rss
twitter

    15 Haziran 2009 Pazartesi

    Futbol Devrimi || Abramovic Oncesi ve Sonrası
























    Yukarıda ki tabloda Ingiltere Liginin transfer de harcadıgı para analizi gozukmekte. Kronoloji olarak olarak gidersek; 1950'li yıllarda Premier Ligin en pahalı transferi £65,000' a John Charles Juve den Leeds United'a imza atarak basarırken.
    30 yıl sonra 1980'li yıllarda ligin en pahalı transferi ilk kez 6 sıfırlı transfer olarak tarihe gecen £1,180,000 ' a Trevor Francis Birmingham'dan Nottingham Forest'a transfer olmayı basarıyor.
    1986 yılında ise en buyuk rakama transfer satışı gerceklesiyor ve once £2.3 milyona Mark Hughes Man. Utd'dan Barca'ya, Ian Rush ise Liverpool'dan Juventus'a £3.2 milyona sozlesme imzalayarak tarihe geciyor.
    Ilk 10 milyon kusurluk transfer ise 1996 yılında Alan Sherar 15 milyon pound a Blackburn'den Newcastle'a imza atıyor.
    Ve Premier Ligin degeri artıkca ve gelirlerde aynı orantıda yukseldikce 2002 yılında en buyuk transfer gerceklesiyor ve £29 milyon pound a Rio Ferdinand Leeds United'dan Man. United'a transfer oluyor. Boyle yuksek rakamlara sadece istisnai takımlar transferler yaparken bir anda Roman Abramovic ile baslayan ve Man. City ile devam eden klup satışları bu rakamları inanılmaz boyutlara getirdi.



    Milad olarak da belkide Chelsea'nın satışı olarak gormek hiç de zor olmasa gerek. Ingiltere de ki wikipedia da soylenildiğine gore 2003 yılından bu yana tam £600 milyon harcama yaptıgı soylenmekte tek tek transferleri buraya girmeye gerek yok ama futbol da bir devrimi baslattıgını da soylemek gerekir.







    Manchester City de Chelsea'nin yolunu izleyerek hisselerinin %75’i 2007 yılının Tayland’ın eski başbakanı Thaksin Shinawatra tarafından 80 milyon pound satılır. Man. City'nin satılması ve harcanan paralar da bir anda dengeleri alt ust edecek duzeye gelse de Sportif acıdan Chelsea gibi beklenen bir cıkıs yakalanamaz.





    Ardından yetmiyormuş gibi 360 milyon dolara Abu Dabili United Group'a satıldı ki serveti Abromovic'in en az 10 katı idi. Bakalım ilk senesinde Robinho ve bircok oyuncu transfer etmesine karsın ligde cok istikrarsız bir sezon geciren City belki de yeni sezonda beklentiler ışıgında en cok merak edilen takım ..







    Jo'ya 20 milyon pound Robinho ya 33 milyon pound lar vererek Roman Abomovic'in baslattıgı transfer piyasasında cıtayı cok daha yukarılara cıkaran City, Avrupa futbolunda da bu tur olanakların saglamasına ışık olabilir. Darısı Mansimov'un basına diyip Besiktas'da tek care oldugunu dusunmekteyim.

    TBL Seyirci Ortalamaları !!


    Ozellikle Avrupa ulkelerinde basketbol branşında seyirci gelirleri kluplerin cok buyuk gelir kaynaklarındandır hatta yayın gelirlerinden sonra en buyuk kaynaktır. Ama bizim ulkemizde hiçde oyle gozukmemekte;







    Takım Seyirci
    Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi 2.890,0
    FB Ülker 2.856,7
    Bandırma Banvit 2.401,0
    Pınar Karşıyaka 1.799,7
    Mersin Büyükşehir Belediyesi 1.776,7
    Kepez Belediyesi 1.757,7
    Türk Telekom 1.396,7
    GS Cafe Crown 1.331,3
    Aliağa Petkim 1.208,1
    Oyak Renault 1.203,3
    Antalya Büyükşehir Belediyesi 1.066,7
    BJK Cola Turca 626,7
    Casa TED Kolejliler 556,7
    Efes Pilsen 391,7
    Darüşşafaka Cooper Tires 316,7

    14 Haziran 2009 Pazar

    Engin Atsur @ Besiktas


    Efendiliği ile kişiliği ile saygınlıgı ile tam Besiktas'a yakısacak bir oyuncu. Zaten Besiktaslıdır da. Yıllar once bende Pertneviyel de kısa bir sure bulunmustum idmanlar da ailesi daha o yasta maclarını videoya cekerdi. Cok efendi ve cok saygılı idi. Onu Besiktas forması ile gormeye az kaldı. En sonunda yerli oyuncular arasında en begendiğim oyuncuyu almak uzereyiz. Dünya gençler şampiyonasında Hırvatistan'a attıgı 41 sayı hala dillerde. Birde hocanın da haber1903 de işaret etmesi ile daha fazla umudum var artık bu transferde cok buyuk yetenek uzun soluklu bir kontrat imzalanırsa Besiktas basketbolunda efsane olacagından ve oyun gorusu ile de chatman ile beraber harika bir ikili olacaklarından suphem yok.

    The Hedo Turkoglu Story !














    There are differences between the terms underrated and inappropriately-rated, especially as they relate to hindsight — one is susceptible to it and the other is not.

    Take Steve Nash(notes) for example. There once was a time when the BC-born soccer player was a mere afterthought in elite level basketball discussion. As the years since tell us, Nash would ultimately thrive given the appropriate situation, the world took notice and the "underrated" tag was lost forever. Due to the public (and the league's) misperception, Nash flew under the radar until the truth was exposed. We all adjusted accordingly and a star was born.

    The case of Hedo Turkoglu is a similar, albeit more tragic, example and it's the latter word that sets the two apart. For years the man has been one of the most effective basketball players in the NBA, but unfortunately, he will never share the recognition of teammate Dwight Howard(notes) or sidekick counterparts like Josh Howard(notes) or Pau Gasol(notes).

    While players like Nash, Ben Wallace(notes) and more recently Chauncey Billups(notes) have all taken turns out-performing the expectations people had set for them (earning "underrated" and eventually "legitimate" status along the way), their emergence to the forefront comes more from the general public realizing that what they thought to be true was, in reality, false. These ex-role players and roster fillers had simply come into their own.

    With Turkoglu, the ones who know him understand that good things happen to those around him, and such has been the case since even before 2008's Most Improved Player award. In the form of buzzer-beating jumpers and eerily silent contributions of near 20-5-5, Turkoglu contributes to teams in ways we logically should, but can't quite appreciate.

    We know his track record but we deny his status as one of the league's more valuable players. The most sickening part about it is that we don't even know why we do it. For this reason, Turkoglu distinguishes himself from what are, in actuality, the inappropriately-rated players (think young Nash or pre-Detroit Billups), players who were always capable, just misused. The lack of credit that we give Turkoglu, despite witnessing his personal and team success, contradicts his substantial worth as a player. As far as underrating is concerned, isn't that the true definition of the term?

    Hedo Turkoglu isn't the most handsome pig in the pen, nor the most articulate or flashy but his contributions to the Orlando Magic and to the NBA are significant. If coaches and general managers ever got together in a dark, dank basement to assemble their own Frankenstein-like basketball hybrid, one can assume that the ultimate result would turn out similar to Turkoglu. Given his lumbering aura but more complicated essence, the analogy makes sense.

    Hailing from the Turkish fringe of Europe, Turkoglu boasts the height of a genuine power forward with the same circulatory ice water that runs through the veins of guards Ray Allen(notes) and Jamal Crawford(notes). His utilitarian ways have paced the Orlando Magic all season long and his intangible existence is what the Los Angeles Lakers fear most (okay, second most) heading into the NBA Finals.

    Compared to the players who have seen their stock rise from "underrated' to ... "normal rated," hindsight will have no such positive effect on Turkoglu's legacy because years down the road fans, media and coaches alike will be just as confused about the things he did on a basketball court.

    All of that said, facts don't lie and so with every step the Magic take, the Turkish delight becomes more and more of a legitimate force where it matters most; in the win column.

    But just as we have in the past, we will see this and look away, never truly realizing that Hedo Turkoglu is giving us something we don't even know we want.


    http://sports.yahoo.com/nba/blog/ball_dont_lie/post/Underrating-underratedness-The-Hedo-Turkoglu-st;_ylt=AsoxnI7efZW8naTplFb8Du68vLYF?urn=nba,168036



    Milyar dolarlar verseydik bu kadar reklamımızı kimse yapamazdı. Helal Olsun be Hido. Sen ve Mehmet Okur basketbolu bıraktıgında bi 20 yıl sizin seviyenize gelebilecek bir Turk oyuncu olabileceğini sanmıyorum.


    Gurovic Out ! Rakocevic ve Jankunas In !


    Sezon basında belkide en cok merak edilen 2 oyuncudan biri idi Gurovic. Giricek sakatlıklarla butun sezonu gecirirken Gurovic once cezalar ardından da sakatlıklardan sonra o da ligimizde pek bir varlık gosteremeden sezonu bitirdi. Duyduk ki Kızılyıldız'a geri donuyormus hatta 10-15 dk da olsa Kızılyıldız da genclerle oynamak istediğini belirtmiş Eee bana da bu yaşta 1 milyon kusur para verseler bir sonra ki sezon vefa gostereceğim takıma giderim. Bazı yabancılar Turkiye'ye tatile gelir bazıları ise oynamaya Gurovic bu yasta guzel bir tatil gecirdi diyebiliriz birde ustune o kadar para alarak. Bu sezon ligde toplam oynadıgı mac sayısı 15 cift haneli sayı urettiği mac sayısı 5.

    http://www.sportando.net/eng/europa/esteri/2751/gurovic_wants_to_play_again_for_red_star.html





    Rakocevic icin yapılan acıklamalarda onumuzde ki sezon 3 takımdan birinde forma giyeceği soyleniyor. Siena-Efes veya Tau. Charles Smith cok iyi bir savunmacı olabilir ama hucumda cok bireysel bir oyuncu oldugu icin bir turlu takım oyunu icerisine monte edilemedi. Rakocevic, Aynı Charles Smith ve Gurovic tarzı bir skorer o da cok şut endeksli bir oyuncu ama diger oyunculara gore bir artısı takıma baglı oynar cıkıp dışarı top alıp kendi sutunu yaratmaya calısmaz takım ona her zaman sut yaratır. Rakocevic Efes'e gelirse ki ihtimali yuksel Italya'da o kadar para verilmiyor Euroleague icin onemli bir hamle olacaktır.





    Efes Pilsen 'in pota altı hamlesi ise gercekten muthis. Yası Draft için çoktan geçsede bircok NBA Scoutlarının takip ettiği Jankunas Efes Pilsen ile anlaşmış. Hayırlı olsun. Efes Pilsen icin gercekten cıtayı yukseltecek bir tercih. Bir 4 numarada olabilecek butun yetenekler Jankunas da var. Artık genc Avruplılar Nba de tutunamaycagı cok iyi bildiğinden Avrupa'nın onde gelen kluplerini tercih etmeleri de artık Nba sevdalı oyuncuların sayısının azaldıgının gostergesi olsa gerek. Bir de gelecek sene en az 2 Avrupalı oyuncu kuralı dusunuldugunde de lig icinde onemli verim alınaacaktır.

    Basketbol da Yine Yeni Yeniden ||Dış Rotasyon Ismi Gecenler ; Mustafa Abi - Murat Kaya - Ersin Gorkem

    Bu sezon ki istikrarsız sezondan sonra acıkcası cok fazla şevkim kalmamıştı, bir de yogunluk da eklenince blog ve ajansspor da ki yazıları yavas yavas aksatmaya en sonunda da ne yazık ki bir sure sonra bu yazı işleri ile ilgilenememeye baslamıstım.

    Yine herşey silbaştan baslıyor. Ama bu sefer tek fark aynı kocla devam ediyoruz. Dış rotasyonda elimizde Haluk Yıldırım ve Omer Unver var. Omer zaten fazla sure almıyordu Haluk Yıldırım da yası itibarile artık surelerinde daha bir azalma olacaktır. Gectigimiz yıldan Muratcan Guler ile de devam edilmeme taraftarıyım. Aldıgı maas ile dogru orantılı olarak bir turlu belirli bir istikrar yakalayamadı sut istikrarı ise hala aynı telekom da gecirdiği yıl oyununu geliştirmek yerine daha da geriye atmış. Dış rotasyonumuzda bizle ismi gecen oyunculara bakacak olursak;




    1) Mustafa Abi


    Gectiğimiz sezonu sakatlıklar ile bogusarak geciren Mustafa Abi eskiden oldugu gibi yine Besiktas da kendini bulabilir. Muratcan Guler den cok daha tecrubeli ve cok daha iyi savunmacı olan Mustafa Abi'nin ceza sutları da yine Muratcan Guler'e gore cok daha iyi duzeyde.

    Edit: Muratcan Guler ile yeniden anlasıldıgı icin artık Mustafa Abi defteri de kapanmıs durumda.














    2) Ersin Gorkem



    Ersin de Turkiye standartlarında onemli bir skorer. Savunmada ne kadar aksasa da hucumda yeterli seviyede performans sergileyebiliyor. Sanırım bircok takımın transfer listesinde zor bir transfer gibi gozukmekte ama hangi takım alırsa da o takım adına onemli bir hamle olacaktır.













    3) Murat Kaya



    Aşağıda ki post da belirttiğim gibi yerli piyasasında onemli isimlerinden biri. "Murat Didin doneminde cok almaya calıstık ama Galatasaray ile 3 yıllık sozleşme imzalamıstı. Sozlesmesi bu sezon sonu bitiyor. 3 yıl once almayı basaramamıstık umarım yeni sezonda takıma kazandırırız." Cok begendiğim bir oyuncu ve her sene oyununa bir kademe yukselten bir oyuncu.

    16 Nisan 2009 Perşembe

    Yeni Sezon da Yerli Piyasası

    Normal sezonun bitmesine artık 4 hafta kaldı. Ve sözleşmesi biten bir çok oyuncu artık yeni sezonların planlarını kuruyor olmalı. Ligimizde sozleşmesi biten kalburustu sayılabilecek makul sozleşmeli oyunculara bakmak gerekirse;


    1) Evren Buker



    Hiç kuşkusuz bu yıl çok verimli bir sezon geçiriyor. Muratcan Guler'in kontratı da dusunuldugun de daha makul olup cok daha yarar sağlayabilecek bir oyuncu.






    2) Murat Kaya


    Murat Didin doneminde cok almaya calıstık ama Galatasaray ile 3 yıllık sozleşme imzalamıstı. Sozlesmesi bu sezon sonu bitiyor. 3 yıl once almayı basaramamıstık umarım yeni sezonda takıma kazandırırız.







    3) Asım Pars




    Serbest kalacak uzunlardan Oguz Savas - Kerem Gonlum - Ermal Kurtoglu'yu bir kenara bırakırsak belki de piyasada ki en iyi verim alınabilecek yerli 5 numara.






    4) Ümit Sonkol


    Kariyerinin en iyi doneminde yani gecen sezon biter bitmez. Mersin ile sozlesme imzaladı. Bu sezon Mersin'de ilk 18 hafta 10 sayı üzerinde sayı bile bulamadı. Eski performansından cok uzakta. Yine de önemli bir bench derinliği katacak seviyede bir oyuncu.









    5) Erkan Veyseloglu



    Gecen sene iyi bir rol oyuncusu olan Erkan bu sene Banvit de cok fazla goze carpmamasına ragmen yine de ust seviye de onemli roller alabilecek kapasite 3+2 yi dusunursek iyi yerliler de takım da onemli parca olacaktır. Madem Omer Unver den yararlanılmıyorsa Haluk'un yanında yerli bir uc numara daha bulunması lazım.



    6) Engin Atsur




    Şu anda sakatlıgı bulunsa da artık TBL de patlama yapacak bir sezona ihtiyacı var Engin gibi takım oyununa önem veren her daim takım disipline sahip bir oyuncu. Engin transferi demek Chatman'ın ara ara 2 numara oynaması demektir. O kadar gözle gorunur cok spektekif bir guard degil belki ama takım oyunu dusunulurse takıma her anlamda direk katkı sağlayabilecek bir oyuncu. Bir takımda Engin ve Haluk varsa başka ne istenir ki ...





    7) Yunus Çankaya

    Son maçlarda önemli katkılar veriyor. Şut stili Serkan Erdogan'a cok benziyor. Ama hucumda tek eksiği şut atarken topu elinden cok yavas bırakıyor. Savunma olarak da hiçbir zaman boş vermeyen disiplinli bir savunması var belki fiziksel olarak cok eksiği olsa da bench de derinlik yaratabilir.

    8) Fatih Solak

    Sadece ve sadece olası rotasyon da pota altında sertlik kazandırabilecek bir oyuncu. Açıkcası Burak Hoca'nın sistemine uymayan bir oyuncu oldugunu dusunuyorum.

    Yeni Sezon da Alınabilecek Avrupa'lı Uzunlar

    Bilindiği gibi gelecek sezon 3+2 kuralı uygulandığın da en az 2 oyuncu Avrupalı olması lazım. Chatman ve Baxter'ın varlığı ve takımda kalması ihtimalini de dusunecek olursak pota alında muhakkak bir Avrupalı uzun transfer edilecektir. Takıma yararlı olabilecek Avrupa pasaportlu birkaç uzuna goz atmak gerekirse;

    1) Nikolaz Tskitishvili



    2002 Nba Draftında 5. sıradan seçilerek belki de cok buyuk baskı altında kalıp Nba'de bekleneni veremedi. Olowakandi - Robert Traylar ve Darko Milicic den sonra Nba'nin en kotu draftı seçildi. Bu kadar olumsuzlar ust uste gelince Avrupa'da da ki kariyeri gecen sezon Sevilla ve bu sezon da Teramo basket ile devam ediyor. Şutu cok iyi olan ama bir turlu istenilen sertliğe erişemeyen yetenek genc uzun takıma katkı sağlayacagını dusunuyorum. Cunku Avrupa'da ismini tekrardan duyurma zamanı geldi.








    2) Pops Mensah - Bonsu




    Ingiliz pasaportu taşıyan Mensah gerek NBA de gerek de Badalona'da isminden sıkca bahsettirdi. Bu sezonun ortalarına dogru NBDL'e giden Monsu akabinde Spurs ve Toronto ile 10 ar gunluk sozlesmeler imzaladı su anda bosta. Çok yararlı olabilecek ve tam aradığımız bir uzun ve ingiliz pasaportuna da sahip daha ne istenebilir ki hızlı hucuma yatkın bir sistemimize Chatman - Baxter'ın yanına alınabilecek makul en iyi uzun oyuncu.

    http://en.wikipedia.org/wiki/Pops_Mensah-Bonsu


    3) Nick Fazekas



    Ncaa'i az biraz takip edenlerin bile cok yakından tanıdığı Alman pasaportlu uzun Fazekas cok değil 2-3 seneye kalmaz ismini daha sık duyarız. Nba'de klasik uzun oyuncuların cektiği sıkıntıyı cekip cok sert oyuncu olamadıgı icin tutunamadı. Herkes onu 2006 da drafta girmeyi bekliyordu. Eğer 2006'da drafta girseydi kesin ilk 20 de secilirdi ama bir sene sonra girmeyi tercih etti ve 34.sıradan Dallas tarafından secildi. Sene başında Belcika'da Oostende takımında baslayan Fazekas daha sonra Fransa'nın yolunu tutup Asvel takımına transfer oldu sezonu da Fransa'da tamamlar. Fazekas gibi bir oyuncuyu transfer edip en az 3 yıllık sozlesme imzalamak gerekir. Bu kadar yetenekli bir uzunun pişmesini bekleyen Avrupa'nın buyuk takımlarına yedirmemek icin. Gidip Pekovic veya Teletovic'i alamayacagımıza gore kendimizin bir yıldız yaratma vakti geldi. Fazla masrafı olmayan ama cok yetenekli bir uzun almanın ve 2 veya 3 yıllık sozlesmenin imzalamanın tam sırası. 2 defa genclerde 3 kez de ncaa de kendi konferansında yılın oyuncusu secilmiş. Kolej de ki son yılında da en iyi Amerika kadrosunda yer almıs bir uzun. Umarım en yakın zamanda bizimkilerinin dikkatini ceker.

    17 Şubat 2009 Salı

    Besiktas Cola Turka | Savunma ve Hucum Sistemleri Uzerine

    Sezon başından bu yana bir türlü hücumda istenilen seviye de olamadık. Hucum da kısıtlı olsak da çoğu zaman Chatman ve Baxter'ın kişisel yetenekleri ile oyunda tutunabiliyoruz. (Zorluk derecesi yuksek maclarda goz onune alındıgında) Ancak geçtiğimiz yıllarda süre gelen savunmamız da ki gayret veya direnci ne yazık ki bu sene gösteremiyoruz. Özellikle son Efes Pilsen maçında yapılan savunma düzeni gerçekten cok zayıftı ve yenilginin açıkca nedeni yapılan Alan Savunmasından geciyordu. Ilk 20 dakika da yenilen 54 sayı herseyin acıklaması olsa gerek.

    Alan Savunmamız 3-2 olmak uzere iki uzunlu bir düzende oynadık.






















    Ancak ilginc olan bu duzenle ne zaman oynasak ozellikle ilk yarı nerdeyse potamızda min. 2 sayı görmemizdi. Hatta 6 pas da cok rahat icerden buldukları sayıyı da ekleyebiliriz.































    Duzene baktığımızda ilk goze batan yanlış 2 uzunlu Alan Savunması yapıp 3-2 oynamak olsa gerek. Top ne zaman cizgiye gelse kaymalarda Cevher yetişene kadar C.Smith veya o koşede bulunan kısa oyuncu nerdeyse 2 defa ucluk kullanacak kadar vakit bulabiliyor. Arkada 3 lu tutuluyorsa kaymalardan oturu kesinlik tek uzun oynamalı idi ve bu duzen ne yazık ki rakibin ekmeğine yağ surdu. Umarım ilerleyen gunlerde aynı hataları yapmayız hele ki yine Alan Savunması denersek ve arkada 3-2 duzende Cevher-Wesson ikilisini kullanırsak yine aynı senaryoyu izleriz gibime geliyor. Cevher kayma sırasında Smith gibi hızlı top cıkaran bir oyuncu yetişmesi imkansız.































    Biz arkada cift uzunlu Alan Savunmasını ne zaman oynasak rakibimizin setleri de hep aynı oldu. Resimde de belirttiğim gibi ya C.Smith endeksli koseden uclukler veya uzun kısa organizasyonu ile içerden bulunan basketler. Mac içerisinde de neden hala Alan Savunmasında ısrar edildiğini anlamasak da mac sonunda Salih ile sohbet ederken cok basit bir matematiksel sonuc herseyi acıklıyor gibiydi; 10 kere Alan Savunması yapsak 30 sayı yapıyor zaten ...


























    Hucum da ki yerleşimimiz genellikle bu sekilde oluyor gerci hucum diyince herkesin aklına gelen ilk isim Omer Unver oldugunu dusunuyorum. Acıkcası savunması yuzunden oynamadığı deniliyor ama bu takımda Adem Oren oynuyorsa Omer hayli hayli oynaması lazım. Mac bası 20 dakika (abartmıyorum) oynatıp ona ozel 2-3 hucum seti hazırlansa o da bu rolun ustesinden kesinlikle geleceğine inanıyorum. Ve o guveni kendinde buldugunda cok verimli bir oyuncu olacagından hiç suphem yok. Son macta Adem yaptıklarını herkes gordu anlatmaya gerek yok. Zorluk derecesi yuksek maclar da Adem yerine Levent Bilgin'in olması daha kabul edilebilir. Hucum da ki dizilişimiz genellikle resimde ki gibi Muratcan oyunda oldugu sure zarfında genellikle kose de beklerken Haluk Yıldırım oyunda oldugunda daha hareketli olup ara ara içeriye dalışları ile rakibin duzenini bozabiliyor veya dışardan dış şutlar kullanıyor.



























    Genellikle Baxter-Chatman endeksli dağınık bir hucum anlayışımız olsa da hucum duzenimiz içerisinde Chatman endeksli hucum performansları takımın hucumda direncini sağlıyor. Ara ara denediğimiz ama basarılı oldugumuz birkac seti burada gostermek istiyorum. (cunku diger set hucumlarımız ya cok dagınık ya da anonim :) )























    En cok tuttugum hucum seti aslında Baxter-Wesson endeksli olan ikili oyun sonucunda atılan dış şut veya içeride savunmacısından kurtulup kullanılan şut denemesi. Açıkcası gecen sezon ki Nicevic- Shumpert ikili oyunlarını izledikten sonra (Hele Shumpert in ani içeriye dalıp attıgı basit gozukup ama bi o kadar zor hazırlanan basketleri ve dışarıda uzun ile yaptıgı 4 pasla attıgı dıs sut setleri hala akılları ve database imizin bir kosesinde) biraz zor alışsak da yine de en yuzdeli oldugumuz hucum setimiz bu gibi duruyor.

    26 Ocak 2009 Pazartesi

    Basketbol'un Aurelio'su; J.J. Redick



        Oncellikle o kadar yogun bir sene yasıyorum ki blogun varlığını bile unutmus durumdaydım :). Son gunlerde cok şaşırdıgım bir haberi paylasmak icin hemen bloga haberi gecmek istedim cunku guncel olarak federasyona yakın veya gelişmeden direk haberdar olan bir arkadaş daha net bir bilgilendirme yapabilir. 

       Geçtiğimiz senelerde sıkça gündemi meşgül eden yabancı oyuncuların Milli Takım forması giymesi konusu ileri ki bir zamanda yeniden gündemi meşgül edeceğe benziyor. Geçen sene önce Willie  Solomon akabinde birkaç yabancı oyuncu daha basına teklif gelmesi durumunda Milli Takım formasını seve seve giyebileceklerini iletmişlerdi. Aynı şekilde Milli Takım Antrenörü Bogdan Tanjevic tarafından da bir yabancı oyuncuya Milli Takım forması giydirebilecekleri de basına yansımıştı. Bugüne gelirsek o yabancının Orlando Magic forması giyen J.J. Redick olduğu dedikoduları yayılmaya basladı. J.J. Redick'e Ay Yıldızlı formayı giydirmek icin teklifte bulunulacakmış. J.J. Redick bilindiği gibi Ncaa tarihinin en iyi şutorlerinden birisidir. Duke cıkışlı olan (Nedendir bilinmez  bir çok Duke çıkışlı oyuncu bir turlu profesyonel basketbol kariyerlerini en ust seviyeye çıkaramıyorlar) J.J. Redick 24 Haziran 1984 doğumlu olup NBA kariyeri boyunca Orlando Magic forması ile 13.3 dakika ortalama ile sahada kalıp 5.3 sayı 0.8 asist ortalamaları ile oynadı. J.J. Redick Nba de fiziksel eksikliklerinden dolayı o sertlikte başarılı olması için oyununa ekstra bişeyler daha katması gerekir. Ancak Avrupa Basketbol'un da çok büyük bir yıldız olabilir. Milli Takım için şütör eksikliğini de göz önünde bulundurursak 2010 Dünya Şampiyonasında belki de çok daha iddialı konumda girmemizi sağlayan bir hamle olabilir.