rss
twitter

    18 Ekim 2009 Pazar

    Beşiktaş-Kasımpaşa Maçının Ardından



    Maçtan önce statda gerginlik hakimdi. Denizlispor maçındaki tribün olayları hala herkesin hafızasındaydı. Ama korkulan olmadı neyseki bu maçta tek bir ağızdan söylenen tezahüratlar birlik ve beraberliğin tekrar sağlandığının göstergesiydi. Gerek ısınmaya çıktıklarında gerekse maça çıktıklarında futbolcular tribünlere çağırılarak arkanızdayız mesajı verildi. Rüştü'nün tribünlere yaptığı tavır ise gözlerden kaçmadı.

    Maça dönecek olursak, artık stadyumdaki yada ekran başındaki taraftarlar Denizli'nin çıkardığı kadroyu yadırgamıyorlar. Her hafta şapkadan tavşan çıkaran Denizli'nin bu haftaki tavşanı 5 aydır top oynamayan ve alışık olmadığı önliberoda görev alan İbrahim Toraman'dı. Ama şunu belirtmek gerek 5 aydır top oynamayan bir futbolcu için gerçekten Toraman iyi oynadı. Maç eksikliği belli oldu oyunun son bölümünde gerçekten fiziki yetersizliği açığa çıktı. Ama Mustafa Hoca onu 90 dakika oyunda tuttu.

    Maça Beşiktaş hızlı başlayamadı neyseki Nihat ile erken bulunulan gol imdada yetişti. Nihat'ın gol atması kendisi açısından ilaç olabilirmi orası biraz şüpheli. Çünkü Nihat bazen sağ açık bazende sol açıkda görev yapıyor. Forvette oynadığı zaman ileride tek forvet olarak oynuyor. Nihat'ın bu şekilde oynatıldığı takdirde fazla gol atamayacağı herkesçe biliniyor. Ama dünkü Nihat daha istekli ve daha sağlamdı. Beşiktaş'ı ileriye taşıyan oyuncuydu. Kendi sahamızda erken bulduğumuz golle doğal olarak fark beklentisine girdik. Golden sonra Kasımpaşa defansı orta sahaya kadar çıktı. Nihat ve Bobo gibi süratli oyuncularla savunma arkasına sarkıp bol gollü maç olacağını sanan Beşiktaşlılar maalesef yanıldı. Lig sonuncusu Kasımpaşa karşısında kendi taraftarı önünde erken bulduğu golden sonra kontrollü futbol oynatıp rakibi kendi yarı alanında karşılayan ve taraftarı uyutan futbol oynatan zihniyete yazıklar olsun. Topu ayağında tutan, ileride basan Kasımpaşa takımıydı. Yani roller değişmişti. Beşiktaş'ın oynaması gereken futbolu Kasımpaşa oynadı. Takımda kimse taşın altına elini sokmak istemiyor, sorumluluk almıyor. Defanstan çıkan şişirme toplar ile pozisyon bulmaya çalışıldı. Koskoca Beşiktaş 4-5 pas üstüste yapamadı. Gerçekten üzüntü verici bir durum. Kasımpaşa'nın belki çok pozisyonu yoktu ama 90 dakika boyunca oyunun kontrolü onlardaydı. Hakeminde etkisiyle son dakikalarda geçen seneden alışık olduğumuz o geçmek bilmeyen dakikaları yine yaşadık. Neyseki çok kötü bir oyundan sonra teselli olarak 3 puanı aldık. Mustafa Denizli yine günü kurtardı. Ama Beşiktaş'a oynattığı futbol gelecek açısından hiç umut vermiyor. Tam 1 senedir bu takımın hocası ama gün geçtikçe Beşiktaş futbol olarak çağdaş futboldan dahada uzaklaşıyor. Kimin nerde oynadığı belli olmayan bir sistem ve tamamen yetenekli oyuncuların bireysel çabalarına mahkum edilmiş bir takım yapısı ile süper ligde bile lig sonuncusuna karşı oyun kontrol edilemiyorsa, şampiyonlar liginde Wolsburg karşısında ne yapacak bu takım gerçekten merak ediyoruz. Takımda sezon başından beri değişmeyen 3 adam Ferrari, Sivok ve Ernst. Bu 3 oyuncuda haftaya Eskişehirspor maçında cezalı. Haftaya Mustafa Denizli'nin şapkadan daha fazla tavşan çıkarması gerekecek. Çok sürpriz bir kadroya hazırlıklı olalım. Nobre'yi 4'lü defansta tandemde görürsek kimse şaşırmasın. Mustafa Denizli'nin ne yapacağını kimse kestiremez.

    Hakem Hüseyin Göçek hem Beşiktaş hemde Kasımpaşa açısından gerçekten çok kötü bir maç yönetti. Kasımpaşa'nın kesilen avantajları ve Beşiktaş aleyhine verilen penaltı ve akabindeki kırmızı kart. Pozisyonu canlı ve net bir şekilde gördüğüm için çok rahatlıkla Cenk'in kendini yere attığını söyleyebilirim. Son dakikalardaki eziyet için hakeme yüklenmeye gerek yok. Maçta goller dışında ortada gözükmeyen Beşiktaş takımı var. Koskoca Beşiktaş takımının kendi taraftarı önünde bu kadar kötü top oynamaya hakkı yok. Kötü futbolda Denizli'nin olduğu kadar futbolcularında çok büyük payı var. Artık Beşiktaş gibi Türkiye'nin en eski ve ilk spor kulübünde oynadıklarının farkına varmalılar. Denizlispor ve Kasımpaşa galibiyetleri sadece yaraya pansuman oldu. Taraftarın gözü Wolsburg maçında. Bu futbolla işimiz zor ama Almanya'dan gelecek bir galibiyet yönetim bazında değil ama teknik olarak yaraları iyileştirebilir. Futbolculara büyük bir özgüven getirir.

    Gecenin bence en güzel olayı tribünde söylenen ''Kim gelirse gelsin, adam gibi gelsin. Beşiktaşımıza iyi şeyler versin'' tezahüratıydı. Bu tezahürat kimsenin goygoyculuğunu yapmayan hiçbir menfaat beklemeden karşılıksız bir şekilde sadece Beşiktaş'ı seven milyonlarca Beşiktaşlının hislerine tercüman oldu.

    17 Ekim 2009 Cumartesi

    Besiktas 77-68 Daruşşafaka


    Maça geçmeden once salon yaşanan ilginç anektodları paylasmak isterim. Oncelikle salonun girişinde verilen kokteyl çok şıktı( kokteyl de bulunmasak da:) organizasyon acısından) ve Besiktas'ın şampiyon kadrosu da salonda idi. Bu organizasyonu saglayan herkes alkışı sonuna kadar hakketti. ( Bu organizasyon sayesinde o meshur Tom Davis'i de gormus olduk)

    Bir diğer dikkatimi çeken olay ise açıkcası biraz bizleri uzdu. Maçta en fazla 100-150 arası Besiktas taraftarı olmasına ragmen salonda ve cevresinde en az 50 ile 100 arası polis vardı. Nerede ise 1.5 taraftara 1 polis dusuyordu.

    Maça geçecek olursak ilk periyod da özellikle maçın başında yapılan sert savunma ve hızlı hucumlar ile rakibe ustunluk saglayan Besiktas'a karşı Davidson artı 4 kısaya donen Dacka 21-12 yenik durumdan periyodun sonunda 23-21'e getirdiler skoru. Bunda Davidson ve Hakan Demirel'in etkinliğinin yanında ek olarak da alınan hucum ribaundları da etkin rol oynadı.



    Maçın 2.çeyreginde Hakan'ın Polat'ın uclukleri ve Davidson'ın hucumda ki ekstra performansları ile maç dengede devam etti. Besiktas'da Engin'in eksikliğinden oturu bir turlu oyun içerisinde Chatman'ı dinlendirilememesinden oturu oyunda savunma yonunde istenilen direnc saglanamadı ve pota altını da 2.ceyrek de nerede ise hiç kullanamadığımızdan ilk yarıyı 40-38 geride kapattık.

    Ikinci yarı da ise tamamen toparlanan bir Besiktas vardı sahada Chatman-Cevher ve en önemlisi Haluk Kaptan'ın hem hucumda hem de savunmada inanılmaz katkısı ve bunun yanında Kevin Fletcher'ın kattıgı sertlik ve hucumda ki istikrarlı performansı ile fark bir anda açıldı.

    Maçın koptuğu an ise Chatman'ın ust uste 2 savunmada kaptığı top ve hemen akabininde Fletcher'e yaptıgı harika asist ile maç koptu ve maç sonuna kadar o fark korundu ve maçı Besiktas 77-68 kazandı. Dacka adına 2. yarıda en etkili olan isim Stefan Jackson'dı. Hatta bir ara 4 hucum ust uste Jackson içeriye drive ederek delicik ozelliğini kullanarak ya faul aldırdı ya da basket buldu.

    Son olarak da Mire Chatman gercekten buyuk bir jesti hakediyor ligin ilk maçında istatistikleri; 9 Sayı - 9 Ribaund - 7 Asist - 5 Top Calma bir guard daha nasıl bir ust duzey performans sergilyebilir ki ...

    14 Ekim 2009 Çarşamba

    Bay Başkan

    Bir milli maç arası daha milli takımımız ve ülke futbolu açısından hüsranla bitti. Maalesef her zamanki gibi Türk Sporu'nun temel problemi olan ''istikrar'' konusundaki eksikliğimiz yüzünden başarılı olduğumuz bir Euro 2008'den sonraki 2010 Güney Afrika'daki Dünya Kupası'na katılamıyoruz. Neyse biz dönelim annemizin ligine.

    Turkcell Süper Lig'dede durum Beşiktaş açısından milli takımımızdan farklı sayılmaz. Çok çalkantılı ve saha içinin hiç konuşulmadığı Denizlispor maçıyla lige ara vermiştik. Maçın başlamasıyla birlikte başlayan yönetime karşı öfke seli golden sonraki dahili stat anonsu yapılırkende dahil olmak üzere maçın son saniyesine kadar sürdü. Sahadaki skor kimsenin umrunda değildi. Beşiktaş taraftarı geçen senede yönetim istifa diye bağırmıştı. Ama daha sonra rakiplerin beklenmedik derecede kötü sonuçlar almasıyla beraber girilen şampiyonluk macerasının hatırına susup, şampiyonlukta kuşkusuz en büyük pay sahibi olmuştur. En büyük pay sahibi diyorum çünkü; Geçen sene oynadığımız futbolun kalitesi ortada. Heleki şampiyonluk maçımız olan Galatasaray maçındaki futbol hala hafızalarımızdaki tazeliğini koruyor. Denizlispor maçındaki tepki takımın kötü gitmesiyle ilgili değildi. Bu tepki 6 yıllık Demirören yönetiminin icraatlerine karşı olan tepkiydi. Ama renkli basın bu tepkiyi ''Daha 3 ay önce şampiyonluk kutlamaları yapılıyordu takım 6 hafta kötü gitti diye böyle tepki olmaz'' şeklinde basite indirgemeye çalıştı. Oysa biraz hafızalarını yoklasalar 6 yıldır bu taraftarın hiçbir şekilde teknik direktörüne hiçbir zaman istifa çağrısında bulunmadığını, her zaman yönetimi istifaya davet ettiğini görebilirlerdi. Ama hepimizin bildiği gibi sadece görmek isteyen gözler görebilir.

    Denizlispor maçında olacak tepkiyi bilen Demirören kendince önlemler almış. Bedava bilet dağıtarak organize bir şekilde bu grupları tribünlere yerleştirdi. İstiklal Marşı biter bitmez hemen kendi oturduğu protokol tribününün altında kendisi aleyhine açılan pankartı karga tulumba indirip tekme tokat dövülen taraftarın dayak yiyişini izlerken acaba neler hissetti? Kadın, kız çoluk-çocuk demeden tribündeki insanlara 15-20 kişilik gruplar halinde tabiri caizse tekme tokat dalan üzerinde Beşiktaş ile ilgili hiçbir materyal bulunmayan grupları tam karşıdan izlerken neler hisseti acaba? Maçın 35. dakikasında stadı terketmek zorunda kalanları oturduğu yerden gördümü acaba? Bir başkan düşünün kendi taraftarını dövdürmek için organizasyon yapıyor. Dünkü açıklamasında tribünleri temizleyeceğini ve camiayı kendisine destek vermeye çağırıyor. Camia derken kimleri kastediyor. Taraftarı kastediyorsa kendi tuttuğu adamları bile Kayserispor maçını uzatma dakikalarında kendisini istifaya davet ediyordu. Kayserispor maçından sonra geçen 2 haftada ne değiştide bu arkadaşlar Demirörenci oldu onlara sormak lazım. Eğerki kongre üyelerini kastediyorsa o konuda bütün Beşiktaşlıların şüpheleri var. Çünkü Süleyman Seba'dan sonra kulübe diğer takım taraftarlarının üye yapıldığını biliyoruz. Tabiki birde seçim zamanlarında insanların vaatlere göre fikir değiştirdiğinide biliyoruz. Kongreye 3 ay kala yönetimin istifası pek akıl karı değil. 3 ay sonra yapılacak kongrede üyelere çok büyük iş düşüyor. Verecekleri oylar Beşiktaş'ın resmen geleceğini çizecek. Milyonlarca Beşiktaşlının vebali onların boynunda. Sandıkdan çıkacak sonuca tabiki saygı duyacağız. Ama Bay Başkan şunu unutmasınki Beşiktaşı değil Süper lig şampiyonu, Şampiyonlar Ligi şampiyonu yapsada bu taraftar kendisine olan saygısını ve inancını kaybetmiş, kendisinide istemiyordur. Camia dediğimiz olgu sadece kongre üyelerinden oluşmuyor. Bu kulübü karşılıksız, hiçbir çıkar gözetmeden seven milyonlarca taraftarı var. Artık onların sesine kulak vermenin zamanı gelmedimi Bay Başkan?

    2012



    Onumuzde ki ay için yine birkaç film tavsiyesinde bulunmak istedim;

    Oncelikle en çok merak ettiğim filmlerin başında 2012 filmi geliyor. Sırf o grafik harikası cekimlerin hatrına bile gidilmesi gerekilen bir film oldugunu dusunuyourm. Film 13 Kasım günü bütün dunya ile aynı anda Türkiye'de de vizyona girecek.

    2 gun sonra vizyona girecek olan Nefes filmini de unutmamak gerekir. Yanlıs hatırlamıyorsam yaklasık 1, 1,5 sene once izlediğim fragmanın hala etkisindeyim.

    Ermal Kuqo Efes Pilsen'de !


    Ermal kararını Efes Pilsen'den yana kullanmış. Bize de artık hayırlı olsun demek duser. O kadar uzun oyuncunun bulundugu rotasyonda ozellikle Euroleague'de ne kadar sure alacagını merakla bekliyoruz ?? Dipnot olarak gecmek istediğim bişey daha var; bu transferden sonra Efes Pilsen oynadıgı Euroleague maclarına giden benim gibi birkac kişiyi de artık kaybetmiş oldu.

    Pamesa Valencia'dan ayrılan ve bir süredir Efes Pilsen ile görüşen Ermal Kurtoğlu, yuvaya dönüş yaptı. Milli oyuncu bu sabah Lacivert - Beyazlılar ile masaya oturdu ve 1 yılı kulüp opsiyonlu 2 yıllık sözleşmeye imza attı.
    Efes Pilsen'de transfer bütçesinin aşılması ve Kerem Gönlüm'ün cezasının hala netlik kazanmaması nedeniyle bir türlü sonlandırılamayan transfer bu sabah netleşti. İstanbul'a gelen Ermal Kurtoğlu, Efes idarecilerinin üst üste yaptığı toplantılar sonucunda yuvasına döndü.

    13 Ekim 2009 Salı

    Ermal Transferinde Son Durum


    Son gunlerde transfer de en büyük gündem maddesi olan Ermal Kurtoglu'nun yarın Türkiye'ye gelecegi ve Efes Pilsen ve Besiktas ile goruseceği soyleniyor. Bakalım son kararı ne olacak.
    Kaya-Kasun-Santiago-Nachbar ve cogu zaman 4 numaralı pozisyon da oynayan Shumpert li rotasyonda sure almak için caba sarfedecegi takım Efes'i mi yoksa Baxter-Fletcher-Cevher ile birlikte takımın seviyesini direk yukseltecek hatta takımın yıldızı olacabileceği ve hatta daha once bircok oyuncu da oldugu gibi gostereceği performans ile ileride 6 sıfırlı kontrat yakalama şansı oldugu Besiktas'ı mı tercih edecek ??

    Mire Chatman || Son Yılların En Ilginc 15 Saniyesi


    Chatman son saniye basketi
    by bjkbasket

    12 Ekim 2009 Pazartesi

    Besiktas 91 - 85 Kepez Belediyesi


    Ilk Yarı Itibari ile;

    Skor acısından 43-40 Besiktas ustunlugu ile gecildi. Kepez Belediyesi'nin maçın basında ki inanılmaz uc sayı yuzdesi ile öne sıcraması ile acılan fark özellikle Chatman'ın kısalara baskısı ve Fletcher ve Cevher ikilisinin hucumda pas dagıtımında onemli rol oynaması ile ilk yarıyı Besiktas 43-40 onde gecti.

    Eksiler;

    - Oncelikle gecen sezon ki en buyuk kanayan yaramız olan Muratcan Guler'in kotu performansı devam ediyor. Ne savunmada katkısı var ne de hucumda Akatlar'da artık ilk macta "Yeter Muratcan Guler, Yeterr " diye tezahuratlar baslayabilir.

    - Ikinci en buyuk eksiğimiz ribaundlar. Cok sayıda hucum ribaundu verdik. Ozellikle Haluk'un kesinlikle ribaundlara katkıda bulunması lazım.

    - Brad Newley'i hiç dinlendirmiyoruz nerdeyse. Sonucta fiziksel olarak ust duzey bir oyuncu degil Newley. Ozellikle sert savumalara karşı direnci cok cabuk dusebilir. Tamam hucumda yeterli katkı alınıyor olabilir ama Newley'i dinlendirmemiz lazım.

    Artılar;

    - Ilk yarı itibari ile göze çarpan en buyuk değişiklik; hucumda ki inanılmaz top paylasımı ve olusan hucum setleri. Ilk yarı da gozume carpan en az 5 hucum seti izledik. Hakan Demir ile neredeyse bu sayı 2 bile degildi. Gercekten ozlemişiz.

    - Göze çarpan bir diğer özellik ise kesinlikle dinlenmiş Chatman'ın 6 dakikada nasıl oyunu hemen cevirmesi. Iste Engin'in transferinin ne kadar buyuk bir anlam kazandıgını birkez daha şahit olduk. Oyun içerisinde dinlenerek 25 dk oynayan Chatman 'dan cogu zaman max. katkıyı alacagımızı dusunuyoruz. Iste aynı paralellikte Newley'i de dinlendirmemiz şart.

    - Bir diğer dikkatimi çeken olay ise; hiç şuphesiz Newley'in hucumda katkısı. El uzerinden atmasını birak kendi şutunu dahi kendi yaratabiliyor. Newley uzun yıllar boyunca aradıgımız pure shooter tipine uyan bir şutor.

    Mac Geneli;

    Macın sonunda galibiyet getiren isim olan Chatman'ın inanılmaz uclugu ile 91-85 skorla alınan galibiyet Efes Pilsen'in işine yaradı. Yanlız son 16 saniyede fark 5 iken neden illa şut kullanılır anlamak mumkun degil hiç riske edilmeyecek bir olay iken koçun haberi ile yapılan hucum ise coaching hatası eger oyuncu bireysel olarak o sutu kullanmışsa tamamen oyuncu hatası ile Kepez Belediyesi bir nevi kendi şansını kendisi tepmiş oldu.

    Ilk yarıda ki degerlendirmelerimiz o kadar dogru ki, Ikinci yarıda sanki hoca da aynı dusuncede idi. 2. yarıda Muratcan Guler hiç sure almadı. Ve en onemlisi dinlenmiş bir Chatman'ın macın en krtik anlarında takıma nasıl direk katkı sagladıgına sahit olduk.

    Alex Gordon'ın inanılmaz yuzdeli oyunu olmasa mac ikinci devre 15'e giderdi. Hem hucumda hem de savunmada 3 oyuncu donusumlu olarak max. verimlilikle oynuyor. Hucumda bu isimler Newley-Chatman Cevher. Savunmada ise bu isimler Fletcher-Haluk ve Engin. Engin'den yeterli savunma katkısı alınamasa da olası Ermal transferi ile savunma yonu olması yeterli olacak 3 numara ile butun delikler kapanacaktır.

    Takımın en buyuk artısı cok cesitlili hucum sistemleri. Takımda 4 oyuncuya ozel ayrı ayrı hucum sistemleri gozumuze carpıyor. Ozellikle Newley ve Cevher için hazırlanan hucum setlerinde ki top paylasımı zona karsı Fletcher'ın kendini yuksek posta cekerek kısa oyuncunun adamından kurtulması ile hucumda 2'e 1 yakalaması gibi onemli set hucumlarına sahibiz.

    Takımın en buyuk eksileri ise hiç kuşkusuz Muratcan Guler'den savunmada ve hucumdan hiç alınamayan katkı ve verilen hucum ribaundları.

    Ermal Kuqo ve Besiktas 2010


    Son yılların en iyi kadrosunun oluşmasına ramak kaldı.
    Bu transfer de önümüze engel çıkmazsa yılın en iyi yerli transferini yapmış olacagız bundan kimsenin şuphesi olmasın. (Hatta sozlesmenin Chatman gibi 1+1 oldugu konusuluyor)
    Dipnot: Bugun Besiktas, Kepez'i 4 sayı farka kadar yenerse Efes Pilsen Turkiye Kupasına veda ediyor.

    10 Ekim 2009 Cumartesi

    EFES PİLSEN 81 - BEŞİKTAŞ 80


    Maç öncesinde maçla ilgili genel düşüncem, yenilsek bile maç sonunu başabaş oynamamız gerektiğiydi. Bir şekilde son çeyrekte maçın içinde kalmalıydık. D spor'un azizliğinden dolayı ancak 2. devreyi izleyebildim. Ancak ilk yarı istatistiklerinden bakınca Efes'in 15 / 22 lik veya %68 lik yakın atış yüzdesi, oluşan farkın nerden kaynaklandığını hemen gösteriyordu. Onun dışındaki bütün istatistikler denkti.

    Bu noktada Kaya ve Kasun faktörüne karşı fiziksel olarak bir cevabımız olmadı. Baxter skor anlamında çok iyi bir devre geçirmesine karşın savunmada oldukça yavaş ve ellerini kaldıramayacak kadar bitkin olması da buna sebep oldu. Nitekim 2. yarıda Kasun'a verdiği hücum ribaundundan sonra kenara alındı ve koç olumlu bir hamle yaparak Fletcher' a döndü.

    Ancak önceki hazırlık maçlarında olduğu gibi 5 - 7 dakika arası oyunun her iki yanında yine maçtan kopuk. Stabil hücumları savunmada yapılan ikili oyun hataları ve birebir de çok kolay geçilme ile kaynaklanan basit sayılar izledi. Bu noktada zaten Efes farkı 21 sayıya kadar çıkardı.

    ÇEYREK BAŞINA YENEN SAYI

    En diri olduğumuz ilk periyot ve son periyotda 20 altı hedefini bulurken 2. ve 3. çeyrekler ise tam bir hüsran oldu. Özellikle dış adam savunmasında birebir de kolay geçilme hastalığı halen devam ediyor. Buna ek olarak ikili oyunlarda kısa adamın ek yardım getirmesi çok riskli bir hamle. Bunun rakibin pas kanalını kapatmak amacıyla yapıldığı belli ancak bu eğerki iyi uygulayamıyorsanız çok büyük riskler geitiryor. Birincisi rakip devrilen uzuna pası geçirdiğinde savunma dengesi tamamen bozuluyor. İkincisi rakip uzun buna ek olarak pasör ise diplerden 3 lük veya kat ile kolay sayıyı potamızda görüyoruz.

    Savunmada yapacağımız çok net iki husus var. Birincisi Kasun gibi adamlara ya pas aldırmamak, alsalar bile potadan uzakda almalarını sağlamak (bir kez bunu yaptık ve hemen hatalı yürüme ile top kaybı yaptı). İkincisi ise bire bir savunmanın iyi olması.

    UZUN ROTASYONU

    Takımın öncelikli opsiyonları olan Baxter ve Cevher'den tam randıman alamıyoruz. Her iki oyuncuda belinden sakatlık geçirdi. Form ve kondisyon açısından zamana ihtiyaçları var. Ancak bu noktada şu an için sevindirici gelişme Fletcher 'ın performansı. Bir çok kişi beklemese de özellikleri göz önüne alındığında şahsi olarak bu tür bir performans bekliyordum ve şu ana kadar yanıltmadı. Kasun'un arkasında rahatlıkla durabilmesi orta ve uzak mesafe şutu olması ve ek olarak hızlı hücumu bitirebilmesi özellikleriyle kadro yapımıza tam oturan bir isim oldu.

    Efes maçı gösterdi ki takımın bu noktadaki en önemli eksiği1 tane daha Fletcher gibi bir uzunumuz olmaması. Şu anda yerli piyasadan Fatih Solak ilk akla gelen isim ancak Avrupa pasaportlu benzer bir oyuncuda rahatlıkla düşünülebilir.

    ENGİN ATSÜR

    Sakatlıktan çıktığı için yapılan değerlendirme tam bir görüş vermeyebilir ama savunmada yer tutma konusunda ciddi skıntı yaşadığı bir gerçek. Özellikle ikili oyunları iyi oynayan bir oyuncunun bunu savunmada fiziksel handikapını oyun bilgisiyle aşacağını düşünüyordum. Ancak bu maçta bunu göremedik. Rakibe ya çok yanaşıyor ya da çok uzaklaşıyor ve buna ek olarak perde yapılıp yapılmadığını kollamak için arkasına bir an bakıyor ve o anda Ender gibi oyuncular hemen içeri penetre ediyor. Son bahsettiğim husus takım iletişimi ve beraber oynarak düzelecek bir durum.

    SON HÜCUMLAR

    Chatman'ın maçın galibini belirleyeceği son hücum sanki bir dejavu gibi Galatasaray serisinin son maçıyla aynı şekildeydi. Bu noktada bir çalışma yapmadığımız veya yapılan çalışmanın sahada uygulanamadığı gözüküyor. Elimizde Newley gibi bir secenek varken ikili oyunlar veya perdeler üzerinde çift opsiyonlu setler üretebiliriz. Efes - CSKA maçını dikkatle izlediyseniz CSKA nın bu konuda başarılı olduğu görülebilir. Bir ikili oyun sonrası sadece uzuna bağlı değil diplerden kateden iki oyuncularını sete dahil ederek iki hatta üç opsiyonlu hücum ediyorlar.