rss
twitter

    29 Ağustos 2008 Cuma

    Yeni Goruntusu ile Efes Pilsen 2009

     Sezona Ergin Ataman yönetiminde sil baştan başlayan Efes Pilsen, kadrosunu da yeni sezon öncesi büyük ölçüde yeniledi. Geçen sezon Beşiktaş Cola Turka ile çok başarılı bir sezon geçiren Ergin Ataman kendisi ile beraber büyük başarılar elde ettiği Sinan Güler, Kaya Peker ve Preston Shumpert’i de Efes Pilsen’e getirdi.

     

     

    Efes Pilsen tarihinde Euroleague’de Final Four yaptığı sezonlarda takımın başında hep Ergin Ataman vardı ve çalıştırdığı yıllarda başarıyı yakalarken yaptığı en kilit hamle her seferinde Avrupalı oyun kurucu transferi olmuştur. Bu sezonda tercihlerini geçmiş dönemde çok yüksek potansiyele sahip olan ve Avrupa’nın önemli şutorleri arasında gösterilen ancak yaşadığı sakatlıklardan sonra genç yaşta istikrar sorunu yaşayan Milos Vujanic’i tercih ederek kapattılar. Belki de Vujanic hamlesi ile beraber yapılan Engin Atsür hamlesi de daha bir anlam kazandı. Çünkü kolej kariyerinde Kirk Hinrich gibi bir guard olması beklenen Engin takımı çok iyi yönetebilmesi ve bunun yanında basketbol IQ sunun çok iyi olması ile biliniyor. Bu doğrultuda Engin ile Vujanic i beraber oynatarak rakiplerinin savunma konsantresini pas alışverişini azaltmaya yönelik olmasını sağlayabilir.

     

    Bütün yabancılarını yollayan Efes Pilsen’de dış rotasyonda Charles Smith,Bootsy Thornton, Sinan Güler,Preston Shumpert ve kadrolarında bulunan Mustafa Abi ve Cenk Akyol ile sezona giriş yapıyorlar. Bu isimler arasında Cenk Akyol ve Mustafa Abi rotasyon dışında kalabilecek gibi gözukuyor. Hem Ender Arslan’ın da varlığı düşünülürse ara ara Vujanic’i iki numaraya kaydırıldığında rotasyon içerisinde yabancı oyunculardan birinin de verimliliği düşük olabilir. Charles Smith daha çok kendi şutunu yaratabilen çok iyi bir şutor , Preston Shumpert’de Charles Smith kadar olmasa da geçen sezon oyununa çok şey katan ve savunmasını da standart düzeye getirebildi.

    Ancak ne Thornton kadar sert ne de Smith kadar iyi bir şutor olmaması rotasyon içerisinde süre olarak onu bu iki oyuncunun arkasında bırakıyor. Ergin Ataman sistem içerisinde daha çok kısa oyuncuların içeriye driveları ile savunma konsantresini dağıtıp veya oyun başında uzunları kullanarak rakip uzunların dirençlerini düşürüp dışarıda ki oyuncuları aktif olarak kullanmaya çalışır.

    Euroleague’de ki hedefler ve lig de ki beklentileri baz alırsak uzun maratonda Smith 33 yaşında olması Thornton ‘ın da istikrarlı bir şutu olmaması dolasıyla Shumpert’in sezon boyunca göstereceği performans takımın başarıya ulaşabilmesi için kilit nokta olacaktır. 

    Son olarak transfer edilen Mario Kasun daha önce Nba de Orlando Magic’de forma giymişti. Nba’de 28 maçta 2.9 sayı, 2.1 ribaund ortalamaları ile oynadıktan sonra Barcelona ile 2006 yılında 3 yıllık sözleşme imzaladı. Ancak yaşadığı sakatlıklardan sonra geldiği Barcelona da bir turlu beklentileri karşılayamamış. Gecen sezon 31 maçta 15 dakika ortalama süre alarak 8 sayı 3.3 ribaund ortalamaları tutturdu. Almanya’da şimdi Murat Didin’in çalıştırdığı Opel Skyliners’da 2003-04 sezonunda ULEB CUP’da 10 maçta 13.6 sayı, 8.8 ribaund ortalamaları ile mücadele eden Kasun Avrupa’da ise Alman Ligi takımlarından RheinEnergie Koln, Hırvatistan’da Zrinjevac Zagreb ve Gorica takımlarında da formaları giymişti. Aslında Mario Kasun daha çok Milli Takım kariyeri ile biliniyor. 2005 Avrupa Şampiyonası’nda Hırvatistan takımı ile 11.4 sayı, 6 ribaund ortalamaları ile mücadele ederek Avrupa piyasasında bir anda hit olmasını sağlamıştı ve Avrupa’da Barcelona’ya transfer olmuştu. Ancak hiçbir zaman Avrupa kariyeri Milli Takım’da gösterdiği performans gibi olmadı. 

      Uzun rotasyonunda diğer bir transfer ise Yunan Milli Takım kaptanlığını da yapmış tam bir görev adamı ve her koçun isteyebileceği oyunculardan olan Michalis Kakiouzis transfer edildi. Aslında Efes Pilsen’e uzun zamandır böyle dışarıdan istikrarlı şutu olan bir uzun transferi edilmemişti. Belki de bu sezon ki en iyi transferleri de olabilir çünkü; Kakiouzis’ in varlığı Kasun,Kaya Peker ve Kerem Gönlüm’ün çok üst seviyede bir performans sergilemesine yardımcı olabilir. Kakiouzis’in savunmacısını her zaman dışarı çekmesi ile içeride diğer uzunlara çok rahat hareket alanı bırakmasını sağlayacaktır. Kasun,Kaya ve Kerem gibi sert içeriyi çok rahat domine edebilecek uzunlar da olduğu surece her daim Kakiouzis’in varlığı takım için çok olumlu yansıyacaktır. 

      Ergin Ataman yine istediği ve kendi sistemi içerisinde gerektiği zaman sert, tam saha baskı yapabilecek, gerektiği zaman içerde çok rahat skor bulabileceği ve en önemlisi gerektiği zaman dışarıdan da kalburüstü şutorlere sahip bir takım kurdu. Ergin Ataman’lı yeni görüntüsü ile Efes Pilsen takımı bu sezon hedeflerine ulaşabilecek hem başarılı bir koça hem de her türlü sistem içerisinde yer alabilecek bir kadroya sahipler …

    http://www.ajansspor.com/yazarlar/ismailarslan/h/20080829/yeni_goruntusu_ile_efes_pilsen_2009.html

    27 Ağustos 2008 Çarşamba

    Shumpert'in Bonservis Sorunsalı


    Geçen sezon Beşiktaş Cola Turka'da harika bir sezon geçiren ve takımının hem Uleb Cup da ki başarısında hem de Beko Basketbol Ligi'nde ki normal sezon liderliğinde önemli pay sahibi olan Preston Shumpert Efes Pilsen ile 2 yıllık anlaşma imzalandığı belirtilmişti.

    Ancak Shumpert'in sözleşmesinde de yer aldığı gibi Türkiye Liginde bir takımda oynaması için Efes Pilsen'in Beşiktaş klubune 325 bin dolar bonservis parası ödemek zorunda olduğu biliniyordu.

    Geçtiğimiz günlerde  Efes Pilsen'in daha önce anlaştığı oyuncu Preston Shumpert'i sağlık kontrolunden geçirdiği ve basına da bonservis krizi çözüldüğü bilgisi yansıdı. 

    Ancak hala Efes Pilsen'in Beşiktaş Klubune bonservis ücretini ödemediği öğrenildi. Ve ödemediği sürece dePreston Shumpert'e Türkiye Basketbol Federasyonu lisansı çıkartılamayacağı ve ligde de oynayamayacağı düşünülürse, bonservis ücreti ödenmediği takdirde Efes Pilsen Shumpert'den sadece Euroleague'de yararlanacak ..

    http://www.ajansspor.com/basketbol/tbl/h/20080827/shumpertin_bonservis_sorunsali.html

    23 Ağustos 2008 Cumartesi

    Giricek Transferi ve Fenerbahce'de ki Son Olusum


    Geçtiğimiz yıl başarılı bir sezon geçiren ve Türkiye Basketbol Liginde Şampiyon olan ve Euroleague’de ise yarı finalin kapısından dönen Fenerbahçe Ülker’de sezonun bitmesi ile yaprak dökümü de başlamış oldu. 

    Önce James White ile yeni sezonda beraber olmayacaklarını açıkladılar ardından geçtiğimiz sezonun sonlarında takımın başarısında çok önemli katkıda bulunan Kinsey Cleveland ile ve son olarak da taraflı tarafsız herkes tarafından beğenilen oyun kurucusu Willie Solomon da Toronto ile sözleşme imzalayarak NBA’in yolunu tuttular. 

    En büyük kayıp hiç kuşkusuz Wille Solomon idi çünkü; Başarı eşittir Willie Solomon. Bu yadsınamaz bir gerçek! Kariyeri de bunu apaçık göstermekte. Avrupa kariyeri boyunca her sezon şampiyonluk kupası kaldırabilen yegane oyuncu da olması onun Avrupa basketbolunda ne kadar değerli bir oyuncu olduğunu gösteriyordu. 

    Bogdan Tanjevic yönetiminde Fenerbahçe Ülker Willie Solomon’un yerine oyun kurucu mevkine Marques Green’i ve James White’ın yerine de Devin Smith’i transfer ederek ilk transferlerini gerçekleştirdi. 
    Geçtiğimiz yazılarda bilgilendirdiğimiz gibi Green için kısa bir özet geçmek gerekirse; Türkiye'de 2006/2007 sezonunda Casa Ted Kolejliler'de forma giyen Marques Green normal sezonda 17.3 sayı, play-offlarda ise 14.6 sayı ortalama tutturmuştu. 

    Geçtiğimiz sezonu da İtalya'nın Air Avellino takımında geçiren Marques Green İtalya Kupası'nı kazanmasında da takımı adına önemli bir rol oynadı. İtalya Ligi'nde ise 13.1 sayı 6.5 asist ve 3.6 top çalma istatistikleri ile oynadı. 33.5 dakika ortalama ile oynayan Marques Green, İtalya Ligi'nde 17.7 Efficiency'e (Verimlilik) sahip bunu 40 dakikaya vurduğumuz da 21.1 gibi bir oran ortaya çıkıyor, bu da ligde takımı adına winner tarzı bir performans sergilediğini gösteriyor. 

    Pozisyon bilgisi baz alındığında ise; ligde ortalama 12.6 ortalama ile farklı set içerisinde yer alan olan Marques Green'in takımı adına set içerisinde yüzde 77 gibi yüksek bir orana sahip olması da başarılı olduğunu gösteriyor. 

    Madalyonun diğer yüzünden de bakarsak; yadsınamaz bir gerçek var ki o da son yıllarda Italya Basketbolun da ki düşüş ile beraber Italya liginde ki istatistiklerin pek bir güvenirliğinin olmaması bunun yanında ne Marques Green ne de Devin Smith hiçbir Euroleague tecrübesinin de olmaması kafalarda biraz olsun soru işareti uyandırıyor. 



    Yeni transferlerin ardından takımda Solomon gibi ligi domine edebilecek bir oyuncu eksikliği çekildiği gözükmekte idi ve Türkiye’de ilk kez Ajansspor’da şahsım tarafından açıklanan Gordan Giricek transferi gerçekleşti. 

    Açıkcası Solomon gittikten sonra Fenerbahçe Ülker'in ligi domine edebilecek bir oyuncu eksikliğini Giricek ile giderecektir. Giricek hiç kuşkusuz bu sezon Avrupa’nın en iyi şutorleri arasında yer alacaktır. 

    Bogdan Tanjevic Euroleague’de nasıl bir rotasyon sağlayacağı da merakla beklenmekte. 
    Şu anda en büyük soru işareti ise Solomon’dan sonra transfer edilen ve hiçbir Euroleague maçı tecrübesi olmayan Marques Green’in, Diamantidis, Papaolukas, Jasikevicuis gibi guardlar karşısında ilerleyen turlardaki performansı, Fenerbahçe Ülker’in de Euroleague'de ki kaderini belirleyecek. 

    Aslında Tanjevic ara ara denediği oyun kurucusuz sistemini de bu sezon devam ettirirse ki Milli Takımda da bunu sıkça deniyor, bu düzende yalnızca Preldzic bu rolü üstlenebilir. 

    Devin Smith’in böyle bir özelliğinin bulunmaması Giricek’in ise direncini oyun kurucu mevkiinde oynatarak düşürmek rakip takımın ekmeğine yağ sürmek gibi olur ama Preldzic bu role yavaş yavaş alıştığını da geçen sezonun sonlarına doğru gösterdi. 

    Türkiye Ligi'nde ise; 3+2 kuralını düşünürsek ve Ömer Aşık’ın da 2009 yılına kadar oynamayacağı varsayarsak, geçen sezon da olduğu gibi Vidmar istikrarsız bir görüntü çizerse önümüzde ki sezon uzun rotasyonunda ara ara sıkıntı çekebilirler. 

    Gerci bunu da Preldzic’i 4 numaraya çekerek giderebilirler. Dış rotasyonda zaten Türkiye’nin en etkili oluşumuna sahip olan Fenerbahçe Ülker’de Ömer Onan, Damir Mrsic, Emir Preldzic, Devin Smith, Gordan Giricek ve takıma yeni katılan Serhat Çetin ile her türlü savunma çeşidine karşı önlem alabilecek hamleler yapabilecek bir rotasyona sahipler. 

    Özellikle bu sezon Fenerbahçe Ülker’e karşı alan savunması yapan takım sayısı çok az olacak gibi çünkü hemen hemen bütün dış oyuncuların istikrarlı dış şutu bulunmakta. Bogdan Tanjevic’in geçen sezon birçok maçta takımı ipten alan Solmon gittikten sonra takımı nasıl yönlendireceği nasıl basketbol oynatacağı merak konusu olsa da Fenerbahçe Ülker bu sezon da Türkiye Ligin de finalin en büyük favoriler arasında yer alıyor.


    http://www.ajansspor.com/yazarlar/ismailarslan/h/20080823/giricek_transferi_ve_fenerbahcedeki_son_olusum.html

    22 Ağustos 2008 Cuma

    Paha Bicilemez; Elvan Abeylegesse #8 ~ Pekin 2008


    Olimpiyatları'nda 10 bin metrede gümüş madalya kazandıran, gururumuz Elvan Abeylegesse 5 bin metre finalinde de 2. olarak 2. gümüş madalyasını kazandı. 10 bin metrenin birincisi Tirunesh Dibaba, 5 bin metrede de Etiyoplalıların taktiği ile kazanmasını bildi. Ama Elvan nasıl yarıştır oyle son 400 metre attıgı depar ustune ustluk son cabası gayreti yani tek cumle ile Helal Olsun Elvan Abeylegesse ! Ozellikle son tura 3. sırada giren Abeylegesse, yaptığı atakla 15.42.74'lük derecesiyle 2. sırada yer alarak, Türkiye'ye oyunlarda 2. gümüş madalyayı kazandırdı. ilk defa bir Turk sporcu Olimpiyatlar da 2 madalya birden kazanıyor.  Bu mac için en guzel yorumda bence eksisozlukde azuth nickli arkadaştan gelmiş;

    Türkiye'nin olimpiyat reklam fiyaskosu = 1.4 milyon dolar 
    gümüs madalyaya verilen ödül = 1500 cumhuriyet altını 
    pekin olimpiyatlarinin çin'e maliyeti = 42 milyar dolar

    Elvan'in yarış sonrasi gülüşü = paha biçilmez...


    Tebrikler Yakup Kılıc #7 ~ Pekin 2008


    Olimpiyatlar da bugun de gunu madalya ile açtık. Erkekler Boks kategorisinde ülkemizi 57 kg'da temsil eden Yakup Kılıç, yarı finalde karşılaştığı Ukraynalı rakibi Dunya ikincisi Vasily Lomachenko karşısında çok zorlanarak 10-1 gibi bir skorla ringten yenik ayrıldı  ve bronz madalya kazandı.  Tebrikler Yakup Kılıc' a farklı bir branşta bayrağımızı dalgalandırdıgı için ...

    Kura Şansızlığı # Bahri Tanrıkulu ~ Pekin 2008


          Tekvando da beklenen karşılaşma gercekleşti ve Turkiye' nin yetiştirdiği önemli tekvandoculardan olan  Bahri Tanrıkulu 2004 Atina Olimpiyatları'nın finalinde yenildiği ABD'li Steven Lopez e kaybederek  final şansını rakibinin de ceyrek finalde yenilmesi ile de madalya şansını yitirdi.

          Cok buyuk çekişmeye sahne olan mucadele de ilk raundda mesafe kontrolünü çok iyi yaparak rakibine teknik yapma imkanı vermeyen Bahri Tanrıkulu raundu 0-0 tamamladı. İkinci raundda da kontrollü oyununu sürdüren Tanrıkulu, son saniyelerde rakibinin karın bölgesine yaptığı vuruşla puan aldı ve bu raundu 1-0 önde geçti. Bahri Tanrıkulu, son raundun ilk saniyelerinde başına aldığı darbeyle 2-1 yenik duruma düşse de rakibinin ceza puanı almasıyla skor 1-1 oldu. Fakat raundun son 1 dakikalık bölümünde üstünlüğü ele geçiren ABD'li tekvandocu, arka arkaya 2 sayı alırken, rakibine faullü vuruş yapan Bahri Tanrıkulu da 1 ceza puanı aldı. Böylece ABD'li Steven Lopez müsabakadan 3-0 galip ayrıldı. Ne diyelim sağlık olsun Kura Şansızlığı bu olsa gerek ...

    Bom-Bom "Bobo" Totenham Yolunda !



        Sene başından beri ha gitti ha gidecek denilen ama kendisinin her roportajında burada mutlu oldugunda ve Beşiktaş da kalmak istediği iafe eden Bobo' nun son taliplisi de Ingiltere' nin guclu kadrolarına sahip takımlarından Totenham klubu oldu. Yerel basın dışında dun de ulusal basına da yansıyan haberde Totenham klubu Besiktas' a 5 ile 6 milyon pound arası bir teklifte bulundugunu Bobo' ya da 4 yıllık bir teklif yaptıkları belirtildi.

       

    Hatta şimdiden Totenham forumlarında bile Bobo' ya lakap bile bulunmus "Bom-bom Bobo" . Forumlarında sadece Besiktas forması ile 84 macta attıgı 54 gol istatistiği ve Liverpool a attıgı gol konuşulmakta.  Ilginc olan da boyle bir istatistiğe sahip bir oyuncu su anda sanki yollanmak isteniyor gibi bir hava oluşması en kotu yanı ise bu denli vitrin yapmış Milli Takım kapısı aşındıran Bobo' nun da Beşiktaş' ı benimsemesi ve ayrılmak istememesi.  Ancak bu oluşum oldugu surece Bobo' nun Totenham'a gitmesini isterim cunku burada kalırsa daha cok ugraşırlar Bobo ile hem artık o bizden biri gibi orada atacagı gollerle bizi de gururlandırıcaktır.  Son olarak olurda transfer gercekleşirse Work Permit yani Iş Iznı sorunu karşına çıkacagı da aşikar . Ama her ne olursa olsun ilk geldiği gunu hatırlıyorumda yazılanlar çizilenler filan helal olsun Bobo' ya bir oyuncu işte boyle kendini geliştirmeli...

    21 Ağustos 2008 Perşembe

    Azim, Cesaret, Basarı || Zamanı Geldi ;Bahri Tanrıkulu ~ Pekin 2008


        Turkiye' de Tekvando deyince artık akla ilk gelen isim Bahri Tanrıkulu, özellikle 2004 Atina Olimpiyatlar da sakat sakat hatta tam 11 defa omzunun cıkmasına ragmen final oynamıştı. Azmi, cesareti oyun disiplini ile tum sporseverlerin gonlunde taht kurmustu. Ancak finalde ABD lı rakibine kaybetmişti.  Ve yarın karşısında yine gecen sene finalde kaybettiği ABD lı ile bu sefer daha ilk turda karşılaşacak. Erken final dedikleri bu olsa gerek. Hadi Bahri Tanrıkulu Tum Kalbimiz Seninle ...

    Bahri Tanrıkulunun Basarıları;

    Vikipedi;

    2004 Yaz Olimpiyatları'nda tekvando 80 kg'da finale kadar yükseldi. Ancak finaldeki ABD'ki rakibi Steven Lopez'e yenilip Olimpiyat ikincisi oldu. Ayrıca Bahri Tanrıkulu 1997 İtalya Turnuvası'nda Büyük Erkeklerde ikinci, 1998 yılında Hollanda'da düzenlenen Avrupa Şampiyonasında üçüncü, İspanya'da yapılan İspanya Turnuvasında ikinci (genç) büyüklerde üçüncü, 1999 Kanada'da yapılan Dünya Şampiyonası'nda 2. (büyükler) 2000 yılında Yunanistan'da yapılan Avrupa Şampiyonası'nda birinci, Kore'de yapılan Kore Turnuvası'nda birinci, 2001 Dünya Şampiyonu, 2002 Avrupa Şampiyonu ve Dünya Kupası ikincisi oldu. 2007'de Çin'in başkenti Pekin'de düzenlenen Dünya Tekvando Şampiyonası'nda erkekler 84 kiloda dünya şampiyonu oldu. Bahri Tanrıkulu spor hayatını halen İstanbul Büyükşehir Belediyespor'da devam etmektedir. Bahri Tanrıkulu ayrıca 2007'de Çin Bejing'de yapılan Dünya Şampiyonası'nda 84 kg'da dünya şampiyonluğunu elde etmiştir. Pek çok maça sakat çıkıp kazanmıştır.

    Daha Ne Denilebilir ki; Senna Hayırlı Olsun ....


    Bugun Fenerbahce Spor Klubu resmi sitesinden şoyle bir açıklama gelmiş;

     
    "Dün tarihli pek çok gazetede yer alan bazı haberlerde başkanımız Sayın Aziz Yıldırım'ın, Futbol Federasyonu Genel Kurulu'nda delegeler ile yaptığı sohbette, "Senna için kulübü 24 milyon Euro istiyor, bu yüzden alacağımız isim o değil" şeklinde konuştuğu iddia edilmektedir. 
    Bu haberler doğru değildir. Sayın Başkan'ımızın bu konu ile ilgili kesinlikle bu şekilde bir diyalogu olmamıştır"

    Bu açıklama ile beraber artık Senna hem Fenerbahce' ye hem de Turk futboluna hayırlı olsun diyebiliriz. Fenerbahce acısından bence cok pahalı olsada cok verimli olacagı kesin. Ispanya yı geçtim Tum Avrupa 'da en begendiğim on liberolarından biridir. Aragones - Senna - Emre - Guiza açıkcası Aziz Yıldırım klubu bu noktaya getirmesi ile buyuk bir tebriği hakediyor ...

    Marca ya gore de 20 milyon euro bonservis bedeli konuşulmakta;

    http://www.marca.com/edicion/marca/futbol/1a_division/villarreal/es/desarrollo/1156429.html



    Branş Dediğin Boyle Olur; Tekvando #5-6 ~ Pekin 2008


        Olimpiyatlar' da yavaş yavaş madalyalarının sayısı artmaya basladı. Aslında Olimpiyatların başında Tanrıkulu kardeşler dışında madalya fazla beklenmeyen tekvando dalında erkekler 68 kiloda mücadele eden Türk sporcu Servet Tazegül, bronz madalya için çıktığı repesaj müsabakasında Perulu rakibi Peter Lopez'i 1-0 mağlup ederek bronz madalyaya ulaştı. 

         Bununla birlikte madalya beklenen kişilerden 57 kiloda Azize Tanrıkulu, gümüş madalya kazanmayı bildi. Azize Tanrıkulu Malezyalı Teo Elaine'yi 7-4 çeyrek final müsabakasında da ABD'li Diana Lopez'i, uzatma raundunda aldığı puanla 2-1 yendi. Tanrıkulu, yarı finalde ise Hırvat Martina Zubciç karşısında oldukça zorlanmasına karşın 5-3 galip gelmeyi bildi ve finale yükseldi. Finalde ise Güney Koreli Suejong Lim ile karşılaştı. Cok buyuk çekişmeye sahne alan final macında son saniyelerde Güney Koreli sporcunun aldıgı puan ile müsabakadan da 1-0 galip ayrıldı. Boylelikle Azize de gumus madalya kazanmış oldu. Darısı abisinin basına umarım Olimpiyatlarda ki ikinci altınımızı bu branşta kazanırız.