sempatisi açısından). Çünkü hangi takıma giderse gitsin rakip taraftarların pek sempatisini kazanamıyor açıkcası bu konuyu Ergin Ataman da Efes Pilsen'den ayrıldıktan sonra onla yapılan röportajda farklı bir soru sorulsada onun başarıya giden prensiplerini çok güzel özetliyor;

    Ergin Ataman çalışma prensiplerini ön planda tutan biri. Buna ister geçimsiz deyin, ya da disiplinden taviz vermeyen biri deyin. Çünkü başarının, disiplinin sonucunda geldiğini düşünüyorum. Kulüp başkanıysa ben de kulüp antrenörüyüm. İnsanların makamlarına elbette saygı duyarım ama baş antrenör bensem bütün kararları benim almam gerekir. O kararları benim almadığım zaman sorunlar başlar. Ve Efes’te de o sorunlar başlamıştı.

    Parke dışından yavaş yavaş parke üzerine geçecek olursak; Öncelikle, Ergin Ataman daha önce de Beşiktaş CT'yı çalıştırdığı için bu organizasyona yabancılık çekmeyecek. Ergin Ataman takımlarında görülen en belirgin özellik takım da ki bütün oyunculardan maksimum verimi almayı başarmasıdır. Hücum sistemleri arasında 4 kısalı düzeni ise çoğu zaman ona artı olarak geri dönmüştür. Beşiktaş CT'da Shumpert ile Efes Pilsen ise hem Shumpert hem de Nachbar ile oyunda bir anda lehlerine büyük bir diferans yakalayabiliyordu. Daha önce analizini yaptığımız için son Akatlar da oynanan Beşiktaş CT - Efes Pilsen maçını ele alalım; Maç içerisinde çok büyük etki sağlayan iki önemli hamle vardı.

    Bunlardan ilki daha ilk çeyrekte Kerem-Kasun ve Thornton-Kaya ikili oyunları ile birbirinin kopyası en az 10 sayı yememizdi. Ergin Hoca'nın en çok sıkıntı çekeceği konuların başında uzun rotasyonu yer alıyor. A.J. Ogilvy'nin savunma yapma alışkanlığının dahi olmaması hücumda etkin bir rol de biçilse savunma da etkisizliğinden dolayı istenilen verimi alabilmesi şu an için zor gözüküyor. Fedor Likholitov'un ameliyat olduğunu düşünürsek elde sadece Ismail Cevik ve Cevher Özer kalıyor.Şu anda konuşulan ve büyük bi aksilik olmazsa anlaştığımız söylenen Dragicevic ise; mücadelesi ve basketbol bilgisi ile şu uzuna ihtiyacolduğu dönemde ilaç gibi gelecektir.




    Ve Ergin Ataman'ın belki de hücum sistemleri arasında çok büyük verim aldığı 4 kısa ile oluşturduğu değişik hücum varyasyonları. Son olarak Nachbar ve Shumpert'i kullanarak oluşturduğu bu düzende Beşiktaş CT için bu düzene uyabilecek en uygun isim Ignerski olarak duruyor. Aslında Cevher Özer'i de bu düzen içerisinde koyabiliriz ancak eskisi gibi ayakları hızlı olmadığı için yani artık tam bir pota altı oyuncusu olduğu için Ignerski 4 kısalı düzende daha bir ön plana çıkacak gibi. Peki daha önceleri Shumpert'den veya Nachbar'dan oyun içinde aldığı katkıyı Ignerski'den alabilir mi ? Işte bu sorunun cevabını bende çok merak ediyorum. Ergin Hoca eğer Ignerski'den de istediği katkıyı alabilirse; Ergin Ataman'ın oyun içerisinde ki etkinliğinin meyvelerini toplamaya en yakın zamanda bağlayacağız demektir.


    Artık ne olursa olsun Ergin Ataman ile yeni bir dönem başlıyor;

    Dün de bu konu tartışılmıştı, takıma bakıyoruz; Mire Chatman kadro dışı, Cuneyt Erden sakat, Bekir Yarangüme formsuz. Serhat Cetin son macın hemen basında sakatlandı. Mustafa Abi son maça kadar hiç yoktu neredeyse. A.J. Ogilvy'nin savunma yapma alışkanlığı dahi yok. Fedor Likholitov da ameliyat oldu. Ignerski bana göre çok iyi bir takımda iyi bir miss match veya rakibin savunma direncini veya düzenini bozabilecek rol oyuncusu olabilir. Ismail Cevik, belki de ondan beklenilen katkıyı en iyi sekilde verebilen tek oyuncu. Cevher Ozer, yerliler arasında fark yaratması beklenen bir oyuncu. Ne olursa olsun son zamanlarda istikrarsız bir goruntu cizse de belli bir cizginin üzerine çoğu maç çıkabilecek seviyede bir oyuncu. Ve Allen Iverson işte böyle kurulu!!! bir düzende takıma alışmaya çalışıyor.

    Şimdiden 5 mağlubiyetin var, haftaya Efes Pilsen deplasmanına gidiyorsun ve önemlisi de istediği yerli transfer yapabilecek durumda da değilsin. Işte Ergin Ataman böyle büyük bir taşın altına elini soktu. Beşiktaş camiasına hayırlı olsun. Umarım bugünden itibaren Ergin Ataman ile Beşiktaş Basketbol Branşında hazırlanan projeler yerine getirilip yıllar sonra beklenen başarıya odaklı belli bir organizasyon sistemi kurulur.



    Son olarak eski koçumuz Burak Bıyıktay'ın hiçbir zaman unutamayacağım sözü ile yazıyı noktalayalım; Spor Mutlu Insanların Işidir.

    4 Ocak 2011 Salı

    Andray Blatche'in Triple Double Serüveni

    Günün olayı tabi ki de Hidayet Türkoglu'nun triple double'ı olunca şu videoyu da paylaşmadan da bu konuyu kapatmak olmazdı =)



    In Hedo We Trust



    Maç aslında çok ilginc basladı;daha maçın ikinci dakikasında Golden State mola almıştı. Hidayet de ilk 5 dakika da savunma istatistikler yanlıs hatırlamıyorsam 2ribaund 1asist 2 top calma idi o anda acaba double double yapar mı derken 2. yarının başında tüm istatistikleri 5-5-5-5 i bulmuştu. Ve maç sonuna doğru triple double için tam ümidimi kesmişken önce 3 lük isabet sonra da JJ Redick'e de asist yaparak 10 sayı 14 ribaund 10 asist ve 5 de top çalma istatistikleri ile triple double yapmayı başardı. Çok şanslıyım çünkü Hidayet'in yaptığı 3 triple double dan 2 sini canlı izleme şansı buldum. Maç da notları genellikle twitter üzerinden yapmıştım, şimdi twitterımdan bakınca hatırladım =) Jameer Nelson, Gilbert Arenas geldiğinden beri kendini ona ispatlamaya çalışıyor. Kardeşim otur bir sakinleş ya sen kimsin. Bu arada Hidayet Turkoglu'nun Orlando Magic forması ile üçüncü triple double nı yapmış oldu, Bu triple double ile Orlando Magic forması ile en çok triple double yapan oyuncu ünvanını da almış oldu.

    3 Ocak 2011 Pazartesi

    Nba'de Yılın Sonu


    1. San Antonio Spurs || 27/4: Dallas ile beraber Batı’nın en iyi takımlarından biri olan San Antonio Spurs geçen 15 günlük sürede sadece 1 yenilgi aldı. O da back to back maclarında yeni takaslardan sonra çok iyi bir konuma gelen Orlando Magic karşısında idi.

    2. Miami Heat || 25/9: Lig devam etmeye Miami Heat’de kazanmaya devam ediyor. Christmas dahilinde tüm süreci 8-1 ile geçen Miami’de yavaş yavaş çarklar da eksiksiz çalışmaya başladı. Christmas gecesinde primer time de oynanan ve tüm dünyanın izlediği Los Angeles Lakers maçının da kazanılması tüm lige de mesaj niteliğindeydi. Miami için koç dedikoduları da artık gönül rahatlığı ile bittiğini söyleyebiliriz.

    3. Dallas Mavericks || 24/6: Ligin bir diğer en iyi takımı Dallas Mavericks istikrarlı oyununu devam ettirdi. Batı’da yaşanacak olası yarı final eşleşmeleri heyecanını şimdiden Dallas taraftarlarından hisseder gibiyim.

    4. Boston Celtics || 24/6: Boston Celtics de bir türlü sakatlıklardan rahat bir nefes alamadı. Sezon başında beri yaşanılan sakatlıklardan dolayı bir türlü net bir rotasyon daha oluşamadı. Belki bu sakatlıkların playoff zamanı değilde şimdi gelmeleri daha hayırlı olmuş olabilir çünkü Boston Celtics playofflara karşı fiziksel olarak ne kadar hazır girerse o kadar fazla başarı gelir. Bu arada Rajon Rondo’da dün geceki Toronto Raptors maçı ile takıma tekrardan dahil oldu.

    5. Los Angeles Lakers || 22/10: Los Angeles Lakers da bu süreci 5-3 ile kapattı. Özellikle Christmas günü oynanan bir nevi mesaj maçında Miami Heat’e karşı kendi sahalarında alınan yenilgi bu sezonun bir rehavet içerisinde sanki devam ettiğini gösteriyor. Aslında şöyle bir gerçekte var 2 sene üst üste şampiyon olmuş bir takımda rehavet olmamasının imkanı yok.



    6. Utah Jazz || 22/10: Utah Jazz’da bu hafta içerisinde en sevindirici haber Mehmet Okur’un takıma tekrardan katılması idi. Mehmet Okur’un dönmesi ile Paul Millsap’ın hücumda ki top kullanım sayısı azalabilir. Ancak takım için hücumda set çeşitliliğini arttıracaktır. Çünkü Mehmet Okur’un hücum için takımda ki rolü büyük önem arz ediyor.

    7. Oklahoma City Thunder || 22/11: Bana göre ligin bu sezon en göze hoş basketbolunu oynayan Oklahoma City Thunder kendi istikrarlı çizgisini devam ettiriyor. Bir iki sene içerisinde çok ciddi parçalar takıma katılırsa iddialı bir konuma gelmemeleri içten bile değil.

    8. Atlanta Hawks || 21/13: Atlanta Hawks hala sezon başında ki o harika başlangıcın kredisini yiyor diyebiliriz. Kesinlikle dış savunmaya bir takviye yapmaları gerektiği düşüncesindeyim.

    9. Chicago Bulls || 20/10: Chicago Bulls’da Christmas’a çok formda girdiler. Ancak onları da sakatlar bir türlü ritm bulmalarına izin vermedi. Tam Carlos Boozer geri döndü rotasyon da netleşecek derken şimdi de Joakim Noah sakatlandı.

    10. Orlando Magic || 20/12: Üst üste alınan yenilgilerden sonra radikal kararlar alınması beklenen Orlando Magic yaptıkları takaslar ile yeniden Doğu’nun şampiyonluk adaylarından biri haline geldiler. Özellikle Hidayet Türkoğlu'nu yeniden takımın direksiyonuna geçiren Orlando cephesinde şu an için her şey çok güzel gidiyor.






    NBA # 1

    NBA # 2

    NBA # 3

    NBA # 4

    NBA # 5

    NBA # 6

    NBA # 7

    2 Ocak 2011 Pazar

    Iyiler Mutlaka Kazanır


    Arkadaşlarımın ısrarı nedeniyle yine dayanamayıp maça gittim. Maçta daha önce atılan bir sayı gecikmeli olarak Beşiktaş CT skoruna eklendi. Maça gidenler daha net görmüştür; Skorun eklendiğini farkeden Galatasaray CC koçu Oktay Mahmudi hakem masasına gelerek skor kontrolunu yaptı. Daha sonra benchine koşarak bütün takımı yanına toplayıp farkın 4 değil de 3 olduğunu ifade etti ve ona göre de büyük bir ihtimal planlarını değiştirmiştir. Oyun başladığında ise bir anda Ignerski'nin üçlüğü geldi ve skorda 71-71'lik eşitlik oluştu. Galatasaray topu oyuna sokar sokmaz ise Iverson'ın faulu geldi. Jest ve mimiklerinden zaten tribünde de anlaşılıyordu sayı eklendiğinden haberi yok gibiydi ve farkın da o ara hala 1 sayı olduğunu düşünüyordu. Işin aslı da aynen anlaşıldığı gibiymiş; Burak Bıyıktay Skyturk'te Basketbol Panorama programında Iverson'ın ona; " 1 sayı geride olduğumuzu sanıyordum " dediğini belirtti. Bir tarafta sayı eklendiğini görüp hemen takımını toplayıp haber veren Oktay Mahmudi öteki tarafta Iverson'a bile haber verilmemesi.

    edit: Geçmişe dönük olumsuzluklar o kadar fazla ki bugun özellikle Mustafa Abi'nin Efes Pilsen yıllarından kalma savunma performansını da gözardı etmemek gerekir.